Beğendiğiniz Kitap Alıntıları


#22

“Dur şunları yazayım” diye düşünerek geldiğim her şeyi benden önce yazmışsın :slight_smile: Başka başka şeyler yazayım ben de bari.

Diğer insanlar hakkında yalnızca izlenim edinirdiniz, daha fazlasını değil. Hiçbir zaman düşüncelerini duymazdınız, sadece söylediklerini işitirdiniz; okyanustaki bir damla, sonsuz bir uçuruma bir temastı bu. Uzayın karanlığında süzülürken elinizi tutan bir el. Çok fazla bir şey değildi. Birbirlerini sahiden de çok iyi tanıyamazlardı. O nedenle o öyle, o böyle der ve bunu bir kişi olarak adlandırırlardı. Bir yargıya varabilmek için varsayımda bulunurlardı. Bu sadece bir tahmindi. Tahmininizde bir tür doğruluk payı olabilmesi için o kişiyle yıllarca konuşmanız gerekirdi. Ve o zaman bile emin olamazdınız.

-2312, Kim Stanley Robinson

Tlön’deki okullardan biri, işi, zamanı reddetmeye kadar vardırır; gerekçe olarak şimdiki zamanın belirsiz olduğunu, geleceğin "şimdi"de varolan bir umuttan, geçmişinse "şimdi"de varolan bir anıdan başka gerçekliği olmadığını öne sürer.

Tlön, Uqbar, Orbis Tertius; Borges

Düşleyenin düşünde, düşlenen uyandı.

Döngüsel Yıkıntılar, Borges

Sonra, insanoğlunun başına gelen her şeyin, tam ama tastamam şimdi’de geçtiğini hatırladım. Yüzyıllar geçiyor ve yalnızca şimdiki zaman’da oluyor her şey; havada, yerin ve denizin üzerinde sayısız insan var, ama gerçekte, olup biten her olay bana oluyor

Yolları Çatallanan Bahçe, Borges

Ona bir centilmenin yalnızca yitik davalarla ilgileneceğini söyledim.

Tek bir insanın yaptığı, sanki bütün insanlar tarafından yapılmış gibidir.

Kılıcın İzi, Borges

Roman kahramanlarının başına gelen tersliklere üzülme huyumuz yüzünden kendi başımıza gelen belaları da iyice büyütürüz.

Sonu, Borges

Tarihin katı sayfaları dışında unutulmaz olayların unutulmaz tümcelere gereksinmesi yoktur.

Öteki, Borges

Dönüş yolculuklarının gidiş yolculuklarından daha kısa geldiği dikkatimi çekmişti, fakat anılarla ve üzüntülerle yüklü bu Atlantik Okyanusu geçişi bana çok daha uzun göründü. Hiçbir şey, benim yaşamıma koşut olarak Beatriz’in de kendi yaşamını dakikası dakikasına, geceler boyu sürdüreceğini düşünmek kadar bana acı vermiyordu.

Kongre, Borges

Yalnızca birlikte oldukları için evren adını taşıyan şu aykırı şeyleri nasıl kabul ediyorsak çocukken bu çirkinlikleri de öyle kabullenmiştim.

Bir şeyi görebilmek için onu anlamak gerekir. Koltuk insan bedenini, eklemlerini ve tüm organlarını önceden kabullenir; makas da kesme eylemini. Bir lamba ya da bir taşıt için ne demeli? Bir vahşi, misyonerin İncil’ini algılayamaz; bir gemi yolcusu, halatları tayfaların gördüğü gibi göremez. Evreni gerçekten görebilmiş olsaydık belki onu anlardık.

There Are More Things, Borges


(Yakışıklı) #23

Ormanda yolunu yitirmiş çocuklar gibi terk edilmişlik içerisindeyiz. Önümde durup bana baktığında, ne sen benim içimdeki acıları anlayabiliyorsun, ne de ben seninkileri. Ve senin önünde kendimi yere atsam, ağlasam ve anlatsam bile, biri sana cehennemi sıcak ve korkunçtur diye anlattığında cehennem hakkında ne bilebilirsen, benim hakkımda da ancak o kadarını bilebilirsin.

Bilmiyoruz kimsenin içinde bulunduğu karanlığı, verdiği savaşları, yorgunluklarını, kayıplarını, acılarını, ve hiçbir zaman da bilemeyeceğiz. Ne de güzel demiş Kafka; ormanda yolunu yitirmiş çocuklar gibi terk edilmişlik içerisindeyiz.

Franz Kafka’nın dostu Oskar Pollak’a yazdığı 8 Kasım 1903 tarihli mektupta geçiyor bu sözler. Düzenlemeleri yapansa tahmin edeceğiniz üzere Max Brod.


(Burak Mermer) #24

“Geçen kıştan önceki kış sana âşık olduğumu fark ettim,” dedi. “Bu konuda hiç sesimi çıkarmayacaktım… şey yani biliyorsun ya. Eğer sen de bana karşı öyle bir şey hissetseydin, benim duygularımı anlardın. Ama bu karşılıklı değilmiş. Bir faydası yoktu. Ama sonra, gideceğini söylediğin zaman… Bir şey söylememek için daha büyük bir bahane diye düşündüm. Ama sonra bunun adil olmayacağı geldi aklıma. Biraz da kendime aslında. Aşkın söylenme hakkı vardır. Ayrıca senin de birisinin seni sevdiğini bilme hakkın var. Yani birinin bizi sevdiğini, bizi sevebileceğini bilmeliyiz. Hepimiz bunu bilmeliyiz. Belki de en çok ihtiyacımız olan şey budur. O yüzden sana söylemek istedim. Ayrıca senin, seni sevmediğim ya da seni umursamadığım için senden uzak durduğumu düşünmenden korktum. Öyle anlaşılıyor olabilirdi. Ama öyle değildi.”

Bir Başka Masal ya da İçdeniz Balıkçısı - Ursula K. Le Guin


#25

Doğanın gizli işlevlerini anlayan kişi, ne kadar mutludur.
Ayaklarının altına bütün korkuyu, ölümün peşimizi bırakmayan felaketini ve aç gözlü Aşeron’un kükremesini almıştır.

Dağların tepesinde durmaktansa, dünyevi dürtülerin yarattığı iştahları, ayaklarımızın altına almak için içtenlikle çalışmalıyız.

Francesco Petrarca, Rerum Familiarium Libri (1325-1366)


(oguz kaan) #26

Bu aralar altını çizdiğim notları dijitale geçiriyorum. Arada gözüme çarpanları da paylaşıyorum.

Amerikana (Chimamanda Ngozi Adichie)

Üstelik alçakgönüllülüğü başkalarını rahatlatmak için icat edilmiş aldatıcı bir kavram olarak görüyordu; insanlar sizin tevazunuzu övüyordu çünkü onlara, kendilerini zaten olduğundan yetersiz hissettirmiyordunuz.
syf 40

“Biliyorsun, yalakalık üzerine kurulu bir ekonomide yaşıyoruz. Bu ülkedeki en büyük sorun yolsuzluk. Olması gereken yerde olmayan bir yığın kaliteli insan var çünkü kimseye yalakalık etmiyor ya da kime yalakalık edeceklerini, hatta nasıl yalakalık edileceğini bile bilmiyorlar. Ben doğru kişiye yalakalık ettiğim için şanslıyım.”
syf 88

Aynalar (Eduardo Galeano)

Acı bürokrasisi, yerini sağlamlaştırmak için kendisine ihtiyaç duyan iktidarın hizmetinde işkence yapar.
syf 125
İşini kaybetme paniği, bu korku çağında bize hükmeden bütün korkuların içinde en güçlü hissedilen korkulardan biridir. İşsizliğin, maaşların düşüklüğünün, güvenlik eksikliğinin ve diğer korkunç talihsizliklerin sorumluları suçlanacağı zaman dışarıdan gelen göçmen her zaman el altında bulundurulur.
syf 157

Marşlar, genel bir kural olarak, tehditler, küfürler, kendi kendini övmeler, savaşın yüceltilmesi aracılığıyla ve öldürmenin ya da ölmenin ne kadar onurlu bir görev olduğunun dile getirilmesi suretiyle ulusların kimliklerini teyit ederler.
syf 229

*Popüler eğitim üzerine: Anlamadıkları bir şeyi ezbere tekrarlamalarını istemek, papağanlar yaratmaktır. Akla itaat etmeye alışmaları için çocuklara sorgulayıcı olmayı öğretin: ne kıt zekâların otoritesine ne de ahmakların geleneklerine itaat etsinler. Bilgisiz birini her önüne gelen kandırır. Hiçbir şeyi olmayan insanı her önüne gelen satın alır.
syf247

Klan (Cem Kalender)

Gününde elde ettiği kâr ölçüsünde Tanrı’ya inancı artıyor.
syf 83


(Cem) #27

@Mustafaizmirli’nin İstasyon On Bir incelemesinin yorum kısmında atmıştım, buraya da koyuyorum.

Emily St. John Mandel’in yazdığı İstasyon On Bir’den gelsin:

“Sartre: Cehennem diğer insanlardır,” yazmıştı ve başka birisi “diğer insanlardır”ı karalayıp altına “flütlerdir” demişti…


#28

“Tanrım bana değiştiremeyeceğim şeyleri kabul etme gücü, değiştirebileceğim şeyleri değiştirme cesareti ve bu ikisi arasındaki farkı anlayabilme sağduyusu ver.”

― Reinhold Niebuhr


(Cem) #29

Bu aslında teolog Reinhold Niebuhr’un sözü.

God, grant me the serenity to accept the things I cannot change,
Courage to change the things I can,
And wisdom to know the difference.


(Bird of Hermes) #30

Böylece akıntıya karşı kürek çekerek, durmaksızın geçmişe doğru sürükleniyoruz.

Muhteşem Gatsby - F. Scott Fitzgerald


(Onur Selamet) #31

Orhan Duru’nun Bırakılmış Biri adlı öykü kitabından:

“Bir köpek gelmişti geçen hafta, biraz oyalandım onunla. Dostça yaşadık. Birdenbire çok bağlandığımı, vazgeçemeyeceğimi anladım. Ah, bu ne kadar korkunç bir şeydir. Ona alışıvermiştim. İşte beni kışkırtan bu oldu. Öldürdüm bu hayvanı. O köpeğin bana hükmetmesine artık dayanamazdım. Buna dayanamazdım. Öldürdüm gitti. Leşini avluya attım. Daha kokmaya başlamadı.” - Ölük

“Şu genel budalalığın, sıkıntının sebebini biliyor musun? Biliyorsan söyle, bak şu geçen adamların yüzlerine bak. Ne kadar donuk, ne kadar silik. Sanki kıyamet günü mezarlarından fırlamış ölüler. Ben de şişman yağlı bir ölüyüm aslına bakarsan. Bu yüzden kadınlara saldırıyorum galiba. He, he, he… Unutmak için, unutmak için. Ama neyi unutmak için değil mi? Sen hemen böyle soracaksın. Şu geçen adamların yüzlerini unutmak için. Şu yüzlere bak. Dünyanın neresinde bulunuyor böyleleri? Sanki doğum yapacak bir kadının yüzünü taşıyorlar hepsi. Sanki aşağı tarafları tıkanmış da dışkılarını ağızlarından çıkaracaklar. Off, Tanrım. Nedir başımıza gelen ya da bu zavallıcıkların başına gelen? Luna Park’a gidiyorum çocukların yüzlerine bakıyorum. Öyle ya orada sevinçli yüzler, gülen yüzler görmem gerekmez mi? Denemem tam tersi bir sonuç veriyor. Hastalık çocuklara da bulaşmış. Hepsi büyüklerine benzemiş; aynı tasalı yüzler, aynı çatık kaşlar…” - Kadınlar Ölüsü

“Babamdan da hiç para gelmiyordu aksi gibi. Hem babam ölmüştü.” - Madam Frankenstein

“Şimdi çok yalnızım ve etrafım düşmanla çevrili.” - Yukarıdaki Adam

“Sizi daha yeni tanıdım. Bu eve gelmeseydiniz belki hiç tanımayacaktım. Ölünceye kadar. O zaman benim için olmayan bir insan olacaktınız. Ne tuhaf değil mi? Dünyada milyonlarca insan olduğunu biliyorum. Bunların yaşadıklarını, seviştiklerini, yediklerini biliyorum. Ama gene de benim için var olan yüz elli kişiyi geçmez.” - Dörtte Bir

“Belki bana âşık oldunuz (ama yaşarken değil). Sonra ne oldu?” - Yarı Yarıya

“Artık kendimi iyi bulmuyorum. Çevremdekiler kötü. Beni istemiyorlar. Yahut bana öyle geliyor. Hastalıklar niye hep beni buluyor biliyor musun? Düşünüyorum da ondan. Düşündükçe, birçok şeyleri daha yakından görünce işkence altında gibi kıvranıyorum. Hiçbir şeyden zevk duymaz oldum. Seninle şirkette çalışırken iyi idim. O zamanlar çalışırken unutuyordum. Aklıma hiçbir şey gelmiyordu. Şimdi başıboş dolaşıyorum. Sonra başım ağrıyor, dişlerim dökülüyor. İyice anlaman için söylüyorum. Mutlu değilim, çıldıracağımı hissediyorum. Bu başımdaki ağrı, bu midemdeki bulantı beni öldürecek.” - Bırakılmış Biri


(k) #32

Yine Italo Calvino’dan Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu kitabını da aşırı tavsiye ediyorum.


(Aziz Varlık) #33

“1541 – Bu yılın 1 Mart günü, Kral Elessar göçüp gider. Denir ki, Meriadoc ve Peregrin’in mezarları büyük kralın mezarının yanına getirilmiş. Sonra Legolas İthilien’de gri bir gemi yapmış Anduin’den aşağı. Deniz’in ötesine yelken açmış; denir ki, cüce Gimli de yanındaymış. Ve o gemi de gittiğinde, Orta Dünya’da Yüzük Kardeşliği’nden kimse kalmamış.”


#34

Dikkatinizi çekmek isterim ki benim yerimde o olabilirdi, onun yerinde de ben. Ama, neylersiniz, böyle buyurmuş talih. Herkes kendi payına düşeni yaşar.

Godot’yu Beklerken - Samuel Beckett

Empati yapar gibi yapıp yapmamak. :balloon:


(Onur Selamet) #35

“Sanki Yahudi soykırımı, komünizm, varoluşçuluk ve Soğuk Savaş, yirminci yüzyılın ilk çeyreğinde yazılan bir avuç dolusu metni geçerli kılmak için gerçekleşmişti.”

Michael Hoffman, “Introduction”, Metamorphosis and Other Stories (New York: Penguin, 2007)


(k) #36

“Sevgili kavga arkadaşım!” diye hitap etti şövalyeye, “Bugüne kadar çok iyi geçindik sizinle. Çoğunlukla güven duyguları için baktık birbirimizin yüzüne. Ama yakında, hem de çok yakında siperliklerimizi indirdikten sonra birbirimizin gözlerine sağ salim bakamama ihtimalimiz var. Ya da en azından benim açımdan. Onun için sizi bir kez daha bütün kalbimle öpmek istedim. Ve de şapelde, sunağın önünde birlikte dua etmek…” Kollarını açtı, Otto da sevgiyle ona doğru atıldı. İki onurlu adam öyle bir hararetle sarıldılar ki kardeşçe yakınlıklarının ateşinden neredeyse zırhlarının sert plakaları eriyecekti.

Friedrich de la Motte Fouque/Tılsımlı Yüzük/Syf 163


(k) #37

Bugün Van Gogh, ona yemek vermeyecek restoranların duvarlarını, onu akıl hastanesine kapatacak doktorların muayenehanelerini ve onu hapse tıktıracak avukatların yazıhanelerini süslüyor.

Eduardo Galeano/Aynalar


(Onur Selamet) #38

Spencer Holst’un Kedilerin Dili adlı öykü kitabından:

“Kendini beğenmişlik dördüncü boyutta ölümdür.”

“Belki sizin gölgeniz de şu an sizi daha iyi görebilmek için oturduğunuz koltuğun üzerine eğiliyor ve sizi ve sizin kaderinizi görebiliyor.”

“Besteci kendisini aynada gördüğüne artık ne kadar inanıyorsa işte tam o nispette bir besteci değildir, çünkü aynada ‘yansıyan kişi’ sağır ve dilsizdir, aynaya inandığı kadar da sessiz, gerçekler böyle sessiz sedasız atılır öne.”

“Rakunları öldüren kana susamış papağan Hollandaca konuşuyordu.”


(Yakışıklı) #39

…zira en şiddetli tepkiyi doğuran şey korkaklığın dışa dönük belirtilerini kontrol alma çabasıdır.

Antony Beevor, Stalingrad


#40

“…Yalnızca bir günah vardır, tek bir günah. O da hırsızlıktır. Onun dışındaki bütün günahlar, hırsızlığın bir çeşitlemesidir.”

Khalid Hosseini- Uçurtma Avcısı


#41

Hiçbir şey başka bir şey değildi. Hiçbir şeyin olmaması gereken bir şey olmadığı gibi.

Sessizliğin müziği-Patrick Rothfuss