Oathbringer ve Sissoylu 3 hariç ciddi bir sıkıntıyla karşılaşmamıştım. Oathbringer’ın sıkıntısı terim çevirilerinin önceki kitaplarla uyuşmamasıydı. Galiba Sissoylu 3 de yeni baskıda düzeltilmiş.
Ya bu arada Oathbringer Türkçe’ye çevrilirken kılıcın adının (ve kitap isminin) olduğu gibi bırakılmasını hiç takdir etmiş miydik burada? Koskoca Blackthorn reyizin kılıcının Ebru Yaşar şarkısına dönüştürülmemesi bence takdir edilesi bir davranış, saygı duydum ben şahsen.
Seriyi daha okumamış biri olarak baktıkça bir garip geliyordu ya bunun adını neden İngilizce bıraktılar diye düşünüp duruyordum valla
Öğrenmiş oldum, teşekkürler 
Kitabı okumadım ama ben de bazı isimlerin olduğu gibi bırakılmasından yanayım.
Merhaba arkadaşlar. Parlayan Sözler’in çevirisinin çok kötü olduğunu fark edip kitabı İngilizce tamamladım. İlk kitaptaki çeviri vasattı ama en azından okunuyordu. Oatbringer da durum nedir?
Ben hiçbir kitapta çok büyük bir hata farkedemedim okurken. 3. Kitap çok fazla çevirmen tarafından çevrilmişti ve bu bayağı bir forumda sorgulamaya neden oldu. Bu kadar çevirmenin olduğu yerde çeviri bütünlüğü sağlanabilir mi diye. Şahsen ben gene çeviriden pek rahatsız olmadım. İlk kitaptaki bazı kalıp çeviriler revize edilmişti. Bence gir bir kitapçıya kitabın başlarından bir bölüm oku. 4. Kitap için zaten çok bekleyeceksin. Beklemek istemezsen İngilizce okumak durumunda kalacaksın. Belki de direkt İngilizce okusan daha rahat edersin.
Sanderson kitaplarının editörü Boğaç Erkan. Oldukça etkin, yetkin, kabiliyetli bir isim.
Çevirmen sayısının fazla olması çok önemli değil çünkü terimlerin belli başlı şeylerin nasıl türkçeleştirileceğini bir sözlük oluşturarak çevirmenlere veriyor.
Somut çeviri hatası örneği veren pek yok zaten dikkat ederseniz.
Ve bu durum o kadar işe yaramış ki ilk iki kitap ve üçüncü kitap arasında türkçeleştirmeler değişiyor. Başlarda neyin ne olduğunu çözmekte oldukça zorlanmıştım. Onu geçtim aynı ifade Oathbringer’ın önsözünde farklı kitabın içinde farklı türkçeleştirilmiş.
İlk iki kitap içinde tutarlıydı ama o konuda haklısınız. İngilizcesiyle karşılaştırmadım çeviri doğruluğu hakkında yorum yapamam.
Evet böyle bir şey vardı hatırlıyorum. Önemli bir çeviri hatası üstelik. Life before death. Strength before weakness. Journey before destination. Bu mottoyu iki farklı şekilde çevirdiklerini hatırlıyorum bir kitapta. Hangi sayfa hatırlamıyorum zira ben aynı karakterin ismini hem Türkçe hem İngilizce görünce farklı farklı yerlerde son kitabı tamamen İngilizce okudum. Bu yanlışlar sadece 3. kitapta vardı.
Aynı şekilde Bondsmith, Windrunner, Elsecaller gibi kelimelerin bazıları farklı çevrilmişti ilk iki kitaptan.
Bunu unutmuştum siz yazınca hatırladım. Yanlış hatırlamıyorsam Shallan’ın Peçe isimli ikinci kişiliği bir yerde Veil olarak bırakılmıştı.
Azure ve Çivit de vardı aynı durumda. Ben onu düşünerek söyledim hatta. Sizin dediğiniz de vardı doğru.
Eski mesajlarımdan arayıp buldum.
Çeviri iyi mi kötü mü şimdi, bir karar verin. 
İkinci kitabın çevirisi konusunda yaşadığım sorunlardan bazılarını buraya yazmak istedim. Hata yaptıysam affola.
Orjinal: Shallan Davar - a tangle of red hair and ripped cloth - sat amid a pack of surgeons.
Naçizane Çevirim: Saçları karışmış, elbisesi zarar görmüş Shallan Davar, bir grup cerrahın ortasında oturuyordu.
Kitaptaki Çeviri: Kızıl saçlar ve yırtık giysilerden oluşmuş bir düğüm olan Shallan Davar, bir grup hekimin arasında oturuyordu.
Çevirinin Sorunu-1: İnsan bir düğüm olamaz.
Çevirinin Sorunu-2: Yazar, Surgeon (cerrah) diyor, Doctor (doktor/hekim) değil.
Orjinal: In the blink of an eye, gloryspren replaced his exhaustionspren.
Naçizane Çevirim: Göz açıp kapayana kadar, şerefsprenleri, tükenmişliksprenlerinin yerini aldı.
Kitaptaki Çeviri: Bir göz kırpışı içinde yorgunluksprenlerinin yerini şansprenleri almıştı.
Çevirinin Sorunu-1: “Bir göz kırpışı içinde” diye bir zaman yok.
Çevirinin Sorunu-2: Glory şan değil de, şeref olarak çevrilseydi keşke. Exhaustion yorgunluk değil, tükenmek demek.
Orjinal: Dalinar stared mutely at the gemhearth as it rolled and tapped against the front of his boot, its light almost blinding.
Naçizane Çevirim: Yuvarlanıp botunun ucuna hafifçe çarpan mücevherkalbe bakan Dalinar’ın dili tutuldu, mücevherkalbin ışığı kör ediciydi.
Kitaptaki Çeviri: Dalinar yuvarlanarak çizmesinin ucuna gelen mücevherkalbe dizsizce gözlerini dikti, ışığı neredeyse kör ediciydi.
Çevirinin Sorunu: “dilsizce gözlerini dikmek” ne demek anlamadım bile.
Orjinal: The mother axehound had finally emerged.
Naçizane Çevirim: Anne baltatazısı sonunda kendini gösterdi.
Kitaptaki Çeviri: Anne baltatazısı en sonunda dışarı çıkmıştı.
Çevirinin Sorunu: Yazar aslında burada metafor yapıyor ama uygunsuz çeviri yüzünden insan sanki tünelden bir yaratık çıkmış gibi hissediyor.
Aynı sayfadan hatalarla devam edelim, bunların hepsi sadece bir sayfadan. Syf. 827.
Çeviri: O Shallan’dan çok daha kötü bir yalancıydı.
Olması gereken: O, Shallan’dan çok daha kötü bir yalancıydı YA DA Kaladin, Shallan’dan çok daha kötü bir yalancıydı.
Çeviri: Halsiz hareketlerle bıçağını çıkardı…
Olması gereken: Ağır hareketlerle bıçağını çıkardı… (hareket halsiz olamaz; yavaş olur, hızlı olur…)
Konuyu uzun süreden beri takip eden birisi olarak şunu söyleyebilirim: Çevirilerin iyi ve kötü olması önemini kaybetti desem yeridir. Çünkü yayın evi iyi veya kötü bir çeviri yapmak düşüncesinde değil. Sorun çeviri yapmak istememesi. “Yazarın hakları elimde, belirli bir sayıda çevrilmiş kitabı da var niye yenisini çevireyim? Boyutunu değiştiririm, bölerim eski kitapları yeniden basarım.” mantığında. Yazar yılda genelde üç kitap yazıyor. Yayın evi üç yılda bir kitap çeviriyor. Ne yazarın yabancı ajansının ne de yerli ajansının umurunda bile değil. Onlar da biz aldığımız paraya bakarız mantığında. Benim önerim yazarı okumak istiyorsanız İngilizce okuyun. İngilizce bilmiyorsanız öğrenip yazarın yazılan kitaplarını okuyup güncele ulaştığınızda hala Türkçe’ye çevrilmemiş veya çevrilmeyecek çok kitap olacaktır emin olabilirsiniz. Son olarak ise çevrilmeyeceği olası bir kitabın bağlantısını bırakayım buraya:
Halihazırda şeref spreni diye bir sprenimiz var zaten. Honorspren. Birine şeref deyip de diğerine de şeref derse işler karışır. Çünkü farkında olunmasa da sprenlerin her biri ayrı ayrı tasarlanmışlar ve bazılarının farklı özellikleri var, bunlar önümüze de çıkıyorlar, akılsız sprenler bile. Daha fazlası ROW sürprizbozanına girer.
Skyward ve Starsight’ı bitirdim. Aşırı beğendim seriyi. Genelde uzay yolculuğu, uzaylı türleri vs içeren kitaplara mesafeli yaklaşırım. Aynı mesafeyle yaklaştım ama okuduğuma pişman olmadım. Oldukça keyifli bir okuma deneyimiydi. 3 novella çıkaracak sanırım Sanderson diğer karakterlerle ilgili. Onları da okumak istiyorum.
Hocam İngilizcesinde Shallan Davar isimli karakter düğüm olmuş – “a tangle of red hair and ripped cloth”. Türkçesinde neden olmasın?
Diğer örneklerinize katılıyorum.
Bu arada foruma hoş geldiniz.
Çeviri sorunlarını tartıştığımız ayrı bir başlığımız var; oraya da bekleriz.
Ahah uyuyan dev yine uyanmış
Yine Sanderson çevirilerinden dertliyiz 
Stormlight kitaplarının hiçbirini okumadım, ama bahsettiğiniz gibi yabancı bir ismin bir çevrilip bir çevrilmeme durumu Mistborn’un 2 ve 3. kitapları arasında da yaşanmıştı. Spook/Dikiz farklılığı beni en irrite eden şeylerden biriydi. Nedeni de çok belli bir sıkıntıydı; ilk iki kitabın çevirmeni ve 3. kitabın çevirmeni farklı. Demek ki çevirmen değişikliğinde hem tercih olarak bir hata hem de editöryel olarak bir eksiklik mevcut sonucuna rahatlıkla ulaşabiliriz
Boğaç abiye geçmişten sevgim ve sempatim vardır ama okur gözü ile fikrim bu Sanderson serilerinin tekrar elden geçmesi gerektiği yönünde.
Acaba yeni baskılarda revizyonlar/iyileştirmeler var mıdır? Hiç karşılaştıran arkadaşlarımız oldu mu? Eğer varsa okumadan önce Stormlight ları komple yeniden alabilirim açıkçası.
