Dök İçini Rahatla


(Enver Arman ★) #309

Buralar yine çok acımasız.

Ben de dökeyim. İsyanım kadere gelsin. Okul başladığından beri yerleşkeye kaç kitap siparişi verdim bilmiyorum. Ama bugüne kadar hiç sıkıntı çıkmadı.

Arkadaşıma küçük bir minnet borcum vardı. Beni alışveriş yaparken görünce istediği kitabı söyledi ve ben de çok uyguna getirebileceğimi söyledim. (Siz sağolun hediye çeki taktiğiyle :wink: ) Sepetime onun kitabını da katıp sipariş verdim.

Bugün beklediğim telefon geldi. “Okul kapalıymış. Güvenliğe bırakayım mı?” dedi kargocu ağabeyim. (<-- Şu kelimeyi değiştirsinler, Allah aşkına! Nesi var abinin?) Ben dedim ne oluyor, ne güvenliği, ne okulu. Adreste lise geçiyor ve herhalde burayı askeri okul sandı sonuçta kapıda erler var, güvenlik derken de nizamiyeden bahsediyor diye düşündüm. "Bırak ağabey, bırak."dedim.

Koştum gittim nizamiyeye kargo yok. Aradım, dediler ki “Kargonuz yanlış adrese teslim edilmiş. Yarın size ulaştıracağız.”

Eeeyyy yurtiçi kargo! Sırası mı şimdi? Eeeyyy kader! Ben gülmedim.


(Kaan Aşkın) #311

“There’s no reason to be alive if you can’t do deadlift!”

Jón Páll Sigmarsson


#312

"Tam tersi olması lazım -bence.

Aforizmalara takılı kalarak hayatınızı sorgulamayın yine de. Evet bu sözün vermek istediği bir mesaj…"

Cevap yazmaya cok usendim. Her yazdigin satir adeta beynimden gecenler olmus. Katiliyorum…


(Kingebu) #313

Hayat var pozitif enerji var ilham var, fakat bunların tam tersi durumlarda olabilir.Ne aradığına bağlı.


(Hazal Çamur) #314

Derdi, tasası, depresyonu, panik atağı olan kişilere sesleniyorum: Spor yapın.

Denmiş. Deadlift tek başına iddialı bir hareket ama hayatınıza sporu aşılarsanız işler bambaşka bir hal alacak.

Bir tanıdığım panik atağını Pilates ile kontrol altında tutuyor. Uzun süredir depresyonda olan bir başka tanıdığım da düzenli spor yapmaya başladıktan sonra ilk kez depresyonuyla doğru düzgün mücadele etmeye başladı.

Başlığın adı madem Dök İçini Rahatla, ben de bu konuda içimi dökmek istiyorum.

  1. Yağlar kasa dönüşmez :expressionless:
  2. Zayıf ve kilo alamayan kişiler spor yaparsa “kilo vermez”. İlk hafta verdiğiniz şeye kilo diyemeyiz. Düzenli spor yapıp uygun beslenerek kilo alabilirsiniz.
    Lütfen artık “ben zaten tığ gibiyim bir de spor yaparsam uçar giderim” sözleri bitsin.
  3. Detoks suları vücudu yoran şeyler. Onun yerine bol su için :frowning:
  4. Spor yapmadan sadece diyetle kilo verirseniz vücudunuzda sarkmalar olur. Bu defa o sarkmaları toparlamak için ciddi bir süre harcamanız gerekir.
  5. Temiz beslenmeden sadece spor yaparak hiçbir yere varamazsınız.
  6. Kadın arkadaşlarım, “inceleyim, kas yapmayayım” gibi bir mantık olamaz :frowning: Kas kütlesi ile yağ kütlesi arasındaki farkı öğrenelim. Hiçbirimiz zaten hormon takviyesi almadan bodyci abilere dönüşemeyiz.

Sağlıklı Yaşam Nazisi olarak burada işim bitti :woman_superhero:


(Pelin ) #315

Madem konusu açılmış, izninizle 6 numaralı madde üzerine -özellikle de Masallarda Cinsiyet Rolleri gibi güzel bir inceleme de başlamışken- biraz daha konuşmak istiyorum.

Öncelikle -sizin de belirttiğiniz gibi- kas yapmak kolay bir iş değil. Biyolojik olarak kas dokusunu geliştirmeye daha müsait olan erkekler için bile çok ciddi bir emek ve zaman istiyor, hatta spordan sonra yeterli protein alınmayınca kaslara sporun da çok faydası olmuyor.

Buna rağmen kadınlardaki “Kas yapmayayım” düşüncesini anlayamıyorum. Bunun bir sebebi, belirttiğim gibi zaten bu işin çok çok zor olması, ikincisi ise, şu:

İnsan neden “güçlü” olmak varken “zayıf” olmak ister? Zayıflamak, adı üstünde, olumlu bir şey değil ki. Burada kilo vermekten değil, ciddi anlamda bir deri bir kemik kalmaktan, toplumun güzellik algısı uğruna kemiklerini saydırmaktan bahsediyorum. Bence güzel göründüğü de yok, o ayrı.

Ama kadınlar aç kalıp toplumun onlara uygun gördüğü “güzel” görüntüye ulaşmak yerine, sağlıklı beslenmenin yanı sıra sporla kaslarını güçlendirse, biraz koştuğunda ciğerleri sıkışıp bacaklarına ağrı girmese, kısaca “zayıf” değil de “güçlü” olsa, fena mı olur? Biraz, yalnızca biraz kas yapsanız, bu sizi çirkin mi yapar? Zayıf ve güzel olmak uğruna güçsüz olmayı tercih etmek neden?

İçimi döktüm, rahatladım :slight_smile:


(Hiçliğin bekçisi…) #316

Her şey güzel hoş ama ben spor yapmaktan da pek keyif alamıyorum… Özellikle sakin sporlar hiç bana göre değil. İçim bunalıyor. Bana bi’ daral geliyor. Diğer açıdan bir binanın içinde, betonların arasında hiçbir şey yapmak istemiyorum. İki tane yaprak yok etrafta. Beton beton üstüne. Bu da benim ruhumu daraltıyor. Oksijen yok, bir şey yok. İstanbul’da bu kadar pasif ve isteksiz iken doğayla buluştuğumda sabahın altısında kalkar kilometrelerce yürürüm. Bu sebeple tatil zamanlarını iple çekiyorum. Bu beton yığınından kurtulmanın verdiği rahatlık inanılmaz iyi geliyor. Ormanda, sahilde yürümek, balık tutmaya çabalamak ama her seferinde yosun tutmak, orada da ne varmış acaba diye ulaşmaya çalışırken düşüp kalkmak, kuşları ve sincapları izlemek, onların en güzel fotoğraflarını çekmeye çabalamak… Bunlar beni rahatlatıyor. Önümden yüzlerce araba ve insan gecerken filmli bir camın arkasında spor yapmak bana göre değil… Üç gram ağaç görmek için kilometrelerce gitmek de bana göre değil. Pikniğe bile gidince etrafa çöp atan insanları gördükçe sinir harbi yaşıyorum. Kalabalık, havadaki o yoğun duman, uğultu… İnsan dinginlikte huzur bulur.

Gidelim buralardan…


(Emre ) #317

Günde 10 km koştuktan sonra yoga yapmak en iyisi tabi benim için. Diyafram nefesi kontrolü, bu sayede gelen oksijen kafası felan yani eski halimle kıyaslarsam daha iyi oldum. -tabi yaptığımda yoga değil yoganın fizik-kültür hareketleri, günümüzde esneme-germe diyorlar-. Ola ki spor salonunda felan yapmaya çalışırsanız vücut çalışmaktan öne doğru bükülmüş üçgen peynir abilerimiz ve kıllı göbekli amcalarımız: “nabıyo la bu süt oğlan” diyebilir, psikolojiniz guvvatlıysa takmazsınız zaten xd.

Yogayı bir öğreti olarak öğrenmek isterdim ama benim gibi 100w negatif enerji taşıyan birisi enerjisini nasıl yogaya kanalize edebilir bilmiyorum.


(Hazal Çamur) #318

Spordan kastım yalnızca spor salonları değildi elbet :slight_smile: Bir eğitim sistemi gibi kimsenin hayatına da enjekte etmeye çalışmıyorum, ama böyle bir şey var. Ruhsal sıkıntılara sporun ya da antremanların iyi geldiği kanıtlanmış bir gerçek.

Fiziki çevre ve koşullar kişiden kişiye göre değişiyor. Tercihler de bunda bir o kadar etkili.

İstanbul için,

Oturduğunuz yeri bilmiyorum ama Caddebostan sahilde düzenli buluşup açık havada beraber antrenman yapan çeşitli gruplar var. İlgilenirseniz paylaşabilirim. Avrupa Yakası’nda iseniz mutlaka orada da vardır.


(Hazal Çamur) #319

Üçgen abilerimize saygım sonsuz, çünkü o vücuda ulaşabilmek çok ciddi zaman ve irade ve disiplin gerektiriyor :slight_smile: Ancak vücut o hale gelince esneklik büyük oranda kaybolduğu için, ola ki sizle aynı hareketleri yapmaya çalıştıklarında ortaya epey komik görüntüler çıkıyor.

Tombiş teyzelerin yaptığı hareketlerin yarısını yapamayan kaslı abiler gördüm. Sonra hepimiz (kendileri dahil) bu duruma gülmüştük :slight_smile:


(Emre ) #320

Geçen sene onlar gibi olmak istiyordum şimdi ise esnek olmayan bir vücudun sağlıklı olamayacağını düşündüğüm için yoga tarzı şeylere başladım. Zaten mal olmuşlar tek bir bilgi kaynağına bağlı kaldıkları için. Bana kalırsa 10 metre kare bir yerde 50 tane erkekle amele gibi indir kaldır yapılan spor spor değildir. Bir de bunu spor diye savunmaları insanı öldürüyor. En profesyonel yarışmasında bile pozdan başka bir şey olmayan bir spor. Ne mentalite olarak güçleniyorsun ne güç olarak. Tamamen gösterişci okul çocuklarının ya da parası olup kendime yatırım yapıyorumcu tayfanın sporu. Yani ben de o angus sürüsünün içinde spor yapmaya çalıştığım için biliyorum zamanında. Hormonlu tavuk yemekten, içinde ne olduğu belli olmayna protein tozlarından, öteki ıvır zıvırlardan bunların kaslar büyürken beyin küçülmüş. Fiziği on numara olup beyinsiz kızlar vs bu tayfa ölümüne yarışır, birbirlerini buluyorlar zaten xD

Neyse benim başlangıcım İnternetten açıp denemeyle başlamayla oldu şimdi dördüncü ayda felanım sanırım. Ardından Dune serisini okuyunca zaten iyice şevkim arttı.


(Hiçliğin bekçisi…) #321

Sanırım Caddebostan’a ulaşmam iki saatimi filan alır. :smiley: Üşenmedim baktım haritalardan ve tam 2 saat 1 dk sürüyormuş. Dört defa yürümem dört kere de vesait değiştirmem gerekiyor. :smiley: 25 km mesafedeymiş. :rofl:

Bu grupları da sevmiyorum ben. Ben kendimi yanlış anlattım galiba. :smiley: Bir sürü sahil var gidebileceğim hatta giden ablalarım, arkadaşlarım da var ama mesele gitmek değil ki. Siz orada koşuyorsunuz, spor yapıyorsunuz. Kalabalık her yer. Sabahın köründe ben üç vesaite binerek bilmem nereye gitmek istemiyorum ki. Çünkü o üç vesait beni canımdan bezdiriyor. Dolmuşa binmek mesela, konserve gibi itiş-tepiş 25 dk yolculuk yapıp oradan başka dolmuşa geçip aynı şekilde bir 20 dk daha gidip oradan da birbirini ezercesine otobüse binmeye çalışan insanlarla savaş verip bir sahile gitsem ne olur? Sahilde oturup milleti bakışlarıyla taciz eden bir sürü insan var. Elli tane bank var, oturursunuz kitap açarsınız birileri etrafınıza tüner hemen dedikoduya başlar ya da çocuğu vardır. Osman yapma, Osman koşma, Osman zıplama… Ne yapsın Osman? Hadi gittim; koştum, yürüdüm rahatladım diyelim yine üç vesait aynı işkenceyi çekeceğim. Neden gideyim? Beni bunlar bunaltıyor zaten. Kalabalık sevmiyorum. İnsanlara rahatsızlık verdiğinin farkında olmayanlardan da nefret ediyorum. Üç adım ötede çöp varken oturduğu yere şişesini, yediği şeyin paketini atanları da sevmiyorum. Bunları gördükçe ben bin kilometre koşsam rahatlayamam. Burada sahile gidip yürüyüş yapan tanıdıklarım var. İki sene içinde başlarına gelebilecek her türlü musibet geldi. Gasp edildiler, taciz edildiler, önleri kesildi, laf atıldı… Bir de kalabalık gurup bunlar. Neden kendimi böyle bir rezaletin içine atayım?

Ben ormanda en fazla üç-beş kişi görebileceğim hatta hayvandan başka görecek bir şeyimin olmayacağı yerleri seviyorum. O da buralarda yok maalesef.

Düzenleme: Unutmadan bir de bu gurupların içinde dönen dedikodu muhabbetleri var. Ben buna da katlanamıyorum. Ay, duydun mu Fatma’nın kocası da şöyle yapıyormuş. Tüh, yazık kadına. Haftaya Fatma gelir, Hülya yoktur. Ya, Hülya’nın da oğlu şöyleymiş. Size ne ulan insanların hayatlarından! Bak yine yükseldim.

İkinci Düzenleme: Madem döktüm içimi tam dökeyim. Bu kadınların rejim muhabbetinden de daral geldi artık. Geçen hafta 3 kilo verdim. Yaaa, ben yaramazlık yaptım ve tatlı yedim ama çok güzeldi. O yüzden 300 gram almışım. Bak, bak şu göbeğe bak. Erimiyor. Ay, ben falankus diyetie başladım. Harika bir şey sadece nohut yiyorsun. Yok kız onu boş ver ben Hasan diyetine başladım. Adam kaç kişiye kaç kilo verdirmiş. Bu muhabbet bitmiyor. Nefret ediyorum, nefret!


#322

Spor mu? Ne sporu?

Ben bir Hobbit’im… Bir Hobbit’e uygun değil böyle şeyler… Rahat ve keyif çatmak varken…

Sizi, "Büyük Ahali"yi anlayamıyorum…


(Umut K.) #324

Mesela ben de 2-3 yıl boyunca 50 tane erkekle amele gibi indir kaldır yaparak, bolca tavuk eti yiyerek fitness yaptım. Yani ben de mi angus sürüsünden biriyim, benim de mi kaslarım büyürken beynim küçülmüş, ben de gösterişçi okul çocuğu veya parası çok olan biri miyim?


(Hazal Çamur) #325

İnanç Akbaş’ı takip ediyor musunuz :slight_smile: ? Kendisi bu alanda takdir ettiğim bir isim. Pilates hocalığı da yapıyor. O kas kütlesine rağmen esnekliğini güzel korumuş valla.

Bu yolda ilerleyen/ilerlemiş kişilere bunu soruyorum genelde.

Hem ben bu forumda henüz beyni küçülmüş kimseyi görmedim :grin:

@Faust Siz bunu yazınca bir an kedimi gördüm. Ben kan ter içindeyken yüzü ve bedeni bana doğru dönük halde, vücudunu şekilden şekile sokarak uyur genelde :slight_smile: Belki siz de bu sırada pipo tüttürüyorsunuzdur.


(Emre ) #326

Öyle olanı da var olmayanı da var. %50 lik kısımdan bahsediyoruz. Üstüne alındıysan kendi takdirin.


#327

Belki de bu yüzden en sevdiğim hayvan kedidir… :thinking:


(Umut K.) #328

Hiç duymadım. Zaten bırakalı 1 yıl oldu. Bundan sonra da pek duymam sanırım.

Yazdığın metinde %50’lik bir ifade göremedim. Herkese karşı bir genelleme yapmışsın.


(Emre ) #329

Evet öyle o zaman lafı dolandırmaya gerek yok. Seni de o genellemenin içine katmışım demekki yukarda yazdığım da aksini iddia etmiyor. Pekala o zaman sen bana bu soruyu neden sordun? Bak ben çok akıllıyım onlardan ayrıyım mı demek istedin?


(Hazal Çamur) #330

İçimizi dökerken kalp kırmaya gerek var mı?

Şöyle ufak şeylerden tartışma başlamasın artık, lütfen. Herkesten ricamdır.