Neredeyse üç yılın ardından bir şeyler yazmak istedim. Yazacağım bu yazı aslında bir süredir kafamın içinde dönüp dolaşan iç sesimin yazıya dökülmüş hali olacak. Uzun bir süredir yazamıyorum, yazmak dahi istemiyorum. Sanki zamanında sahip olduğum yetenek beni terk etmiş gibi. İşte bunun derinine inip bir şeyleri irdelemek ve altında yatan sebebi biraz kurcalamak istiyorum.
Çocukluğumdan beri bir şeyler yazdım. Henüz o yaşlarda izlediğim filmlerden, okuduğum kitaplardan, hatta oynadığım oyunlardan ilham alarak kendi öykülerimi yazardım. Bunlar genellikle korku, gerilim ve karanlığın hakim olduğu içeriklerdi. Ergenlik dönemlerinde ise Edgar Allan Poe ile tanıştım. Benim için birçok şey değişti; artık yazacağım tarzı biliyordum. Ergenlik dönemlerinde iyisiyle kötüsüyle bir sürü yazı yazdım; hikaye, öykü, şiir, düz yazı… Hepsinin ortak noktası içimdeki karanlıktan besleniyor olmalarıydı. Yazdığım çoğu kurgusal içerik aslında kendi içimde gizlediğim karanlıktan bir parça taşıyordu. Her gün yazıp çeşitli platformlarda paylaşıyordum. Çoğu okunacak gibi değildi ama bazıları gerçekten dikkat çekiciydi.
Yıllar geçti ve ben içimdeki karanlıktan uzaklaştım. Artık hiçbir şey yazamaz oldum. İnsanlar yazmayı basit sanıyorlar ama yazmak ciddi bir çalışma gerektirir. Her gün oturup yazacağı kitap hakkında düşünen, kurgusunu geliştiren ve sıfırdan bir dünya dile getirmek bana çok saygı duyulası geliyor. Ben bu tarz bir yazan biri olmadım… Ben her zaman içimdeki karanlığı kustum ve düşünmeden yazdım; sanki bir şey beni ele geçiriyordu ve akıp gidiyordu… Az önce dediğim gibi artık yazamaz oldum, yazmak daha istemediğim bir dönemdeyim. Artık içimdeki karanlıktan uzakta hissediyorum, bu durum tabii ki hayatımı olumlu yönde etkiledi; pozitif ve mutluyum. Ama… Kocaman bir ama var burada. Karanlıktan beraberinde yazma yeteneğimi ve istediğimi de götürdü.
Çok kez yeni şeyler yazmayı denedim ama her zaman çiğlik hissettim.
Edgar Allan Poe içindeki karanlıktan kaçamadığı için mi o hikayeleri yazabildi, o hikayeleri yazabildiği için mi karanlığın içine çekildi?
Peki ya bu yazıyı okuyan değerli sen; yazmak seni hiç terk etti mi?
1 Beğeni
Hayır, aksine zamanla daha fazla kurgu üretebilmeye ve yazabilmeye başladım.
Yazma işi, kişinin yaşnızca duygularından ve düşüncelerinden değil bütün benliğinden süzülerek anlam kazanıyor. Bu nedenle yazarın eserlerinde tek bir yönünü (mesela içindeki karanlık duyguları) değil kişiliğinin tüm yönlerini etkin şekilde kullanması gerekiyor.