Yeraltı adamı

"Kimi insan odasının penceresinden dışarıyı seyreder; büyük fırtınaları, ateşi, hakiki olan her şeyi uzaktan izler. Sanır ki o camın ardında olmak bir ayrıcalıktır, bir aydın yalnızlığıdır. Oysa o camın arkasındaki gizli anlaşma çok başkadır: Orada oturan, dışarıdaki hayattan değil, bizzat hayatın kendisinin altında kalmaktan ödü patladığı için saklanır. Kelimeleri uzaktan okur, beğenir, hayran olur; çünkü alkışlamak risk almamaktır. Oysa ne bir sesi vardır ne de o kurguladığı derinliğin bir gram yükünü taşıyacak cesareti. Sadece bir seyircidir; hayatın sahnesine çıkmaya cesaret edemediği için, karanlık odasında kendi acizliğini estetik bir zırha sarıp kibirle uyuyan zavallı bir gölge.

Bırakmıyacak mısın? Daha kaç kere anlatacağım sana? Sandığın gibi değil hiç ama hiç bir şey, yemin ederim değil. Neyi biliyorsun sen? ‘Anlıyorum’ diyorsun ama yanılıyorsun, anlayamazsın beni; çünkü… Çünkü hadi söyle, bak söyleyemiyorsun! Çünkü sen de biliyorsun, masum olduğuna inanıyorsun içten içe ama öyle değil, kandırma kendini. Ne zannediyorsun beni? Ne istiyorsun benden? Yapamam, çıkamam, elimde değil.

İyi o zaman, saklan, sus, sessizce içine kapan, kendini ye. Kendine ne kadar sesinin duyulmasını, görülüp değer verilmesini istediğini unut. Kolay zannediyorsun değil mi? Ben istiyorum zannediyorsun, ben seçtim zannediyorsun. Bak, yine yanılıyorsun; niye yapayım, anlamıyor musun? Arkadan sessizce bakmaya, içindeki fırtınayı dindirmeye cesaretin var mı gerçekten? Kabul et işte, yaşayamıyorsun sandığın kadar. Ne kötü ne de hayal ettiğin kadar iyisin, olamazsın da…

2 Beğeni