Yanardağı Felsefesi


(Zilan Damla Polat) #1

Öykü Seçkisi’nde okumak için: https://oykuseckisi.com/yanardagi-felsefesi/



Aklımda çok şey yokmuş ama azıcığı da ekmekle sıyrılmış gibi. Yok yok tavada yumurta değil. Hayır kimse menemen sevmiyor. Aslında ben mağazanın kasanın kuyruğunda elimde ki kıyafetlerin parasını ödemek için beklerken yanardağı felsefesi beynimi şampuanla yıkamış. Evet, Panten Altın Kelebek ödül töreni. Mavi saçlı işkembeler. Tamam kabul içtim azıcık. Kuyrukta beklemeden önce. Zaten sarhoş olmasaydım… (DEVAMI…)


(Selçuk Gökhan Kalkanoğlu) #2

Bu çok… Enteresan bir öyküydü. bu türe ne dendiğini bilmiyorum. tuhaf kurgu mu?
Öykünün çeşitli yerlerinde anlatım bozuklukları ve yazım yanlışları vardı (-ki’lerin ve -da’ların yazılışlarında mesela). Bunun karakterin sarhoşluğundan dolayı özellikle yapıldığını tahmin ediyorum?

Açıkçası, öykü alıştığım anlatımlardan o kadar farklıydı ki okumaya tam anlamıyla geçebilmek için kendimi hazırlamam gerekti. Gene de, tuhaf dışında bir şey söyleyemeyeceğim. Bu türde yetkin değilim.
Bu tarz bir anlatım başka nerelerde kullanılabilir? Bana bu soruyu hediye ettiğin için teşekkürler :slight_smile:


(Zilan Damla Polat) #3

Rica ederim. Aslında bakarsan ben de başka nerelerde kullanılır bilmiyorum. Ve yine aslında bakarsan adını ben de bilmiyorum. Ya absürt ya ironik ya da tuhaf. Üçünün karışımı bir şey de olabilir. Yazım yanlışlarına gelecek olursak (ki gelmeliyiz) keşke karakter aşırı sarhoş olsaydı da öyle yanlışlar yapmasaydı. Onlar benim dikkatsizliğimin meyveleri. Yani tabii yazım yanlışlarım var çünkü karakter sarhoş demek güzel olurdu. Böyle bir bahaneyi kullanmak. Ama maalesef gerçekler acıdır. Tabii ki benim için acıdır.
Onun dışında teşekkürler. Sağol. :blush::blush:


#4

Sevgili @Zilan

Hikaye tarzına çok aşina değilim. Belki benim öykülerimden birine denk geldiysen biraz ne demek istediğimiz anlamışsındır. Ancak buna rağmen seninkileri özellikle okuyorum. Tam olarak sökmeye çalıştığım - şimdi anladım dediğin ama sonra kayıp giden- bir dil gibi. Sanırım bütün çabayı göstermeyi seviyorum. Sana daha önce “okuyucuyu normal hayatlarında asla yapmayacakları bir deliliği bu kadar kısa kelime ile kabul ettirmek işin zor kısmıdır.” demiştim. Öykün deli işi (yukarıda tuhaf denmiş :slight_smile: ) ve tuhaflık/delilik kelimelerle ancak bu kadar güzel verilebilir.

Eline ve düş gücüne sağlık
Sevgiler
Dipsiz


(Zilan Damla Polat) #5

Sevgili @Dipsiz
Aslında bakarsan benim de aşina olduğum bir hikaye tarzı değil. Öyle ki türün adını bile bilmiyorum. Bir türü olsun diye değil de daha çok eğlenmek için yazıyorum. Ve bence bir insan gözlerinin önüne bir şeyler getirdiği zaman bunu alıştığı ya da alışmadığı için değilde canı istediği için okumalı. Okumanın sınırı yoktur çünkü. Kısacası diyorum ki yüz yıllık bu tarz hikaye okuyucusu olmasan bile yorumlarının benim gözümde değeri var. Çünkü okuyorsun daha ne olsun.
Onun dışında evet, delilik. Neden böyle deli? Deliliğin sebebi yoktur ondan. Deli deli ortalıkta geziniyor işte. Bir gün tımarhaneye kapatmasalar iyi. Gerçi tımarhaneler o kadar kötü müdür ya? Gitmek lazım. (Teşekkürler. :blush::blush:)