Beğendiğiniz Kitap Alıntıları


#42

Ursula K. Le Guin’in Metis’ten çıkan “Kadınlar Rüyalar Ejderhalar” isimli derlemesindeki “Çocuk ve Gölge” isimli yazıdan:

Bilgiye, kendimizi bilmeye ihtiyacımız vardır. Kendimizi ve gölgemizi görmemiz gerekir. Çünkü gölgemizle yüzleşebiliriz; onu kontrol edebilir, onun rehberliğini kabul edebiliriz; böylece belki de büyüdüğümüzde, güçlenip toplum içinde sorumlu yetişkinler olduğumuzda, dünyada yapılan kötülükler, katlanmak zorunda olduğumuz adaletsizlikler, azap ve acı karşısında, ve o en sondaki nihai gölge karşısında, çaresizlikle teslim olmaya ya da gördüklerimizi inkar etmeye daha az eğilimli oluruz.


(nostaljik portakal 🍊 ) #43

Yeryüzünün gözyaşları hep sabit kalır. Biri ağlamaya başlamışsa, başka bir yerde bir başkasının gözyaşları dinmiştir.

Godot’yu Beklerken, Samuel Beckett


(Can) #45

Kendimizi öldürmeye değmez, zira bunu yapmak için her zaman artık çok geçtir.

Emil Cioran


(Can) #46

❝Hayır, yaşamın derin oluklarına inanmıyorum, sen de inanmıyorsun. Uzaktan bakınca takdir ediyor olabilirsin, ama birinin içine kendini sığdıramayacağını biliyorsun.❞

Anais Nin- Henry Miller, Edebi Bir Tutku


(Cem) #47

Snorri Sturluson - Viking Mitolojisi (Nesir Edda)

İnsanların yaşadığı Midgard’ın, Ymir’den yani devlerin atasının etinden yaratıldığını anlatan şiir.

Ymir’in etinden,
Dünya yaratıldı,
Terinden de denizler,
Kemiklerinden kayalar,
Saçlarından ağaçlar,
Kafatasından gökyüzü,
Ancak kaşlarından,
O şen şakrak güçlerinden,
İnsanoğlu için Midgard yapıldı.
Beyninden,
Tüm melankolikliğiyle
Bulutlar yaratıldı.


#48

"Öleceğinize inanır mısınız? Evet, insanoğlu ölümlüdür, ben bir insanım, buradan…Hayır, o değil; bildiğinizi biliyorum. Bense şunu soruyorum: Bu sayfayı tutan parmakların günün birinde sararıp buz gibi olacağına inandınız mı, kesinlikle inandınız mı, aklınızla değil de vücudunuzla inandınız mı, hissettiniz mi?

Hayır, kesinlikle inanmıyorsunuz ve bu yüzden bugüne kadar da onuncu kattan kaldırıma atmadınız kendinizi, bu yüzden hala yiyorsunuz, sayfayı çeviriyorsunuz, tıraş oluyorsunuz, gülümsüyorsunuz, yazıyorsunuz…"

Yevgeni Zamyatin, Biz


#49

Hırsızlar Cumhuriyeti’nden eklemek isterim ben de:

“Zincir, hayatın esasen kafana bok dökülmesi için bir kuyrukta beklemek olduğunu söylerdi. Herkesin sırada bir yeri vardır, sıradan çıkamazsın ve tam kendi payına düşen bok miktarını atlattığına sevinmeye başlarken kuyruğun aslında dairesel olduğunu keşfedersin.”


(Onur Selamet) #50

“Çoğu insan yaşlanan eşine bakar, babamın son yıllarında annemin de yaptığı gibi. Zar zor yürüyebilen babamdan çok daha ufak tefek olan annemin taşıdığı ne büyük bir yüktü. Ya da Alzheimer hastası eşine bakan birini düşünün; her dakika gözetim gerektiren, emeklerinizi takdir etmeyen, odasına her girdiğinizde şaşıran, onu terk ettiğinizden yakınan bir Alzheimer hastasına. Tek kazancınız gerilim ve yorgunluk olur. Bu vakaların hiçbirinde karşılık bulma ihtimali yoktur, halbuki evrim kuramı, özgeciliğin, ya kan bağı olanlara ya da onlara yapılan iyiliğin karşılığını verebilecek olanlara uygulandığında ısrar eder. Ölmekte olan bir eş bu tanıma uymuyor.”

Frans De Waal, Bonobo ve Ateist: Primatlar Arasında İnsanı Aramak


(Can) #51

“Ah, bugün biliyorum ki, insanın kendini kendisine götüren yolu izlemesi kadar dünyada nefret ettiği başka bir şey daha yoktur.”

Hermann Hesse - Demian


#52

Seni dönüşü olmayacak noktaya kadar değiştireceğiz. Bin yıl yaşasan bile iyileşemeyecek değişiklikler olacak sende. Asla, olağan insanca duygularına kavuşamayacaksın. İçindeki her şey ölmüş olacak. Sevgi, arkadaşlık kurabilme yeteneklerin, yaşama sevincin yitmiş olacak, gülmeyeceksin, merak duymayacaksın, cesaret göstermeyeceksin, onur duymayacaksın. Bomboş olacaksın. Seni boşaltıp yerine kendimizi dolduracağız.
1984


#53

Zaman Çarkı/Dünyanın Gözü - Perrin Aybara

Umut, sen boğulurken eline geçen bir parça ip gibidir; kendi kendine seni sudan çıkarmaya yetmez.


(xxxxxxxxxxxx) #54

“Fakat gönül meselelerinde bunun ne önemi var? Biz insanlar bir şeyi sevdik mi severiz. Mantığın bunda yeri yoktur. Hatta mantıksız sevgi pek çok açıdan gerçek sevgidir. Sevmek için bir sebep oldu mu herkes sevebilir. Böyle bir şey cebinize bir peni koymak kadar doğaldır. Ama bir sebep olmadan sevmek… Kusurları bilip onları da sevmek… İşte bu nadir, saf ve mükemmel bir şeydir.”

Bilge Adamın Korkusu, Patrick Rothfuss


(Yakışıklı) #55

Ve bu alıntıyla birlikte Yakışıklı Çağatay Kralkatili Güncesi’ne başlar…


(Misafir) #56

“Ben yaşama bakıyorum; güçlülerin küstahlıklarını ve tembelliklerini, zayıfların cahilliklerini ve hayvanlıklarını, her taraftaki yoksulluğu, kalabalığı, ayyaşlığı, ikiyüzlülüğü, yalancılığı görüyorum… Bu arada evlerde, sokaklarda bir huzur var; kentimizde yaşayan yaşayan elli bin kişi arasında bunlara karşı çıkan tek kişi bile yok. Yiyecek almak için pazara gidenleri düşünün: Gündüzün yemek yerler, geceleri uyurlar, saçma sapan şeyler konuşurlar, evlenirler, yaşlanırlar, ölülerinin ardından dindarca mezarlığa giderler; insan ıstırap çekenleri ne görür ne de duyar; yaşamın bütün dehşetli yanı, sahne arkasında yer alır. Her şey sakindir, huzurludur ve bunlara karşı çıkan şey sadece istatistiklerin sessiz protestosudur; şu kadar çocuk açlıktan ölmüş… Bizim de istediğimiz durum bu olmalı; anlaşıldığı kadarıyla insan mutluluğun ancak mutsuzlar yüklerine sessizce katlandıkları için hisseder. Onların bu durumu olmadan mutluluk olmaz. Her mutlu insanın kapısında elinde çekiçli biri olmalı, ona mutsuzların da olduğunu, ne kadar mutlu olursa olsun, yaşamın er geç pençelerini göstereceğini ve başına hastalık, yoksulluk, kayıp gibi talihsizliklerin geleceğini, şimdi nasıl o başkalarını görmeyip duymuyorsa, başkalarının da onu görmeyeceğini ve duymayacağını hatırlamalıdır. Ama böyle eli çekiçli bir adam yoktur ve mutlular yaşamaya devam ederler, günün sıkıntılarıyla ancak rüzgârdaki bir kavak ağacı gibi hafifçe titrerler-her şey yolundadır.”

Anton Çehov-Böğürtlen


(xxxxxxxxxxxx) #57

Geç bile kaldınız Çağatay Bey, başlamalısınız…


(Sıla) #58

“Balığı tanımak için yüzmeye; yıldızı bilmek için parlamaya gerek yok”

-Mülksüzler


((Eski Nick İBow) Emre) #59

Bahsettikleri “Yeni Çağ” saçmalık. Korsanların hayal kurduğu çağ bitti?! Ha? HEY!!
ZEHAHAHAHAHAHA!!!
iNSANLARIN HAYALLERİ ASLA BİTMEZ!
HAKSIZ MIYIM!
Diğerlerinden üstün olmak kolay değil(Yanlış çeviri olabilir)
Bırak gülsünler. Zirveyi hedefliyorsan sadece yumruklarının seni götürmediği dövüşler bulacaksın.

                                                                 Marshall D. Teach

One Piece


(Didem) #60

Tanrım! Beni bilmem gerekmeyen şeyleri öğrenmekten koru! Hatta beni bilmediğim şeyler olduğunu öğrenmekten de koru! Öğrenmemeye karar verdiğim şeyler olduğunu öğrenmemeye karar verdiğimi bilmekten koru!
Tanrım! Beni yukarıdaki duanın sonuçlarından koru!

Otostopçunun Galaksi Rehberi-Douglas Adams


(Onur Selamet) #61

“‘Çocuklardan ne haber?’ dedi.
‘Çocuklar mı?’ dedi Mrs. Valley. ‘Çil yavrusu gibi kaçtılar Londra’dan. Ne olacak hepsi de korkak. Şimdi şu cephe senin, bu cephe benim diye çarpışıp duruyorlar. Biri Avrupa’da, biri Afrika’da, biri denizlerde, biri havalarda, biri yer altında, biri güneşte, biri ayda, biri cehennemde… Onlar benden uzak ama benim elimdedir hâlâ göbek bağlarının dizginleri, ölenler bile, ölecekler bile, rahmimde heyulaşacak yeni baştan, taaaa son nefesimin keyfi gelinceye kadar veya rahmimden önceki tanrılardan kalma dünyaların sonu bizim dünyamıza bulaşıncaya kadar ki, o kadarını kimse bilemez ve kimse bilemediği için ben onlara gösteririm, bilgiçlikleri tutacak olursa beş kardeşin güneşten kopya şamarlarını taaa elimin güneyinden ve dört bir köşesinden ve yedi canımın canı çekerse ki çekmemezliğine imkân yok bana okunan veya savrulan meydancıklar karşıma çıktıkça, o vakit işte, bütün Allahların kanını başıma sıçratarak bir zırnığını bile bırakmam ellerinde o bilgiçlerin o ölüm yamakları ve hık deyicilerinin akılladıkları entipüften karanlıkların, ve vay haline bu çaptaki lâftan lâf anlamıyanların.’”

Feyyaz Kayacan, Sığınak


#62

“İşte böyle. Sonunda ne oldu? Hiçbir şey. Akşam karanlığı, gece, günün ilk ışıkları, gün; sonra yine akşam karanlığı, gece…hiçbir şey.”

“Bu kadar mutsuz olduğunu bilmiyordum. Istıraplı ruhu şad olsun.”

“Adaletsizliklerin hepsi aynıdır oysa insan kendine yapılan adaletsizliğin en büyük olduğunu sanır.”

“Öldürülmüş kardeşlerim benim, bizi, hepimizi sayısızca öldürmüşlerdir; ama ancak çok sevdiğimiz biri öldürülünce dehşete kapılmışızdır.”

Meşa Selimoviç - Derviş ve Ölüm