Yargı Meydanı

Yargıç Pahg tokmağını vurdu. ‘‘Sessizlik!’’

Koca bir meydan. Çepeçevre insan cümbüşü. Takhar halkı büyük mahkeme için akın etmişti. Evlerin çatısından izleyenler. Ağaçlara tırmanmış çocuklar. Her adım insanla doluşmuştu.

Tek bir sanık için.

Yüksek kürsüde kara cübbesiyle oturan Yargıç Pahg.

Elleri, ayakları prangalı, kara saçlı, ay misali beyaz tenli, yirmili yaşlarının ortasında bir genç. Gözleri yorgun. Bakışları olgun. Bıçak kadar soğuk.

Yargıç Pahg bir kez daha tokmağına vurdu. Vızıldayan sesler tamamıyla kesildi. ‘‘Sessizlik,’’ dedi sertçe. ‘‘Tanrı’yı neden öldürdün?’’

‘‘Sayın Yargıç,’’ dedi kürsüdeki genç. ‘‘Soru sizce de tezatlık barındırmıyor mu?’’

‘‘Devam et.’’

‘‘Tanrı, nasıl ölebilir ki?’’

Yargıç Pahg ellerini kürsünün üstünde kavuşturdu. ‘‘Nasıl ölebilir?’’

Delikanlının ağzında bir tebessüm seğirdi. ‘‘Ben öldürmedim.’’

Yargıç genzini temizledi. ‘‘Savunman nedir?’’

Poona kalabalığa göz gezdirdi. Ah. Herkes sallanmasını diliyordu sadece.

‘‘Tanrı,’’ dedi Poona, ‘‘nefesi olmayan, başlangıcı ile sonu olmayandır. Beni suçlu bulursanız, Tanrı’nın varlığını reddetmiş olursunuz.’’

O sıra Takhar halkı hep bir ağızdan uğultular çıkardı: Çocuklar yuhalıyor, yetişkinler küfürler savuruyordu. Hatta birkaç domates, yumurta, ekmek sanığın kürsüsüne fırlatılmıştı. Pahg tokmağıyla defalarca vurdu. ‘‘Sessiz olun,’’ diye bağırdı. ‘‘Sessizlik. Bir kez daha bölündüğü takdirde, halka kapalı devam edilecektir.’’ Poona’a döndü. ‘‘Devam et.’’

‘‘Suçlamayı kabul edersem,’’ prangalı ellerini iki yana kaldırıp omuz silkti, ‘‘Tanrı’nın varlığını reddetmiş olurum.’’

Kalabalığın arasında bir süre fısıltılar dolandı. O sesler kirli bir uğultuya çevrilmeden kesildi.

‘‘Baştan alalım.’’ Pahg iki elinin parmaklarını kürsünün üstünde kavuşturdu. ‘‘Yaratıcı Laokien’in ölümüne dair ilişkin nedir?’’

Poona durdu. Kıpırdamadı. Kalabalığa göz gezdirdi. Kürsüye baktı. Sonra tokmağa. Ardından Yargıç Pahg’a. ‘‘Ben öldürdüm.’’

Bir süre, mahkemenin en dingin anı yaşandı. Hatta nefesler kesilmişti, sanki orada kimse bulunmuyormuş gibi. Sonra hep bir ağızdan gümbürtü koptu; Takhar halkı askerlerin üzerine koştu. Mızrakları çekiştirdiler. Kalkanlara omuzlar, tekmeler attılar. Yargı Meydanı kısa sürede karıştı.

Üç asker hemen Yargıç Pahg’ın yanında bitiverdi.

Yargıç tokmağını vurdu. ‘‘Mahkeme ertelendi.’’ Ayağa kalktı. ‘‘Beni buradan çıkarın,’’ dedi askerlere. ‘‘Onu da hücresine götürün. Hemen.’’

1 Beğeni