Yaptığınız alıntıya cevap vermek isterim. Bu tür anlatılarda ya da hikayelerde bu soruya çok basit cevap verilebilir. Minith ve Torquell çokça vakit harcadıklarından Minith, geçmişe yönelik bir hikaye anlatabilir. Yani hikaye içinde yer almasa bile Minith, Torquell hakkında yine onun ağzından dahi birçok bilgiye sahip olmuş olabilir.
Bu nasıl mümkün olacak? İkisi arasında doğru dürüst sohbet bile geçmiyor. Anlatıcı olayları net biliyormuş gibi anlatıyor. Ben olsam yazarın yerinde, anlatıcının bilemeyeceği ayrıntıları aktarırken “belki bir elma çalmışsındır, kim bilir” gibi tahmine dayalı bir anlatım tercih ederdim. Ben yazarın anlatıcı tercihini sevdim, bunda bir sorun yok, bunu kitabın sonunda biri anlatıyormuş gibi sunmasına sinirleniyorum ve bu konuda beni ikna edecek hiçbir şey göremiyorum.
Bülent hocam, dediğim gibi; Bazı detayları vermek gerekmiyor. Ha sen önemli buluyorsan bu detayı ona sözüm yok. Fakat Minith ve Torquell’in arasında geçen hayat hikayesi sürecine yer vermek istememiş olabilir Adrian. Sonuçta seneler geçiyor yanlış hatırlamıyorsam. Bu süreçte her ikisi de sohbet etmiştir yüksek ihtimalle ve Minith Torquell hakkında onun hayatının bir kısmını anlatacak kadar materyal toplamıştır.
Bu söylediklerinize ikna oldum diyelim, anlatıcı neden kendi isminin geçtiği yerlerde “ben” demiyor da Minith diyor, neden kendisinden başkası gibi bahsediyor, ne bu edebiyat sevdası? Minith’in olayları aktarırken bu denli edebi kaygılar gütmesi tuhaf. Sırf sonda şaşıralım diye bu mantık hatasına göz yumulmuş.
Bakın, arada bir anlatıcı “ben” dese müthiş etkileyici olurdu. Okur hikayenin başından itibaren olayları bilen ve ona etki eden birinin varlığını bilerek okurdu.
Ya da bir yere bağlamasa da olurdu. Hikayenin anlatıcısı “biz” olurduk. Bakışımız değişirdi.
Yazarın daha da bir gizem katması diyelim buna da.
Mantık hatası varsa kendisi bile farkında değildir belki. ![]()
Kitabı bitirdim, önce tabi konuya yazılanları okumak istedim.
Daha önce yazdığım mesajda anlatım şeklinin başlangıçta zorlamasından bahsetmiştim. Beni zorlayanın bu anlatım şeklinin 1-2 bölümlük geçici bir şey olduğunu varsaymam ve normal anlatıma ne zaman geçecek diye beklentiye girmem olduğunu fark ettim. Anlatımın hep böyle gideceğini kabullendikten sonra artık gözüme batmamaya başladı.
Kitap anlatım şekliyle karakterleri dışarıdan gördüğünüz, yüzeysel olarak tanıdığınız bir yapıya sahip. Tam anlamıyla bağ kurmak bu yüzden zor. O yüzden kitabın başlangıç kısımları bir keşif süreci gibi sonrasında ise yazarın alegorisini keşfedip burada Torquell’in nasıl bir noktaya ilerleyeceğini merak ediyorsunuz. Kitabın pek çok noktasında imalar ve kapalı anlatımlar vardı maalesef çeviri bunları yakalamak için pek yardımcı olmuyor. Kitap dikkatli okumazsanız kaçıracağınız ya da tam emin olamayacağınız ayrıntılara sahip.
Buradan sonrasını spoiler ile devam edeyim.
-
Başlangıçta Torquell’in babasının oğlunun suçunun cezası olarak yendiğini düşünmüştüm ama tam da emin olamamıştım üstteki mesajlarda metne tekrardan bakınca emin oldum.
-
Sonda Isadora’nın da öldüğünü düşündüm bu konuda benim gibi düşünen arkadaşlar olsa da tam olarak üzerine eğilinmemiş sanki.
Bu konu hakkında detay;
Yazarın oradaki anlatımını tam oturtamadım. “…bir elini dudaklarına götürüyor. Sadece yarısına kadar ama.” Burada yarısına kadar ama ile neyi kastediyor tam götüremeden hareketsiz kaldığını mı? Ya da Torquell’in ölümü karşısında bir donakalma mı? Orijinali de böyle ama daha açıklayıcı gelmedi bana;

Sonuç olarak sonrasındaki anlatımdaki bazı cümlelerden ötürü ben Isadora’nın da öldüğünü düşündüm. Ben ve hizmetkarlar etrafı toparlıyoruz ve ben ölümünü en iyi nasıl anlatacağımı düşünüyorum gibi bir cümle vardı bu cümledeki rahatlık Isadora’nın etrafta olmadığını düşündürüyor yoksa elbette Torquell’in ölümünü sorgulardı.
- Sonda anlatıcının Minith çıkması ile @periyodiknesriyat’ın söylediği gibi bazı soru işaretleri oluşuyor insanda. Ancak ikna ediciliği sorgulanır da olsa bazı cevaplar verilebilir bu konuda. Birincisi Torquell’in geçmişi ve Minith’in yanında olmadığı kısımları nasıl bu kadar detaylı bilebileceği konusu. Başta dediğim gibi ikna edici olmayabilir ama birkaç cevap düşündüm. Geçmişini nasıl bildiği ile ilgili konuda ikna edici olduğunu düşündüğüm bir cevabım var. İkisi arasında arkadaşlık bağı olmadığı için Torquell’in bunları ona aktarmış olması çok çok düşük ihtimal ancak sonra aklıma Isadora’nın onu çağırıp yaptığı konuşmalarda Minith’in de bulunduğu hatta notlar aldığı geldi. O yüzden Torquell’in geçmişiyle ve olaylarla ilgili pek çok detayı bilmesi çok normal. Sanırım bu soruya cevap olabilmesi için özellikle şu kısımı vurgulamış yazar.
“Isadora sana kısa hayatının ve uzun soyağacının tarihçesini çıkaracakmış gibi soru üstüne soru soruyor. Minith’in burada kalıp konuşmalarınızı kaydetmesini istiyor, hem sesini sana geri verebilen cihazlarla hem de kağıda yazılı kelimelerle.”
Tabi başka sorular çıkıyor bu cevaptan sonra o zaman Torquell Hypatian’dan ayrıldıktan sonrasını nasıl bilebiliyor diye. İşte burası yoruma kalıyor o yüzden bu kısımla ilgili ne söylesek ikna ediciliği belirli bir seviyede kalacaktır. Devler kısmından takip etti diyebiliriz, isyanın asıl çıkarıcısı olduğu için kaynakları vardı diyebiliriz ya da daha kestirip anlatıcı o olduğu için o ne düşündüyse onu aktardı illa ki gerçekte yaşananları birebir aktarmamış olabilir de diyebiliriz.
İkinci konu olan hikayeyi aktarırken kendisinden neden Minith diye bahsettiği sorusunun cevabı ise daha da yoruma açık bence. İşin aslı elbette yazarın sürprizi sona saklamak istemesi olsa da kılıfı nedire cevap ararsak bunun bir isyanı körüklemek için Torquell’i kahramanlaştırma anlatısı olduğunu söyleyebiliriz bence. Sonuçta bu anlatımı Torquell’e yapmıyor hatta onu öldürdükten sonra kahraman olduğunu ve bunu nasıl aktarması gerektiğini düşündüğünü söylüyor ve bence bizim okuduğumuz da bu anlatı. O yüzden kendisinden ben olarak bahsetmiyor. Zaten Minith karakter olarak olayların beyni olsa da ön plana çıkmayan alttan alttan işleri yürüten birisi o yüzden bu kahramanlık destanında da kendisinden gerçekte olduğundan çok daha önemsiz bir şekilde bahsediyor.
Gelmez gelmez. ![]()

Çok güzel noktalara parmak basmışsın hocam, yazarın başka kitaplarını da okuduğum için ben bilinçli bir tercih olarak düşünmüştüm bahsettiğin noktaları. Elder Race basılsın da beraber okuyalım, yazarın becerisine dair daha net bir fikir verecektir diye umuyorum.
Bütün kitap aslında bir tirat. Minith ölmekte olan Torqull’e kendi kafasında onun için yazdığı rolü anlatıyor. Özellikle kitabın başlarında dikkatini çekmiştir, Torquell’in yaptıklarının yanına kar kalmasını hep onun karakteri böyle olduğu için ve gençliklerinde kendileri de benzer şeyleri yaptıkları/yapmayı hayal ettikleri için hoşgören insanlar sağlıyor. "Hepimizin içinde bir Torquell var biraz" mesajını anlatıcıya sürekli vurgulatıyor yazar. İsyanın başrolüyle halkın kendini özdeşleştirebilmesini amaçlıyor.
Halktan biri olması önemli. Bir gün hepimiz Torquell olabiliriz.
Bence yine sıradan vatandaşın aklının ereceği bir açıklama olması için kullanıyor Minith. Aslında kitabın en güzel tespiti bu olabilir. Halk ancak kendinden olarak gördüğünü benimser, cahilse(ki buradaki halk feci halde böyle) cahili kucaklayıp bilgi sahibini ötekileştirir, politikacıların saçmasapan sudan vaatlerle seçilebilmeleri tam da bu yüzden değil midir?
Minith orada olmadığı halde tanrısal anlatıcı rolüne bürünebiliyor çünkü gerçekte olanları değil de Torquell’in devlerin tarafına geçmesi sonrası yazdığı versiyonu okuyoruz biz kitap boyunca. Planları her ne kadar Torquell’in dirisi üzerine kurulmuş olsa da ihanete uğrayınca(bence böyle hissettiği için o kızgın ton) mecburen bir şehit yaratmaya başlıyor, biz de ilk sounding boardlarıyız. ![]()
Bu kısmı unutmuşum. Haklısınız, böyle bakınca birçok ayrıntıya hakim olması normal.
Ama sonunda “ben” diyor. Madem kendini gizlemek istiyor neden sonunda ortaya çıkıyor.
Güzel bir bakış açısı. Buna tutunabilirim. Ama yine de Minith’den bahsedilen yerlerde bunların Minith tarafından söylenmesi çok tuhaf. Minith, Minith’in Torquell’i sevmediğini söylemesi nereden bakarsanız bakın tuhaf.
Buraya katılamayacağım. Yazara çok güvenildiği için kurgu sorunlarına mantıklı açıklamalar getirmeye çalışılıyor. Yazarın bu denli derin düşündüğünü sanmıyorum.
Arkadaşlar kabul edin artık, bu anlatıcı tercihine kılıf uydurmuş ve bunu da iyi becerememiş yazar.
Üstad belki de senin bahsettiğin şekildedir, olabilir. Ben sadece kendi fikrimi belirttim, fikir ayrılığı yaşıyoruz bu noktada. Yazarı savunmuyorum da, bu kadar zeki olduğuna ikna etti beni diyelim. Ha şu da var ki genel anlamda edebi ya da kurgusal detaylara çok takılmam ben, keyif veriyorsa beğenirim, vermiyorsa beğenmem. Yani bu konularda pek yorum yapabilecek biri de değilim.
Misal her fırsatta övdüğüm bir kaç kitap var, denk gelmişsindir; Seveneves ve Manifold serisi. Kurgu olarak ciddi hatalara sahipler, hele Manifold serisinde karakter derinliği falan yok gibi bir şeydir. Ama ölene kadar unutamam bu eserleri çünkü benim gözümde bu açıklarını aklımı başımdan alan olağanüstü bilim öğeleri ve parlak fikirlerle fazlasıyla kapatmışlardır.
Biraz daha uzun ve çok yorucu olmayan incelememi de şuraya bırakayım. ![]()
Bu konuda haklısınız. Benim de benzer tecrübelerim var. Aslında kitabı bir ucundan tutup sevmiş olsaydım muhtemelen eksikliklerini görmezden gelecektim. Zevkle okumadım kitabı. Sonu ise her şeyi daha kötü hale getirdi.
Sizlerle konuşup tartışmak çok değerli. Etkinliğimiz kitaptan daha keyif verici ve öğreticiydi. Teşekkür ederim herkese.
Kitabı beğenenleri görünce Reisin tebessümünü görüyorsunuz ![]()

Bu da @periyodiknesriyat Bülent Hocamın yorumunu gördükten sonra çekilmiş fotoğrafı.

Bu balonu söndürmeye and içmişim ben. Neil Gaiman 1, Adrian 2, bekleyin beni!
(şaka bir yana düşüncelerimi bir inceleme yazarak cümle aleme duyurasım var)
Yaz tabi keyifle okurum ben ![]()
Yazın elbette hocam, ben de keyifle okurum. Elder Race’e de şans vermeni isterim. Ya da novellaları bana göre değil dersen Zamanın Çocukları keyifli bir okuma sunacaktır.
Fanboy gibi hissettim. ![]()
Değil misin sanki. ![]()
Değilim diye düşünüyordum ama şöyle bi bakınca… Olmuşum. ![]()