Booktuber'lık ve Bookstagram'lık Müessesesi


#1

Arkadaşlar iyi günler.

İnternet üzerinde kitap araştırdıkça sanırım Google’ın otomatik reklam algoritması ile Youtube ve Instagram önerilerinde yerli ve yabancı sürekli bu tip içerikler ile karşılaşıyorum ve katlanarak çoğalıyor.

Yerli ve yabancı olmak üzere birkaç tanesini fikir sahibi olmak için bir süre abone olup takip ettim. Genellikle kadınların domine ettiği bir müessese olmakla beraber Türkçe gönderilerin altındaki yorumlara baktığımda hedef kitle 8-14 yaş arası gibi duruyor. “Mine’nin Kitap Önerileri” gibi birkaç tane gayet düzgün, kitaplar üzerine sohbet içerikli kanala denk gelip sürekli takibe aldım fakat kalan büyük çoğunluğun ne yapmaya çalıştığına cidden anlam veremedim.

“Kitabın konusundan biraz bahsediyim” deyip kitabın %80’ini özet geçeni mi dersiniz… “Kutu Açma Videosu” çekebilmek için her ay 8 farklı siteden 65 kitap alışverişi yapıp 3 tanesini okuyanı mı dersiniz… Hergün üçer beşer, okumadığı hatta hiç okumayacağı kitapların “temalı” fotoğraflarını çeken, anket açıp tema değiştireni mi dersiniz… “Okuma Maratonu” adı altında, okuduğunu anlamayacak duruma gelmesine rağmen kendini zorlayarak, belli bir süre içinde en fazla sayıda kitabı bitimeye çalışanları mı dersiniz…

Ben gelişen olaylara anlam veremedim, veremiyorum. Siz ne düşünüyorsunuz? Aranızda Booktuber’lık yapan yada Bookstagram hesabı olan var mı? Bu içerikleri takip ediyor musunuz? Bu içerikleri gördükten sonra gidip bahsi geçen bir kitabı almışlığınız var mı?


(Emre ) #2

Herhangi bir sosyal medya kullanmıyorum. Fotoğraf çekmek için kıyafet alan veya gezen insanlardan farkları olduklarını da düşünmüyorum.


(fatih çetin) #3

Ben hava olsun diye yapılan bir etkinlik olarak düşünüyorum. Kitap fotoğraflarını kahve ile paylaşabilmek için alıyorlar büyük ihtimalle. Okuduklarını bile düşünmüyorum.(bazı düzgün kişiler vardır muhtemelen)

Yakın zamanda instagram keşfet’te biri denk geldi, inceledim ama rezalet diyip çıktım. İnstagram’ı fazla kullanmadığım ve youtube’da ise o tür içerikler engelli olduğu için çok şükür iq azaltıcı etkinliklere fazla maruz kalmıyorum.


#4

İşte tam olarak bu yüzden dilimize çevrilmesini beklediğimiz kitaplar yerine kaslı ve cool kurtadamları, seksi vampirleri görüyoruz vitrinlerde. Özellikle bir manken bulup, tam boy fotoğrafını kapağa bastın mı gelsin paralar. Küçük ergen kız kardeşlerimiz bu kitapları almazsa dünyanın sonudur adeta.

“Sait Faik’in Abası Yanık Kitabı”


(fatih çetin) #5

Bu türlerde Kürk Mantolu Madonna kitabını almayanı dövüyorlar.


(Emre Can Doğan) #6

Kitap okumak artık bir moda. Ne yazık ki böyle, günümüzde her şey gibi kitaptan da duygusal veya soyut bir haz almak yerine işi şov’a döküyoruz. Böyle olunca kitap videosu, fotoğrafı çekenlerden tutun da kütüphanesinde tur düzenleyip kitap düzenini tanıtan kişilere oradan da sevmediği Wattpad kitaplarını satın alıp videodan çöpe atan, yakanlara kadar pek çok kişi var. Genellikle bu kişiler kadınlar ve çoğunluğu da öğrenci. Çok fazla yetişkin kadına rastlamadım. Janjanlı kapaklı kitaplar da okuyorlar, edebi kitaplar da. Benim favorim ve takibinde olduğum şu an sadece Nil Meltem Şahin var. Onunla yetiniyorum, bir kitap üzerine yaklaşık yarım saat konuşup bunu da videoya almış. :smiley: Ne kadar şovperestlik olsa da en azından ‘‘deterjan yeme challenge’dan’’ iyidir diye düşünüyorum.

O arkadaşa çok haksızlık edildi diye düşünüyorum ben, çünkü dil sürçmesiyle öyle bir laf etti ama Twitter’da gündem olup da dalga geçilmeyi hak etmedi. Neticede kendisi bir kitabı anlatmak için çabalıyordu orada ve Youtube’un yarısından çok daha yararlı bir iş yapıyordu.Yaşının da küçüklüğü tabii göz önüne alınmalı.


(Damla) #7

Ben de çoğunun şov amaçlı olduğunu düşünüyorum. Aralrında 1-2 tane düzgün kullnıcıyı takip ediyorum ama çoğu her ay defalarca alışveriş videosunu çeken, wattpad kitaplarını öven bu işi gösteriş için yapan insanlar.


#8

Katılıyorum, sosyal medyanın acımasızlığının kurbanı oldu. Kendinden kaç yaş büyük ablalarının, abilerinin çoğuna sorsan Sait Faik’in tek kitabının adını bilmezler ama iş duyar kasmaya gelince acımadan linç ederler. İlk izlediğimde ben de tebessüm ettim ama toplum olarak her bir şeyin suyu çıkana kadar abarttığımız için bunun da cılkını çıkardık.

Kitap incelemelerini beğendiğim bir kaç kişi var, bazen duymadığım bir kitabın ilgimi çektiği ve merak edip aldığım oluyor.

Benim asıl merak ettiğim instagramda bolca gördüğüm ayda 10-15-20 kitap okuyan insanlar. Elestirmek için demiyorum, gerçekten okuyabiliyorlarsa takdir ediyorum ve bu işin sırrı ne merak ediyorum. Okuma hızları mı çok fazla yoksa zamanları mı bilemedim :roll_eyes: Siz de bu kadar okuyabiliyor musunuz gerçekten?


(Hazal Çamur) #9

Rıhtım çatısı altında Booktuberlık yaptım ben. Doğru söyleyin, benim için de böyle mi düşündünüz :sweat_smile: ? Kütüphaneye gidip çektiğimiz videolarda çok enteldik halbuki.

Çirkin bir şey söyleyeyim mi? O beğenmediğimiz insanlara çok sevdiğimiz yayınevleri deli gibi kitap gönderiyor.

Bir edebiyat sitesi olarak cevap alamadığımız bazı yayınevleri, iki kelimeyi bir araya getiremeyen bu kişilere eksiksiz biçimde eserlerini ulaştırıyor. Niteliğe yayınevleri bile bakmıyor. Daha ne diyeyim…


(Demet ) #10

Ben de katılıyorum sizlere. Son zamanlarda çok fazla şov içerikli kitap videolarına ve fotoğraflarına rastlıyorum. Genelde kitaplarımı bitirdikten sonra “diğer insanlar beğenmiş mi acaba, kaçırdığım noktalar var mıdır?” tarzında sorular belirdiği için kafamda küçük küçük araştırmalar yapıyorum kitapla ilgili. Ama sayıları az olsa da takip ettiğim kişiler var.
Ayşe Ümit Karabacak, Ayça Ertürk bu isimler kaliteli kitaplar okuyor, okuma listeme önerdikleri kitaplardan ekleme yapmışlığım var. Bunun dışında Feza Gezginleri kanalında da İthaki’nin bilimkurgu klasiklerinden bazılarının yorumları var. Bir de İpek Tombak bilimkurgunun alt dalları hakkında bir video hazırlamış, önerilerde bulunmuş. O videoyu da çok beğenmiştim. Bu kişiler hariç ne yazık ki bulamıyorum takip edilebilecek kalitede videolar çeken kişileri


(Mustafa Yıldız) #11

Ben de bir iki tanesine denk geldim. Genelde video içeriği şöyle; Bu kitabı size tanıtacağım diye başlıyor. Kendi içinde videoyu başlıklara ayırmış içeriği anlatıyorlar. Buraya kadar herşey çok iyi. Sonra yazarı anlatmaya başlıyor. Cümleler şöyle, bu yazar çok iyi üslubu muhteşem anlatım tarzından bahsedecek olursak şahane. Bu kitaplarını okudum onları çok beğendim. Kitaba gelecek olursak konusu şu ama çok da anlatmayayım spoiler olmasın (burada 3-5 spoiler verilir). Çok iyi bir kitap. Muhteşem şahane. Konudan bahsetti dediğime de bakmayın o var bu var diye çok kötü anlatılıyor konu. İyi bir varsa böyle kitap tanıtan yazar tanıtan önerin. Benim gözümde hepsi çok kötü şuan.


(akaiabe) #12

Türkler arasında hiçbirini takip etmiyorum ama yabancı sevdiğim bir kaç booktuber var. Zaten iyi/kötü arasındaki farkı en basitinden okudukları her kitabı “muhteşemdi herkese tavsiye ederim!” demelerinden anlaşılıyor. (Sanırım bu Türkler arasında daha genel geçer, promosyan aldıkları için?) Ne kadar çok “bu kitap çok kötüydü okumayın” diyen varsa ben o kadar inanıyorum, seviyorum. Bir insanın okuduğu her kitabı beğenme ihtimali olamaz.


#13

Ben işin nitelik ve edebi etkilerinden başka bir de kişinin kendi içinde yarattığı psikolojiden bahsetmek istiyorum dilim döndüğünce. Hazır böyle bir başlık bulmuşken içimi dökeyim.

Öncelikle youtuberlık ve instagram içinde işler nasıldır, burada bu işle meşgul olanlar neci insanlardır hiç bilmem. O yüzden onlar için iyi kötü diyecek bir lafım yok. Kendim okuduğum kitaplar için öncelikle 1k sitesinde yazdım 3-4 ay sonra ise kendi wordpress sayfamı açıp yaklaşık 1 ay orada takıldım.

Gördüğünüz üzere fazla bir etkinlik sürem olmadı. Nedeni de kendimi, kendime olan samimiyetimden şüphe ederken bulmam.

Önceleri 1k sitesinde okuduğum kitaplar için inceleme girerken hesabım yeni takip edenim yok demeden özümsediğimi en anlaşılır şekilde vermeye, kitabı beğendiysem herkese özendirmeye, bir kişi daha okusunda şu kitap şu yazar emeğinin edebinin hakkını alsın diyerek yazıyordum. Kim okumuş kaç kişi okumuş yazdığımı daha bana dert değildi bunlar.

Bir gün Albert Camus-Sisifos Söyleni için bir inceleme girdim sonra kapadım uygulamayı döndüm işime gücüme bakıyorum. Akşam tekrar girdim uygulamaya, bildirim bildirim üstüne. İncelemeyi bir kaç saatte yüzden fazla kişi okumuş yorumlar methiyeler gırla. O an işte benle yaş egom arasında kuruması gereken bir çatışmanın ilk fitili ateşlendi.

Her güne bir İnceleme yazar oldum neredeyse. Adım sanım da duyuldu ben yazıyorum insanlar okuyor. Yaşım 21 hayatımda ilk kez birilerine sesim yetişmiş keyfim gıcır meramım benden içeri dert değil, kulaklar derdime sağır değil. Yazıyorum gönlümce. Ben yazıyorum okunacaklarına ekliyorlar kitabı. Şiir kitaplarına da cevaben şiirler yazardım. Artık insanlar iyice kabullendi beni hızımı alamayan ben işi iyice kişileştirdim kendi bloğumu açtım. Yazılarımı, incelemelerimi şiirlerimi paylaştım.

Adem’e elma nasıl tatlı geldiyse bu ilgi alaka bana da öyle tatlı geliyordu. İnanın o siteden belki o kısa zaman aralığında 40’ı aşkın kitap hediye almışımdır haklarında yazayım diye. Lakin iş artık öyle bir hale gelmişti ki kendi yazılarımda kendimi göremiyordum. Tüm hayatımı doğal samimiyet üzerine kurmuş bunu görmediğim herkesden uzak kalmayı tercih etmiş biriydim. Lakin şimdi kendim samimiyetten uzaktım. Yazdıklarım artık hileliydi, sahteydi. Okur sayısı mühimdi, bloğun aldığı tık borsa işlem uygulamaları gibi ana ekranda duruyordu. Ben artık kendi meramı bir kulaktan girsin de fikri yalnızlığım bitsin diye değil takip edenlerin ne okuyacaklarını kestirip ona göre yazıyor daha çok okunsun diye kitap seçiyor kitapları ona göre okuyordum.

Yazdıklarım kimseye nüfuz etmiyor. Ben yazdım diye incelemesini o kitabı kimse açıp okumuyor artık. Öğütlediğim iyiliği savunduğum gerçekleri tüm yazılarımı okumuş olanda bile göremediğimi düşündüğüm bir an işte bu hileli tavırlarımı daha fazla inkar etmemem gerektiğine karar verdim. Yazdıklarım etkisiz çünkü yazılarım samimi değil, yazılarım etkisiz çünkü onlar benim değil başkalarının hareketine göre şekillendi, yazılarım etkisiz çünkü onlar bana yazdırıldı, artık kimse okunacaklarına benden kitap eklemiyordu.

Kendime karşı dürüst oldum ve tüm hesaplarımı kapattım öncelikle. Yazmaya da okumaya da ara verdim. Okul işlerim bile bu meseleler yüzünden sekteye uğramıştı. Onaların üstüne düştüm. Tek tesellim, yaş egoma bin nasihat fayde etmezken bu olay iyi gelmişti. Şimdiler de yine yavaş yavaş yazıp okuyorum ama herhangi bir yazımın altına adımı gönül rahatlığıyla yazmaktan çekinmeyerek yazmaya çalışıyorum.

Yazı uzun başlıkla alakasız oldu belki ama içimi döktüm. Okur ve yazan kişi arasında böyle de zehirli bir sarmaşık bağ var. Ve burada bahsi geçen şikayet edinilen kitlenin bu zehirden ben gibi nasibini aldığı için belki de bir fayda veremediklerini düşündüm. Yani kanımca içinde doğallık yoksa hangi mecrada yapılırsa yapılsın bir fayda göremezsiniz ben gibilerden. Belki de sıkıntının aslı budur.

O yüzden sosyal medya da doğal seleksiyon doğası gereği doğal olandan değil sanal olandan yana oldukça ben ve benzeri çoğu kişi bu batağa düşecek. Derdi tasası samimiyet olanda Diyojen gibi gündüz vakti elinde fenerle adam arıyorum adam diye linkler kovalayıp bu işinde ehli ve güzelini arayacak. Velhasıl kelam ne uzattım bee hahahaha :Dd


(Emre Can Doğan) #14

Şahsen ben öyle düşünmedim ama booktuber müessesinden çok siteden saydığım için ilgiyle takip ettim sizi :slight_smile: Nitekin Pratchett’ın Viran Şatonun Ejderhaları ve Diskdünya serisine sizinle girdik :slight_smile:

Çok görüyorum “Bilmem ne yayınevi bilmem hangi kitabı gönderdi” başlıklı videoları, paylaşımları. Her şey reklam için ama ne yazara ne bu işin gönüllülerine destek yok :confused:


(Emre ) #15

Ne hayatlar var be. Aklıma S. Zweig’in Buchmendel hikayesi geldi. Youtuber sanırım.


#17

Ben bu kanalı takip ediyorum genelde. Kendisi aynı zamanda öğretmen, belirli yaşlardaki öğrenciler için de kitap önerilerinde bulunuyor.

Yukarıda anlatılan kişileri oldukça fazla gördüm ama ben diğerlerinden sıyrıldığını düşünüyorum. :wink: