Arkham Horror Mothers Embrace’i oynuyorum. Arkham Horror masaüstü oyununu temel alan, bilindiği gibi Cthulhu mitosu etrafında şekillenmiş, dedektiflik mekaniklerinin ve sıra tabanlı dövüşlerin olduğu bir oyun. Hiçbir beklenti ile başlamadığım içinilk izlenim olarak gayet beğendim. Steam fiyatı 10 dolar ama Windows Store’da 56 TL’ye satılıyor ![]()
Rise of Tomb Raider:
İlk oyun kadar iz bırakmadı. İlk oyunun karlı bölgesine nutkum tutulmuştu. Bu oyunda temelinde aynı oyun. Değişen hiçbir şey yok desek yeri. Yine yarı açık dünya bir haritadayız. Bu sefer keşfedebileceğimiz şeylerin sayısı bayağı bi artmış. Bunların çoğu ubisoft kalitesinde ama isteğe bağlı mezarlar ve tapınakları keşfetmek güzel.
Oyunun en kötü yanı vuruş hissi, vuruş hissi ne yazık ki ps 3 döneminden kalma. Bunun dışında bazı kişiler oyunun 2. yarısının full aksiyona döndüğünü bazı kişiler ise oyunda aksiyon olmadığı için oyunu beğenmediklerini söylüyorlar. Bence hemen hemen dengeli sayılır. Ama aksiyon yönü daha ağır basıyor sanki. Tavsiyem isteğe bağlı mezarları yapın.
Hikaye ise bildiğiniz gibi.
Batman Arkham Knight:
Çoğu kişinin aksine oyundan keyif aldım. Ancak hikayesi bence çok kötü. Hatta hikayesi en kötü Arkham oyunu bu. En basta Scracrow villian olmak için çok kötü bir seçim. Yancı olan karakteri ana kötü yapmışlar. Bunun dışında oluşturdukları Arkham Knight gizemi tamamı fos. Sonunda çok saçma yerlere bağlıyorlar. Dikkatli oynarsanız tahmin etmesi hiç zor değil.
Bunun dışında dövüş sistemi yine harika. Üzerine bayağı şey eklemişler. Gizlilik ise benim Arkham serisinin gizliliğine çok hayran değilim ama bu oyun ile bayağı yol katetmişler. Ses sentezi ve hack filan eklemişler biraz daha derinlik gelmiş. Hoşuma gitti.
Batmobile ise oyuncuların en çok şikayet ettiği yanlarından biri oyunun. Benim gözüme birkaç yer dışında gözüme batmadı. Bu batmobile oyunun her görevinde var. Bir nevi oyun GTA serisine benzemiş.
Boss dövüşleri ise bu oyunda yok sayılır. Var olanlarda batmobil savaşı. İlk 2 oyunda hatta origins oyununa bile boss koymuşlarken bu oyuna boss dövüşü koymamaları garibime gitti.
Şimdi gelelim çok saçma bulduğum bir şeye, sevgili dostlar bu oyunu bitirmek için oyundaki tüm yan görevleri yapmak zorundasız. Yoksa oyunu son görevini yapamıyorsunuz. Onlarca ubisoft yan görevleri yaptıktan sonra birde 200 küsür riddle bulmacası çözmeniz gerekiyor yoksa son görev açılmıyor. Tavsiyem save file indirerek tüm yan görevleri bittirmeniz. Yoksa bitmez bu çile.
- saçma bulduğum şey ise bazı yan görevlerin para ile satılması. Şimdi ee ne var bunda dlc işte. TES Oblivion oyunun at skini sattığı günden beri olan bir şey diyebilirsiniz. Haksız sayılmazsınız ama bu yan görevlerden bazıları Arkham City oyunundaki yan görevlerin devamı. Resmen ağzım açık oynadım bu kısımları. Şok oldum desem yeridir. Anlaşılan WB’nin gözünü EA’i tahtından indirmek.
Bunlar haricinde keyifli oyun. Dlc ile eklenen başka görevlerde var. Bunalar Arkham bölümleri diye geçiyor. Bunların biri hariç hiçbiri oynanmaya değmez(matter of family).
Gtafikler ve arasahneler ise günümüz oyunlarına taş çıkaracak seviyede.
Ac Rogue:
Black flag + Ac 3= Ac Rogue. Ac 3 ve unity icin 8 saatlik kısa bir arkaplan hikayesi. Gemi savaşlarıda var. Bildiğiniz Ac deneyimi. Tek fark bu sefer karakter Tapınakçı. Ancak bu tapınakçı hikayesi çokta iyi işlenmemiş. Söylenecek başka bir şey yok.
ac rogue mu demek istediniz acaba?
Ay evet yanlış yazmışım. Düzeltiyorum şimdi.
Bir kaç aydır Baldur’s Gate 3 oynuyordum, yeni bitirdim. Bence güzel bir oyundu ama açıkçası biraz abartılmış buldum.
Oyun üç act’tan oluşuyor. Bence ilk act en güzel olandı. Keşfetme, dövüşler, karakterler, hepsi çok ilginçti. Ortada bir gizem ortamı var, yavaş yavaş anlamaya çalışıyorsun bir şeyleri falan, güzeldi baya. Oyun sadece ilk act’tan oluşsaydı oynadığım RPG’ler arasında en iyi deneyim olabilir diye düşünüyorum.
İkinci act ise bence oyunun en zayıf yeri olabilir. Dövüş babam dövüş; dövüşler de genel olarak bence basitti ama basit olmadıklarında da adaletsiz hissettirdi. Bir yerden sonra oldukça monotonlaştı işler, ikinci act en az aklımda kalan kısım açıkçası.
Üçüncü act bence biraz garipti. Üçüncü act’ta karakterler ve ortam güzeldi ilginçti ama bana ilk ikisi kadar polished değildi gibi geldi; belki mekan olarak çok büyük olmasından ötürüymüştür. Bu act’ı ben tempo olarak sıkıntılı buldum açıkçası, ilk iki act’ta yavaş ve adım adım ilerledik, ilmek ilmek karakter hikaye setup ettik bilmem ne. Sonra şehirde dolanırken rastgele binaya giriyorsun hop bir dövüş, sonrasında meğerse karakterin arcı orada çözümleniyormuş. Setup’ı düğümü iki act boyunca yavaş yavaş kuruyorsunuz, çözümü rastgele binada yarım saate halloluyor. İkinci act’ta o kadar setup’la peşinden koşa koşa bir tane macguffin alıyorsun, üçüncü act’ta iki tanesini sıraya dizip 1-2 saat içinde alabiliyorsun yardıra yardıra. Zaten karakterler de üçüncü act’a geçtikten kısa bir süre sonra maksimum level’a geldi, karakter gelişimi de durdu.
Bilemedim, toplamda ağzımda nahoş bir tat bıraktı diyemem, güzeldi. Ama övgüler bana biraz abartılı geldi açıkçası. Dragon Age: Origins’e benzettim ben en çok.
Zaten bir sürü teknik problem de yaşadım. Israrla tümleşik ekran kartımı kullanması, rastgele yavaşlama/donmalar yapması, alt tab yapınca puf diye uçması falan derken uğraştırdı da bayağı.
Ama bir konuda hakkını yemeyeyim şimdi. Oynaması en kolay ve akıcı, arayüzü en başarılı RPG olabilir bu. Bunu bitirdikten sonra Dragon age, Pillars of Eternity, Baldurs Gate 2, Divinity Original sin ne varsa indirip bi tur baktım. Dedim ki ulan bunları vaktiyle nasıl oynamışız. ![]()
DoS2 hala gideri var. Ileride 1 tur daha bitiririm ekip çıksa ![]()
Anno Mutationem’a başladım.
Temelde Cyberpunk atmosferine sahip, içinde RPG elementerinin de olduğu Side-Scrolling aksiyon oyunu. Anime tarzındaki pixel art karakterler ile PS1’i andıran 3D çevreyi çok güzel harmanlamışlar. Combat kısmı da gayet eğlenceli. Öyle woke sjw propoganda işlerine de hiç yanlamamışlar. Steam’de 25 dolar, Epic’de 180 TL, Microsoft Store’da 55 TL’ydi. Tabiki Microsoft Store’dan aldım ![]()
Pillars, Divinity ve pathfinder serileri muhteşem Crpg oyunlar. BG3 görsellik, karakterler ve mekanikleri ile bu oyunların arasından sıyrılıyor fakat Pillars III, Divinity III (zaten yapımcısı Bg3 yapımcısı Larian studios) ve Pathfinder III çıktığında BG3 ün bu değişimlerinden esinlenerek yaparlarsa inanılmaz oyunlar bizi bekliyor diyebiliriz. Kaldı ki bahsettiğim tüm oyunların da 3. oyunları ilerleyen yıllarda gelecek.

THE LEGEND OF HEROES: TRAILS THROUGH DAYBREAK
Bu devasa JRPG serisine farklı oyunlarla başlamayı denemiştim, ama hiçbirinde 10 saati geçmemiştim. Trails Through Daybreak’i, hem batıda çıkan en yeni oyunu olduğu için hem de yeni karakterler ile yeni bir arcın başlangıcı olduğu için deneyim dedim. 65 saatte oynayıp bitirdim, 5-10 saat fazla uzadığını düşünsem de genel olarak beğendiğim bir oyun oldu. Özellikle orbment skill sistemi ve gerçek zamanlı / sıra tabanlı karışık dövüş sistemi hoşuma gitti. 2. oyunu da seneye çıkacak, onu da mutlaka oynarım.

Prey son zamanların en iyi açılış sekansına sahip oyunu olabilir. Daha önce Dishonored ile tsnıdığımız Arkane bu seferde System Shock 2’nin ruhani devamını yapmış. Hem de Bioshock’tan 2 kat daha iyi bir şekilde. Genel olarak bu tür oyunlara ayrı bir düşkünlüğüm var. Böyle yavaş yavaş keşfede keşfede bit uzay gemisi ya da istasyonu kesfetmeyi çok seviyorum.
Arkane’i bilen bilir. Uzun uzun anlatmama gerek yok yine seviye tasarımı müthiş olan bir oyun yapmışlar. Ben daha çok beğenmediğim bir iki şeyden bahsetmek istiyorum. İlk olarak oyunun loru bana ilgi çekici gelmedi. İkinci olarak oyunuda sürekli gezdiğimiz yerlere tekrar dönmek beni bunalttı. Genel olarak zaten bir oyunu yarısına kadar oynayınca sıkılıyorum ve artık bitsin diye oynuyorum. Bu tarz oyunlarda bunu daha fazla hiss ediyorum. Ama Prey onları da geçti(Bioshock, Dead Space) oyunun 2. yarısında aşırı tükenmişlik hiss ediyorum. Artık bitsinde kurtulayım istiyorum oyundan ama oyun sürekli ana hikaye ile ilgli yan görev atmaya devam ediyor. Bende artık sadece oyunu koşarak bir bir yükleme ekranından diğerine koşarak oynuyorum. Bence yan görevler haritaya iyi dağıtılamamış. Şu Talos Lobisine kaç kere gittiğimi hatırlmamıyorum. 3. olarak oyunu iyi sonla bitirmek istiyorsanız özel güç kullanmadan oynamanız gerekiyor.
Genel manada hoşuma giden bir oyun oldu. Özellikle açılış sekansı ile direkt içine çekti beni. Olumsuz konuşmuş gibi dursamda beğendim oyunu. Oyunun 2. yarıda sıkıcı olması birazda benim suçum. Ben çok yavaş oyunuyorum oyunu. Özellikle satış anlamında başarısız olması üzdü beni. Keşke devamı gelseydi dediğim oyunlardan biri.
Forumda bunu görmek şaşırttı. Calvard arcında eski arclardan da karakterler olacaktı bence oynamasanız bile en azından özetlerini izleyin. Zira “Renne” gibi taa 1. Oyundan beri var olan karakterler dahil olacaktı. Bu serinin inanılmaz worldbuildingi var. Hatta tez konusu olmalı 12 oyun boyunca worldbuildingi devam ettirip genişleyen bu seviyede bir oyun serisi sanırım baska ornergi yok
Zero’yu biraz oynamıştım oradan Rixia ve Cao’yu tanıdım.
Wikiasından okudum biraz. 2. oyun çıkınca daha detaylı bakarım, şimdi okusam aklımda kalmaz.
Thank goodness you’re here’i oynuyorum. Bu oyunu geçen senelerde gamescom fuarında görmüştüm, çok ilgimi çekmişti. Geçen hafta çıktı, Epic’de kısmen daha ucuzdu oradan aldım. TGYH tamamen slapstick tarzına sahip bir absürd komedi oyunu. Aslında oyun diyebileceğimiz çok bir mekaniği de yok, zaten iki tuş ile oynanıyor. Biri tekme/tokat atarak objelerle ve kasaba halkıyla etkileşime geçme, diğeri ise zıplama. Kasaba halkının bize verdiği olabilecek en absürd görevlerleri yerine getirerek ilerliyoruz. Monty Python tarzı absürd İngiliz komedilerini seviyorsanız bunu da seversiniz diye düşünüyorum. Bazı sekanlars ve diyaloglar cidden feci komik. Ben beğendim.
Benim de listemdeydi hocam. Güzel bir inceleme olmuş. Meta puanının yüksek olması da şaşırttı açıkçası. Bu aralar her gelen oyuna biraz fazlaca yüksek puanlar veriliyor gibi.
Evet malesef günümüzde her şey ya fazla abartılıyor ya fazla gömülüyor. Ortada kalmıyor hemen hiçbir şey. Bu oyunu da biraz fazla abartıyorlar. Evet sanat tasarımı, animasyonları, diyalogları, absürdlüğü kullanım şekli vs. güzel fakat oyun olarak çok bir vasfı yok, rahatlıkla bir animasyon dizi şeklinde de yayınlanabilecek bir yapım.








