Aylık Öykü Seçkisi Yazarları ve Kayıp Rıhtım Editörleri Buraya!


(M. Ihsan Tatari) #21

Hayır, eski seçkilere öykü alımımız yok.


#22

Buralarda nekromansi yasak mı?

E - Dergi olayı hoş olabilirmiş.Fikir rafa mı kaldırıldı, merak ettim.


#23

Küçücük bir sorum olacak, seçkiden bir çok kişiyi bulmuşken minik bir soru için başka başlık açamaya gerek yok.

Öyküde yaptığımız yazım biçimi değişikliklerini Kurgu İskelesi’ne birebir geçiremiyoruz. (En azından ben geçiremedim. ) Öykü seçkisine yollanan öykülerde bu tarz şeylerle karşılaşmadığım için sormak istedim: Yazımda yapılan biçim değişiklikleri seçkide yayınlanınca düz yazıya mı dönüşüyor?

Demek istediğime yakın örnekler:

Bu ikisinin arası olarak düşünün, biri aşırı diğeri ise zayıf bir örnek. :slightly_smiling_face:


#24

1- Ana şikayetlerin hepsine katılıyorum. Ben kendi adıma kaliteyi düşürmemek için her temada yazmıyorum. Yine kendi adıma geçmişten geleceğe yazılanları okuduğumda bir kalite düşüklüğü olduğunu düşünüyorum. Hatta kimseyi kızdırmayacaksa kapak tasarımlarında da eskiler çok daha başarılı.

2- Anaç çözümlere katılmıyorum. Bir ödül sisteminin gruplaştırma yaratacağını düşünmekteyim. Zira ben forumda belli başlı yazarların hikayelerini severek takip etmekte, belli başlı kalemleri ise artık takip etmemekteyim (bu kişilerin öykülerinde, dillerinde bir sorun yok hatta pek çoğu yüksek beğeni alıyor. Ancak bana anlatım tarzı aynı geldiği için bu durum oluyor) Bu durumda belli isimler hep ayın en iyisine oynayacaklar.

3- Yöneticiler bu durumu nasıl çözerler hiç bir fikrim yok. Ama bir adet tema ve mevcut kurallarla her önümüze geleni yazıyoruz. Bir değişiklik bir zorlayıcılık olmalı.

Zor konu, başta siteyi kuranlar olmak üzere herkese kolay gelsin…


(gayekskn) #25

Kalitenin düştüğünü size hissettiren nedir? Birkaç aydır yazdığım ve Seçki’nin geçmişini bilmediğim için merak ettim.


(Muhammed Dogan) #26

Yorumların okunmaması konusuna sonuna kadar katılıyorum, ama suçu editörlerde değil kendimizde aramalıyız, biz bile bir kaç öykü okumaya üşenirken onların bu kadar fazla öyküyü okuması sanırım mümkün olmaz. Bunun bir çözümü olacağını sanmıyorum. Belki her yazara bir-iki öykü okuma ve yorumlama zorunluluğu getirilebilir ki aklıma gelen en insaflı ve mantıklı çözüm. Bunu söyleme sebebim kırka yakın öykü var ve birçoğu yorumsuz kalıyor yani açıkçası bu kötü bir durum. Sonuçta herkes kendini geliştirme ve kağıda aktardığı dünyanın başkaları tarafından okunup yorumlanması amacıyla yazıyor. Dediğim gibi bu seçkiye yazma zahmetine katlanan be vaktini ayıran kişi bence bir-iki öyküye de yorum yapma zorunluluğuna ses etmeyecektir, sonuçta bu zorunluluk kendisi için.

Bu arada aylardır seçkiye yazmıyorum ama yazdığım zamanlar benim de en çok dikkatimi çeken eksiklik buydu, sonuçta yazdığın öyküye yorum gelmeyecekse seçkinin ne amacı var ki…


(Onur Selamet) #27

Merhaba @milenya,

Öykü Seçkisi’nde biçimsel denemelere açığız. Ancak Word Press altyapısının getirdiği bazı kısıtlamalar da yok değil. Farklı font ve puntolar denenebilir. Onlarda sorun olacağını düşünmüyorum. Ama ikinci görselde bazı fontlar sanırım el yazısıyla kitaba özel olarak hazırlanmış, onları aktarmak mümkün olmayabilir.

Fakat, eğer öykünüzde bu tip kısımlar çoğunlukta değilse sadece o kısımları ekran görüntüsü alıp görsel olarak metne ekleyebiliriz.

Tabii çalışmanızı gördükten sonra yorum yapmak daha sağlıklı olur. Elimizden geldiğince sizin yazdığınız gibi gözükmesi için çaba harcarız. :slight_smile:


#28

Aradığım cevap buydu, şimdi sıra aradığım temayı bulmakta. :smiley: Sağ olun.


#29

Kalitenin dustugunu ne gosteriyor? (Bence)
1 yil once hikayeler tesvik ediciydi. Birini merakla okuyorsam bu o ay icin beni yazmaya tesvik ediyordu. Kimse ustune alinmasin bu 100 de 100 ben kaynaklidir muhtemelen ama simdi bunu hissedemiyorum. Tam tersi tesvik olmak soyle dursun soguyorum. Konu basindan nasil bitecegi belli olarak geliyor. 5 oykuden sadece 1 i sasirtici bir sona sahip ve merak uyandirici gidiyor. Hatta bence soyle bir gercek de var eskiden yazan az okuyup elestiren fazlaydi. Oyku goruntuleme sayilarina bakin. Cift haneyi goremeyen oykuler oluyor. Tekrar belirtiyorum bu benim gorusum ama bana gore okuyan yok yazan artiyor. Cok az kisinin ben dun bu sitede su oykuyu okudum ve bunu anlatiyordu diyecegini dusunuyorum… iyi bir yazinin her zaman degerini bulacagi inancindayim. Ama sonuclar ya benim haksiz yada yazilanlarin kalitesinin dustugunu gosteriyor… ben bu mevzuda seve seve haksiz olmaya raziyim


(Emre Can Doğan) #30

Katılıyorum çünkü ben Seçkiye yazıyorum. :smiley:


#31

Öykü Seçkisi’nde bebek adımlarımı atıyorum. Pek eski bir yazar olmadığımdan ötürü diğer öykülere yorum yazmayı beceremiyorum. Yorum yazdığım yazara katkı sağlayacak herhangi bir şeyin ağzımdan çıkmama ihtimali var çünkü. Sıramı benden tecrübeli isimlere bırakmayı tercih ediyorum.

Sürükleyici olsun olmasın, Seçkimiz beni daha fazla yazmaya itti. Halimden memnunum şuanlık :slight_smile: .


(Hiçliğin bekçisi…) #32

Öncelikle yazıyı okumak zordu. Telefondan yazmışsınız. :joy: Konuya gelecek olursam bence bu yorum yüzünden oluyor. Yeni yazanlar kimseye yorum yapmıyor. Kimse de yenilere yorum yapmıyor. Öyle ben yazayım, köşemde oturayım, insanlara vahiy gelsin de benim öykümü okuyup yorum yapsın diyerek gelişemez kimse. :slight_smile: Orada olduğunuzu belli edeceksiniz. Gelişmek, öğrenmek istiyorsanız tırnaklarınızla kazıyarak bir yere geleceksiniz. İnsanlar da size yorum yapacak bu sayede. Tamam belki yazmak konusunda profesyonel olmayabilirsiniz ama hepiniz okuyorsunuz. İyi kötü okuduğunuz kitaplara yorumda bulunuyorsunuz. O zaman öykü seçkisinde de yorum yapabilirsiniz. Bence yorum konusunda kişinin çuvaldızı önce kendisine batırması lazım. Yorumlama olmayınca öyküyü yazan ne kadar kendi kendine gelişebilir?

Eskiden günümüze gelen seçki yazarlarının da artık kısır döngüye girdiğini düşünüyorum. Hep aynı kişiler, hep benzer yorumlar olunca öyküler de hep aynı çemberi dönüp duruyor. Güvenli çemberden kimse çıkmıyor bir süre sonra. Kendi tarzları oluşmuş artık.

Ben seçkiye ilk katıldığımda 1.5-2 sene sonra bir yorum almıştım. Sonra yine katıldım ve sadece bir yorum aldım. Yine katıldım… Kolları sıvadım. En baştan en sonuna dek tüm öykülere (mümkün olduğunca) yorum yaptım. Biri özelden aşırı detaylı bir inceleme dışında yaklaşık 8-9 yorum aldım ve inanılmaz faydalı oldu. Sekiz farklı bakış açısı benim epey ufkumu genişletmişti.

Sevgili @erce size yanıt verirken bir noktada genele konuşmaya başladım. Anlayışınıza sığınıyorum. :blush:


#33

Buradan ben de cevabımı aldım.

Şahsen çok kalabalık yapmayı seven biri değilim. Tutumum bundan. Bir de yazdıklarımın arkasında ne kadar durursam sanki bir o kadar şımardığımı hissediyorum. Yazdığım şey şöyle, yazdığım şey böyle vs. O yüzen sizin tabirinizle öykülerimi yazıyorum ve terk ediyorum onları. Yanlış bir tutum olabilir elbette. :slight_smile:


(gayekskn) #34

Önceki öyküleri okumadığım için adil bir değerlendirme yapamıyorum; ancak ben şimdi de iyi öyküler çıktığını düşünüyorum. Mümkün olduğu kadar okuyup, yorumlamaya da çalışıyorum. Bir çoğu aklımda da kalıyordur. Ama ne kadar dile döküp anlatıyorumdur muamma. Teşekkür ederim bilgilendirmeniz için.


(Hiçliğin bekçisi…) #35

Bence bu kalabalıklık etmek değil. Hedeflediğiniz şey sizin için ne kadar öncelikli? Öyküler yazmak, insanlardan yorum almak, gelişmek, bu alanda bir yerlere gelmek sizin için ne kadar önemli? Buna göre siz de tırmalamak durumundasınız. Bu benim düşüncem tabii ama olduğumuz yerde saymamak için de bir şeyler yapmak lazım. Bazen bir ortama dahil olmak zor olabiliyor. Alışma süreci oluyor. Ben böyle durumlarda bazen gözümü kapatıp saldırıyorum. :sweat_smile: Tavsiye ederim.

İleride bir yazar olursanız yüzlerce yorum alacaksınız. Yanıtlama konusunda da tecrübeniz olmalı ve size gönderilen romanlar olacağı için yorumlama konusunda da deneyiminiz olmalı. Yeni arkadaşlar edineceksiniz. O sebeple de girişken olmalısınız. :blush:


#36

O kadar berbat bi durumda yaziyorum ki suan. Sirf imladan ssbaha biraktim cevap yazmayi. Telefon yetmezmis gibi yoldayim…istanbul trafigi…


(Kasvet Ulu) #37

Dört aydır Seçki’ye yazıyorum, (ondan önceki iki ay da yazdım ama göndermedim) ve her öyküme en az birkaç yorum aldım. Detaylıca okuyup eleştirenler de oldu, beğendim deyip geçenlerde. Bu dört aylık süre boyunca Seçki’deki öykülerin neredeyse %90’ını okudum. Bazı öyküler bana hitap etmediği için bıraktım, bazılarını da çok fazla yorum geldiği için okumadım. Altında yorum görmediğim birçok öyküye yorum yazdım. Bunların bir kısmı detaylı, yapıcı eleştirilerimdi, bir kısmını da sadece beğendim deyip geçtim. Neden beğendim deyip geçtim; birinci nedeni bazı yazarları gaza getirip daha çok yazmalarına neden olmaktı, ikinci neden de eleştirecek bir kısmını göremememdi. Yorum attığım öykülerin çoğu acemi yazarların öyküleriydi ancak bazı yorumsuz öyküler gerçekten yazar mayası olan kişiler tarafından yazılmıştı.

Fark edilmeyen, yorum gelmediği için diğer konular arasında kaybolan çok güzel öyküler var. Bazen tek bir yorum bile o öykülerin keşfedilmesini ve daha fazla okura ulaşmasını sağlıyor. Yanardağ temalı sayıya yazdığım öykü iki hafta hiç yorum almadı. Okunmadı da. Sonra tek bir detaylı yorum sayesinde fark edilip okunmaya başlandı. Yorum gelmese bir sonraki sayıya gerçekten yazmayı düşünmüyordum. Bir şekilde Seçki’deki emeklerim bana dönüş yaptı. Yine de daha fazla geri dönüş almak isterim mutlaka.


(Kasvet Ulu) #38

Ek: Başka bir konuya daha değinmek istiyorum.

Yorumlamak gerekli ancak yazdıklarımıza aşırı dikkat etmemiz gerektiğini düşünüyorum. Sınırlarını bilerek ve objektif olarak eleştiri yapmak gerekiyor. Ben birçok öyküde insanlara yardım etmek istediğini zannederek eleştiren, bazen dilleri çok sert olan, bazen de gerçekten öznel bir durumu gereksiz yere kurcalayan çok yazar arkadaşımızı gördüm. Dayanakları ne? Neye göre yorum yapıyorlar? Doğru, yanlış, iyi güzel kıstasları ne? Bilmiyorum. Bu eleştiriler yeni yazarları yönlendiriyor. Bahsedilen kalite düşmesinin nedeni, eleştirilerin bir süre sonra yeni yazarları Seçki standartlarına göre yazmaya itmesi olabilir. Yani beğeni ve yorum almak için yazılan öyküler türemiş olabilir. Bu hususta herkes kendine dönüp bakmalı. Yazarken de eleştirirken de çok dikkatli olmalı.

Kayıp Rıhtım Öykü Seçkisi bence yeni yazarlar için altın kaplı bir platform. Kendilerini duyurmak için mükemmel bir fırsat. Ancak her şeyi doğrusu ve yanlışı ile düşünmek lazım.


(gayekskn) #39

Sevgili @ulu.kasvet Sence beğeni almak için yazılan bir öyküyü belirleyen kıstas nedir? Hangi aşamada bu amacı güdüyor olduğumuzu düşündürebilmiş olabiliriz?
Ben 8 aydır yazıyorum ve Anka adlı öyküm (1.5 sayfalık çok kısa bir öyküydü) kırılma noktam oldu. Önemli yorumlar aldım. Yorum almasam, bende bir noktada vazgeçerdim. Ama bu daha çok beğeni ve yorum almak değil, nitelikli yorum almak esasen.
Bu yüzden başka bir platform değil de burası.


(Hiçliğin bekçisi…) #40

Buna katılıyorum ben de. Burada yazar kendisine göre yorumları değerlendirecek. Bu yorumlara karşı çetin bir savunuşa geçmenin bir anlamı yok. Sizin tarzınıza, isimlerinize vb. konularda yorum geliyorsa teşekkür edip kendi çıkarımınıza göre devam etmek en güzeli. Yani size faydalı olan kısmı alıp devam edeceksiniz.

Son zamanlarda ben seçkide olması gerekenden fazla yazım hatasıyla karşılaşıyorum mesela. Bu beni rahatsız ediyor. Bu öyküleri hemen kapatıyorum. Özensiz bir öyküyü kimse okumak istemez. Bunu belirtseniz mutlaka kendince bir açıklaması var yazarın. Haklıdır da muhtemelen ama bir öykü en azından yazım konusunda geçer not almalı. İçerik bana hitap eder ya da etmez. Bu benim okuma profilimle alakalı.

Eğri oturup doğru konuşalım bazı kemikleşmiş yazarlara biraz negatif yorum yazdığınızda da o yazarı sevenler tarafından hırpalanabilirsiniz. Kelimelerinizi itinayla seçmekte fayda var. Ben bu tutumu yanlış buluyorum. Fanatiklik biraz burada da var. Toplum olarak sanırım buna biraz açığız. Objektif olmakta fayda var ama herkes olabiliyor mu? Orası pek karanlık…