Ayrıntı Yayınları Bilimkurgu Dizisi


(fatih çetin) #22

işte insan kitabı hoşuma gitmişti. bu kitap da konusu ile beni çekti zaten. cevap için teşekkürler bu arada.


(İbrahim Şahin) #23

Modem Zamanları ve Vahşi Kızları satın aldım, gelince okuyacağım. Kitap kapakları ve konsept çok hoşuma gitti. Kitaplar 100-150 sayfa civarında olmayı sürdürürse bu diziyi takibe alacağım. Umarım güzel işler çıkar :slight_smile:


(Erman Akman) #24

Şu anda takip edilebilecek güzel bir seriye benziyor fiyatları uygun 4 kitap 30tl gibi fiyata geliyor.toplamda da 480 sayfa.en kısa zamanda edinmek lazım


(Wifhty Zet) #25

Arkadaşlar okuyanlar fikir belirtebilirler mi çeviri kalitesi vs hakkinda ben de ona göre satin alacağım.


(fatih çetin) #26

Ben geçen ay 4’ünü birden aldım. Şöyle bir göz gezdirdim. Kitaplar güzel, çevirileri de güzel.


(Tansel Diplikaya) #27

Vahşi kızlar kısa (50 sayfa) güzel bir öykü. Hiç Ursula okumamıştım, kitap kısa olduğu için bununla bir başlayayım diye düşündüm. Benim hoşuma gitti. Bu arada Vahşi Kızlar bilim kurgu değil ki.


(Cemalettin Sipahioğlu) #28

Kişisel bilimkurgu anlayışına göre değişebilen bir durum. Ve o yüzden sıkça gündeme gelen, tartışmalı bir konu bu. Le Guin toplumsal bilimkurgu tarzında yazar ve bilimkurguyu ve hatta speklatif kurmacanın tamamını düşünce deneyi kapsamında değerlendirir. Çünki kültürde bir bakıma ihtiyaçlardan doğan icatlar, üretilmiş soyut mekanizmalar-nesnelerdir. Bu görüş kapsamında, türün üstüne yapışmış fetişizmleşen teknolojikleşmeyi ve kahinlik beklentisine dönüştürülen gelecek öngörüsü talebini kısıtlayıcı bulur. Ki zaten diğer yazarlarda merkeze aldıkları düşüncelere göre, deneyimledikleri bugünü dikkate alarak hayali gelecekler ya da zaman aralıkları ve buna göre yerleşkeler/gezegenler tasarlarlar.

Tabii keşke hikâyenin hangi gezegenin hangi çağında geçtiğini başta belirtseydi. Okuru o yönden, “Orası neresi? Bunların anlamı ne?” gibi sorularla birazcık uğraştırıyor, başlangıcında.


(Tansel Diplikaya) #29

Aslında, hikaye iyi olduktan sonra türü bilim-kurguya mı giriyor fantasiye mi giriyor çok da önemli değil. Yazarın diğer kitaplarını okumadım o yüzden varsa diğer hikayeleriyle bağıntısını bilmiyorum. Hikaye kendi içinde tutarlı olduğu için hangi gezegenin hangi çağında olduğumuzda çok önemli olmuyor, yani farazi bir ülkedeyiz.

Bilim-kurgu artık çoğu kesimde bilime uygun tasvir edilmiş, teknolojik içeriği olan, gelecek ya da alternatif zaman da geçen kurgular olarak görülüyor. Sosyolojik bilim kurguyu da sosyoloji de bir bilim diye zorla bu kategoriye sokmak bana saçma geliyor.

Hikayeyi önerir miyim? Evet ama, bilim-kurgu bir hikaye arıyorum diyen birine de bak bu bilim-kurgu demem.


(Cemalettin Sipahioğlu) #30

Ben de hikâyelerin iyi edebiyat kötü edebiyat düzleminde tartışılmasından yanayım.

Bahsini ettiğimiz sosyolojik bilimkurgudaki sosyolojiyse, bilim olduğu gerekçesiyle zorla türe iliştirilen bir konu değil ama. Bu türden sosyal ve psikolojik tahlillerle, somut teknolojinin ve imkanlarının sergilendiği hikâyelerde de karşılaşılıyor. Örneğin, Robert Silverberg’ten Cam Kule; yapay insanlar, ışınlama ve zihinlerin birbirine bağlanması gibi temalar varsır. Ama romanı vurucu ve etkikeyici yapan, yapay insanların onları tasarlayanı tanrı gibi algılaması ve ona göre bir kültür geliştirmesidir. Hatrı sayılır bir üne sahip ve zamanı aşan bilimkurguların bazılarında sosyolojinin rolü de önemli yer tutar. Kaplan Kaplan mesela; zihni odaklayarak insanların kendilerini ışınlayabildiği bir dünyada geçer. Saçma değil mi? Tek başına saçma da. Ama öyle bir gerçeklikte sosyal hayatın nasıl olabileceğine dair ortaya atılan görüşler, hikâyeyi, en azından bitirip kapağını kapatana kadar, ciddiye almaya sevk ediyor.

Aslında bilimkurgu, uzunca süredir bahsini ettiğiniz gerekçeler ve kalıplar içerisinde tutulmaya çalışıldığından, biraz yanlış algılanıyor/algılatılabiliniyor. Bu yüzden halen daha edebiyattan sayılamayabilmekte. Bahsini ettiğim gibi, aslında oldukça esnek bir edebi düşünce deneyi. Hikâyede, okurun dikkat kesilmesi gerekilen unsurları öne çıkartmak için ayrıntıda eksiltme veya arttırma yöntemine gidiliyor. Çünkü edebi okumada, zihnimiz bize sunulan herşeyi birbiriyle ilişkilendirip anlamlandırma eğiliminde ve bu, hikâyeyi sıkıcı veya keyifli, anlamlı veya anlaması zor/anlamsız hale getirtebilir.

Hedef sadece sosyal eylemlerin irdelenmesi olunca, verdiğim örneklerin aksine, en ufak alengirli icat veya fuzuli bilgi hikâyeyi yolundan saptırtabilir.

Konumuz olan Yaban Kızlar’ın hikâyesi, elbette belli başlı ayrıntılarla gelecekte veya bir başka gezegende geçtiği aktarılabilirdi. Ama o zamanda o ayrıntıların beraberinde getireceği anlamsal yükümlülükler olacak. Ve bu yükümlülükler, ihtiyaçlarına göre desteklenmezler veya eksik desteklenirseler, okurca hikâyeyi dikkate değer kılacak metinüstü anlamından/değerinden saptırtacak imge ve düşüncelerin oluşumuna sebep olabilir.

Mesela YK’ı kıyamet sonrası Çin’de geçiyor farz edelim. Küresel yıkım, nükleer silahlarla mı, salgın hastalıkla mı, ekonomik çöküşle mi veya bilinmeyen bir etkenlen mi oldu? Bunların hepsi, örneğin radyasyona etkisi veya bağışıklığı olanlar nasıl tarım yapacak uzmanlığa erişti gibisinden okurun hemen merakını uyandıracak ve hikâyenin odağındaki asıl meselelere bir süre veya temelli odaklanmaktan alıkoyacak sorular türettirecek. Hikâyenin hedefinde zaten kültürel bir kavram olan dogma ve batıl inanç olunca, hikâyeyi farz edilen anlamda bilimkurgulaştırmaya yarayacak her öğe, okuru sonunda, “İşlevi yoksa, ne diye o ayrıntıya girildi/anlatıldı?” hissi oluşturacak. Bu hissiyat, hikâyenin tamamının gereksiz/anlamsız payesi kapmasına sebep olabilir.

Aslında burada bilimkurgu nedir, ne değildirden çok, hikâyeye özel rafine anlatım arayışı ve sonuçlarının yarattığı tartışmalı belirsizliğe takılı kalıyoruz.

Evet, bilimkurguyla özdeşleştirilmiş nesnelere sahip olmayınca, türden değilmiş gibi duruyor. Soyut nesnelerin işlevinin, yine soyut nesneler aracılığıyla irdelendiği düşünsel deney kapsamında bilimkurgunun sınırları dahilinde. Çünkü bazen, sosyolojik nesnelerin irdelendiği bir hikâyede, somut araç gereç kullanımı belli bir orandan sonra gereksizleşirken; herhangi bir somut araç gerece bağlı olmadıkları için sosyolojik nesneleri ima etmek oldukça güçleşebilir.

Kültürel dogmanın ve batıl inancın hayata tesiri, zaten var olan deneyimler üzerinden anlatılabilir miydi? Anlatılabilirdi elbette. Dünya’da var olmayan bir ülkenin eski zamanlarından kalma bir hikâye, mesela. Ama o zaman da, varolmayan bir yerin varolmayan zamanından bahsedildiği gerekçesiyle okurun zihni "varolmayan"a odaklanarak sosyolojik nesnelerin hikâyedeki işlev ve önemini gözardı edebilirdi.

Elbette, bu hikâyede varolmayan bir yerin varolmamış hadiselerini ele alıyor. İlk mesajımla çelişeceğim bir olasılığı dikkate alırsam, okura, olayların nerede ve ne zaman geçtiği bahsedilmeden doğruca karakterlerin durumuna odaklatarak, karakterlerin eylemleri arkasındaki mekanizmayı düşünmek ve kavratmak hedeflenmiş olabilir. Varolmayanın varolmamasına dikkat çektirmeden, sosyal mekanizmayı kavratmak çözümlettirilmekle uğraştırılıyor okur. Yaban Kızlar’da, özel bir dogma veya kültür hedef alınmıyor, aksine, kavramların doğrudan kendileri ve işlevleri hedef alınıyorken, bağlam açısından amaç ve araç örtüşüyor.

Yani, evet, kalıplaşmış algılarımıza göre bilimkurguyu çağrıştırmıyor olabilir. Düşünsel deneycilik, sosyal soyut nesnelerin kullanımı ve aktarılan ile duyumsatmak istenilen bakımından uyuşan rafine anlatım bakımından bilimkurgunun kapsamı içerisine girdiği görüşündeyim.

Tavsiye hususunda size katılıyorum. Karşımdakinin, bilimkurgu denince aklında ne gibi çağrışımlar geldiğini öğrendikten sonra tavsiyede bulunmak en mantıkısı. Le Guin’in çalışması üslupsal ve türsel mekanizmadaki hikâyecilik felsefesi kapsamında bilimkurgusal. Fakat, “Bilimkurgu mu istedin, bu tam aradığın türden.” diyerek, hemen öneride bulunamam.


(MUSTAFA) #31

Aynen bilimkurgu değil. Sanırım URSULA teyzeden ötürü seriye koymuşlar


(Serhat) #32

Yeni kitap geliyor. Kapak yine şahane


(Abdullah ATICI) #33

Aradım bu kitap için bilim kurgu mu diye “hayır” dendi. Sanırım farklı bir bölüm olduğundan net cevap veremedi. Harika olmuş :slight_smile:


(kimyager _ferhat gürdoğan) #34

Kitap bu galiba.


(Abdullah ATICI) #35

Evet bu kitap :slight_smile:

Yazarın harika kitapları varmış. Kişisel websitesini inceledim bugün :slight_smile:

http://www.kimstanleyrobinson.info/


(Serhat) #36

Kitabın çıkış tarihi 18 Ekim


(kimyager _ferhat gürdoğan) #37

Allahtan bu seri uygun fiyatlı çıkıyor. :grin:


(Serhat) #38

100 - 150 sayfalık kitaplara da fahiş fiyat yazarlarsa zaten satamazlar. :wink::wink:. Ne güzel incecik bir çırpıda okunuyor.


(kimyager _ferhat gürdoğan) #39

Birde ayda tek yavaş gidiyor. 2-3 yapsalar keşke. Zaten ince çerezlik. Duy sesimizi Ayrıntı Yayınları. :smile:


(Abdullah ATICI) #40

Satışa açılmış :wink:


(Serhat) #41

Listemiz güncel hale gelmiştir.