Akılçelen Kitaplar Soru Hattı


(Cankut Değerli) #607

İkinci cildin ilk ciltten sonra çıkacak olması gibi küçük bir ayrıntı var. Beraber çıkaracak olsalar hadi bir nebze, ama bu şekilde kitabın bütünlüğünü bozuyorlar.
Açıkçası çeviri editörlük gibi konularda biraz daha hassas olsalar çok da sorun etmeyeceğim kendi adıma. Bir de şu zaman farkı olmasa…


#608

Doğru, ikinci cildi bekletmeleri de ayrı bir eksi puan. 5 çevirmen olayı da ayrı bir fiyasko. Benim anlayış gösterdiğim kısım sadece ekonomik sebeplerden ötürü ikiye bölme kısmıydı ama diğer söyledikleri ve yaptıkları hep kötü yönetim. Bir de bunun üstüne dediğim gibi fiyat konusunda abartılarsa, tüy dikmiş olurlar benim gözümde.


(Hiçliğin bekçisi…) #609

Bu metin Sanderson’un kendi verdiği ropörtajdan alınma. Hayatımda hiçbir şeye bu denli tepki verdiğimi sanmıyorum. Bir yazarın kitabını yazarından daha iyi bilebilir miyiz? Bir yazar kendi kitabının bölünmemesi için yayınevini sıkıştırıp baskı kuruyorsa bunda bir hikmet yok mudur? Bizim de okuyucu olacak yazara saygı duyulmasını istemek hakkımız değil midir?

Yazarın kendince kitabına biçtiği değer tek baskı iken üçüncü kitapta biz kapakları değiştiriyoruz, kağıt kalitesini bir tık indiriyoruz (ki bu muhtemelen kalınlaşmasına neden olacaktır) ama boyutunda oynama yapmacağız fakat kitabı ortasında bir yerde cart diye kesip ikinci yarısını da iki- üç ay sonra yayınlayacağız demek ne demek?

-Buradan sonra genel serzeniştir-

Her şeye tamamdım. Elbette canımı sıkan bu duruma tepki göstermek benim hakkım ve göstereceğim de. Makul olabilecek her şeye göz yumarım. Sabırlıyımdır. Bunca zaman ha basıldı ha basılacak diye beklerken bu tarz bir açıklama beni yumuşatmaz. Hele de ikinci kısımın sonra gelmesi kadar mantığıma aykırı gelen bir şey yok.

İnstagrama baktım. Dedim ki abarttım mı? Çıldırdım mı? Duygularıma mı yenik düştüm? Saçma mı düşünüyorum? Herkes isyan etmiş. Ortalamaya vurursam yüzde 70’e yüzde 30 gibi bir oran var. Yüzde 70 tepki gösterirken yarım ve farklı kapak baskıları kime satabilirler? Bir oylama yapmak bu kadar mı zordu? Okuyucularının fikrini alıp çoğunluk ne istiyorsa ona göre hareket etmek bu kadar mı zordu? Eğer çoğunluk ikiye bölünsün deseydi biz susup otururduk aşağı. Yakardık bir sigara, açardık iki müzik, çıkardık yürürdük, yapardık bir şey. Farklı bir yol izlerdik. Hayatımda ilk defa bir şeye böyle içerledim. İngilizce pek bilmem. Hafızam kuvvetli olmadı hiçbir zaman. Hep bu sebeple tökezlemiştim. Bu halde bile Brandon kitabı çıkmadan 30 küsür bölüm paylaşıma açtığında oturup okumaya çalıştım. Bir yanda sözlük bir yanda kalem, kağıt anlamak için kafa patlattım.

Kendisine Twitter’dan yazdım. Mesajı ingilizce bilen birisine toparlattım. İsteyene aynısını özelden yazarlarsa atabilirim. Kendim için geri adım atmayacağım çünkü zaten almayacağım.

Beş tane çevirmen denedik ne demek? Ne insanlar var piyasada çatır çatır harika çeviriler yapıyorlar. İnsan düşünmeden edemiyor. Neden beş çevirmen? Ucuz muydu öncekilerin çeviri ücretleri? Ondan mı denendi? En başında doğru dürüst birisine çeviri yaptırılsaydı kriz gelmeden basılıp dağıtılabilirdi. Şu saate kadar dalgaya aldım, yuvarlak konuştum, dayanmaya çabaladım ama canıma tak etti. İçimde kalacağına söylerim rahatça uykumu uyurum arkadaş. Bazen ses çıkartmak gerek. Sürekli oluroğlu olamaz insan.

2017’den beri ha geldi ha gelecek beyin tükettiler. Son dört aydır ortalıkta bir söyletidir geziyor. Dört ay sonra çıkıp efendim işte böyleyken böyle derseniz birilerinin siniri bozulur. Zaten o kadar geç geldi ki bir kesim alıp ingilizcesini okudu bile. Yüz kişi böyle kaybettiler. Üç yüz kişi de böyle kaybedecekler. Savaşkıran’ın kitapyurdu fiyatına baktınız mı hiç? 65 tl yazıyor indirimlerle 46-47 tl etiket fiyatı var. 580 sayfalık bir kitap. Küçük bir hesaplamayla iki kitap 90 tl gibi bir fiyata gelir okuyucuya. Ne değişti?

Daha da denilecek bir şey kalmadı sanırım. En başında bölerek yayınlasardı sorun olmazdı. Bu saatten sonra hem kapak farkı hem de ikiye bölüp bir de araya süre koyup iki kitabı 90-100 tl bandında satmanın izahı varsa birisi yapsın. Mantığıma yatarsa özür de dilemesini bilirim…


((Eski Nick İBow) Emre) #610

Eğer ki kitaplar ayrı satılacaksa bu ikiye bölmekten bile daha kötü bir karar benim için. O o kadar örnek verdiğiniz yayınevi kitapları direkt yayınlıyordu, 1. kısım 2. kısım diye bir anda. Siz bildiğin ayrı kitap muamelesi yapıyorsunuz. Neden? Bir anda çıkarmazsak fiyat o kadar kötü gözükmez falan filan mı bu? Hem Pegasus hem Epsilon kitapları ikiye bölerken bir anda veriyor, siz onları örnek gösterirken bir de ayrı ayrı çıkartıyorsunuz.


(stormblessed) #611

Hadi ikiye bölünmesini bir şekilde kabul edebilirim ama neden kitabın tasarımı, dış baskısı falan da değişiyor? :confused: İlk iki kitabın yanında bambaşka bir kitap gibi duracak. Yukarıda yazanların dediği gibi bizim gibi ilk iki kitaba sahip olanlar için tek ciltli baskısı da yapılabilse keşke :frowning:


(Burak Kuşcu) #612

Buz ve ateşin şarkısı da tek cilt halinde çıkacakmış gel de gülme şimdi :smile:


#613

Yayınevi, eminim büyük bir emek sarf ediyor. Normal zamanlardan geçmiyoruz. Ellerinde olsa onlar da en kaliteli şekilde basmaya çalışırlar. Kendilerinden kaynaklı olan ya da olmayan buraya yansıtmadıkları sıkıntılar illa ki vardır.
Kitaplar meydana çıkmadan bu kadar ağır eleştirilere maruz kalmasının haksızlık olduğunu düşünüyorum.


(Kingebu) #614

Burada yayınevine yapılacak en büyük eleştiri kesinlikle kitabın bu kadar uzun süre çevirililememesidir.Yoksa tek cilt, çift cilt, 10tl pahalı, farklı kapak, kütük gibi yada her türlü şekilsel eleştiriler kişilere göre değişkenlik gösterebilir.Aslında en önemli olan kitabın içeriği, benimde en büyük eleştirim ki herkesin aslında bunu eleştirmesi lazım " neden bu kadar geç çevirilmesi " . Açıklamada yayınevi yetkili aslında belirtmiş 5 farklı çevirmen ile tekrar tekrar çeviriler yapıldı gibisinden.Ama işte okur buna karışmaz.Biz keşke eş zamanlı çıksa da tüm dünya ile aynı anda dilimizde okusak diye hayal kurarken neredeyse yazar tur bindirecek yayınevine.Umarım bundan sonra ki Sanderson kitap çevirilerini daha ciddi ve işini bilir kişiler yapar.


(ilhan) #615

Kitabın iki kısım halinde basılması ve ikinci kısmın ilkinden daha geç çıkacak olması çok kötü. Çünkü Oathbringer’in 2/3’lük kısmı biraz sönük geçiyor. Serinin 2.kitabına göre çok bir hareket yok. Daha çok geçiş süreci, bazı farklı özellikler, yeni bilgiler işlenmiş. Asıl hareket 800.sayfalardan sonra başlıyor. Kitabı elinizden bırakamayacağınız kısım oradan sonra geliyor. Bu yüzden iki kısma ayırıp ikinci kitabı bir kaç ay sonra çıkarılması büyük bir hayal kırıklığı olur. İki kısım da tek seferde çıkmalı.


(Metal Storm) #616

Burada tartismakla varacagimiz bir yer yok,hadi o yuzden anket yapalim :slight_smile::grin::grinning:

  • Kitaplar 2’ye bolunsun
  • Kitaplar 2’ye bolunmesin

0 oylayanlar


(Mustafa Erdem) #617

Bence üçe bölünsün, her kitap daha da ucuz olur.


(Mehmet Turan) #618

Bu mesajda daha önce anketi yapmıştı bir arkadaş.


(Aslı Dağlı) #619

Buna bi’ heyecanlandım. Canım Lockwood ve Ortakları <3


(Metal Storm) #620

Gormemisim,Neyse 2 tane olsunda Akilcelen iyice anlasin bizim ne istedigimizi.


#622

Niyetinizin kötü olmadığını biliyorum ama hoş bir espri değil.


(Burak Kuşcu) #624

Mesajınızı silmeniz daha iyi olacak.


(Özgür Kuru) #625

Anket biraz eksik kalmış bir şık daha eklenebilir;

Kitaplar 2 ye bölünsün fakat yayınlanma aralığı çok uzun süre olmasın.


(Emre ) #626

Kara mizah fln… Neyse sildim.


#627

İyi de ülkedeki ekonomik duruma göre plan yapmak zorunda yayınevleri. Yani yazar “benim kitabımın kapağı altın olsun” dedikten sonra ülkedeki durum rezil bir hale gidiyorken yayınevinden kapağı altın bastırmasını beklemek ağır olmaz mı? Yazar ne derse desin, sonuçta kitabı yazıp bir yayınevi ile yani ticarethane ile anlaşma yapıyor ve haklarını oraya veriyor. Benim yayınevleri ile hiçbir alakam yok ama farklı bir işten dolayı, bu süper ekonomik durumumuzun canımı yakmasından ötürü yayınevinin karar değişikliğine kızamıyorum.

Ve kızılacak birçok yer varken (geciktirmeleri, 5 çevirmen olayı vs.) hala “neden ikiye bölünüyor” olayında diretilmesi… Ne bileyim, biz kitabı sonuçta içindekileri okumak için almıyor muyuz? “İkiye bölünecekse, kalite düşecekse fiyat da düşsün” gibilerinden bastırmak yerine hala “Neden yazarın dediğine uymadınız” gibilerinden söylemler biraz ülke şartlarını görmezden gelmek, anne babasının maddi durumunu bilmeden pahalı elbise giymek isteyen bir çocuğun şımarıklığı gibi geliyor bana. Yani tek kabul edebileceğim bahanedir benim için şu anki ekonomik durumu öne sürerek bu gibi değişikliklere gidilmesi. Merak ettiğim şey, başka bir yayınevi var mı bu durumlar yüzünden strateji değiştiren? Akılçelen yetkilisi daha önce böyle bir şeyin yapıldığını belirtmiş ama orada ikiye bölünen kitaplar da 20-25 liraya satılıyormuş dendi burada. Aynı fiyat politikası uygulanmayacaksa ben de burada olay çıkarırım :d

Dediğim gibi, yaptıkları bu değişiklikler mutlaka ekonomik durumla alakalıdır ve bu konuda anlayışı hak ediyorlar bence. Ama diğer hiçbir konuda anlayışı hak etmiyorlar. Fiyat politikası şu an benim için kilit nokta. Bahettiğin gibi daha 500 küsür sayfalık Savaşkıran’ın şu an 45 lira olması bile aşırı bence.


(orhan capas) #628

Senelerdir forum olarak o kadar yirtindik o kadar reklamini yaptik bu yazarin ama hak sahibi yayinevi surekli bizi hayal kirikligina ugratti. Soz konusu bu kitabi yazar 2015ortalarinda yazmaya basladi 2016 da bitirdi 2017de yayina hazirlandi cikti. Bizim guzide Akilcelen 1bucuk senede ceviriyi bitiremedi.

Belki o kadar onemli degil onlar icin ama bildigim kadariyla ellerindeki en buyuk isim de bu. Buradaki bir cok arkadas Krallarin Yolu cevrilmesi zamanindaki yilan hikayesini hatirlar. Daha beterini simdi yine yasiyoruz.

Bir kismimiz orj dilinde zaten okumus yutmus ama burada ugrasiyor zamanini harciyor baskalarina anlatmak tanitmak icin. Ayni zamanda gidip cevirisi ciktiginda da kosa kosa gidip tekrar satin aliyor.

Senelerdir ceviri sorunlari, yayina hazirlanma(hazirlayamama) mazaretlerine maruz kaldik. Yazara yazdik, ajansina da sikayet ettik ama biraz duzelir gibi oldukdan sonra eski huyuna geri dondu.

Yazar iki defa arap ulkelerine kitap fuarina gitti, burnumuzun dibine Bulgaristan’a geldi cacik yiyip ne kadar guzel bulgar yemekleri diye twit atti. O kadar yirtinmamiza ragmen yazari ulkemize getirme konusunda bir gelisme olmadi. Gelse yikardik o kitap fuarini. Yazara bizzat Turkiye’ye gelecek misiniz diye sahsen sorulmus zamanlari biliyorum, bir kac kez. Twitterdan sorulanlari biliyorum. Verdigi cevap yayinevine soyleyin davet etsin. E programi dolu su bu diyeceksiniz, siz davet edin varsin iki uc sene sonrasina atsin. Sizin tek bir kitap cevirmenize yetisir merak etmeyin. Yazari tanitmak icin birsey yapmayip sonra da satilmiyor diye sikayet etmeye hakkiniz yok.

Sahsi fikrim, gucenmeyiniz. Sizin Brandon Sanderson yayin haklarini elinizde tutmanizdan biktim artik. Yazarin ulkemizdeki imajina zarar veriyorsunuz.

Isteyen yazarin ajansina(Jabberwocky) sikayet maili atsin.