Anime Nedir? Animeler Hakkında Bilmeniz Gerekenler

Kayıp Rıhtım’da tamamını okumak için: https://kayiprihtim.com/dosya/anime-nedir-animeler-hakkinda-bilinmeyenler/



Anime nedir? Animelerde kullanılan kelimeler ne anlama gelir? Her yaş grubuna hitap eder mi? Nereden başlamak gerekir? Tüm soruların cevapları bu yazıda sizleri bekliyor. (DEVAMI…)

19 Beğeni

Dizi veya film izlemekten farksız bir şeydir.

Herkese hitap eder koca bir külliyat sonuçta. Her türden seri bulursun. İnternette böyle genellikle keko ortamlarda izleyenleri bir iki tık beğeni almak için aşağılarlar.

Nereden başlamalı sorusu comic yani Amerikan çizgi romanlarında geçerli olsa da manga ve animeler genellikle tek kaynaktan çıktığından şart değil.

Yazı için teşekkürler.

6 Beğeni

Işaretleyeyim bunu, 5 yıl sonra lazım olur. Eskiden animeler komik gelirdi bana, “Neden gözler bu kadar büyük, neden fiziğe bu kadar aykırılar” derdim hep. Bir gün merak edip izlemek için en iyi vakti bulmaya çalışacağım uykuma girmezdi :smile:
Teşekkürler, yazı çok güzel olmuş :+1:

2 Beğeni

Benden söylemesi: Tutkulu mechacılar (bizim memlekette azlar) örnek olarak Code Geass’ın gösterilmesine biraz gücenebilirler. :sweat_smile: Onun yerine, örnek niyetine, Mobile Suit Gundam’ı önereceklerdir; büyük ihtimalle.

Tabii, popülerlik seviyesini düşününce, evet, Türkiye’de akla ilk C.G. gelir. O da ilginç bir noktada. Teması gereği dünyası, mecha türünün vazgeçilmezi savaş, siyaset ve insanlığın hali gibi konulardan beslenir. Ancak dramatizasyonu, hikâye iniş çıkışları ve akıl oyunları itibariyle Death Note’la kıyaslanır. İlginç :thinking:

3 Beğeni

Batı dünyasında yaşayan ortalama bir anime izleyicisinden (otaku her yerde otaku, o yüzden onları örnek veremiyorum) bile daha az anime izleyen Japonları düşününce ilgincime giden bir tür. Genelde lise etrafında dönüyor çünkü Japonların en çok etkileşimde bulunduğu dönem o dönem, derslerden kalan cücük kadar vakitte tabii ki. Bunun dışında orta yaşlı insanlara pek az rastlıyoruz çoğu animede çünkü Japonlar hayatlarının, affedersiniz, ne kadar b.ktan olduğunu biliyorlar, bu yüzden gerçekçi yapımlardan kaçıyorlar. 10 saatten fazla süren mesailer, yapmacık ve kasıntı sosyal ilişkiler ve hiyerarşi, koşusturmaca vesaire. Bizdeki “zengin aileler ne gibi sapkınlıklar yapıyorlar, yalı manzarası ve zenginlik eşliğinde öğrenelim” tarzı dizilere örnek olabilir. Tabii ki bu tür yapımları küçümsediğim (sizi başka türlü evrenlere ışınlayan yapımlar) anlamına gelmesin.

Otaku derecesinde bağlı olmasam da anime izlerim ve manga okurum. Tam bir “kültür emperyalizmi” örneği.

1 Beğeni

Ben Anime izlemedim. Ama izlemek istiyorum. Ama ilginç değil. :neutral_face:

1 Beğeni

Anime benim için zaman geçirmelik.Ciddi ciddi oturup izlediğimi hatırlamıyorum.Shounen’ler hariç tabii ^^.Anime izlenir mi?İzlenir.İzleyene laf atan zaten boş yapandır.Açın Naruto’yu izleyin. :smiley:

1 Beğeni

Günümüz anime sektörü, gerek konu, gerek işleniş, gerekse yayın anlayışı (bölüm sayısı, süre, vs) bakımından, patlama yaptığı 90 öncesinden çok farklı.

Şu anki ana akım, animeyi eğlenceli kılan ya da kendini izlettiren dramatik/dramatize öğeleri formülize ederek yol almaya çalışıyormuş gibime geliyor.

Düşünüyorum da sevdiğim animelerin büyük kısmı 90 öncesi.

Örneğin, eskilerden Plawres Sanshiro vardı; Türkiye’de de yayınlanmıştır. Nasıl özetlesem; minik robotlarla yapılan dövüş turnuvasında, kahramanımız ve robotu Japonya’yı Dünya çapında temsil ediyor hikâyesi.

Yıllar sonra, nostalji hevesiyle izleyince, ince mesajlarını fark edebildim. Resmen el kadar robot dövüştürme konseptini arkasına alarak genel Japon ahlakı ile sanayi ve kalkınma prensipleri serüvenleştirilmiş. Çocuğun robotunu yüzde yüz yerli üretim parçalarla imal etmesi; rakiplerin saygısını kazanacak biçimde mücadele vermek; hatasından ders çıkartabilen dostları affedebilmek vs. vs.

4 Beğeni

Çizgi film(anime) severim.

Yakalandım. :grin:
love live

İşin şakası mecha türünün en ünlü örnekleri Code Geass ve Neon Genesis Evangelion animeleri mecha arka planda işlendiği için aslında yarı mecha olarak geçer. Bunun farkındayım.Ben bilindik örnek vermek istedim. :+1:

1 Beğeni

Macross serisi de mechalar arasında epey iyidir.Eski mechalar daha güzel oluyor.Yeniler hep bizim yerli çizgi film tadında.

@Expelliarmus,

Tamı tamına mechadan örnek verilseydi, muhtemelen Mazinger’i anmaktan başka çare kalmazdı :sweat_smile: :man_shrugging:

Mecha türünün algı aşamasında şöyle bir talihsizli var; Super Robot janrasından miras, robotlar kapışıyor işte, başka bir numarası yok, yanılgısı hakim.

O algı sebebiyle şaşırtcı geliyor ama hafızalarda yer etmiş çoğu mechanın odağında hep insan hikâyesi öne çıkıyor. Sanırım ideal mecha serisinin formülü şu: Bu savaş/mücadele aracı olay örgüsünde öyle kritik öneme sahip ki çıkartılsa ilişkilendirildiği evren ve insan hikâyesi manasızlaşabilir.

Bu formül uyarınca, pek sevdiğim, el üstünde tuttuğum Armored Trooper Votoms serisi tam bir yarı mechadır, denebilir. Çatışmaları ve evreni mechasız biçimde tekrar kurgulamak, yer yer zorlasa da, mümkün gibi.

Sanırım yine aynı formül sebebiyle, Evangelion’u, uçlardaki insan odağına rağmen, yarı mechadan sayamıyorum. EVAlar olay örgüsünde ve dramatik yapıda önemli yere sahip.

@Shelpe,

Macross serisi ilginç. Mechalar etkileyici, aksiyon kısmı bir hayli sürükleyicidir. Ana hikâye savaşken plotun aşk üçgenleri etrafında dönüp ana olaya bağlanır. Her şeyin sonunda günü kurtaran müzik ve gerçek aşkın fedakârlığı olur.

Kağıt üstünde tuhaf duran pek çok şeyi var. Misal, ilk Macross filminde neydi? Dev uzaylı kadın ve erkekler Menthrait ve Zenthrait (yanlış yazdım, idare edin) diye ırklara bölünüp savaşıyor. Bizimkiler kadim şarkı sözlerinden çıkardıkları proto kültür örneğiyle barışı sağlıyor. Öpüşen insanları görünce proto kültürden etkileniyorlar. Meğersek dev uzaylılar kendilerini küçültebiliyormuş; Dünya’ya düşen uzay gemisi değil de mechaymış…

Tüm bunların ve daha fazlasının eli yüzü düzgün bir mizansende birleşerek başarılı bir evrene dönüşmesi ayrı bir araştırma konusu. Çıkarılacak dersler var.

3 Beğeni

O kısım biraz garipmiş.Ben filmleri izlemedim şimdi ne desem yalan olur. :slight_smile:

1 Beğeni

Ben de sekans sıralamasını karışık ve hatalı anlattım. Ama öyle yani.

Tv versiyonunda mıydı, neydi; kahramanlarımız ele geçirilir. Dev uzaylılar da bize proto kültür gösterin, diye tuttururlar. Esas kızımız ile esas oğlanımız da yapacak bir şey yok, diyerek öpüşürler. O zaman koca koca uzaylılar, abbov, proto kültür aşkına, ağzından mı öpüyor şaşkınlıklarına kapılır. :sweat_smile:

Müzik ve aşk vasıtasıyla insanlığı kurtarma hususunda sonraki Macrosslar da ilginçlik barındırıyor. Hatta Macross 7 en ilginçleri. Ama serinin temellerini atan ilk Macross’un yeri ayrı.

1 Beğeni

Ben bayağı yerin dibine sokan gördüm. Code Geass’ı ben de hiç sevmem zaten.
Bizim memlekette bir Akuma_Blade var tutkulu olarak galiba (gömen de o zaten). Bu vesileyle ismini anmışken bir bakayım donanımhabere dedim de forumu bıraktım demiş 3 hafta önce.

1 Beğeni

Ah, Akuma_Blade, ah. Çabalamana rağmen, Mobile Suit Gundam ve mecha türü memlekette arzuladığın gibi benimsenemedi; şans. Pek sevgili Votoms’umu, onun Anime.gen.tr’deki ilk tanıtım yazısından (sonra yeni bilgilerle güncellemişti) öğrenmiştim. Hey gidi hey.

Code Geass favorilerim arasında sayılmaz.

Öne çıkan ve en beğenilen özelliği olan “akıl oyunları” kısmını, kıyaslandığı Death Note kadar iyi yapamıyordu. Ne yalan söyleyeyim, Lelouch’un avantajı şansıydı denebilir. İhtiyaç duyduğu fırsat önüne geliyordu. Örneğin, ilk bölümde, tam da güçlerini kazandığı ve isyancıların da desteğe muhtaç olduğu anda mecha dolu trenin (tren diye hatırlıyorum) orada olması. Kendi planlamış gibi, benden size hediye, havası atıyor. Gizemli hayırsever numarası çekmesi, güven ve destek kazanmak için mantıklı hamle de… yani, o trende mecha olduğunu bilmiyordun ki; oraya bile kaderin bir cilvesi sebebiyle, rızan olmadan, planlamadan geldin.

Bir o şans faktörü, bir heyecanı en üstte tutulmak için patlak veren gelişme üstüne gelişme, bir ters köşeler, bir… Lelouch’un hikâyesi, zekâsının meyvelerinden faydalanmaktan ziyade kaderinin onu götürdüğü yere doğru gitmesi izlenimi uyanmasaydı, bunlara takmazdım.

Aynı senaryo numaraları başka animelerde de oluyor. Onlarda, kahramanın lehine olan şans faktörünü, ters köşeleri az çok tolere edebiliyorum; hikâye zaten kahramanın ne tepki vereceğine odaklı, vs. diyerek.

Code Geass’da kahramanın adımları zekâsıyla ilişkilendirilince, ben de başka hikayelerde standart gelebilecek senaryo numaraları karşısında doğal olarak hassaslaştım. Karakterin zekâsıyla bu olanlar arasındaki ilişkileri mercek altına alır oldum.

Nefret ettiğimi hatırlamıyorum. Ama Death Note’la kıyaslanacak seviyede akıl oyunları içerdiğine ya da yenilikçi ve çok derin olduğuna (evet, zamanında böyle iddialarda bulunanlar da olmuştu) ikna da olamadım.

1 Beğeni

Akıl oyunu ben de çok göremedim şahsen. Code Geass feci şekilde dramaya oynayan bir seri. Direkt sonundan bile belli bu. İlk sezonu gene bir şekilde idare ederdi benim için, idare ederden kastım izlenebilir olması yoksa beğendiğimden değil, ama 2. sezonu direkt kafadan sildim. Cidden gram hatırlamıyorum. Sadece sonunu hatırlıyorum. Dediğim gibi belirli bir sahnenin vuruculuğuna oynadıkları için(ve şarkıyla beraber de bunu başarmışlar cidden tebrikler) milletin aklında son bölüm kazınıyor. Duygular tavan yapınca bas bas yüksek puanları :slightly_smiling_face:.
Kafamda seriyi direkt deux ex machina diye kodlamışım ki nefret ederim deux ex machinadan.

1 Beğeni

Bu dediğinde bir tuhaflık yok. İnsanları duygulandırmayı başarmışsa kişiye göre puanını hak etmiştir. Yani sorun yok. İnsanın kendisini duygulandıran, değişik duygular yaşatan bir seriye yüksek puan vermesi tuhaf değil.

Benim demek istediğim finaldeki duygu yoğunluğunun bütün animeye baskın olması. Beğenen gene beğeniyor, ama ortalama diyerek, şu da bitsin diye izleyen varsa da finaldeki şarkı ile puanı basıyor. Yani puanı şişiyor bence, hak ettiği puandan yüksek puan alıyor. Hiç beğenmesem de final ile bunu başarmışlar, tebrik etmek lazım.
Şarkı efsane. Code Geass bittikten sonra bana kalan az şeyden biri de bu.

Code Geass bence de şaheser değildi bu arada. Öyle dediğim anlaşılmasın. Ama 7-8 arası bir puan verilecek hoş vakit geçirmelik bir seriydi. Death Note seviyesi görmüyorum ama, o bir iki tık daha ötesidir. Aslında Death Note karşılaştırılmasını bile tuhaf buluyorum farklı kafada seriler.

Yine de ben duygulandığım serilere yüksek veren kesimdenim. Tabii bu puan 10 olmaz bende, CG’ye de 10 vermemiştim. İlk sezon 9, ikinci sezon 8 vermiştim. 10 vermem için çok daha fazlası gerek.

Özet

Beni Shirley’nin ölümü ve Rolo’nun sadakati daha çok etkilemişti. Ama evet final sahnesi gerçekten çok iyiydi.