Çapraz analog seviyorsanız Xbox öneririm. Çapraz istemem derseniz dualsense öneririm. Bunların premium versiyonları da var ben edge olanını kullanıyorum.
Hayatında ilk defa gamepad kullanacak biri için mesajınız bana sanki fransızca okuyormuşum gibi geldi
hepsini tek tek araştirıcam teşekkurederim
Sadece amazonda ufak araştırma yapıp bunu görmüştüm
Bir kaç aydır kablosuzunu kullanıyorum logitechin. Çok çirkin olması dışında fiyat performans ürünü, 2 Ekim’de 1049 TL’ye almışım. İçinden bağlantı adaptörünün de çıkması artı puan.
Ben de Xbox kumandası kullanıyorum. Bilgisayarla eşleşmede hiç sorun çıkarmıyor ve bence PS4 kumandasına göre çok daha rahat. Tek sıkıntı, normalde pille çalışması olabilir. Ya pili sürekli değiştirmek ya da kablolu kullanmak gerekiyor. Şarj edilebilir özel bir bataryası da var ama onu da ayrıca satın almak gerekiyor, bu da biraz can sıkıcı ama ben pille kullanıyorum, pek rahatsız etmiyor.
Logitech’i denemediğim için yorum yapamıyorum ama aralarında epey fiyat farkı da varmış maalesef.
Tainted Grail: The Fall of Avalon
Sene sanki 2011 ve Skyrim’i ilk kez oynuyorum… Henüz başlangıç zindanından bile çıkamadım, sağdan soldan kap kaçak toplamaktan.
Geçen hafta switch aldım. İlk bitirdiğim oyun katana zero oldu. Çok beğendim. Hikayesi biraz benim sevmediğim tarzda “gizemler ve teoriler” kafasında ama oynanış vs. çok iyiydi. Süresi de gayet yeterli bence. Yakında dlc gelecek sanırım, yalnız oyun 6 sene önce çıkmış ve bayağı ucu açık hatta to be continued yazarak bitiyor. Geliştiriciler biraz tembel galiba.
Verilen süre bana çok az geliyor ama birçok oyuna kıyasla çok iyi vakit geçirilebilecek bir oyun.

Bitiremedim, sabredemedim. ![]()
![]()
Kabloluyu babalar gunu hediyesi olarak kendime aldım. Bugün denedim. Hayatımda ilk defa gamepad kullandım. Klavye+mouse ikilisinden sonra ciddi fransiz kaldim parmaklar hiç alışik olmamasına rağmen bilgisayarın karşısında yayılarak oynamanın tadı başkaymış ![]()
Ben de aynı şekilde fransızlığı yaşadım, hatta sonrasında durumumu objektif bi şekilde değerlendirip asla çok iyi kulanamayacağımı da kabullendim, öyle devam ediyorum.
God of War’da falan oyun zevkini bambaşka bir noktaya taşıdı. Güle güle kullan. ![]()
Bilgisayarımdan uzak kaldım telefonda abit dungeon iii oynuyorum saçma şekilde keyifli
Her sene olduğu gibi bu sene de Stem Next-Fest kapsamında takip ettiğim oyunların demolarını indirip oynuyorum.
İlk olarak Holstin’in yeni demosunu indirdim. Bu 2.5D Pixel-art ve PS1 shaderları arasında kalan bir görsel tasarıma sahip olan, eski Resident Evil’ları Silent Hill’leri kendine öncü alan bir survival horror oyunu. Genel olarak kamerayı karakterin çevresinde döndürebilme seçeneğine de sahip olduğumuz izometrik bir açıdan oynansa da nişan aldığımızda omuz üstü kameraya geçiş yapıyor. Bazı platforming kısımlarında 2D’ye dönüyor. Ben hayli beğendim.
İkincisi ise yine izometrik açıdan oynanan bir gizlilik oyunu olan Eriksholm. Bu düşük bütçeli bir yapım olmasına rağmen cutscene sinematikleri AAA seviyesinde. Bu kadar güzel sinematikleri olmayan AAA oyunlar var. Seslendirme ve genel atmosfer de çok çok başarılı. Çıkınca kesinlikle alıp oynayacağım.

Çok uzun zamandır ilk defa büyük bir hevesle sp oyun oynuyorum. 50.levellerdeyim ve 20 saati geçtim. Hikayesi biraz beklentimin altında kalsa da her yönüyle çok beğendiğim ve başarılı bulduğum bir oyun olmuş. Türünde ne kadar başarılı bilmem ama ben bayıldım.

Sürekli ertelediğim Dave The Diver’ı Steam’de indirimde görünce alıp başladım nihayet. Gündüz Metroidvania benzeri mekaniklerle balık avladığımız, akşam ise avladığımız bu balıkları Overcooked benzeri mekaniklerle satarak para kandığımız bir oyun. Söylendiği gibi feci bağımlılık yapıcı bir oyunmuş. “Şu görevi de yapıp öyle çıkayım. Bu göreve de bir bakıp öyle kapatayım.” derken derken saatlerce başından kalkamıyorsunuz. Tam yolculukta Switch gibi el konsollarında oynamalık bir oyun. Yolculuğun nasıl geçtiğini anlamazsınız ![]()
Sadece şu Borderlands ’ in Kayıt olayını çözemedim. Mevcut görevin ortasında oyundan çıkarsam ya da ölürsem beni o bölüme başladığım ana atıyor. Genelde o ana kadar öldürdüğüm elemanlar ölü kalıyorlar ama bazen tekrar öldürmem gerekiyor. Sanırım o anki görevi bitirmem lazım başa dönmemek için. Sinir bozucu. ![]()
Gloomhaven’ ın da nasıl oynandığını tam çözebilmiş değilim. Mekaniklerini. ![]()
Oyun, düşmanları tekrar tekrar öldürerek loot yapma üzerine kurulu. Yani herhangi bir kombat bölgesinde nerede olursan ol çıkış yaparsan en son giriş çıkış yaptığın hızlı seyahat bölgesinden başlıyorsun. Ölmene bile gerek yok, birazcık süre geçince düşmanlar tekrar ortaya çıkıyorlar. Yani bir bölümü sonuna kadar bitirip temizleyip dönüşte bölümün başında tekrar aynı düşmanların olduğunu görebilirsin. Böyle durumlarda koşa koşa öldürmeden de geçebilirsin düşmanları geçebilirsen, nasılsa bölümü bitirdin. Bölümü bitirmeden çıkış yaptıysan veya öldüysen yaptığın görevler yapılmış olarak kalıyor, yapmadığın görevleri gene aynı şekilde yapmak durumundasın, düşmanlar yenilenmiş halde.
Mesela ben oyundaki sağlam pistollerden biri olan Maggie’yi ele geçirmek için Mick Zaford’u bayağı bir kere öldürmüştüm. Tabi silahların farklı versiyonları da olduğundan bana uygun olanı bulmak için birkaç kere lootladım adamı. Bunun gibi efsanevi(turuncu) veya mor silahların çıkma olasılığının yüksek olduğu düşmanlar var, tabi silahın çıkmasının ilk öldürdüğün zaman olması bayağı zor. O yüzden adamı öldür, çıkış yap, gene öldür döngüsünü yaptım bazı düşmanlar için.

Oyun inişli çıkışlı heyecan seviyesi ve motor detayı ile güzel gidiyordu ama yapay zeka hatalarına artık oyunun yarısına kadar dayanabildim.
Dying Light 'i Frist person camera ile oynaniş olduğu icin pas geçerek Resident Evil 3’e başladım.







