Brandon Sanderson

Çabanızı taktir ediyorum ancak kaçırdığınız bir nokta var bana kalırsa, Akılçelen 10’dan fazla Sanderson kitabı basıyor sanırım hali hazırda. Yayıncılığın ticari bir iş olduğunu göz önünde bulundurursak Sanderson’un temsilcilerinin yeni bir yayıncı ile anlaşmadan mevcut sözleşmeden çıkacaklarını düşünmüyorum. Yapmak isteseler ve bizi hak verseler dahi ortada yeni bir yayıncı olmadığı sürece ticari kaygılar ağır basacaktır. Günün sonunda Akılçelen her şeye rağmen bu kitapları basmak için Sanderson’un temsilcilerine telif ücreti ödüyor.

Belki çevirilerin iyileştirilmesi, baskı kalitesinin arttırılması ve yeni kitapların basılması konusunda Akılçelen ile iletişime geçebilir yabancı ajans ancak yeni bir yayıncı olmadan Akılçelen’den telifi almaları bana pek ihtimal dahilinde gelmiyor.

Demem o ki Sanderson’un temsilcileriyle yürütülen sürecin bir benzeri de Akılçelen’e alternatif olarak yazarın telifini almak isteyecek potansiyel yayıncılarla yürütülmeli. Zaten böyle bir yayınevi çıkarsa bu süreçleri ve iletişimi bizden çok daha etkili yürütecektir. Önemli olan Sanderson’un telifini almak isteyen ve buna maddi gücü yetecek bir yayınevinin çıkması. Belki bunu yapabileceğini düşündüğünüz yayınevleri ile iletişime geçip sorabilirsiniz yazarın telifini almak isteyip istemediklerini.

Konunun uzmanı değilim sadece ticari çıkarları göz önünde bulundurarak akıl yürütme yaptım, yanlış düşünüyor da olabilirim.

1 Beğeni

Yeni “alıcı” yayınevi olmadığı durumda telif haklarını iptal etmezlerdi zaten. Para kazanıyorlar ne de olsa. Sadece kitapları almayarak onlara zarar ve bence kendimize de iyilik yapabiliriz. Zaten ben almıyorum,almayacağım. Gözlerime yazık olur ki gözlerim bozuk o puntolarla okuyamıyorum. Kalite ve çevirilerden de forum sayesinde bilgi sahibi oldum. Parayla rezil olmaktansa okumam. Seriyi merak ediyorum ama zaten daha bitmemiş bir seri. Bitene kadar ya normal yayınevinden çıkar ya da ben ingilizce öğrenmiş olurum. Satış olmayınca mecbur başka yayınevine geçecek.

2 Beğeni

Bu arada Akılçelen’in tek sorunu Sanderson kitapları değil,neredeyse bütün kitap ve çr leri çok kötü kalitede.Sayfasından basımına,arkasındaki tutkala kadar sanki bu işi zorla yapıyorlar gibi.İş tamamen ticaret gibi olmuş onlar için.

1 Beğeni

İngilizce baskılarını alacağız anlaşıldı. Geçen doğum günümde Fırtınaışığı Arşivi geldi. Hediye eden arkadaşa da durumu anlattım. Gittik başka bir şey aldık, arkadaşım da hak verdi zaten. Ben de küçük baskı 1 ve 2 var. Okumadığım halde sırt kısmının ayrıldığını görünce hak verdi. Normalde gelen hediyeyi iade etmek ya da değiştirmek gibi bir adetim yoktur ama arkadaşımın parasının bana göre boşa gitmesine içim el vermedi. Hem gözlük kullanıyorum, hem yazılar karınca duası gibi okumak istersen okuyamıyorsun. En azından ben okuyamıyorum yazılar birbirine giriyor baskı kalitesi kötü. Biraz sert davranırsam yırtılacak ya da dağılacak korkusu yaşıyorsun. Kitap okumak istiyorsun ama bir yandan da korkuyorsun kitap dağılacak diye.

ALFA, İthaki, Epsilon, Pegasus artık hangisi alırsa alsın da baskı kalitesinden ve çevirisindne şüphe etmeden gönül rahatlığı ile kitaplarımıza kavuşalım. Kitapların fiyatları hiç umurumda değil ciltli olsun kaliteli olsun 100 TL vereyim her bir cildine.

1 Beğeni

O kadar çok çevirmen var ki çevirmenlerden birisi sanmışım. Daha önce fark etseydim toplamda dokuz kişinin bir kitabı çevirisinde olduğunu söylerdim.

Kesin bilgi değil ama bildiğim kadarıyla AKILÇELEN sadece kötü baskı, çeviri konusunda yanlışları yok; aynı zamanda işi bırakmadıkları gibi işi yapmak isteyenleri de engelliyorlar. Hatayı düzeltmek için o hatayı kabul etmek gerekir. Yayınevinin tavrı şu şekilde: “Bir hata yok ki, sadece bir kaç okurun nazı var.” İşin kötü tarafı ajans da buna inanıyor ve Türk ajans, yabancı ajansı da bu konuda yönlendiriyor. Sonuç olarak kendi dilimizde Brandon Sanderson kitaplarını çevirisi, baskısı iyi bir şekilde okumamızın umudu yok. Yayıncı bırakmıyor, ajans hakları geri almıyor, yabancı ajans da Türk ajansın yönlendirmelerine göre hareket ediyor. Yukarıda uzun mesajın içinde diğer yayınevleri ile ilgili bir kısım da var yani kısacası her şeyi denedik ama olmayınca olmuyor işte.

1 Beğeni

Arkadaşlar ben Ankarada ikâmet ediyorum, Arkadaş Yayınevine bir çıkartma mı yapsak? Gerçekten durumu gidip yüzyüze ofislerinde anlatmaktan daha iyi bir fikir gelmiyor aklıma.

1 Beğeni

Muhtemelen onbinlerce dolarlık bir telif anlaşmasından bahsediyoruz. Kendinizi kötü hissetmenize veya yüklenmenize gerek yok bence. @silence Sonuçta mail atan bir kişisiniz yabancı ajansın gözünde, forumdaki yazılanları dahi önemseseler hemen hemen her ticari işte olduğu gibi iş dönüp dolaşıp maddiyata bağlanıyor.

Yabancı ajans Akılçelen telif ücretini ödüyor demekki kitaplardan para kazanıyor yani bastığı kitaplar satılıyor diye düşünüyor olabilir. Gerçekten büyük olumsuzluklar olsa ve yayınevine karşı kitlesel bir tepki olsa Akılçelen’in bastığı kitaplar satılmaz dolayısıyla kar edemez, telifi ödeyemez şeklinde düşünüp sizin yazdıklarınızı abartı bile buluyor olabilirler. Hayranların duygusal tepki verdiğini düşünmeleri çok şaşırtıcı olmaz.

Umarım Sanderson’un kitaplarını basmak isteyen ve Akılçelen ile mücadele edip telifi alabilecek maddi gücü olan bir yayınevi çıkar ve herkes mutlu olur. :pray:

Konuyu okurken şöyle bir mesaja denk geldim;

2 Beğeni

@silence bu çabalarından dolayı çok teşekkür ederim. Elini taşın altına koyup, büyük uğraşlar verdin. Ben henüz yeni bir üye olsamda uzun zamandır uzaktan formu takip ediyordum ve cidden yaptıklarınız bir ümit kaynağı oldu. Ama olmayınca olmuyor işte. Ajans aldığı paradan memnun olduğu sürece harekete geçmeyecek belliki. Bundan sonra bize düşen, elimizden geldiğince insanların bu kitapları almasını önlemek olur. Neyse tekrardan çok teşekkürler.

Ha birde aklıma gelmişken bende instagramda Brandon Sanderson fan sayfası açıp insanalara durumu özetleyip daha fazla yandaş bulmayı düşünüyorum. Ancak bunu ne zaman yaparım hiç bir fikrim yok.

3 Beğeni

O güzel insanlar atlarına binip gittiler gibi bir söz vardı ya. Artık onu söyleyesim geliyor ama belki de hiçbir zaman güzel insanlar var olmadılar bilemiyorum. Her yerde/insanda ekonominin getirdiği çarpıklık söz konusu ya çok sinir bozucu. Büyük Buhran zamanları geliri masrafını karşılamadığı için nehirlere, yollara dökülen meyve sebzelerin aç olan satın alsın ekonomi işlesin diye ilaçlanıp halka bedavadan tükettirilmemesini anımsatıyor şu olay da bana. O meşhur sözü de şöyle uyarlasak olur sanırım: O güzel işler yapan yayınevleri ekonomiye yenik düşüp yitip gittiler, yayınevinin de neyine kaldığımız ortada.

1 Beğeni

Savaşkıran ve Elantris kitaplarını okudum, çeviri de ya da kitapların kalitesiyle ilgili herhangi bir soruna rastlamadım. Fırtınaışığı serisine daha başlamadım ama dünyanın birçok yerinde 2 cilt halinde basılan kitapların tek cilt olarak basılması tamamen okurun maddi kaygıları düşünülerek verilmiş bir karardır. Bu sebeple yayınevine bu inceliği göstermiş olduğu için teşekkür ediyorum. Tabi ki alternatifler sunulsa, büyük boy, ciltli baskılar yapılsa güzel olurdu belki ilerleyen zamanlarda bunlar da yapılır diye düşünüyorum.
Epsilon, Taht Oyunları serisini, başka ülkelerin tersine ikişer cilde böldü ve kötü çevirilerle bastı kitapları ama ona karşı Akılçelen’e gösterilen tepkilerin binde biri bile gösterilmedi. Benzer konulardaki bu yaklaşım farkının nedeni ne olabilir merak ediyorum.
7 farklı çevirmen mevzusu da çok dillendiriliyor, Sanderson kitaplarını bence en az 7 kişiyle yazıyordur yayınevi neden 7 kişiyle çevirmesin ki. Kolay bir yazar değil her sene bin sayfayı aşkın yazan birini çevirmek yayınevi için zorlayıcı olabilir. Ama sonuç olarak adamın bütün kitapları basılıyor. Mesela telifi İthaki de olsaydı kimbilir kaç sene bekleyecektik Akılçelen’in çoktan bastığı kitapları. Akılçelen’in mükemmel bir iş çıkardığını söylemiyorum ama bu kadar kötü yorumları ve tepkileri de hak etmediğini düşünüyorum.

3 Beğeni

Epsilon’un bastığı Taht Oyunları’nın sayfalarının ayrıldığını duymadım. Ayrıca kitaplardan birini büyük boy birini küçük boy yaptıklarını da. Tabii ki puntolarının saçmasapan bir boyutta olduğunu da…

Edit: 7 çevirmen mevzusunda işini hakkıyla yerine getirse Akılçelen kimse o noktaya takılmaz zaten bence. Buradaki temel sıkıntı kitaplar arasındaki terimlerin çevrilmesi gibi konulardan kaynaklanıyor. Bir kitapta çevrilen şey diğerinde çevrilmiyorsa ya da tam tersi bir durum söz konusuysa ben buna yayınevinin hatası derim yalnızca.

Edit 2: İthaki’nin bu noktada savunulacak bir tarafı yok ama Akılçelen de Oathbringer’i çıkış tarihinden yaklaşık 2 YIL sonra çıkardı. Bunda da olumlu bir taraf göremiyorum.

2 Beğeni

İroniyse komik. Değilse daha komik… ne yazarı ne tarzını ne de yazma sürecini bilmeyen bomboş yorumlar bunlar.

Taht oyunlarında ne gibi bir çeviri sorunu varmış? Allah aşkına gösterin de görelim. Sibel Alaş çevirisini akılçelenin akıllara zarar çevirileriyle karşılaştıracak ne yaşadınız bilmiyorum ama karşılaştırmak abesle iştigal. Hem anadilinde hem de türkçe okumuş biri olarak söylüyorum bunu

Ben bir sayfada 5 hata çıkarırım elantris’den. Övecekseniz tutar bir yer gösterin de öyle övün. Kötü yorum haketmiyor doğru, yaptığı iş kötü yorumu haketmekle kalmıyor, yazara bir hakaret niteliğinde. Ne terminoloji de devam var ne çevirileri tutarlı.bir terime kitabın başında farklı ortasında farklı sonunda yine farklı bir isim verecek kadar da özensiz işler bunlar.

Lütfen, özellikle çeviride savunacaksanız bir kanıtla gelin. Ben rastgele bir sayfasını açıp size cümle,imla ve anlam hatalarını sayayım.

Cidden kötü işler yapıyorlar.Sanderson yayınevinin elinde yokolmuş bir yazar. Kötü çeviri ve bu kadar özensiz işlere rağmen iyi kitaplar olabilirler, beğenmiş de olabilirsiniz ama bu yazarın harika bir yazar olmasından, fazlası değil. Başka yayınevinin alacağına inancım yok zaten yazdım daha önce. Bu yayınevinin yaptığı saçmalık adam gibi bie çevirmen bulmamak. Tek bir çevirmene adam gibi çeviri yaptırtmak ne kadae zor olabilir? Sanderson’ın dili ağır sa seğil Tolkien gibi. Çok isim sayarım kolaylıkla altından kalkabilecek. Ama bu şekilde olmaz. Bu çevirilere iyi ya sıkıntı yok diyerek olmaz. Yayınevinin umrunda değil çünkü bu olay. Başka sansı olmadığını biliyor insanların.

18 Beğeni

Aslında siz ve sizin gibi İngilizce okuyabilecek başka kişiler tüm çeviri hatalarını toplayıp yabancı ajansa gönderseniz belki işe yarayabilir. Daha önce de yazmıştım yabancı ajans bu yazdığımız kitap boyu vesaire şikayetleri umursamaz ama çeviri yanlış dersek iş değişebilir.

1 Beğeni

Burada illaki İngiliz dili ve edebiyatı veya mütercim tercümanlık falan okuyan vardır(ingilizce bilip,başka bölüm okuyanlara lafım yok sadece böyle direkt bölümü okuyanları daha çok dikkate alacaklardır diye düşünüyorum.)Bence o kişi ya da kişiler bu işle uğraşabilir eğer isteyip,müsaitlerse.

2 Beğeni

Taht Oyunları’nı rahat rahat okudum. Oathbringer bir aydır kitaplığımda duruyor, on sayfa okumayı denedim ve sinir krizi geçirip bıraktım.

2 Beğeni

Çok komik bir argüman kesinlikle.Evlenmek için kız arayan tek kriteri nefes alsın yeter olan adamların kriterinden bir farkı yok.(Sana demiyorum,sadece benzetme yapıyorum)Şey demişsin bir de bu kadar sayfayı çevirmek kolay değil.Bu ülkede onlar kadar kalın çeviri yapan çok yayınevi var,(Cam Şato 7 / Kül Krallığı (Sarah J. Maas) Fiyatı, Yorumları, Satın Al - Kitapyurdu.com mesela,arada 50 sayfa yok bile )Oturup Akılçeleni fazla sayfa çeviriyor diye savunmasın,bunu alırken düşünecekti hakları. Ayrıca Taht Oyunları çevirisi muhteşeme yakındır bana göre.2 ye bölmesinde bir sıkıntı yok bence,çünkü çeviri ve baskı kalitesi böyle bir kararı nötrlüyor.Çünkü dediğim gibi bu bir karar.Akılçelenin yaptığı ise 7 kişinin önüne kitabı atıp,hadi çevirin demek.Başka bir şey değil.

1 Beğeni

Arkadaşlar hepinize hayırlı akşamlar, Akılçelen’le alakalı bir açıklama yapmak istiyorum.

Bugün Akılçelen Kitaplar’da çalışan bir editör hanımefendi ile konuşma fırsatım oldu. Her türlü şikayetimizi ilettim kendilerine. Baskı kalitesi, çevirinin kötü oluşu, puntoların büyüklüğü, okurlara hiçbir şekilde sosyal medyadan cevap verilmemesi ve gerekli özenin gösterilmemesi, Akılçelen’in Fantastik Edebiyat okurları arasındaki olumsuz anılışı şeklinde. Yaklaşık 20 dakikalık bir konuşma yaptık. Kendisinin söylediği şeylerden birkaç madde aktarayım buraya

1-) Kitapların küçültülmesi ile ilgili olarak hem maddi anlamda okuyucuları düşündüklerini hem de bazı okurlardan kitapların boyutunun büyük olmasından dolayı roman raflarında kitapları bulamadıklarını, bazı kitabevlerinin kitapları dergilik gibi yerlere koyduklarına dair şikayet almışlar. Bu sebeple de normal roman boyutuna indirdiklerini söyledi.

2-) Puntonun aşırı küçük olduğunun farkında olduklarını, yeni baskıda bu sorunu giderdiklerini söyledi. Şu anda Sissoylu’nun ikinci kitabı olan Kuşatma’nın yeni baskısı yapılmış ve bu sorunun çözüldüğünü söyledi, yeni baskılar yapıldıkça kitapların boyutu ve punto şeklindeki konularda bir bütünlük sağlanacağını ve sıkıntı kalmayacağını söyledi.

3-) Şuanda Rhythm of War’ın basımıyla alakalı yabancı ajansla iletişim halindelermiş. Ancak Arcanum Unbounded ve bir kitabın daha hazırlanmakta olduğunu, 1 ay gibi bir süre içerisinde Arcanum Unbounded’in çevirisinin biteceğini söyledi.

4-) Çeviri ile alakalı sıkıntıları söyledim, terminolojide bir bütünlük olmadığından bahsettim. Kitaplar çevrildikten sonra birden çok kez editörler tarafından okunup baskıya gönderildiğini söyledi. Freelance çalışan isimlerden geçtikten sonra, kendi bünyelerindeki editörler tarafından incelendiğini belirtti. Bu konuda çok titiz davrandıklarını belirtti. Ayrıca terminolojik sözlük hazırlamış olduklarını ve çevirmenlerde bunların bulunduğunu söyledi. Kitaplarda gördüğümüz hataları somut olarak mail adreslerine iletmemizi rica etti, bu şekilde düzelteceklerini belirtti.

5-) Sosyal medyada hiçbir şekilde mesajlara dönüş yapılmadığını, gerekli bilgilendirmelerin hiçbir şekilde yapılmadığını söyledim ve bu durumun da bizleri yayınevinden uzaklaştırdığını söyledim. Bu konuyla alakalı görevli arkadaşlarla konuşacağını söyledi.

6-) Birçoğumuzun kitaplardaki saydığım hatalardan dolayı kitapları almadığımızı, maddiyatın ötesinde işin düzgün yapılması halinde herkesin bu kitapları severek alacağını belirttim. Yurtdışındaki gibi ciltli versiyonları istediğimizi belirttim. Kendileri de bunu yapmak isteyeceklerini ancak bunun Covid süreciyle ve yatırım yönlendirmesiyle ilgili bir durum olduğunu ve söylediklerimi göz önüne alacaklarını söyledi.

Aklıma gelen başka bir şey olursa eklerim, ancak şunu söyleyebilirim hanımefendi beni dikkatle dinledi ve bazı açıklamalar yaptı. Bu noktadan sonra özellikle elinde kitap olan arkadaşlar gördükleri problemleri -gerek çeviri, gerek fiziksel ve gerekse terminolojik problemleri- mail yoluyla iletirlerse daha iyi olacağını düşünüyorum. Anladığım kadarıyla şöyle bir durum var, bizim şikayetlerimizin bir kısmından haberleri yok. Ve bu şikayetleri ne kadar büyük bir kesimin yaptıklarından da haberleri yok. Bunun için editörlerin kullandığı mail hesabına mailleri gönderirsek daha çok dikkat çekip daha somut şeyler görürüz diye umuyorum. ytp@arkadas.com.tr mail adresi bu zannedersem.

Son olarak bireysel olarak fikrimi de belirtmem gerekirse, Akılçelen’le iletişim halinde kalıp, en azından iletişim halinde kalmaya çalışıp bu noktada olumlu adımlar atılmasını beklemek durumundayız. Bugün hanımefendiyle yaptığım konuşma umut vericiydi. Şu halde güzel şeyler görmek adına elimizde bunun dışında bir yol da yok zaten şuan için.

20 Beğeni

Teşekkür ederim bilgillendirmeniz için. :pray:

Ben Oathbringer’in çevirisiyle ilgili bir problem yaşamadım, son boyut bana göre 16x24 boyutundan daha iyi. 16x24 görünüm itibariyle daha gösterişli ancak elde tutup okuması çok zor oluyor benim için. Oathbringer’i şuanki boyutta normal bir puntoyla ve 2 cilt halinde basmalarını tercih ederdim, Buz ve Ateşin Şarkısı Serisi gibi.

Ne yazıkki bu ve benzeri konularda dil ve üslup ayarlaması yapmadan iletişim kurunca hoş olmayan manzaralar ortaya çıkabiliyor.

Terminoloji farkı Sissoylu 2 ve Sissoylu 3 arasında var diye biliyorum. Bu konularda şikayet eden arkadaşlar somut bir liste oluşturur ve yayınevine sunulur umarım çünkü çeviri hataları somutlaştırılmaya muhtaç gibi görünüyor. :pray:

2 Beğeni

Selamlar.
Öncelikle yaptığınız bilgilendirme için kendi adıma teşekkür ederim. Konuşma fazlasıyla olumlu geçmiş -ki bu çok güzel bir şey- fakat yıllardır Sanderson kitaplarını ve dolayısıyla Akılçelen’i takip eden bir okur olarak kafamda bir takım soru işaretleri var. Bunlar şahsınıza ya da konuştuğunuz hanımefendiye yönelik değildir kesinlikle.
İlk olarak terminolojik sözlükten başlayayım. Zamanında çevirmen Aslı Dağlı tarafından da dile getirilmiş bir şeydi, yanılmıyorsam Akılçelen başlığında ya da burada olacak o mesaj.
Eğer böyle bir sözlük oluşturuluyorsa bunun işin ta en başından yapılması gerekmez miydi? Ha, belki Akılçelen Sanderson kitaplarının bu kadar bağlantılı bir evrene dönüşemeyeceğini öngöremedi diyebiliriz ancak bana kalırsa bu yine de Çağların Kahramanı ve Oathbringer’da yapılan hataları kapatmıyor.
Baskı sorunları da aynı şekilde en başından önü alınabilir şeylerdi bence. Kitabı editöryel süreçten geçirirken terminolojiyi, baskıya yollarken de nasıl görüneceğini kontrol etmiyorlar mı cidden?
Dediğim gibi yukarıdaki hiçbir şey size yönelik değildi, fakat bunlar gerçekten kafamı kurcalıyor. Akılçelen daha önce de düzelme eğilimi gösterdi fakat maalesef kısa sürdü bu süreç.
Okurlar olarak onlara güvenmemiz için Akılçelen’in gerçekten güvenilir bir portre çizmesi gerek. Okuyuculara karşı açık olmalılar. Gelecek günler ne gösterir bilemem ancak yıllardır böyle bir portre çizmemiş bir yayınevinden ne beklemem gerektiğini tam olarak bilmiyorum maalesef.

4 Beğeni

Arkadaşlar benim görüştüğüm editör hanımefendi Brandon Sanderson kitapları ile ilgilenen editörün o esnada ofiste olmadığını söyledi ve ilgilenen editör arkadaş kadar net bilgim yok dedi. Çeviri kısmında bir denetim eksikliği olabilir, terminoloji konusunda belki eski kitaplarda hâlâ düzeltim yapılmamıştır ve yeni çıkacak kitaplara yönelik bir terminoloji birliğidir bu bilemiyorum. Tabi ki eski kitapların tekrar tekrar gözden geçirilmesi gerekiyor ancak dediğim gibi eksiklikleri gören arkadaşlar mail adresine bunları bildirirlerse bizler için de iyi olacaktır diye düşünüyorum. Zira ne kadar çok ileti alırlarsa, durumun ciddiyetinin de o kadar farkında olacaktır yayınevi. Çeviri ile alakalı gördüğünüz somut problemlerin fotoğrafını çekip, gereken açıklamayı yapıp mail adresine gönderirseniz bu ilerleme kaydetmemize yardımcı olacaktır.

Bir de arkadaşlar bir kitabevine ayağınız düşerse şayet, Sissoylu’nun 2. Kitabının yeni baskısına bir göz atın lütfen. Hanımefendi bana yeni baskıda sorunların giderildiğini söyledi, şayet benzer sorunlar varsa bu sorunları kendilerine iletelim çünkü önümüzdeki kısa süre içerisinde yeni kitaplar çıkacakmış. En azından ileriye dönük olarak bir okur-yayınevi birlikteliği sağlayabiliriz diye umut ediyorum.

1 Beğeni