Bende ilk defa duydum. Fena bir kitap olmasa gerek diye düşünüyorum. Ama belli ki yazarın en iyi işi değil.
Yapa yapa bunu mu çevirmiş uyuz yayınevi. O kadar malzeme varken magic gathering meraklısı olmayan kimsenin umirumda olmayan bu kitabı mi çevirmişler şimdi. Şaka gibi. Resmen dalga geçiyor adamlar.
Adamlar gidip internette bedava olan kitabı duyurmuşlar. Şaka gibi.
Cidden yalnız. Bu kitap Wizard of the Cost’un sitesinde bedavaya indirilebiliyor zaten. Hani Kayıp Rıhtım şenlikler için çevirse falan anlarım da bu akılçalan gerçekten de dalga geçiyor artık okuyucunun aklıyla.
Haha ben de neden yurtdışında hiçbir yerde satılmıyor diyordum.
Düşünün işte satılmayan kitaptan bile para alma derdindeler.
Bu arada şu ajans ve yayıncı konularına dair bir fikrim var. Bilmiyorum belki saçma gelebilir ama bu tip durumlarda genelde şahsi itirazlar çarçabuk bertaraf edilir. Lütfen yanlış anlamayın @silence, @thesupranormal, amacım çabalarınızı küçümsemek değil kesinlikle ancak bunu Kayıp Rıhtım olarak hep birlikte ajansa/yayıncıya sunsak? Terminolojik uyuşmazlıklar (orijinal halleri ve gerekirse türkçe karşılıklarının İngilizce versiyonlarını da ekleyerek), çeviri hataları, yazım yanlışları vs gibi durumlarla ilgili kapsamlı bir belge hazırlayıp ulaştırsak bir sonuç elde edebilir miyiz sizce? Belki bu tür kapsamlı bir dosyayla karşılarına çıkarsak şansımız artar kanısındayım. Üstelik bir topluluk olarak gittiğimiz için etkili olabiliriz.
Hayvan çiftliği 10 tl etiket fiyatıyla çıkarken bunu 15ten fazla fiyat koymazlar heralde.
Hazır ellerini atmışlarken şu serideki telifsiz kitaplarıda çevirselerde havada kalmasa keşke.
Kendileri ile yazışırken bireysel şikayet olarak iletmedim. Hemen başlarda bu sayfanın bağlantısını gönderdim. Forumdan bir çok kişi İngilizce olsun Türkçe olsun yazdılar ama ne yabancı ajans, ne Türk ajans ne de yayıncı ilgilenmedi. Yabancı ajans Türk ajansa soruyor, Türk ajans yayın evini koruyor. Böyle olunca yabancı ajansın gözünde abartan kişiler olarak görülüyoruz. Daha önce de belirttiğim gibi okuru kimse umursamıyor. Son kitabı da bunu kanıtlamak için bastılar sanki. Ajans değişmeden yayın evinin değişmesini beklemeyin. Balık baştan kokuyor.
Yazarin elinden ağzından cikan her kelimeye bakıyorum ama Türkçe basan yayinevini zerre umursamıyorum artık, kimseye de Türkçe okumasını tavsiye etmiyorum. Sonra zaten bazıları yazardan soğuyor ilk kitapta.
Cidden merak edenler zorlasın orjinal dilinden okusun. Hem ingilizce okumaya alışıp fantastik edebiyatın bize gosterilmeyen guzel eserlerine de başlarsınız, hem de sevdiginiz bi yazarı gerektiği gibi takip edersiniz.
İngilizce okuma konusunda çok çekincem vardı, mecbur kaldim, bayıldığım seriye devam etmek için başladım, gerisi geldi. Siz de aynısını Sanderson ile yapabilirsiniz.
Sorumlu kimse umursamıyor bizi.
Isyan!
Boykot!
Ben de bunu söylüyorum. Çeviri hatalarını listeleyip yollarsak daha iyi bir etki yaparız. Hatırladığım kadarıyla @silence’ın attığı mesajlar çeviri hatalarından değil basımdaki sıkıntılardan bahsediyordu. Serileri okumayı düşünen ve İngilizcesi iyi birileri varsa karşılaştırmalı okusun hataları not alsın. Sonra liste oluşturalım. Bu listeleri yabancı ajansa atıp çeviri de sıkıntılı diyelim. Bu da olmazsa yapacak bir şey yok artık.
Ben gibi ingilizce bilmeyenler ne yapacak ? Tamam boykot edelim etmesine ama bu saatten sonra bişeylerin düzeleceğine dair pek umudum yok.
Açıkçası ben de bunu yapma taraftarıyım. Kitapların ingilizceleri elimde yok ama en kötü Coppermind’dan bile bakılarak hazırlanabilir aslında. Bu işi bir sisteme oturtalım derim ben.
Ki burada mesele sadece İngilizce okumak değil bence. Bir yayınevi çevirdiği yazarı doğru şekilde tanıtmakla yükümlüdür kanımca. Tamam kitapları İngilizce okuyabiliyoruz ama büyük resme baktığımızda bunu bir çözüm olarak görmüyorum. Brandon Sanderson kendi dalında başarılı bir yazar ve türk okuyucunun bunu bilmesi hakkıdır.
Kitapları İngilizce okuyanlar için Akılçelen’i boykot edin demesi çok kolay. İngilizce okuyabildiği halde Türkçe okumayı tercih eden tanıdıklarım olsa da türkçe baskıyı tercih edenler çoğunlukla İngilizce okuyamayanlar.
İngilizcesine ve türkçesine güvenen arkadaşlara bir önerim var. Sloganlar yerine Akılçelen’in beğenmediğiniz çevirilerini düzelterek insanlarla paylaşın. Daha önce Zaman Çarkı serisi için epub çevirileri ve düzeltileri yapılmıştı. Benzer bir şey yapabilirsiniz. En azından insanlara alternatif sunmuş olursunuz.
Türkçe’ye çevrilmeyen kısa romaları da çevirebilirsiniz mesela. Korsan dahi olsa bu bir alternatif yaratmak ve Sanderson okumayın demekten daha makul bence.
Kimse kusura bakmasın ama 5 yıl- 10 yıl? Sanderson’un tüm kitaplarının başka bir yayınevi tarafından basılması ne kadar sürecekse, Sanderson okumayın demeye hakkı yok kimsenin hele bir de kendisi İngilizce olarak okuyabilirken.
B.S külliyatına adım atacaktım ama çok fazla yorum olduğu için sıkıntının ne olduğunu anlayamadım. Birileri ufak bir açıklama yapabilir mi? Yayınevinin çevirileri aşırı mı kötü, yoksa fiyatlandırma veya başka bir şey mi?
Mesajınızdan sonra şöyle hızlıca eski bir mesajlara göz attım. En çok çeviriden bahsedilmiş. Kitapların geç basılması veya kötü basılması ikincil olarak bahsedilmiş. Siz söyleyince fark ettim, kötü baskıdan yeterince bahsedilmemiş.
Herkesin düşüncesine saygım var. Daha önce de belirttiğim gibi boykot, almayın, okumayın diye kimseye bir şey söylemedim. İngilizce okuyabilirim ama okumayacağım. Yazarın kitaplarını okumayı bıraktım. Dediğim ise:
Uğraşmak veya uğraşmamak tamamen sizlerin kararı. Durumun Nasreddin Hoca’nın mumla yemek pişirmeye çalışması gibi olduğunu açıklamak istiyorum. Yoksa kim istemez ki kendi çağdaşı yazarı kendi dilinde eş zamanlı okumayı?
Kitapları ilk önce uzun boylu basıyorlardı. Fikirlerini değişip yenileri kısa boylu basmaya başladılar. Doğal olarak uzun boyları alan herkes şikayet etti.
Fırtınaışığı serisi üçüncü kitap olan Oathbringer’ın çevrilmesi iki yıl sürdü. Kitap çıkınca gördük ki kitabın 8 tane çevirmeni var. Resmen kurban bayramında danaya girer gibi kitaba girmişler. Bir de terminoloji sıkıntıları vardı. İlk kitaplarda ve bu kitabın içinde “hedeften önce yolculuk” olarak çevirilen “journey before destination” ifadesi sadece önsözde “önce yolculuk sonra istikamet” gibi saçma sapan bir şekilde çevrilmiş. Yani aynı ifadeler veya kelimelerin farklı çevrildiği oluyor. Sadece üçüncü kitapta ilk iki kitaptan farklı çevrilen özel isimler var. Kitap boyunca çevrilip sadece bir yerde İngilizce bırakılmış isim var. Kısaca terminolojide ciddi sıkıntılar var. Kitabı alan insanlar da haklı olarak şikayet etti.
İlk planları Oathbringer’ı iki parçaya bölüp önce ilk cildi birkaç ay sonra da ikinci cildi yayınlamaktı aşırı tepki gelince fikir değiştiler ve onun yerine kısa boylu bastılar. Eski kitapların da kısa boy baskısı yapıldı. Kralların Yolu’nun kısa baskısının sayfa sayısı uzun baskısından daha az. Çünkü puntodan kısmışlar. Alan herkes haklı olarak bundan da şikayet etti.
Oathbringer’ın baskısı inanılmaz kalitesiz. Kağıt kalitesi berbat ve kitabı çok düzgün kullanmama rağmen okurken yavaş yavaş ayrılmaya başladı. Kitabı alan herkes haklı olarak bundan da şikayet etti.
Hep Fırtınaışığı serisinden bahsettim biraz da Sissoylu serisinden bahsedeyim. İlk iki kitapta sıkıntı yok ama üçüncü kitabın çevirmeni ilk iki kitaptan farklı. Yeni çevirmen ilk iki kitapta çevrilmiş bir karakter ismini kitap boyunca ingilizce bırakmış. Cidden okurken karakteri tanıyamadım. Kitabı okuyan herkes haklı olarak bundan da şikayet etti.
Arcanum Unbounded isimli kozmer için çok önemli bir kitabı yaklaşık üç yıldır çevireceğiz diyorlar ve hala çıkmadı. İngilizce bilmeyen okurlar haklı olarak şikayet etti.
Bu kadar şikayet(şimdi aklıma gelenler bunlar gelmeyen de vardır.) forumda 3000 mesajdan fazla yer kaplıyor. Çoğu şu an açık olmayan Akılçelen kitaplar soru hattında. Yayınevi bu kadar şikayetten sonra muhtemelen okurun gönlünü almak için yeni bir Brandon Sanderson kitabı duyurdu. Yeni çıkartacakları kitap Brandon Sanderson’ın Magic the Gathering isimli bir oyun için yazdığı bir kitap. Telifsiz. İsteyen herkes İngilizcesini oyunun İnternet sitesinden bedavaya indirebiliyor. Kısaca bu gibi haraketler yayınevinin düzelme şansı da olmadığını gösteriyor.
Forumdaki binlerce mesajın özeti böyledir.
Çeviriden bahsedilse de örnek verilmemiş anlamında demiştim. Bir kitaba örneksiz çeviri kötü deyince çok etki yaratmıyor bence.
Haklısınız da siz sadece özetlerken bile bir sayfa yazı çıkmış. Hangi bir hatadan kim nasıl bahsetsin? Böyle bir durumda buradaki mesaj sayısını on bini aşar. Kaldı ki böyle bir iş, ciddi bir emek gerektirir. İnsanlar artık bu yayın evinden yoruldu. Defalarca yönlendirmeme rağmen bu sayfayı okudular mı onu bile bilmiyoruz, açıkcası soru hattından kaçan bir yayın evinin böyle bir iş yapılsa emeğe saygı duyup okuyacaklarını bile sanmıyorum
Dediklerin doğru ama büyük baskılar varken bile sürekli şikayet ediyorlardı. Çok aşırı ön yargılı davrandıkları düşünüyorum ( bu site içindekileri kastediyorum).
Yayın evi bu kadar kötü, çevirmenler berbat ama neden brandon sanderson kitapları hála basılmaya devam ediyor.
İnternet üzerinden yayımlanan bir kitabı akılçelen kitap olarak basmaya karar vermiş buna bile bir sürü kötü yorum yapılıyor.
Evet kötü tarafları var ingilizcem olmadığı için çeviri konusuna girmiyorum ama eski kitaplarında kötü baskı göremedim…
Buradan almak isteyenlere bu yorumlar sürekli engel oluyor. Ben alıp okuyorum ve çok keyif alıyorum…
Bu söylediğiniz şey tam anlamıyla şark kurnazlığıdır. İnternetten “ücretsiz” olarak yayınlanan bir kitabı çevirip parayla satmak elbette eleştirilecek bir şeydir. Yukarıdaki mesajlardan birinde de belirttim, Kayıp Rıhtım gibi bir site çevirse aynı mantık ama bir yayınevinin çıkıp telifsiz ve ücretsiz bir pdf’i/epub’u sırf iş yapmış olmak için alıp çevirmesi konusunu eleştirmeyi ve bundan memnuniyetsizlik duymayı bir okur olarak kendime hak görüyorum açıkçası.
Önyargı doğru bir kelime seçimi mi bilmiyorum. Önyargılık bir durum yok ki. Çevirileri tabii ki okunuyor ama fantastik edebiyatın en kritik şeylerinden birisi olan karakter isimleri çevirileri ve serilerin özlü sözleri yanlış çevrilmiş. Bunlar uluslararası forumlarda devasa başlıklarda tartışılır.
Türkiye’de şöyle bir durum var. Bir şeyin iyi yanları daha çoksa veya iyi yanları da varsa kötü yanlarını eleştiren insanlara tepki gösteriliyor. Aynı şekilde sürekli gündeme gelen ve farklı işlerle eleştiri odağı olan bir yayınevi ne alametse ‘‘sürekli eleştiriliyor’’ diye savunuluyor bu forumda. Foruma özgü de değil ülkemizin genelinde böyle bir durum var. Konuşulan şeylerin niteliği değerlendirilmeksizin taraf belirleyip ona göre ciddiye almama veya ara ara laf atma var.
Akılçelen’in saçma işleri içerisinde değerlendirirsek de kitapların okunabilirliği devasa boyutlarda kötü değil tabii ki, okuyup keyif alıyorsunuz. Bazı okuyucuların farkına varmadığı ciddi terminoloji problemleri var ama. Devam kitaplarını 2 senede basıyorlar ve yazarın yarattığı evrenin kritik bağlantı noktaları olan yan kitapları basmıyorlar. Kopuk kopuk şeyler okuyoruz. Bunu okurken çok ilgili olmayan okuyucular da farketmiyor haliyle. Bastıklarında kitaplar ellerimizde kalıyor. ‘‘Okuduğundan keyif almaya bak sen de hep kötü taraflarına bakıyorsun.’’ yorumları beni gördükçe deliye döndürüyor. Adam yapması gereken işi yapmıyor, düzgün bir şey koymuyor ama sırf bunu belirli oranda gerçekleştirdi diye de eksik yanlarını eleştiren insanları trolleyen veya ‘‘abartı’’ diye eleştirenler var.
Size müstehak mı diyelim ne yapalım arkadaşlar? Kişi veya kurum bir ürün satıyor. Ürünün içerisinde olması gereken içeriğe göre fiyat koşuyor ama parayı veren kişi içeriğin hatalı olduğunu söylediğinde ‘‘Sen de hep bir şey buluyorsun.’’, ‘‘Abartıyorsun.’’, ‘‘Yine başladılar.’’, ‘‘İnsanların keyif almasına engel oluyorsun.’’ gibi ifadelerle karşı argüman sunuyorlar.
Bize her şey öyle bir yedirildi ki bu ülkede, olması gereken diye bir şeyin varlığından bile haberdar değiliz. Önümüze bir şey sunulduğu zaman tüketmeye bakıyoruz sadece. Üstelik bu ‘‘tüketim toplumu’’ olmak ile uzaktan yakından alakalı bir şey değil. Olması gereken yerine elde ne var üzerinden güzellemeler yaparak hiçbir yere varamayız. Varamıyoruz zaten. Boğulmaya devam ediyoruz bir şeyler içerisinde.
Yazdığımı size cevaben yazmış olsam da size özel olarak hitap ettiğim kısım dediklerinize katılmayıp yayınevi ve kitapların eksikliklerini söylediğim kısımlar.