Artık elimden geldiğince yatmadan önce buraya anılarımı yazacağım.
Askerlik anılarından devam ediyoruz o zaman.
Sanırım bir kış günüydü. Tümgeneral Asım Kocaoğlu denetlemeye gelecekmiş. Tabi biz 1997/3’ler olarak ilk defa denetlemeye katılacağız. Haberi aldıktan sonra tüm taburu bir telaş aldı. Her yeri parlattık. Marşlar ezberledik. Önemli komutanların ismini vs tekrarladık falan filan.
Denetleme günü geldi çattı. Asım Kocaoğlu da tüm taburla beraber yemekhaneye girdi. Bizim bölükte de kafası kırık bir asker vardı. Kendisi Musa Kazım Şahin’dir. Bunu Tümgeneral görmesin, masasına davet etmesin diye hemen yemeğini aldırtıp arka taraflara şutlama derdindeyken Asım Kocaoğlu görmez mi bu olayı. Musa Kazım yemeğini alır almaz seslendi ‘Gel bakalım buraya, nereye gidiyorsun öyle?’ bizim Musa kıpkırmızı kesildi, dili tutmaz bir halde karşısına oturdu Tümgeneral’in. Bundan sonrasını biz bölük olarak o masadaki arkadaşlardan öğrendik. Tümgeneral bizim arkadaşa spor yapıyor musunuz, marş biliyor musun gibi sorular sormuş. E bizimki durur mu? Ona yok buna hayır demiş. Bunları Tümgeneralden öģrenen Bölük Komutanımız o gün saat 20.00 sularında tüm bölüğü tabur önünde uygun adım yürüttü. Bazen gelip harbiye marşını bilen var mı diye sorardı. Ben ve birkaç kişi ezbere okuyunca ‘Tamam siz içeri geçin temizliğe yardım edin’ derdi. Diğerlerine ne mi oldu? Geceye kadar uygun adımda yürüttü. 
Bu ilk denetleme sonucunda ikinci denetleme haberi gelince bölük astsubayımız bana bu Musa kardeşimizi alıp Tümgeneralden uzak yerlere götürmemi söyledi. O köşe senin bu köşe benim bildiğin oyun oynadık Tümgeneralle.
