Anılarımızı Anlatıyoruz

Üniversite’nin ilk senesi ve ilk dönemi başıma ibretlik bir olay gelmişti. O an beni görenlerin internet aramalarında şükür namazı kaç rekâttır diye arttığı rivayet edilir.

Efendim öğrenciyiz açlığımızı bastırmak içinde kalabalıktır demeden, yemeklerinden şikayet etmeden kampüs yemekhanesine yollanıyoruz her daim. Yine öyle bir gün karnımın guruldamasıyla kendimi yemekhane yolunda buldum. Havada yağmurlu diye çıkarken yanıma şemsiyemi aldım.
Gittim bir güzel yemegimi yiyorum, o esnada da yağmur yağıyor camdan öyle yağmura karşı fasulyemi kaşıklıyor, açlıktan pilavi bile ekmekle yiyorum. Yağmur umrumda dahi değil anlayacağınız ama keşke olsa keşke.

Neyse efendim yedik, doyduk. Mekanı ufaktan terk edelim dedik. Merdivenlere yöneldim. Mermer kaplama merdivenler, her öğün iki bin kişinin yemek yemeğe gelmesiyle yanında taşıdığı yağmur suyu ile adete bir aquapark kaydırağına dönüşmüş. Tabii ki karnı tok sırtı pek ben bunu idrak etmekten çok uzak bir haldeyim. Jokeri hakladıktan sonra topal kalmış Bruce Wayne gibi şemsiyemi baston niyetine kullanıp, ucunu yere bastırarak iniyorum merdivenleri. Sürtünme kuvvetinin daha fazla yağmura dayanamayıp benden bu kadar demesi ile sen şemsiye elimden kay, uç, git. Dengemi kaybeden ben ram papam ram papam man down nakaratları eşliğinde tüm merdiven basamakları ile kucaklaşayım. Zelzele bittikten, son basamak kucaklandıktan sonra midemin de o kadar yemeyecektin zalımın oğlu diyerek bana ihanet etmesi ve sarsıntı ile midemin ağzıma gelmesi. Tüm kırık çıkığımla kendimi en yakın lavaboya atmam ve kusarak ağlamam.

Bu da benim anımdır, saygılar.

15 Beğeni

Okulda merdivenlerden düştüm :smile:. iyi ki orada bana gülecek hiç kimse yoktu. :blush:

4 Beğeni

Bizim okulun bahçesinde yeşillik bi yer vardı. Ve bir bölge çamurluydu. Ben de çamurun üzerinden atlayayaım derken çamurun içine düşmüstüm :cry: çamur adam olmuçtum resmen :joy:

5 Beğeni
1 Beğeni

Bi asker anımı da şuraya bırakayım.

Hani derler ya askerde her türden insan tanırsınız diye. İşte bu anımda da istemeden de olsa hava değişimi alan bir arkadaşımı anlatacağım.

Bizim Hamit 1.60 boylarında kilolu ve tombul bir arkadaşımızdı. Teni kara konuşması da romanlara benziyordu. Neyse, öğle yemeğinden önce komutanımız bizi yarım saat erken bıraktı dinlenelim diye. Ben kantine gittim hemen. Dönüşte de yemekhaneye geçtim. Tam yemekhanenin önüne geldim içtimayı alacağım derken düzensiz bir topluluk var yemekhanenin önünde. Birisi de yerde yatıyor. Bu bekleyenler bizim bölülten olduğu için merak ettim ve daldım o topkuluğun içine. Bizim Hamit yerde kıvranıyor. Ne oldu diye sorunca. Köpek Hamit’in üstünden atladı diyeni mi yoksa Hamit köpeğin üstünden atladı omzu çıktı diyeni mi ararsınız bilemem. Hemen tuttum revire götürdüm. Acilen hastaneye sevk edilmesi gerekmiş. Biz de sevkini ayarladık hastaneye götürdük.

Gelgelelim işin nihayetini birinci ağızdan öğrendim. Bizim Hamit yemek yedikten sonra dışarıda yerde yatan köpeğin üstünden atlarken köpek ürkünce ona takılıp düşmüş ve omzunu çıkartmış. Bu arkadaşımız da hava değişimi alınca bizim tabur komutanı taburun etrafındaki tüm köpeklerin yakalanmasını emretti. Her bölük bir haftada 3 köpek yakalayacaktı. Yakalayamayanın haftasonu çarşısı yanıyordu. :smiley: :smiley:

13 Beğeni

Artık elimden geldiğince yatmadan önce buraya anılarımı yazacağım. :slight_smile: Askerlik anılarından devam ediyoruz o zaman.

Sanırım bir kış günüydü. Tümgeneral Asım Kocaoğlu denetlemeye gelecekmiş. Tabi biz 1997/3’ler olarak ilk defa denetlemeye katılacağız. Haberi aldıktan sonra tüm taburu bir telaş aldı. Her yeri parlattık. Marşlar ezberledik. Önemli komutanların ismini vs tekrarladık falan filan.

Denetleme günü geldi çattı. Asım Kocaoğlu da tüm taburla beraber yemekhaneye girdi. Bizim bölükte de kafası kırık bir asker vardı. Kendisi Musa Kazım Şahin’dir. Bunu Tümgeneral görmesin, masasına davet etmesin diye hemen yemeğini aldırtıp arka taraflara şutlama derdindeyken Asım Kocaoğlu görmez mi bu olayı. Musa Kazım yemeğini alır almaz seslendi ‘Gel bakalım buraya, nereye gidiyorsun öyle?’ bizim Musa kıpkırmızı kesildi, dili tutmaz bir halde karşısına oturdu Tümgeneral’in. Bundan sonrasını biz bölük olarak o masadaki arkadaşlardan öğrendik. Tümgeneral bizim arkadaşa spor yapıyor musunuz, marş biliyor musun gibi sorular sormuş. E bizimki durur mu? Ona yok buna hayır demiş. Bunları Tümgeneralden öģrenen Bölük Komutanımız o gün saat 20.00 sularında tüm bölüğü tabur önünde uygun adım yürüttü. Bazen gelip harbiye marşını bilen var mı diye sorardı. Ben ve birkaç kişi ezbere okuyunca ‘Tamam siz içeri geçin temizliğe yardım edin’ derdi. Diğerlerine ne mi oldu? Geceye kadar uygun adımda yürüttü. :smiley:

Bu ilk denetleme sonucunda ikinci denetleme haberi gelince bölük astsubayımız bana bu Musa kardeşimizi alıp Tümgeneralden uzak yerlere götürmemi söyledi. O köşe senin bu köşe benim bildiğin oyun oynadık Tümgeneralle. :smiley: :smiley:

9 Beğeni

Küçükken ben ateş ve su ile oynamayı çok severmişim. Salonunda bulunan parkelerin büyük bir bölümünü değiştirmek zorunda kaldık. Çünkü çatır çatır yanmışlardı. Annem eve gelince şok olmuştu, ben de hâlâ parkelerin üstüne kolonya dökmeye çalışıyormuşum. :sweat_smile: Ateşle olan tek vukuatım bu kadarla da sınırlı değil, neredeyse 1 asırlık ceviz ağacını da ateşe vermişim. Yeşil renkli Pril sürmüşüm ağaca sonra da ateşe vermişim. Tabi yaşım 4 falanmış, nereden buldum da onu ağaca sürmeyi akıl ettim hiç bilmiyorum. Sanırım bunların ikisi de yeşil, demek ki ağaca süreceğiz mi dedim acaba bilemiyorum. Millet söndürmek için su döktükçe daha da yayılıyordu. Ağaç fazla zarar görmeden söndürüldü. Bugün halen cevizini topluyoruz. Dedemin kendi yaptığı 4 katlı apartmandan daha uzun, umarım uzun yıllar boyu yaşamaya devam eder. Her gittiğimde ağacı severim, onunla biraz konuşurum. :smiley:

Birilerini hiç yakmadım ancak ben çok yandım, sofrada ki çaydanlığı üstüme devirdim. Sağ bacağım yandı, kabardı aylarca kısacık şortla gezdim. Pek düzelmez bu dediler ancak hiç bir şey kalmadı. Tamamen iyileşti.

Ağabey terörüne de maruz kaldım, havuzdan çıkardım üstüme kibrit çakıp atardı. :joy: Cıs diye ses geliyormuş ve ağabeyim olacak pislik herif :rofl:, bundan çok keyif alırmış. Üstümde hiç iz yok, ancak olabilirdi de diyerek bugün hala vicdanını kanatıyorum :joy:

Gelelim su oyunlarına. Evimizin balkonları çok büyüktü sanırım 60 m2 falan vardı balkonun büyüklüğü. Kuzenim bize gelmişti, Emin bu balkondan çok güzel havuz yapılır demişti. Bizde hortumları taktık, balkonu su ile dolduruyoruz. Burada da 6 yaşındayım, akıl edemediğimiz şey şu. Diğer odalara su basabilir, ancak biz bunu düşünemeyecek kadar aptalız sanırım. Önce mutfağa doğru dolmaya başladı su. Bizde korktuk mutfaktan suları balkona doğru atmaya çalışıyoruz. Bu hengamenin arasında annem misafirleri bırakıp koşarak geldi. Bizi biraz ıslatıp sevdi. :joy: Çen balkonu, havuza mı çevirmeye çalışıyorsun. Yavruum diyerek sevmişti bizi.

Bitti sandınız biliyorum ancak bitmedi, henüz yeni başlıyoruz. Çok fazla anım var ama hepsini anlatmak istemiyorum. :joy:

10 Beğeni


Birazda televizyon programındaki anılardan anlatsan Asimovcum :grinning:
Televizyonda denk geldim bu doktora Yavuz Dizdarmış ismi. İlk gördüğümde baya benzettim noluyor lan dedim kendi kendime :joy:

11 Beğeni

Ben bir silahlı oyun anımı anlatayım bari. Çocukluktan bu tür oyunlara el yatkınlığım yok, daha doğrusu diğer gerçek oyuncularla pek yok. Normalde bilgisayara karşı oynarım o da sayılıdır. Neyse online olarak gerçek oyuncularla oynuyorum bir gün. Tecrübe olmadığı için nişan alma üstünlüğü bir yana, pek taktik işlerde bilmem. Millet yol kenarından yürür ben ortadan sazan gibi giderim mesela. Yeni oyun modu vardı ismini de unuttum oyun sonuna doğru daralan bir harita vardır. Geniş alanda başlayan oyun geçen süre ile birlikte haritanın içeri doğru daralmasıyla devam eder. Dışarda kalırsak can azalıp ölürüz. Yolda giderken silah, cephane, bomba toplarız. Neyse, ben kaldım sona. Ben hariç bir kişi daha hayatta. Olduğum yer kale duvarı gibi çevrilmiş bir yer. Ben içerdeyim iç duvara yakınım. Dolanırken rakibimin içerden dışarıya çıktığını gördüm. O an nasıl hızlı karar verdim bilemiyorum ama ilk defa plan yaptım. Hızla kapı girişine bir yer mayını firlattım. Sonra ateş ettim ki rakibim benim yerimi haritada görsün, olduğum yere doğru gelsin. İki saniye falan saydım, bir de el bombası firlattım. Silahımı kapı girişine doğru da ayarladım. Bir baktım bizim sazan kapıdan girip silahıyla bana doğru döndü. Ateş etmemle bombaların patlaması eş zamanda oldu. Oyunu kazandım, beni bir gülme tuttu ki sormayın :grin: Adam ne olduğunu anlamadan tahtalı köyü boyladı. Acaba hangisi öldürdü? Karşıdaki adam ne hissetti? Deli deli sorular. :grin::grin:

6 Beğeni

Bugün benim bir anım daha oldu.Üniversite sınavına girdim. :smiley: Şimdi aklınızda şöyle bir soru oluşmuştur:“Ya bu kız 8-ci sınıfı bitirmemiş miydi?Ne ara üniversiteye geldi?”.Hemen anlatayım. :smiley:
Canım abim çalıştığı için üniversitedeki online derslere maalesef katılamıyordu.Dün bana bir soru bankası gönderdi pdf olarak.Bana o soruları bir kaç kez okumamı ve yerlerini hafızama kayd etmemi söyledi.Benim de hafızam çok iyidir :nerd_face:.Ben de vaktim olmadığı için 300 soruyu bir kez okudum.Sınav da zoom uygulaması ile yapılıyor.Abim yanında,hocanın göremeyeceği yerde oturup telefondan soruların cevabına bakmamı istedi.Ama şöyle birşey var.Nezaretçiler yani hocalar tüm odayı komple göstermenizi istiyorlar öncelikle.Bunu duyunca baya bir korkmuştum ve gerilmiştim tabi,ya yakalanırsam diye.Bugün saat 10:45-te sınavı başladı.Hoca tüm odayı göstermesini istediğinde ben hemen yatağın yanında saklandım.Çok aksiyonluydu benim için. :grin:.Sonra saklandığım yerden çıkıp,abime yardım etmeye gitdim.Yanında oturup soruların cevaplarını aramaya başladım.Arada koluma vuruyordu,ben ise daha da heyecanlanıyordum.Bitdikten sonra şu sözleri söyledi:“Allah belanı vermesin!Geçtim sınavdan” :sweat_smile:.Ben de bir an "Allah belanı vermesin!"dediğinde sınavı geçemedi zannettim ya. :sweat_smile:
Bir de şöyle birşey var.Telefon otomatik olarak İngilizceyi Türkçe’ye çeviriyormuş.İngilizce sınavı ama bazı soruları Türkçe’ye çevirip yazdık. :laughing:
Bugün de böyle bir anım olmuş oldu.Bu günü hiç unutmayacağım. :smile:

12 Beğeni

Ben de bir arkadaşıma yardım ettim bu şekilde. Hiç doğru bir şey değil ama yaptım işte. Sanırım online sınav sisteminde hocadan hocaya değişiyor tedbirler. Kimisi kamera açık ses kapalı diyor kimisi de her ikisi açık vs.

@anon6571210 Pubg sanırım dediğiniz oyun. Bir ara laptopu tv’ye bağlayıp oynardık. Annem babam hani adam vurmuyor musunuz derdi her akşam. Onları da izlemeye alıştırmıştık. :joy:

5 Beğeni

Yok ama aynı sistem. Modern Combat 5 miydi neydi.

2 Beğeni

Aslında ben neden direkt olarak Pubg dedim bilmiyorum. Bu tarz oyunlar da çoğaldı zaten.

3 Beğeni

resim

Şu tip lazerlerin Kırtasiye-Oyuncakçı karışımı yerlerde yeni yeni satıldığı yıllardı. Mahalledeki arkadaşlar ile akşam arabaların arkasına, apartman bahçelerine vs. saklanıp rasgele evlere tutardık. Bir gün Ankara Çankaya’da tuttuğumuz bir ev Ankara emniyet şube müdürünün evi çıktı. Adama suikast yapılıyor sanmışlar 10 15 dk sonra baya zırhlı birkaç araç ile bi dolu polis çıkagelmişti bir anda. Önce birilerini gördünüz mü diye sorguya çektiler bizi fakat sonra lazer tutan yaşça daha büyük arkadaşın cebinde lazeri bulunca işin rengi değişti. Ben ve bikaç arkadaşım daha küçük olduğumuzdan birşey yapmadılar ama yaşça bizden büyük olanlazeri tutan 2 arkadaşı alıp emniyete götürmüşlerdi.

Bir de yine aynı yıllarda mahallenin elektrik trafosunda torpil atmıştık. Trafo patlamış mahallenin tüm elektriği gitmişti akşam akşam. 2 gün sonra yapabilmişlerdi.

20 Beğeni

Bugün benim bir anım oldu.Kütüphaneye gidiyordum.kütüphanenin önünde bir köpek vardı.Kendi kendime dedim, acaba geri döndüm mü?ve sonra bir köpek bana ne yapabilir?deye kendime dedim.Kendimi topladım ve kütüphaneye gittim.köpek bana sanki beni yiyecekmiş gibi baktı :joy: Korktum ve geri adım attım.köpek bana geldi ve korktum ve hemen uzaklaştım. Eve ağlayarak geldim.Gerçekten korkmuştum. Bugün benim için sinir bozucu bir gün oldu :frowning:

6 Beğeni

Yaşım 13-14 filan, çiçeği burnunda bir ergenim. O sıralar mahallenin çocuklarıyla camiiye giriyoruz zırt pırt ama amaç oyun oynamak. Orta okuldan arkadaşlarla bile arada sırada gelir güreşirdik.

2011 yaz ayı olması lazım, yine bir gün mahallenin bebeleriyle camiiye girdik içinden su içeceğiz. Bebelerden biri suyu yanlışıkla döküyor, benim de adım çıkmış camii de oynuyor diye çocukluktan bu yana. Camii hocası içeriye bir girdi baktı yerde su var. “Camii’ye mi pisliyorsunuz?!?” diye kovalamışlardı beni. Adamlardan teki, o da bizim binadaydı kapıcılığını yaptığımız bina. Arabaya bindi onunla kovaladı aşağıya kadar. İlginç zamanlardı.

Bu arada camii hocası da bina yöneticisi.

8 Beğeni

Ortaokul 3. sınıfım, okulların tatile girmesine yaklaşık 1 ay kalmış. Arkadaşlarım Emin hadi ağaçlara dalmaya gidelim dedi. Sanki fakiriz, alacak durumumuz yokmuş gibi koştura koştura okuldan kaçtık. Mahalleyi karış karış turluyoruz. Gözümüze bir kiraz ağacını kestirdik. Sanırım 7-8 metre büyüklüğünde kocaman bir ağaçtı. 4 kişi ağaca tırmandık, ellerimizde poşetler var. Bir yandan dalından yiyoruz, bir yandan da poşete dolduruyoruz. Sokaktan geçen bir adam bağırmaya başladı. Ağaca dalan vaaaaar diye. Durmuyor da sürekli bağırıyor…

Bir iki pencere sesi gelince biz ağaçtan betonun üstüne atladık. Çağakan, Tolga ve Mehmet betona çakıldılar ama kalktılar bir şeyleri yok. Bende en sonuncu olarak atladım. Sanırım hepsinden yukarıdaydım. Yere çarpar çarpmaz bizimkiler çığlık attılar. Kolum mosmor olmuş, ezilmiş yani etim. Babamı aradılar, adam işi gücü bıraktı geldi beni kaldırımdan aldı. Direkt mahallenin polikinliğine götürdü. Film çektiler hiçbir şeyi yok dediler, ama ben kolumu tam olarak açamıyorum, kapatamıyorum. Buna rağmen pastaneden dondurma aldım. :joy: Eve gidince, ağabeyim kolumu gördü ve direkt teşhisi koydu. Sağ kolum dirsek yerinden kırılmış. :joy: Ben hiçbir şey hissetmiyordum. Zaten canımın acımadığını o gün öğrendim. Hemen apar topar Dışkapı hastanesine gittik. Doktor koluma bastırıyor, acıyor mu diye. Hayır diyorum, annem bağırıyor yalan söylüyor. Bastırın iyice diyor. :joy: Kolumu görseniz sizde yalan söylediğimi düşünürdünüz, vişne çürüğü gibiymiş. Doktorda sağ olsun, çocuk yalan söylese anlarım dedi. Hemen alçıya sardılar, kırk gün sonra gelin alçıdan çıkartalım dedi. Ancak doktorun söylediği sürenin daha henüz yarısındayken kolum iyileşmişti.

Acı eşiğim çok yüksekmiş bu yüzden acıları pek hissetmiyorum.

13 Beğeni

Geçen gün bizim apartmanda yavru kedi bulmuştuk sevmek için dışarda onu aradım bulamadım sonra kargom geldi o sırada kapıyı açık unutmuşum kedi evin içine girmiş bir yarım saat sonra miyavlama sesi geliyo bir yerden odanın kapısını açtım koridorda bizim kedi sonra o korkuyla bağırdım biraz kediyi de korkuttum kedi her yere tırmanmaya başladı. Lavabonun içine girdi manyak kedi bir ara. Sonra çıkarmaya çalışırken koridorda merdiven vardı onun arkasına saklandı orda kaldı asla çıkmıyo korkudan. Evde de kimse yoktu sonra babamı aradım geldi dedim ki kedi agresif dokunma babam dinlemedi tabi kediyi çıkarmak için tuttu kedi elini ısırdı olan babama oldu sonra benim üzerime koştu ben yine çığlığı basınca yönünü değiştirip kapıdan çıktı gitti Allahtan. Kedi hala apartmanda besliyoruz, artık insanlardan eskisi kadar korkmuyo.

6 Beğeni

Fazla realist ve trajikomik olacak.
Sivil görevde iken izbe bir kör noktada örgüt ün yol çevirmesine girdik, beklediğimiz bir durumdu kontrol sonrası yola devam edecektik.
Yolu tutan elemanlar jandarma nın örgüte sızmış elemanlarıymış oradan geçeceğimiz bilgisi sıkıntı çıkmaması için kendilerine evvelce verilmiş lakin bize verilen bilgiyi arkadaş bize iletmeyi unutmuş :man_facepalming:
Bu vatandaşlarda bizden aga biz geliyoruz diye haber çıkmayınca ayıkıp şaka yapmak istemişler. Kimlik aldılar sonra araçtan inin kim olduğunuzu biliyoruz ellerinizi bağlayıp diz çökün dediler.
İnerken silahıma davranmak üzereydimki gülüşüp durumu açıkladılar.
Şakayı 1dk daha uzatsalar mazallah :scream:

8 Beğeni

Fıkra gibi bir anı ama o ortamı nasıl buldun demeyin. Yüzyıl düşünsem ben de bilemem bunu. :joy:

[Bir doktor, bir pilot ve bir öğretmen beraber film izler. :joy:]

İnterstellar ilk izlediğimde pek sevmemiştim. Açıkçası sonu tatmin etmemişti beni. Neyse işte 30-40 kişinin olduğu bi yerdeyim. Saat 23’e doğru çoğu gitti. Kalanlar film izlemek için kaldı. İnterstellar varmış. İyi dedik izleyelim. İzlemek için kalan 8 kişi var. Şimdi unuttum onları ama hatırladığım bir tanesi ingilizce öğretmeni. Bir tanesi f16 pilotu. Bi tanesi doktor. İngilizce öğretmeni ile aram iyiydi. Kendisi kültürlü ve film izlemeyi seven biri. Öyle ki imdb top250’de olan siyah beyaz filmler hariç hepsini izlemiş. Pilot olan da evinde ev sinema sistemi olan biri. Doktor da film konusunda baya bilgili. Hatırladığım kadarıyla biz kalan 8 kişi içinde aslında İnterstellar izlemeyen ya yoktu ya da 1-2 kişiydi. Yine de beraber izledik. İzlerken bazı yerlerde, konuşma sahnesi olmayan yerlerde birbirimiz ile bilgi alışverişleri yaptık. Böylece filmde anlamadığım pek çok noktayı anlamış oldum ve şaşırdım. Vay canına dediğimi hatırlıyorum. Kara delikler hakkında teoriler falan tartıştık. Film uzundu ama hepimiz sonuna kadar izledik. Bu sefer sevdim. Kimdi hatırlamıyorum şöyle demişti: “Bu filmi sevmeyenler aslında anlamayanlardır.” :slight_smile:

10 Beğeni