Dök İçini Rahatla


#288

Sık sık intiharı düşünmeme rağmen hayata tutunmamı sağlayacaklarla karşılaşıyorum. Hayat, yaşamaya değer.

Kaybolduysanız eğer, önce neden böyle bir duruma düştüğünüzü düşünün. Kafa çatlatın demiyorum. Geriye bir adım atın ve soluklanın.

Ya da tam tersini yapın: Düşünmeyin. Meşgul olun. Ne bileyim, bir hobi edinin, “aşık” olun… Akıl duvarlarınızı gölgelerden arındırın.

Ben daha çok birinci yolu kullanıyorum. Çıkışı bulmanız önemli değil. Önemli olan, çıkışa yaklaştığınızın farkında olmanız.

Arada romantikliğim tutar. :confused:


#289

Herhangi bir sağlık sorununuz yoksa deadlift yapabilirsiniz.


(Sümeyra) #290

Bunu, arada ben de yaşıyorum. Ne yapıyorum, amacım ne, nereye gidiyorum diye düşünmeden bilinçsizce yaşıyorum. Bu durumun farkına vardığımda da ruhum daralıyor, herşeyi daha da bırakasım geliyor. Sonra bir şekilde sevdiğim insanlarla bir araya gelip, beni yeniden heyecanlandıran bir şeyler bulup, kendime geliyorum. Bence siz de sizi hayata döndürecek bir şeyler bulmaya çalışmalısınız. Oluruna bırakınca, insanın kendini bulması çok daha uzun sürebiliyor.


#291

Birinci yol bana daha mâkul geliyor. Açıkçası bir noktada yapmaya çalıştığım da bu lakin uzun süredir kendimden kaçıyor oluşumun verdiği sahte huzur haline geçmek daha kolay geliyor.

Çıkış konusunda da hemfikiriz. Yolda olabilmek, varacağım yerden daha önemli gelmiştir. Yolda nelerle karşılaşacağımızı bilemeyiz sonuçta ve bu yüzden öğrenecek bir sürü şey var.

Tavsiyeleriniz için teşekkürler, gerçekten çok yardımcı oldunuz.


#292

Tavsiye için teşekkürler lakin fiziksel açıdan onu yapabilecek potansiyelim yok :’)


(Onur Özgüner) #293

En etkili intiharsavar, inanç. Belli bir dinden bahsetmiyorum; intiharı kurtuluş sayan Heaven’s Gate gibi marazi kültler hariç, dilerseniz puta tapın, ama bir şey(ler)e mutlaka inanın.
Öte yandan, şartlı aktif ötanazinin İsviçre’deki gibi yasallaşmasına karşı değilim elbet, o ayrı konu…


#294

Kendimi yeniden tanırsam beni heyecanlandıran unsurları da bulabilirim. Bir nevi dediğini yapmaya çalışıyorum aslında.

Kayboluruz ve yeniden bulunuruz kendimiz tarafından. Bir yol üzerindeyiz sonuçta. Oluruna bırakmak dinlenmek için bir fırsat olabilir lakin bir noktadan sonra her şeyi çıkmaza sürükleyebiliyor.

Tavsiyelerin için çok teşekkür ederim. Her kaybolduğumuzda kendimizi yeniden bulabilmemiz ve yolumuzda daha kararlı bir şekilde ilerleyebilmemiz dileğiyle :stars: Huzurlu geceler dilerim


(Zeynep) #295

İyi akşamlar , öncelikle elinizdeki her türlü araç ve gereci bırakın,ayaktaysanız oturun, oturuyorsanız uzanın, yatıyorsanız ayağa kalkın elinizi yüzünüzü yıkayın.Derin bir nefes alın.Çözümleyemediğiniz meseleyi düşünmeyin.
Dışarı çıkın, bakın yalnız değilsiniz ve size ihtiyacı olan birileri mutlaka var…
Hangimiz çok mutlu ki ? Sıkıntıntılarınız mı var ? Olsun geçer hepsi atlatırsınız bunları.Sıkıntılarınız geçtiğinde rahatladığınızda geriye bakıp bu sıkıntılardan kurtulduğunuz için rahatlayacak ve sevineceksiniz.Hayatta artık yapabileceğiniz bir şeyiniz mi kalmadı ? Boşversenize her zaman yapılacak bir şey vardır da henüz siz farkında değilsinizdir.Şuan bir amacınız olmayabilir ama 1 dakika sonra yeni bir amacın olmayacağını nereden bilebilirsin ki ?


#296

Henüz yolun çok başındayım ve yapılacak çok şey var. Bunun farkındayım. Amaç konusuna gelince, haklısınız. Onu bulmaya çalışıyorum. Ama dediğiniz gibi arada başımızı kaldırıp bir etrafı görmekte, aldığımız nefesi hissetmekte fayda var.

Sıkıntılar elbette geçecek benim önemsediğim oradan almam gerekeni alarak geçebilmem. Bu zamanlar geçtiğinde geriye dönüp bugünleri anımsarken sizlerle beraber bu değerli tavsiyelerinizi de anımsayacağım. Çok teşekkür ederim :sparkles: Huzurlu geceler :dizzy:


(Buse Yalçın) #297

Güçlü irade için güçlü istekler gerekirmiş. Peki güçlü isteklere sahip olmak için ne gerekir?


(Mustafa Erdem) #298

Kendini ve çevreni (olanakları) iyi tanımak.


#299

Bana yeni bir fiil lazım, daha önce hiç yapılmamış bir şey, yoksa bu gece uyuyamam.


(Emre ) #301

Tam tersi olması lazım -bence.

Aforizmalara takılı kalarak hayatınızı sorgulamayın yine de. Evet bu sözün vermek istediği bir mesaj düşündürmek isteği bir düşünce yapısı var ama hayat öyle değil işte. Biraz gestaltçı görebilmek lazım, o da doğuştan gelen bir içgüdüsel yetenek sanırım. Hayat bin tane parametreden oluşan sonsuz bilinmeyenli bir denklem. Daha önce hiç düşünme eylemi gerçekleştirmemiş birisi felsefe kitabı okuyunca aydınlanması gibi. Bir bakıyorsun her yere alıntılar yapıştırmış felan. En büyük örneğini de Böyle Buyurdu Zerdüştü okuyan gerizekalılar da görüyorum. Kitap tamamen aforizmalarla dolu adam roman okur gibi okumuş, goodreads’a beş bin tane alıntı yazmış, okurken bütün arkadaşlarına “kanka var ya bi kitap var off of” diye anlatmış, halbusemki ki ne kitabın özünü anlamış ne Nietzsche’yi anlamış.


(Kingebu) #302

Ben bugün pozitif bir iç dökme ile rahatlamak istiyorum.Benim yaşım 30(89 jenerasyonu) ve kitap okumaya nasıl başladığımı anlatmak istiyorum.Bu konuda hiç unutamadığım olay şudur ki Harry Potter ve Ateş Kadehinin çıktığı zamana dayanıyor yılını hatırlamıyorum ama ilkokulda olduğum kesin.Tvde deli gibi reklamları dönüyordu.Sürekli görüyor ve aşırı ilgimi çekiyordu.Ve bir bayram günü topladığım harçlıklar ile anneme kitap almak istediğimi söyledim.Annem de paramı kitap için harcamama izin verdi.Ben izmitliyim ve burayı bilenler eskiden sanat sokağında Kocaeli Kitap Kulubü vardı orayı mutlaka hatırlarlar.Bayram harçlıklarımla oraya gittim ve bana Harry Potter kitabı verin dedim.Satıcı hangi Harry Potter kitabı dediğinde şok olmuştum.Birden fazla olabileceği hiç aklıma gelmemişti ve heyecanla ilk kitabı istemiştim.Fiyatını da hiç unutmuyorum 7milyon Türk lirası idi.Kitabı heyecanla alıp eve gittim ve bütün hayranlıkla okudum.Fakat devamı için param yoktu, alamadım.İstanbulda özel bir okulda öğretmen olan teyzemin eşi okulun kütüphanesinden bana 2. 3. ve de 4. kitapları ödünç vermişti.Onları da büyük bir heyecan ile okuyup artık tam bir kitap kurdu olmuştum.Tekrar o kitapçıya gittiğimde bana canavarlı bir kitap verin dediğimi hatırlıyorum ve o günde kapaklarından ilgimi çeken Drizzt efsanesi ile tanıştım.Hiçbir zaman seriyi bitiremesem de o kitabı da alışım ve okuyuşum dün gibi aklımdadır.Akabinde liseye geldiğim zaman Tolstoy ve Rus edeyatı çok ilgimi çekti.Fakat çabuk sıkıldım.Artık kendimi bildim bileli Fantastik ve Bilim Kurgu edebiyatı okuyorum.Kısa bir not Harry Potter serisinin son kitabını hiçbir zaman okuyamadım.Malesef ki filmi ile final yapmak zorunda kaldım.Kütüphanemde ise ilk kitaptan başka Harry Potter kitabı da yok.

Bu da hiç unutmadığım bir anımdır.


#303

Kimseyi kırmak istemiyorum. O nedenle kendimi tutuyorum. Sonuçta internet özgür bir platform ve burada kimse bir kalıba uymak zorunda değil. Herhangi birini eleştirmek haddim de değil. Sadece konunun adı “Dök İçini Rahatla” olduğu için yazıyorum.

Arkadaşım ne diyorsun? Ne fiili? Ne zamiri? Ne edatı? Senin uyuyup uyuyamaman buradaki herhangi birinin neden umrunda olsun? Ne diyorsun gerçekten anlamıyorum.

Arkadaş olmadığımızın ve davranışımın kaba olduğunun farkındayım. Herhangi bir cevap bekleyerek yazmadım hatta cevap vermezseniz sevirim. Sadece içimi dökmek istedim.


(Emre ) #304

Bu mantıkla düşünürsek hiç bir şey bizi ilgilendirmez ve kimse buraya bir şey yazmazsa daha mı iyi olur?


#305

Konunun özü değil mi bu zaten? İçimizi kendimizden başkası merak etmez ama insan yine de paylaşma gereği duyabiliyor. Umursayıp umursamamak yine de sizin seçiminiz, ona karışamam tabii ki.

Uyuyp uyumaması tabii ki kimseyi ilgilendirmiyor. Uyuyamıyacağım yazmış. İçinden geçeni yazmış. Fiil yazmış yani anladığım kadarıyla hayatıma yeni hareketler katacak bir şeyler istiyorum demek istiyor bu insan. Konu bundan ibaret. Anladığım bu.


#306

@AeroKnight Hayır, forum kurallarına uyduğu sürece herkes, her istediğini yazabilir.

@Vector Siz de yazdıklarınızın benzer bir etki yaptığının farkındasınız sanırım. Hiç birimiz sorunlarımızı somut bir şekilde hitap etmek zorunda değiliz ama süslü kelimelerle soyut bir anlatım yapıldığında insanda " Sen ne diyorsun ki şimdi? " gibi bir tepki oluşuyor açıkçası.


(Emre ) #307

Ben bunu okuyunca aklıma internet çağının yarattığı seks yapmazsa ölecek hastalığından müzdarip gold digger ve attention whore Berkecanlar geldi. İnternet olmasa en fazla babasının torosunda gezebilecek bu arkadaşlarımız, zaman zaman kullandığı her hangi bir sosyal medya mecrasına böyle açık uçlu yazılar yazarak talibini çekmeyi amaçlıyorlar. Siz de bunlara zaman zaman dolunay gecelerinde şahit olabilirsiniz.


#308

İnsanlar aklına her geleni açık açık yazmak zorunda değil, doğrudur. Ne demek istediğinizi anladım.

Kendimi düşünmeye iten soyut çağrışımları seviyorum. İlk adamakıllı şiirimi yazdığım zamanda - ne kadar adamakıllı olduğu tartışılır olsa da - böyleydi. İnsanlar tarafından anlaşılmamak çoğu zaman üzse de içimden geldiği gibi yazmaya gayret ediyorum.

Ve hayır, süslü üslubum dikkat çekmek için değil, eğer konuyu oraya getiriyorsanız efendim.

Edebiyat, derinden etkiliyor beni. O ilkgençlik coşkusuna benzeyen coşkuyu durmadan yaşıyorum. İpin ucunu kaçırınca da böyle durumlarla karşılaşabiliyorum.