Ben bu yayınevinin yayınladığı herhangi bir kitabı bir daha zor alırım. Belki J.R.R. Tolkien Silmarillion’u Yüzüklerin Efendisi ayarında Zaman Çarkı serisinin kitapları kadar yazarsa o zaman alırım işte. (Öyle bir seri olsa gazete kağıdında yayınlasalar bile alırım.)
Mesaj çok ironik. İlgili yayınevinin başlığını okuduğumda Brandon Sanderson’dan başka bir yazardan bahsedildiğini çok da hatırlamıyorum. Eğer Brandon Sanderson’a değerini hakkıyla verdiklerini düşünüyorlarsa diğerlerinin vay haline. Yazar olmak gerçekten zor ne diyeyim.
DEX’in The Reckoners serisi baskılarını gördünüz mü? Bir kitap eksik ve şu ana kadar okuduğum en kötü kağıda basılmıştı. (Gazetelerin kuponla verdiği kitapları saymıyorum.) Normal kağıda normal bir kitap şeklinde basarlarsa bile diğer yayınevlerinin citli ve orijinal kapak işi gibi iş yapmış olurlar…
Evet bu seriyi okudum kitaplığımda mevcut. DEX Doğan Kitap’ın yan kuruluşu sadece Sanderson’un kitaplarını değil Murakami’nin bazı kitapları da böyle aşırı ince kağıda basılmış. Ben çok rahatsız olmuyorum bu ince kağıttan akılçelen’in bastığı kitaplar çok ağır geliyor bana, kolumu ağrıtıyor okurken. Tabii tercih meselesi kişiden kişiye göre değişir, beni rahatsız etmiyor ama ince kalitesiz kağıda basmaları.
1 kitap eksik derken neyi kastettiniz? Bende 3 kitap da mevcut. 55 sayfalık bir novellası var 1.5 kitap olarak geçen onu mu kastediyorsunuz acaba
Evet, Mitosis isimli kitap. 1.5 veya 1.25 fark etmiyor, sonuçta eksik. The Reckoners sevdiğim bir seridir, biraz daha fazlasını okumayı tercih ederim. Yayınevi bu kitapla ilgili biz Mitosis ve Firefight birlikte yayınlamak istiyoruz dese belki de telif ödemeden bu kitabı da basabilecekler ama tek kitabın kazancı iki kitabın kazancından az olacağı için yayınevleri de daha çok kazanç odaklı çalıştığı için böyle bir işe girmiyorlar haliyle. Biz de yan kitap varmış diyoruz sadece. Yayınevlerinden kazançtan (burada normal kazançtan değil aşırı kazançtan bahsediyorum) ziyade okuru düşünmesini istiyorum ya, ben de farkındayım çok şey istiyorum.
İnce kağıda basıyoruz deyip ucuza kitap satmıyorlar ki neredeyse aynı sayfada normal kağıda basılmış kitapla aynı fiyata satıyorlar. Ağırlık veya okunamama değil ki sorun. Sorun yayınevlerinin az önce de yazdığım gibi okuru okur olarak görmemesi. Mesela Doğan Kitap Rithmatist’i bastı, aynı yayınevi, aynı yazar, neredeyse aynı ücret ama birisi daha iyi kağıtta birisi daha kötü kağıtta. Demek ki olabiliyormuş.
Yazıyı kontrol ederken fark ettim, yazı çok ücret odaklı yazı gibi gözüküyor ama yayınevlerinin okuru da düşünmesini istiyorum. Çünkü diğer başlıkları okuduğumda en büyük sorunlardan birisi kitap alamama durumu. Yayınevleri böyle devam ederlerse kitaplar alınmayacak, yayınevleri de satılmıyor deyip zaten zorla basıyorlar hiç basmayacaklar. Olan yine kitap okumak isteyenlere olacak.
Yakın zamanda Kralların Yolunu okuyup bir inceleme yazdım.
Kralların Yolu, (The Way of Kings) Brandon Sanderson tarafından yazılan 5’er kitaplık iki ayrı zamanda geçen 10 kitap olması planlanan Fırtınaışığı Arşivi (Stormlight Archives) serisinin ilk kitabı. Ben kitabı orjinal dilinde okudum. Dilinin çok ağdalı olmadığını söyleyebilirim, İngilizce’nize güveniyor ama daha önce roman okumadıysanız veya okumaya çalışıp zor bulduysanız bu kitap sizin için uygun olacaktır. Brandon Sanderson’ın yabancı forumlarda ve youtube kanallarında övüldüğünü gördüğümden beri merak ediyordum. Gerçekten de denildiği kadar varmış. Yazar özellikle büyü sistemleriyle ve yazdığı birçok serinin (Sissoylu, Fırtınaışığı Arşivi, Beyaz Kum, Savaşkıran ve Elantris) Cosmere adlı ortak evrende geçmesiyle ön plana çıkıyor. Kitaplarda devamlılık gösteren yan karakterler var ve bunlar arka planda devam eden daha antik bir olayın parçası. Ne kadar ortak evrende geçen kitaplar olsalar da bu serileri kendi içinde okumanız yeterli olur, önce okumanız gereken bir kitap yok. Kitap temel olarak üç karakterin bakış açısından gelişiyor. Devam etmekte olan bir savaşı, dağılmanın eşiğinde olan bir krallığı, bir karakterin geçmişini ve bu dünyanın geçmişiyle ilgili kaybolan gerçekleri öğreniyoruz. Büyü bu dünyada mesela Yüzüklerin Efendisi’nde olduğu gibi artık yiten bir özellik değil tam tersine kaybedilmiş ancak geri geldiğini gözlemlediğimiz bir unsur. 1000 küsür sayfalık bir kitap için oldukça akıcı olduğunu belirtmeliyim, özellikle karakterler arası geçiş ve geçmişle ilgili kesitler bu akıcılığın korunmasını sağlıyor. İlk kitaplarda, bir miktar giriş kitabı olmasından kaynaklanan, bir sonuca varamazlık veya “Bu kadar şey okudum daha önemli olaylar yeni başlıyor.” gibi bir fırtına öncesi sessizlik olabiliyor. Burada da kısmen var ancak bu, fırtına öncesi sessizlikten çok uzakta görebildiğimiz bir fırtınanın gelişini andırıyor, kesinlikle sıkıcı değil.
Biraz da karakterlerden bahsedelim. Serinin mevcut üç kitabının her birinde yazar bahsettiğim geçmiş kesitlerinde ayrı bir karaktere odaklanıyor, burada karakterimiz Kaladin. Çok fazla sürpriz bozmak istemiyorum ancak zor yollardan geçen ve ilk tanıdığımızda neredeyse her şeyden vazgeçmiş bir karakter olduğunu söyleyebilirim. Diğer bir karakterimiz ise Dalinar Kholin. İdealist, kuralcı, bazı iç sorunlarıyla yüzleşmekte olan bir savaşçı ve kralın amcası. Dalinar’ı okumaktan sıkıldığını belirtenler olmuş ama ben böyle hissetmedim, bence etrafıyla ve kendisiyle olan çatışmaları güzel anlatılmış. Son ana karakterimiz ise Shallan Davar, eğitim almak için ülkesinden uzaklara Jasnah Kholin’in yanına giden bir genç kız.
Fırtınaışığı Arşivinde kadınlar ve erkeklerin toplum içindeki konumları birbirinden çok farklı, bu durum da aslında yazarın yarattığı mitoloji/din ile ilişkili, şimdilik bu kadar bahsedeceğim.
Büyü sisteminden de kısaca bahsedeyim, bu gezegende oluşan fırtınalardan köken alan fırtınaışığının özümsenmesi ve bunun cisimlere veya insanlara uygulanmasını temel alıyor. Mesela cisim üzerindeki yer çekimini azaltmak,kaldırmak veya tersine çevirmek gibi.
Özetlersek, çağımızın önde gelen epik serilerinden biri. Daha önce başka fantastik kitaplar okuduysanız ve modernlere yaklaşmak istiyorsanız kesinlikle öneririm. Önceden pek fantastik kitap okumadıysanız da okuma listenize ekleyin ve seriyi bir an önce yakalayın derim.
Hiçbiri de yayın evi kaynaklı değil bu hataların, çok ilginç. İşin bir diğer yönü videodan da rahatlıkla görebilirsiniz ki Dex tutarsız bir yayınevi. Serinin ilk kitabını ciltli basıp devamını karton kapak çıkarmak, orijinal kapakla başlayıp saçma sapan kapaklara dönüş gibi saçmalıklar yapabiliyor. Brandon Sanderson’u bunlara güvenip de bile bile heba eder miyim yine emin değilim…
Merhaba,
Yazarın hiçbir kitabını okumadım, kayıpsa hangi kitabından başlayabilirim, Elantris ile giriş yapayım mı?
Teşekkürler.
*Zaman Çarkı’ na girmesem olur mu, beni aşar o kadar kitap.
Elantris olabilir ama ben Savaşkıran’ı öneriyorum. Hem konusu (kişisel görüşüm) daha iyiydi hem de çevirisi Akılçelen’in yayınladığı Sanderson kitapları arasında en iyisi.
Edit: @wifhty_zet 'e de katılıyorum, ben elimdeki tüm Sanderson kitaplarını çıkardım (Akılçelen) yıllarca kitap beklettiler ve malum, kitapların boyutlarıyla oynadılar (7 çevirmen olayına girmiyorum bile)