Dök İçini Rahatla


(Buse Yalçın) #1

Eskiden başka bir fantastik foruma üyeydim ve orada aynen bu isimde bir başlık vardı. Üyelerin kaynaşmasına da vesile olur belki bu başlık. Bir nevi günlük gibi ama aynı zamanda değil. Dök İçini Rahatla!


(Can) #2

Saygıyla anıyorum seni Kilga! Ve dök içini rahatlanın ilk orijinal sahibi kızıl gölgeyi de sevgiyle.


(Hiçliğin bekçisi…) #4

Affınıza sığınarak aklıma şunu getirdiniz. Umarım darılmazsınız. Biraz gülelim istedim.:blush::hugs:

Sonuçta iç döküp rahatlama konusu :smiley: İçimde kalmasın dedim. :sweat_smile:
images%20(10)


(Buse Yalçın) #5

Aynen, içinizden geldiği gibi…


#6

Ritmin içine böyle de dalınmaz ki ama :smiley:

Güldürdünüz, orası ayrı :slight_smile:


(Buse Yalçın) #7

Kendinizi kendinizle zaman geçirmeyi yalnızlık saymayacak şekilde yetiştirin diye bir sözü var Tarkovski’nin (bu söz tam olarak böyle miydi acaba??)
Son zamanlarda boş vaktim çok, yapacak işim yok ama kendime bir uğraş bulamıyorum. Tüm tutkularım buhar olup uçtu sanki.


(Bird of Hermes) #8

Tutkular insan onlara en çok ihtiyaç duyduğu zamanda böyle hainlik yaparlar işte. Zamanın en dar olduğu zamanlarda çok güçlenirler ve harcayacak vaktimiz olmamasına rağmen tüm o çekicilikleriyle sürekli gözümüzün önünde dururlar. Sanırım kaderin oyunu. :slight_smile: Aynı olayı ben de yaşıyorum yaklaşık 1 senedir de o yüzden böyle yazıyorum.


(Can) #9

Gençlerin yalnız başlarına yapacak bir şey bulamamanın sorunlarından bahsettiği bir yazısındaydı değil mi? Sanırım “Kendinizi kendinizle zaman geçirmekten sıkılmayacak şekilde yetiştirin” şeklinde bir şeydi ama iki cümlede aslında aynı yere varıyor.


(Buse Yalçın) #10

Ama tutkunun insanın yakasından hiç düşmemesi gerekmez mi? Belki daha gerçek tutkularımızı keşfedememişizdir.


(Bird of Hermes) #11

Ben de öyle düşünüyorum, bir bazı tutkular vardır daha çok heves gibi temeli güçsüz geleceği sönük; bir de öyle tutkular vardır ki ömürlük, her an insanın yanında olması gerektiği gibi. Aslında bence bunu belirleyen de yine bizleriz. Gerçi tutku seçilen bir şey mi ondan da emin değilim ya…


(Buse Yalçın) #12

“Annem mi haklıydı yoksa Teğmen Dan mi, bilemiyorum. Herkesin bir kaderi var mı, bilemiyorum. Yoksa rüzgara kapılmış gibi tesadüfen oraya, buraya mı sürükleniyoruz? Bence her ikisi de doğru. Belki de her ikisi de aynı anda oluyor.”
Yukarıya yazdığım alıntı Forrest Gump filminden. Burada en sevdiğim cümle son cümle. Belki de ikisi de aynı anda oluyor.
Belki tutkularımızı biz seçiyoruz, belki her şey önceden sabit ve belki her ikisi de aynı anda oluyor.


(Bird of Hermes) #13

Okurken hatırladım Forrest Gump’tan olduğunu :slight_smile: Sanırım bizim yaptığımı her şeyin ve gittiğimiz her yerin bunda payı varken rastgele bir arkadaşımızın bir sözü de pay sahibi olabilir. Bence de her ikisinin de pay sahibi olduğu düşüncesi en akla yatanı. Demek ki böyle bir durumda bizim de tutkularımız için emek sarf etmemiz gerekiyor.


(Hiçliğin bekçisi…) #14

İsteksizlik; insanın kendi kendisini sömürerek duvara bakakalmasına ve saatlerin bilinçsizce tüketilmesine sebep olur. Her insan zamansızlık içinde bir şeyler yapma dürtüsüyle programlanmış fakat zaman bol olunca da zamansızlığın verdiği o isteğe muhtaç hissetmektedir.


#15

İnsan ne kadar da tuhaf. Elinde olmayanlar üzerine hayal kuruyor, onları elde edince de bir başkası başlıyor ve böyle sürüp gidiyor.

Kendiyle çelişebilen tek tür olabiliriz.


(Emre ) #16

Bu sayede zaten evrim sürecinde neandarteller yok olarak sapiens ayakta kalmadı mı? Bu normal bir şey. Önemli olan irade.


(Hiçliğin bekçisi…) #19

Bildiğim kadarıyla kanunda var bu. Akşam 7’den sabah 7’ye kadar çivi çakmak, müzik dinlemek vs. gibi rahatsız edici eylemlerin cezai yaptırımı var. Polise şikayet etmeniz gerekiyor ama. Ben üniversitedeyken patır patır ceza keserlerdi.


(galeme) #20

Beğeni attım ama öldürülmesine katıldığımdan değil. Bu tarz şeyler benim de sıkça başıma geliyor. Hele ki sokakta düğün olunca çekilmez bir hal alıyor. Komşuyu çıkıp uyarın. Eğer kaba saba bir insan olabiliyorsanız dövecekmiş gibi konuşun. Öyle şeyler işe yarıyor.


#21

Döküyorum, lütfen yargılamayın…

Harry Potter da, Hobbit de, Küçük Prens de çocuk kitabıdır. Harry Potter Yerdeniz Büyücüsü’nün çakmasıdır. Sineklerin Tanrısı abartılmış bir balondur. Her muhabbetin ortasına dalan “Ben o kitabı orijinal dilinde okudum abi yaa”cılar kadar gıcık olduğum az insan tipi vardır. D&R’da satılan Nutuk’un yorumlarına “Sürükleyici değil ama insanın içini daratmıyor” yazan kişiyi ip ile arabanın arkasına bağlayıp Anıtkabir’in çevresinde sürüklemek en büyük hayallerimden biridir. Yayınevlerinin kendilerinden rica eden birine bir kutu bile vermeyip, iki kelimeyi biraraya getiremeyen, vasıfsız, boş beyinli booktuberlara habire bedava kitap yollaması yayınevlerinden alenen nefret etmeme sebep olur. Can yayınlarının klasik beyaz kapaklarının, ortaokul çocuklarının Microsoft Word’de yaptığı ödev kapaklarından bir farkı yoktur.


(galeme) #22

Bu konuyu hiç böyle düşünmemiştim ama madem atış serbest, ben de dökeyim biraz içimi. :sweat_smile:

Yüzüklerin Efendisi çerez bir film serisidir. Kurgusu dümdüz, hiçbir riske girmeyen, sürpriz içermeyen basit bir iyi kötü savaşını anlatan bir seridir. Bir defa izledim geçti, oturup defalarca izlemenin manası ne? Görsel efektler olmazsa bugünkü kadar hayranı bile olacağını sanmıyorum.

Not: Seriyi yaklaşık 7-8 sene önce üniversitede yurtta arkadaşlarla izlemiştim. Bir daha da izlemedim.


(Mustafa Erdem) #23

Game of Thrones kitaplarını beğenmiyorum, ilk kitabı zar zor bitirip devamını almadım.