Arkadaşlar Nier Replicant oynuyorum. Normalde tüm endingleri oynayıp bitirecektim. Ancak geçrn gün Darkangard serisi hakkında araştırma yaparken biraz oyunun sonu ile ilgili spoiler yedim. Bu yüzden tüm sonları oynamama değip değmeyeceğini bilmek istiyorum. Çünkü oyunu 4 5 kere baştan oynana fikri gerçekten ürkütücü. Büyük ihtimalle bu spoilerları yedikten sonra direkt A ending kısmını bile oynamama gerek yok. Ama yine de sorayım dedim. Yediğim spoiler:
Popola android ve kötü karakter. Birde Kitap ve gölgeler bir zamanlar insanmış bunları öğrendim. Gestal projesi ve kaine(klon) hakkında da bilgim var
Ben hepsini oynamıştım hocam, beni sarmıştı. Tam baştan oynar gibi olmuyor zaten bu arada, sürekli az da olsa yeni içerik ekleniyor diye hatırlıyorum. Bana sorarsanız çok planlamaktansa siz devam edin, sardığı yere kadar oynayın bence.
Bu arada Popola’nın kötü falan olmaması lazım, sanki öyle kalmış aklımda.
Yani önemli olup olmaması biraz subjektif bir şey, ama oyunda ilk öğrendiğimde dumura uğradığım şeylerdi biraz. Oyun ilerledikçe “lan, acaba” falan oluyorsunuz arada tabi de, yine de sürpriz olmuştu bana. Blur içiyle ilgili yorum yapmayayım ben. Bana sorarsanız yine de oynanır keyif de alınır ama dediğim gibi, biraz subjektif işler. Bence siz bu işleri çok da takmadan, oyunun sizi sıktığı yere kadar oynayın derim hocam. Sürpriz iyiydi hoştu ama hikaye, karakterler, müzikler falan da 10/10 idi bence. Oynanış vasat olsa da.
Bence Oynanış o kadar kötü değil. Bir kaç hareket olsa daha iyi olurdu ama bence mızrak ve çift elli silahlar ile düşmanları dağıtmak çok keyifli. Ben Dmc 5 tarzı bir sürü hareketin olduğu oyunları pek sevemiyorum. Bana Gereğinden fazla geliyor. Az olsun öz olsun kafasındayım.
Tabi canım kötü değil kesinlikle de bence biraz vasat ya.
Hocam ben kendi kafamda bu işlere genişlik ve derinliği ayırarak bakıyorum. Yani şöyle ki, bir oyunda seçeneklerin çeşidinin ve yapılabilecek şeylerin fazla olması bence genişliğe giriyor. Yapılacak şeylerin nüanslı ve etkilerinin incelikli olması da derinlik kategorisine giriyor. Derdimi anlatmak biraz zor olacak gibi ama bir kaç örnek vereyim biraz daha somutlaştırmak açısından;
DMC 3-4-5 hem derin hem geniş oyunlar. Yapılabilecek yüzlerce kombo, her kombonun bir sürü farklı yan etkisi zincirlemele olanakları bilmemneleri var.
Dark souls derin bir oyun. Yakın dövüş için block, parry, roll, light attack, heavy attack var mesela sadece (bir de counter, neyse). Ama her silahın animasyonları farklı, her düşmanın silahla kombosu farklı, hamleler, açıklıklar, hasarsızlık frame’leri derken baya nüanslı bir dövüş ortaya çıkıyor.
Kingdoms of Amalur geniş bir oyun ama derin değil. Bir sürü silah, skill vesaire vesaire var ama sadece sayılar değişiyor özünde.
Önceden hoşuma giderdi DMC falan da, özellikle de yaşım artıp zamanım azaldıkça geniş sistemlerden ben de sizin gibi pek hazzetmemeye başladım. Derinliği hala çok seviyorum gerçi
Ama neyse bu açıdan değerlendirince bana öyle geliyor ki Nier’ın dövüş sistemi ne geniş ne de derin bir sistem. Okey iş görüyor baymıyor sıkmıyor (drakengard oynarken 2. bölümde falan dövüşten bezip bırakmıştım, onların da hikayesi güzel diyolar ama yok benim bünyem kaldırmıyor) ama ne derinlik olarak ne genişlik olarak matah bir yönünü göremedim ben
Nier Automata’da bayağı level atladılar bu arada, oynamadıysanız onu da oynamanızı öneririm. Bu seri de benim kutsallarımdandır.
İlk oyun benim en beğendiğim soulsvania türüne sahip oyunlardan biriydi, çok severek oynamıştım. İkinci oyun da ilk oyun kadar güzel fakat “İkinci oyun” vasfını hak edecek kadar dramatik değişiklikler göremedim. İlk oyunda tek bir kılıcımız vardı. Bunda ağır, dengeli ve hızlı olan, farklı özelliklere sahip 3 silahımız var. İlk oyunda olmayan double-jump ve air-dash gibi hareket mekaniklerinde ve karakter geliştime özelliklerinde ufak gelişmeler var. Geri kalan hemen hemen çoğu şey aynı. Düşmanların bile bir çoğu ilk oyundan direkt olarak alınmış. İlk oyunu benim gibi sevenler bunu da mutlaka sevecektir.
Ben de bu hafta Blasphemous’ın ilk oyununa başladım. Souls-like sayılır mı bilmiyorum ama daha önce bu türe benzer sadece Hollow Knight oynamıştım. Blasphemous’un o zorlayıcı havasını çok beğendim ve henüz düşündüğüm kadar da zorlanmadım. Sadece bazen ne yapmam gerektiği ya da aldığım eşyaları nasıl kullanmam gerektiği konusunda oyun biraz ketum davranıyor gibi. Bir de İngilizceme güvenirim ama bu dini göndermelerle dolu ağdalı dili de beklemiyordum
DLC, ilk oyundan daha zorlayıcı ve keyifli. Görselliği ise ilk oyundaki gibi büyüleyici. Keşif hissi ilk oyuna göre sanki daha kıt gibi. İlk değerlendirmelerim bu yönde.
@Razhoul Nexus Mods’ta DLC’ye hazır kayıt koymuşlar. Eğer online oynamayı düşünmüyorsanız bir bakın. Ben de sizinle aynı durumdaydım, bu sayede tekrar kendi build’imi kurup DLC’ye başladım.
Nier Replicant bitti. Son zamanlarda çıkan tüm FF oyunlarından daha fazla FF hissi veren bir oyun olmuş. Oyunu tüm endingleri oynayarak bittirdim. Bence düşük bütçesini belli ediyor. Ancak her şeye rağmen çok güzel bir oyun. Düşük bütçe ilk olarak müziklerde belli oluyor. Var olan müzikler güzel ama sürekli tekrar ediyorlar. 2. olarak oynanış güzel olsada çeşitlenme konusunda pek bir çaba sarf etmiyor. Hele oyunun tüm 3 endingler ile bitirecekseniz ciddi sıkıntı.
Remmasterd ile gelen e ending dlcsi oyununu tatmin edici bitirmek için gerekli olsa da çok kısa. Ayrıca tüm oyunu 2. yarısını 2-3 kere oynamaya değmez. Bunun dışında oyunun sonu da sağlam pilot twist olsa da oyunun genel yapısı kalsik jrpg arkadaşlık ilişkisi üzerine kurulu. Ancak bu arkadaşlık ilişkisi konusunu piyasadaki tüm jrpglerden daha iyi yapıyor. Özellikle japonca seslendirme ile oynarsanız karakterleri daha çok seversiniz.
Genel manada oyunu sevdim. Daha önce yediğim spoiler yüzünden keyifim biraz kaçsa da oyunu beğendim. Sadece spoiler yemesem en sevdiğim 10 oyun arasına girebilirdi ona üzülüyorum.
Zamanında X360’da oynamıştım. 3 disk vardı O zaman araya bir şeyler girmiş bitirmemiştim. Bu sefer PC’de bitirme niyetindeyim. Hikayesi ve özellikle dedektiflik mekanikleri zamanında da çok iyiydi, 13 sene geçmiş hala çok iyi. O zamanlar yüz animasyonlarında kullandıkları teknikler çığır açmıştı. Bence hala çok güzel gözüküyor.
Bana göre strateji türünün en başarılı serisi olur kendisi. Bu oyunda da kendilerini kanıtlamışlar, çok iyi müzikler, çok iyi hikaye anlatımı, muhteşem oynanış. Ne arasan var.
Amazon Prime’ın ücretsiz verdiği Card Shark’a başladım.
Beğeneceğimi düşünüyordum ki öyle de oldu, çok hoşuma gitti. Bu tür belli bir dönemde geçen oyunlarda dönemin ünlü kişileri ile karşılaşmak benim çok hoşuma gidiyor. Bu oyunda ise Umberto Eco’nun Foucault Sarkacı romanı ve Castlevania gibi yapımlarda karşımıza çıkan St. Germain Kontu’na, kart oyunlarında hile yapması için yardım eden dilsiz bir karakteri canlandırıyoruz. 18.yy başlarında Fransa’nın sıradan hanlarından en şaşalı malikanelerine kadar gezip hile yaparak para ve ün kazanıyoruz. İlk karşılaştığımız kişilerden biri de Voltaire Bu tip oyunları seviyorsanız, “ücretsiz verdiklerine göre tırttır” diye düşünmeden bi bakın.
Ilkini switche çıktığında oynamıştım ve 5 saat sonra okuduğum yorumlarin da etkisiyle salmıştım. Aldığımız karakterler ve hikaye adımları dünyaya etki etmiyordu vs bir kaç rpg ögesi sıkıntılı gelmişti.
Seneler sonra 2. Oyunu steamin dolara geçeceği son gün can çekişmesi ile kütüphaneye ekleyip backlogta sırasını bekletiyordum ki gamepass e gelmiş oyun giren girdi artık diye başladım. Şok etkisi oldu resmen bağımlılık yaptı. Önceki oyunun üstüne koymuşlar da koymuşlar, cilalamışlar da cilalamışlar. Harika olmuş. Artık gözümde Square Enix in yeni Final Fantasy serisi budur.
Oyunda 8 farklı ana karaktere özgü özenle yazılmış hikayeleri deneyimliyoruz.
Benim seçtiğim karakter intikam ateşiyle yanıp tutuşan, işlemediği bir suçtan müebbet hapis yemiş bilge bir büyücü. Özellikle bu tarz hikayeleri sevdiğim için bu karakterle başladım fakat diğer karakterlerden de istediğimiz kadarını partymize dahil edip onların da hikayelerini ilerletebiliyoruz.
8 karakteri de party e ekledim. Her karakterin kendine has yetenekleri, kişilikleri, hedefleri vs detaylı yapmışlar. Bunlardan sadece 1 tanesini pek sevemedim. 5 tanesi direk ilgimi çekti. 2 tanesi de nötr diyebilirim. Nötr olduklarımdan biri de klasik shounen anime hikayesi. Hatta bu kısımları shounen animeye koy sırıtmaz
Belkide beklentim düşük diye bu kadar beğendim diyeceğim ama yorumlara ve puanlara bakınca genel kanı olduğu ortada.
Her jrpg severin şans vermesi gerektiğini düşünüyorum. Karakterleri de aşağı saldım.
Not: Ilk oyunu atlayabilirsiniz. Direk bağlantı bulunmuyor. Ufak referanslar varmış.