Dök İçini Rahatla

Konunun uzmanı değilim. Pomodoro tekniğinin faydalı olduğunu duydum. İsterseniz siz de bir internette araştırıp deneyebilirsiniz. Belki işe yarar.

1 Beğeni

Teşekkür ederim tavsiyeniz için, inceleyeceğim :slight_smile:

1 Beğeni

Çok ilginç bir şekilde çevremdeki mezuna kalan diğer kişilerde de aynı şeyi duydum. Ben de uzman değilim hatta önerebileceğim birşey yok ama sanırım sorunun kökenini biliyorum.

Özünde içten içe bir ders çalışmama isteksizliği var. Şu dizi bitsin, şu kitap bitsin başlayacağım diye motive oluyorlar. Kitap ve dizi ve artık o şey ne ise aslında sadece bir araç olduğundan, zaten tamamlamak arzulanmadığından yarım kalıyor. Bu eylem sırasında mezuna kalmış olmanın ve elde avuçta bahane kalmamış olmasının, kendine ve aileye karşı olan sorumluluğun stresi de gelip vuruyor. Haliyle geriye yarım kalmışlıklarla geçen kocaman bir gün kalıyor.

Nasıl çözerler bilmem…

3 Beğeni

Aşağı yukarı aynı boyutta bir odaklanma problemim var benim de. Sorun bu ölçekteyse konu genelde bahsettiğinizin çok ötesinde oluyor hocam.

Ben kendimi bildim bileli bu mevzudan muzdaribim, tam çözüm bulamadım ama kendime göre idare etme taktikleri geliştirdim zaman içerisinde. Uzman desteği almayı denedim bir kaç kez ama fayda görmedim şahsen pek. Biraz kendinizi tanıyıp deney yapmak lazım bence @Son.of.Yona hocam. Ne işe yarıyor, neler daha iyi geliyor nelerin faydası yok bunları belirleyip kendi taktiklerinizi geliştirebilirsiniz. Uzman desteği almayı da deneyebilirsiniz.

5 Beğeni

Ben kendi deneyimlerime bağlı olarak şunu söyleyebilirim ki çocukluğumda, ergenliğimde muazzam ve sistematik bir biçimde ders çalışır asla da oflayıp puflamazdım(tabi o zamanlar gelecek için bu kadar çok düşünmezdim ve umutsuz değildim). Şimdi ise sosyal medyada takılmaktan diğer şeylere vakit bulamıyorum. Bulsam da hevesim olmuyor açıkçası.
Sosyal medyayı tamamiyle hayatından çıkarmış bir komşum bana aynısını yapmamı önerdi (kendisi şu an İngiltere’ye gitti, çok da çalışkan birisiydi o yüzden onun önerisi bende daha bi etkili oldu :slight_smile: )ama hep erteliyorum. Denersem ve işe yararsa deneyimlerimden bahsetmek için buraya yazarım :slight_smile:

3 Beğeni

Hocam mezun senemde ben de aynı sorunu yaşadım bundan kurtulmak için biraz ekstrem bir şey denemiştim 1 hafta boyunca hiçbir elektronik cihaz kullanmadım sadece laptop kullandım onu da sadece ders için sonraki 3 hafta boyunca da en fazla 2 saat aldım elime telefonu. Boş zamanlar da genelde sadece derslerimi ve netlerimi düşünmeye çalıştım kısaca sadece ders çalışmaktan başka hiçbir şey yapmayan robota dönüştüm bayağı bir zorladı ama büyük ölçüde çözdüm odaklanma sorununu 1 aya yakın bir süre bu şekilde devam edebildim sonra geri eski halime döndüm ama odaklanma sorunum kalmadı. Sizin gene bu kadar zorlamanıza gerek yok ama özellikle telefondan ve kullandığınız sosyal medya uygulamalarından uzak durmaya çalışın.

4 Beğeni

Hedefinizi belirleyin. Gelecekte ne yapmak istediğinizi, neyi yapabileceğinizi, neyi yapınca mutlu olacağınızı aklınızda netleştirin.

Şu anki amaçlarınız uyuşmuyorsa amaçlarınızı değiştirin ve yapmak istediğiniz şey için yapabildiğiniz ölçüde çalışın.

Çalışmayı sürdürmek için güdülenmek gerekir; parayla, umutla, başarıyla, daha iyi yaşam şartlarıyla, daha üst kademeyle ya da kırbaçla.

3 Beğeni

Sizi çok iyi anlıyorum. Sık yaşadığım bir durumdu. Üstüne bir de erteleme gibi bir sıkıntım da vardı. Todoist diye bir uygulama kullanıyorum son zamanlarda. Hedef koymak ve onları gerçekleştirmek ve de görev bilinci kazanmak için ben de oldukça işe yaradı. Daha planlı ve oturaklı bir sistem kurdum kendime. Ara ara olumsuzluğa sürüklensem bile bir şeye tutunmamı sağladı. Basit ve gereksiz görünebilir çoğu kişiye, ama bazen böyle basit ve kolay eylemler hayat kurtarıyor. Böyle durumlarda çok düşünüp derin anlamlar çıkartmaya çalıştığımızda sanki işleri daha fazla zorlaştırıyoruz.

3 Beğeni

@erce hocam maalesef @nefarrias_bredd hocamın da dediği gibi bu durum ders çalışmanın ve mezun psikolojisinin de ötesinde. Sadece derste değil günlük hayatta heveslendiğim ve yapmayı planladığım çoğu işte bu durumla karşılaşıyorum. Dediklerimden bağımsız mezun konusunda söylediklerinize de katılıyorum, onun yükü de bir hayli üstümde. Psikolojik bir destek almak her ne kadar
mantıklı dursa da o bile gözümde fazla büyüyor.

@Kenan hocam maalesef ben hayatımın hiçbir döneminde derslerime düzenli olarak çalışabilen birisi olmadım, olamadım. Çünkü istesem de bunu bir türlü kotaramıyordum. Akademik anlamda ortalama bir başarıya sahip ama diğer etkinliklerde büyük roller almayı seven sosyal bir tiptim, hala da öyleyimdir. Anlayacağınız yerimde bir türlü duramıyorum. Umarım bu disipline hayatımın bir noktasında varırım.

@Seldon kesinlikle bu dönemde sosyal medya, telefon, kız arkadaş, sosyal çevre gibi öğeleri hayatımın biraz dışında tutmalıyım dediğiniz gibi. Bunun bilincinde olup da bu konuda bir şeyi değiştirmemek çok büyük bir bungunluğa yol açıyor, işin en acı kısmı da bu. Ama bu sene bahaneler sığınamam maalesef, bir şekilde bunları uygulayacağım. Oyunu kuralına göre oynamam lazım anlayacağınız :smiley:

@autarch dediklerinize kesinlikle katılıyorum. Aslına bakarsanız oyunculuk hayalleri olan birisiydim ve bu alanda çalışmak çok hoşuma giderdi. Fakat “sanat sepet” işlerinde gelecek kaygısı (en azından benim ve çevrem için) hat safhada. Anlayacağınız daha az motiveli bir şekilde üniversite sınavına hazırlanıyorum. Ama bu demek değil ki hiç hevesim yok. Güzel bir üniversite ve güzel bir çevre kazanmak hevesiyle yoluma devam ediyorum. Okuduğum bölüm değil de edindiğim çevre ve bağlantıları önemseyerek çalışmayı deniyor, okulumu bir basamak olarak kullanmayı planlıyorum.

@sultiderler, @Seldon hocama da dediğim gibi bu sene sizin de dediğiniz gibi belli başlı yöntemleri deneyerek geçecek. Çalışma hevesim var, zaman zaman yüksek, zaman zaman düşük. Ama işte şu odak problemi ve takıntılarım beni bitiriyor.

@erce @nefarrias_bredd @Kenan @Seldon @autarch @sultiderler cevaplarınız için hepinize teker teker teşekkür ederim :slight_smile:

5 Beğeni

Okul başlıyor, yine kimsem yok. Katıldığım okul kulübünün tanışma buluşması var. Kilo aldım, gitmeye utanıyorum. Gitmezsem yine hiç arkadaşım olmayacak. Bir tane vardı aslında, ama, aptalca bir şey yüzünden engellendim, yazmaya çekiniyorum utanmasın diye ama gerçekten aptalca. Neyse, ne yapıcam ben, gidecek miyim? Bilmiyorum. Yine yalnızlığın doruklarında geziyorum. Aaaaaa.

1 Beğeni

Bence mutlaka gidin. Ne olmuş canım kilo almışsanız? Siz kilo aldığınız için gitmekten imtina ediyorsunuz. Belki başka biri de kendinde iyi hissettirmeyen başka bir şeyden ötürü imtina edecek ama yine de gelecek. O yeni dostlar edinirken siz evde mi oturacaksınız? Toplum içine girmek iyidir. Gidin gidin.

5 Beğeni

Haklısınız, gideceğim. Teşekkür ederim yorumunuz için.

1 Beğeni

Aman ya ben de acayip kilo aldım şu sıralar. Birde üniversiteye gideceğim üstüne üstlük ehliyetle vs. uğraşıyorum ve son bir aydır her gün iki üç tane iş daha çıkıyor başıma. En başta beni rahatsız eden benle alakasız işlere de koşturmak durumunda kalıyor olmam. Daha bugün evden kaçıp bir kahve içip kitap okumak için dışarı çıktım ve henüz bir saat olmadan ne geldi başıma? Babam aradı “Şu şu lazım hava da bozuyor zaten, eve gel gelirken de dediklerimi al” dedi. E mecburen eve dönmek zorunda kaldım (babamı bu konularda ikna edemiyorum önce onun işinin görülmesi lazım). Yıldım artık ya “Bırakın ulan!” diye bağırdıktan sonra yalvar yakar “1 saat için de mi olmaz en azından?” diye usul usul söylenesim var. Düşününce tüm bunlar bile iyi geliyor hatta bir yıllık durgun bir mezunluk senesinden sonra hayat maratonu kaldığı yerden devam ediyor da denebilir. Yine de arada vaktimi çalan lüzumsuz birkaç şeyi ve kişiyi kesip atmak istemiyor değilim. :confused:

@Eren_Diakotra yalnız sana kilo almanın utanılacak bir şey olmadığını söylemek istediysem de kendi dertlerim içinde kaynayıp gitti. Her neyse kilo almak utanılacak bir şey değil; gün gelir verirsin gün gelir yeniden alırsın sonra yine verirsin. Kafanı takma derslerine geleceğine falan bak, işini iyi yaptıktan sonra kimsenin kilona takacağını takarsa da bu noktada senin onları önemsemeyecek kadar öz güvenli olacağını, olman gerektiğini düşünüyorum ben. Yine de ben yapamasam da günlük spor, olmuyorsa bile en azından birkaç saat yürüyüş yapmanı tavsiye ederim. Bu sayede hem kilodan kurtulursun hem de biraz kendinle baş başa kalırsın. Kendisiyle baş başa kalma olayı acayip iyi geliyor insana benden söylemesi. :smile:

3 Beğeni

Ben üniversitede 110 u aşmıştım. Ama birgün bile BKFT 'den (Bilim Kurgu ve Fantezi Topluluğu) vaz geçmedim. :smiley:
Gerçi biz komple erkek ve neredeyse yarısı şişman bir ekiptik ama olsun. Yine de vaz geçilmez candır. Ah eski güzel topluluğum…

5 Beğeni

Kendim hakkında dışarıdan bakış yaptığım her seferde -bunu başarabildiğim nadir zamanlarda- kendime dair bir rahatsızlık hissediyorum. Terbiye olmamış tepkilerim ve sonunu kestiremediğim cümlelerim beni kendi başıma kalmaya itiyor. Sessiz biri olmak isteyip sonra sosyal ortamlardan ayrı kalamadığımı, kendi başıma kalmaktan çekindiğimi fark ediyorum.

Kendinle barışmak mı denir ne denirse artık, onu bir nebze gerçekleştirme çabam genelde kıyıya vuran dalga gibi kumda bir süre iz bırakıp geri çekiliyor. Bunun sürekli olması beni asıl yoran şey galiba.

İnsanın alışkanlıklardan ibaret bir varlık olduğu düşüncesi bir süredir zihnimi meşgul ediyor ve galiba oraya iyice yerleşmiş durumda. Alışkanlıklarıma karşı güçsüz hissetmeye başladım. Hangi düşüncemin beni bu pasifliğe sürdüğünü düşünüyorum. İlerlemek isteyip yerinde saydığını görmek beni mahvetse de her seferinde ilerlemeye odaklanmamın temelini kazmaya başladım. “Her zaman ileri, daha yükseğe, daha yukarı” bu cümleler benim kültürüme ait değil. Bu zihnimde keşfettiğim yabancı virüslerden yalnızca birisi.

Bireysellik vurgusu içinde özgürlük kafesine tıkılmak istemiyorum. Toplumdan ayrı bir kimlik sahibi olabileceğimi düşünmüyorum. Çağımızın zortlayan sıkıntısı kimlik sorunu da tak diye karşıma çıkıyor sonra.

Normal bir insan olmak isteyip bunda bile kabullenilme çabası hissetmem çıkmaza sokuyor beni. İnsanların kabullerine göre yaşarsam bunun beni bir yapraktan farksız kılacağını düşünüyorum. Ama dediğim gibi bir yapraktan fazlası olduğumun farkındayım. Yaşadığım çağ beni öfkelendiriyor ama ondan başka bir zamanda yaşamayı acaba ciddi bir şekilde ister miydim bilmiyorum.

İnançlı biri olarak amaç sıkıntım yok. Varacağım yere gideceğimi biliyorum ama giderkenki yolun belirsizliğini fark edince bunalıma giriyorum.

Bu cümlelerim yaşadığım zamanın bende oluşturduğu çıkmazlar. Zihnimin hiç durmadan bir şeyler üretip gördüklerini anlamlandırdığını bir süre önce keşfettiğim için bu yazıyı kendime eskiye dair bir not olması için bırakıyorum.

3 Beğeni

Bazen elimizde olmayan bir sürü faktör olabiliyor. İnsan bu yüzden stres altına giriyor; bir şeyler onun kontrolü dışında geliştiği için. Bu söylediğiniz çoğu şey hepimizin hayatında var. Her gün yeni bir şey öğreniyoruz ve her öğrendiğimiz bizi farklı yapıyor. Kendimizi sınırlayan da yine biziz bence. Çoğumuzun zaman kontrolü olmadığı için hayat ellerimizden akıp gidiyor. Biraz klişe olacak ama yaşadığınız her anın tadına varın derim. Bir şey mi yiyip içiyorsunuz, o anı özel kılan çok güzel bir şeymiş gibi muamele edin. Hayalperestlik olabilir ama bence hayata sihir katmak gibi bir şey. Umarım her şey sizin adınıza güzel olur.

5 Beğeni

İşin iyi tarafı, eskisi kadar umursamıyorum. Alıştım bile denilebilir. Ha, direkt öbür tarafa yolcu edecek bir hap verseler bir saniye beklemem ama buna da şükür. kolllarımın ve bacaklarımın olmadığı, duyamadığım ve konuşamadığım bir senaryo da olabilirdi. O da olabilir aslında şaşırmam. Kek.

5 Beğeni

Baş büyücünün verdiği nasihatler benim için daha kıymetli tabii ki :grin: Teşekkürler.

1 Beğeni

Bir anlık gafletle YouTube Shorts’a girmiş bulundum. Beş dakikalık aşağı kaydırmadan sonra insanların gerizekalılıklarına lanet okuyarak siteden ayrıldım.

On dakika öncesine kadar ülkemize kaçak yollardan giren insanların demografik yapıyı bozduğunu ve sınır dışı edilmeleri gerektiğini düşünüyordum. Şimdi daha çok insan gurubunu içeren, daha farklı şeyler düşünüyorum ama banlanmak istemediğim için yazmıyorum. Zamanı gelince yazarım, o zaman herkes yazar zaten.

Yahu aklım almıyor, teknolojinin seviyesi yapay zekalar yaratıp onlara saniyeler içerisinde sanat eseri yaptırabileceğimiz bir seviyeye gelmiş ama kalabalık bir geri zekalı güruhu maymun gibi davranmakta diretiyor.

Ekleme: Biraz daha baktım. Bizim ülkemizim demografik yapısı zaten bozukmuş, sığınmacıların gelmesi ortalamayı değiştirmemiş sadece sayılarını arttırmış.

10 Beğeni

Kalemin kâğıda değmesinde büyülü bir şey vardır.

Bunu bu konuya yazıyorum çünkü bu konuya gelen, yazan, okuyan birçok insanın bundan faydalanabileceğini düşünüyorum. Efendim size bahsetmek istediğim şey, journalling. Türkçe çevirisi günlük tutmak ama tam doğru bir çeviri değil. Günlük tutmak dediğimizde aklımıza akşam olduğunda oturup o gün boyunca olan şeyleri yazmak geliyor; İngilizcesi diary. Elbette journal yazarken de o gün olan bitenleri yazabilirsiniz ama meselemiz o değil.

Gün boyu aklınızı meşgul eden fikirleri, içinizdeki tıkanmış hisleri, gün boyu yaşadığınız stresi veya bir türlü rahatça dökemediğiniz içinizi bir kalem vasıtasıyla kâğıda dökmek gerçekten bir süre sonra terapi etkisi yaratıyor. Başka bir yerde olmadığı kadar rahatlayabiliyorsunuz. Kendi kendinize günlük bir terapi seansı olarak düşüncelerinizi ve duygularınızı olduğu gibi kâğıda dökmek işe yarayabiliyor.

Sakinleştirici, sağaltıcı bir etkisi var. Tek ihtiyacınız olan da bir defter, bir kalem ve gününüzün on beş yirmi dakikası.

16 Beğeni