Akılçelen Kitaplar Soru Hattı


(Hiçliğin bekçisi…) #813

26-30 sene demek istedin sanırım. Kitabı ikiye bölme politikası ve yaklaşık 2 senede gelmesini de katarsan bence 30 yıl anca. Fırtına Işığı Arşivleri 2010 da basılmış yurt dışında yani 9 senede 2 kitap ancak gelmiş… Kabataslak hesap yapıyorum ve kalan 7 kitap diyelim. Her birinin dilimize kazandırılması 2 sene diyelim, toplamda 14 senemiz var. Kafadan bir de 9 sene vardı. Etti 23 yıl… 2 sene de aksiliklere koyun, 25 yıl…


(Burak Kuşcu) #814

Yazar tarafından tamamlanması için söyledim :slight_smile: Akılçelen 26-30 falan geçtim, bu seriyi tamamlayamaz.


(Hiçliğin bekçisi…) #815

Bence Brandon bu seriyi 10 sene içinde tamamlar. Çok da bir şey kalmadı. :slight_smile: Akılçelen bana kalırsa bırakacak bir noktadan sonra. Dikkat ediyorum son 7-8 ayda bastığı kitap sayısı bir avuç kadar. Bir dünya yayınevi var her ay bir kitap geliyor en az ama iş akılçelene gelince tırt…


(Burak Kuşcu) #816

38 yıllık geçmişi olan 7-8 yayın markası olan yayınevi için söylediklerinizi lütfen geri alın 11!!1!1!1!


#817

Serinin nihayete erebilmesi için 15 yıl bile çok iyimser bir tahmin olur. Şu andan itibaren âdeta bir Büyük İskender edasıyla klavyesini fethetmeye kalkarak hiç sektirmeden 2 yılda bir serinin yeni bir kitabını okuyucularla buluştursa dahi aradan geçen süre 14 yıla tekabül ediyor, ki 5. kitaptan sonra seriye bir süreliğine ara verecek olması da bir ayrı bir etmen. En iyi ihtimalle 20 yıla biter diye düşünüyorum.
Neyse ki üretkenlikte darphaneyle aşık atan bir yazar olduğu için bu 20 yıl içerisinde diğer yeni kitaplarından mahrum kalmamış olacağız.


#818

Bende kitabın tek cilt olarak basılması taraftarıyım ama matbaadan çıkış süresi olarak biraz vicdanlı olun. o kadar kalın bir kitabın çevirisinin çok kolay olduğunu mu sanıyorsunuz


(Özgür Kuru) #819

Fırtına Işığı Arşivi 1-2 ben de de var ama kuşe değil?


#820

Bence siz akılçelen yayınevine vicdanlı olması çağrısını yapın. Fiyatlandırma politikasına değinmiyorum, olabilir, telif yüksektir vb ama Serinin 3. kitabında seriyi sıfırlamak, sil baştan yapmak nedir?

Bu akla ve vicdana uygun bir tavır mıdır ?

Hem bize vicdanlı olun dediğiniz çeviri meselesi 3 günlük bir mesele değil çeviri hikayesi yılan hikayesine dönmüş…


(Hiçliğin bekçisi…) #821

Benzer ve daha fazla sayfa sayısında olan nice kitaplar var. Şıp diye çeviriliyor. Bu bence işinin ehli olmakla alakalı. Adamlar yurt dışıyla aynı anda yeni kitapları satışa sunuyor neredeyse.

Sanmıyoruz… Zor olduğunu biliyoruz. Sağımız solumuz çevirmen dolu. Forumu bir dolaşın en çok da bizlerin bu konuda bilgisi olduğunu görürsünüz.

Yarın kitap çıktığında ilk 30 sayfayı Ahmet’in, sonraki 43 sayfayı Murat’ın, ondan sonraki 89 sayfayı da Kezban’ın çevirdiğini görünce ne yapacaksınız? Bir öyküyü bile iki kişi yazınca farklılıklar gözle görülürken bu şekilde olması… Ne bileyim…

Madem böyle oluyor çeviri toplaşalım arkadaşlar, kardeş payı bölelim kitabı. Herkes 20 sayfa çevirse bence 1.5 seneden önce toparlarız kitabı. :smiley:


(Zeynep) #822

Kitabın kalın olması , okuyucuların bu denli mağdur edilebileceği anlamına gelmiyor.
Yayınevinin izlediği (düzensiz) politikayı , kitabın kalınlığına niteliğine bağlanması bence doğru bir yaklaşım değil…


(Cankut Değerli) #823

Matba işini bilemem ama bunun vicdanla bir alakası varsa Akılçelen düşünecek. Hep söylerim, Işığın Anısı orijinalinden yedi ay sonra türkçedeydi, kalınlık bahane değil. Beş çevirmen konusuna değinmeyeceğim bile. @Agape’nin de dediği gibi forumu biraz gezerseniz aramızda çevirmenlerin de olduğunu göreceksiniz.
@Anita, çok haklısınız. Yayınevinin de bu bahaneyle karşımıza çıkması bir garip, kitap basan bir kurumdan daha düzenli bir çalışma ve tatmin edici cevaplar beklerim şahsen.
@Agape, valla ben Ingilizce sesli kitaptan okuyorum ama varım yani. :joy: Biz yapsak daha hızlı olurdu eminim. Ki benim öyle çeviri tecrübem bile yok doğru düzgün.


#824

Meraklısı için bilgi: Okura saygı itibari ile Harper Collins’in (İngiltere merkezli bir yayınevidir) sınırlı sayıda bastığı Agatha Christie kitabını inceleyebilirsiniz. 4032 sayfadan oluşan (olur da Akılçelen’den birileri mesaja bakarsa diye yazıyla da yazayım ki anlayabilsinler. {DÖRT BİN OTUZ İKİ}) kitap baskı tarihinin en iyilerindendir.
Meraklısı için ek bilgi: Baskı itibari ile sayfa sayısı için zaten değişen bir şey yoktur. En çok forma sayıları değişir o da maliyetini arttırır ya da azaltır. Sadece ciltleme tekniği değişir. Ki bunu da gider matbaanızla konuşursunuz gerekli ekipmanı/makinesi var ise size çözümü söyler. Olmadı bu işi başka bir matbaa ile çözersiniz. Ki kesin bilgidir yayalım :grin::grin::grin: sizin kağıt ebatınızda 96 formaya kadar ciltleme yapabilen arkadaşlarımız mevcuttur. Velhasıl kelam, yemeyelim efendim değerli okurumuzu, baskı-cilt filan tutmaz diye.
Meraklısı için ekin eki bilgi: İsterseniz daha sonra tek cilt ile iki cilt arasındaki mali farkı da rakam rakam yazarım. Ki bu fark yayınevi için lehte, okur için aleyhte bir farktır.
Gerçi bunca zaman çeviri problemini aşamamış bir ekibe ne anlatıyorsam… Pfff delilik işte bendeki de…


(Batuhan Şimşek) #825

Şimdi komplo teorisi gibi bir şey düşünüyorum fazla abartiyorsam belirtin lütfen :joy:
Önceki konuşmalarda Mithat isimli bir kullanıcı (ismini umarım yanlış hatırlamıyorumdur.) foruma kayıt olup direkt bu başlık altında bu konuyu tartışmış ve Akılçeleni savunmuştu,sanırım bir benzeri şuan yine olmuş.
Evet gelelim delice teorime,bence bu iki hesap da Akılçelen yetkilisi/yetkilileri tarafından açıldı ve tıpkı bizim gibi konuya dahil oldular. Çünkü bu kadar eleştiriden sonra kimsenin asıl hesaptan cevap verebileceğini sanmıyorum.
Gerçi bir noktada ufak bir açıklama yapayım tabi ki de bizim gibi düşünmek zorunda değilsiniz,yayınevini haklı bulabilirsiniz bunda sorun yok.
Sadece olaylar okurların kafasını aşırı bozduğu için ( yoksa böyle bir fikir hayatta aklıma gelmezdi.) boyle bir şeyden bahsetmek istedim.
Dediğim gibi fazla abartı olması muhtemel, ve sadece uçuk bir teori. :smiley:


#826

Dayanamayıp yazacağım. Sanırım yapacağım şey hafif yasadışı olabilir. Çeviri konusunda bildiğim kadarıyla akademisyenlerin kullandığı bazı pahalı programlar var. Hani hatırlı bir tanıdığınız varsa bu işlerle uğraşan, hani İngilizce baskının pdf vb. bir versiyonununa erişirseniz, hani onu burada ismini anamayacağım bazı programlarla ayrıltırsanız, hani rica-minnet yolu ile çevirisine baktırsanız, sanki iyi bir yöntem olur gibime geliyor. Tabi ki bunlar sadece farazi, sonuçta hem yasal olarak, hem etik açıdan bunlar hoş şeyler değil :face_with_hand_over_mouth::face_with_hand_over_mouth::face_with_hand_over_mouth:


#827

Bu yöntemle Yayınevi bile açılabilir . İsim önerisi de benden gelsin. 7’ye çeyrek var yayınevi :smile:


(Harun Pekdemir) #828

Paylaşabilirseniz çok memnun olurum. Bilgi güçtür. Bugün Akılçelen yapar, yarın başka bir kitabevi. Bilirsek gerekli tepkiyi daha rahat koyabiliriz ortaya.


(Ufuk) #829

Konu canlanmış gene :joy::joy: Size akılçelen hanım diyebilir miyim? Sorularımızı size sorsak artık burası boş nasıl olsa senin soru hattın olsun :joy:


(Hiçliğin bekçisi…) #830

Sorabilirsin ama cevapların hoşuna gideceğine dair söz veremem. :sweat_smile:


(Ufuk) #831

Yayıneviniz ne kadar büyük bir firma kaç yıllıktı :joy:


(Cankut Değerli) #832

Akılçelen bildiğim kadarıyla sosyal medya hesaplarında da bu konuyla ilgili gerekli açıklamaları yapmıyor.
Ya her şeyi geçtim, forumda bir yerlerde çeviri konusunda bunun yayın politikalarıyla alakalı olduğuyla ilgili bir paylaşım yapılmıştı. Aklım almıyor gerçekten, okurların bilmesini istemedikleri ne olabilir bu konuda? Bir kitabı bir buçuk senede çevirememiş olmaları her şeyi anlatıyor oysaki. Hayır yani, akademik içerikli bir kitap değil ki bu, gayet sade bir dille yazılmış, düzgün bir çalışmayla en fazla bir yılda çıkarılabileceğini düşündüğüm bir kitap kendisi.