Dök İçini Rahatla

İlaçlara zam gelecek diye reçete edilen,her gün kullanılması gereken tansiyon ilacını bulamıyoruz. Ne söylesem az gelir.

5 Beğeni

Bizim öğretmen çok fazla yetki vermişti sınıf annelerine. Babam, oğlumun öğretmenini tanıyor. Bir kez “Her şey iyiydi hocam ama o kadınlar hep sınıftaydı.” demiş babam. Öğretmen cevap vermemiş. :smiley:

Gerçekten cahil ve işsiz güçsüzler herhalde, boş boş işlerle uğraşıyorlar. Bana küsüyorlardı bazen mesela. İçlerinden biri hastalanmıştı. Hastaneye ziyarete gittim. O esnada babamın da kanser olduğunu öğrendim. Acil ameliyat edildi. Refakatçi olarak kalıyordum hastanede. Bana alınmış, onunla daha çok ilgilenmeliymişim şeklinde imada bulunmuştu. Bunun gibi çok örnek var, bıkmıştım onlardan.

Ögretmenin arkasından konuşuyorlardı, onu cimer’e şikâyet edeceklerini söylüyorlardı. Öğretmen sınıfa girince yüzüne gülüp muhabbet ediyorlardı. :smiley:

Ben ilkokuldayken de sınıf annesi vardı. Senede bir kez öğretmene hediye almak için ortaya çıkardı. Etliye sütlüye karışmazdı.

Size de sabırlar dilerim. Umarım tez zamanda susarlar.

2 Beğeni

Teşekkürederim insallah bakalım bir senemiz kaldı. Anlattiklarıniz gerçekten çok ilginç ve komik :blush: Allah sabır versin herkese.
Babanız için ayrıca geçmiş olsun :pray:

2 Beğeni

Ben de teşekkür ederim. Çocuğunuza da başarılar dilerim.

2 Beğeni

Ben 90’ların sonunda okudum ilkokulu. Bizim de 5 yıl boyunca iki sınıf annemiz vardı. Ve maalesef her şeye karışırlardı. Çocukları her zaman öncelikli olurdu. Hatta bu sınıf annelerinin birinin bizden birkaç yaş büyük bir kızı vardı. Öğretmenimiz ders sırasında kendisine ara vermek isterse bu kızı kendi sınıfından bizim sınıfımıza çağırtır ve masasına oturtur, bizi ona emanet edip giderdi. Öyle de bir rahatlık. Demem o ki bu sınıf annesi olayının birlikte getirdiği saçmalıklar her zaman vardı. Ama galiba kimilerimiz bu olayı kontrol altında tutabilen öğretmenlerle büyümüşüz benim aksime.

2 Beğeni

Dediğiniz gibi öğretmenin tavrı çok önemli. Çok fazla yetki verilirse öğretmen havasına büründükleri bile oluyor bu kişilerin.

Bizimkilerin çocukları da en ön sırada oturuyordu. Sınıfı, bayramlarda sınıf anneleri süslüyordu. Bayram bilincinin farkına varmaları için çocukların sınıfı süslemesi gerekir düşüncesindeydim. Bu düşüncemi de hiç dile getiremedim, tepki toplamamak için.

Her konuda sürekli ön plandaydılar. İyi ki bu saçmalık kaldırıldı.

2 Beğeni

Bazen karşı cinsle hiçbir şekilde ilişkim olmayacağına dair kesin bir inanışa kapılıp acının tatlı tebessümü ile buna karşılık veriyorum.

Hiçbir etkileşim ortamının olmaması, buna dair en ufak çabamın olmaması, buna çaba harcamayacağıma dair kendimi çok iyi tanımam.
Neredeyse herkes aksini yaparken, benim için doğanın kanunu bu, çabalamamak sanki, o kadar doğal geliyor.

Bilmiyorum çözemedim, nasıl çözülür onu da bilmiyorum.

4 Beğeni

Şehit haberleri geliyor. (Allah rahmet eylesin.) Bu arada yeni bir haber değil ama Suriyelilere 200-300 metrekarelik evler yapılacakmış, bizzat cb sözleri bunlar… (kayıtları her sosyal medya kanalında dolanıyor, açın izleyin) bu garipler de o evlerin bahçesini ekecekmiş. kendi ülkesinde insanlar ev kiralarının yükseliği yüzünden perişan olurken, (ev yakan kiracı vardı) mahkemelerde sürünürken araplar neden müstakil bahçesinde çiçeğini ekip stres atacağı bahçeli evlerde yaşamasın değil mi? :face_with_symbols_over_mouth: :face_with_symbols_over_mouth: (Bu emojiyi kullandığım için tüm forumdaşlardan özür diliyorum. Duygularımı ifade edecek başka bir emoji kalmadı.)

NOT: Ülke zeka seviyesini şehir şehir listeleyen bir araştırma okudum geçenlerde. IQ yüksek şehirlerin hepsinde muhalefet partilerinin kazanması tesadüf değil. hani onları desteklediğim de değil, kötünün iyisi diye oy veriyor birçok insan.

Ve tüm bunların üzerine öylesine sohbet ettiğim biri tiyatrodan konuşmak için beni arıyor. gerçekten insanıyla ne komik bir ülke burası…

8 Beğeni

Her gün daha da emin oluyorum ya delireceğim ya da bir gün metro beklerken cinnet geçirip kendimi raylara atacağım. Nefret ediyorum bu melankoli halinden, nefret ediyorum aptallardan, nefret ediyorum cehaleti buram buram koklamaktan, nefret ediyorum acizliğimden, nefret ediyorum birileri için iyiyi oynamaktan, nefret ediyorum mecbur kaldıklarımdan, nefret ediyorum Oğuz Atay’ dan (ne çok isterdim onunla tanışıp saatlerce onu dinlemeyi), nefret ediyorum hepimizden, nefret ediyorum gösterişten, nefret ediyorum beğenilmek arzusuna düşüp de gösteriş yapmaktan, nefret ediyorum aldığım kararlardan, nefret ediyorum aldığım kararları uygulayamıyışımdan, nefret ediyorum gördüğüm güzel rüyaları birkaç dakika daha göremeyip uyanmaktan, nefret ediyorum haberleri izlemekten, nefret ediyorum şu ülkenin bazı şeylerinden, nefret ediyorum düşünmekten, nefret ediyorum iki güzel söze pamuk gibi olmaktan, nefret ediyorum mutlu olmaktan, nefret ediyorum nefret etmekten.

Nefret dolu bir güne girmiş bulunmaktayım. Umarım sizin gününüz güzel geçer.

3 Beğeni

Yapmayın @DragonRebornRand size yazık olur. belli bir yerden sonra tepkisizleşmeyi öğreniyorsunuz. Siz de alışacaksınız, bu arada epey bir yalnızlaşırsınız, tecrübeyle sabit söylediğim.

İkincisi mustahak bu halka, suriyede askerlerimiz ölürken onların burada sahillerde nargile içmelerini, genç kızlara iffetsizce bakmalarını bizzat bu halk yüzde 52 ile kabul etti. Bırakın açlıktan ekmek kuyruğuna girsinler, bırakın suriyelilere ev yapılırken kiralar yüzünden birbirini yesinler. Kendileri istedi deyin geçin. Bunların seçildiği şehirlerde IQ seviyleri iki haneli. Ne bekliyorsunuz?

Not: Bir edebiyat öğretmeni olarak Oğuz Atayın okunmasını bu ülke şartlarında çok önermiyorum.

1 Beğeni

Aslında tepkisizleşme aşamasını atlattığımı düşünüyorum. Bazen birisi kötü bir şey söylediğinde hiç tepki vermediğim, şaşırmadığım ya da üzülmediğim oluyor. Şu an bütün bu gördüklerim ile olup bitenler küçük bir sinek gibi etrafımda dönüp duruyor ve bu sadece sinir bozucu bir şey. Tutup da kendimi yakmayacağım, zaten birçok insan gibi ben de düzlüğe çıkmak için çaba sarf ediyorum. Sadece bu yolda gördüklerime her zaman kayıtsız kalamıyorum. Bazen geliyorlar işte. Sonra geri gidiyorlar tabii.

Haklısınız açıkçası bir şey beklememem gerekiyor ama insanım sonuçta. Umut ediyorum. Belki bir gün halkımız çamurda yuvarlandığını anlar da artık “insan” olduğunun farkına varıp bir şeyleri değiştirmeye çalışır. Onlar da öfkelenir belki bir gün, onlar da çıldırır gidip sarayı yıklarlar belki ve kim bilir bu öğrenilmiş çaresizlikler silsilesi son bulur. Umut işte.

Açıkçası Korkuyu Beklerken’ i ikinci kez okuyorum. Çok eskiden 14-15 yaşında Tehlikeli Oyunlar’ ı aylarca elimde süründürerek bitirmiştim. Şimdi biraz daha büyüdüğüme göre düzgün bir sıra ile tekrar Oğuz Atay yolculuğuna çıkmaya karar verdim. Neden önermediğinizi de anlayabiliyorum :sweat_smile:

Yine de şu sıralar birazcık Oğuz Atay birazcık Dostoyevski okuyasım var. Ayriyeten Dune serisine devam ediyorum. Felsefe, sorgulama, düşünce vs. ile ilgili kitapları seviyorum açıkçası :smile:

1 Beğeni

Söylediklerinize katılıyorum da elden ne gelir. Bunların bir halt yıkacağı yok, gereksiz yere beklemiş oluyourz. Çünkü kulluk sisteminden gelme bunlar, padişahın kulu işte. Kendisi soğan ekmek yiyemezken asla kutsal bildikleri saraylara laf etmez namusu, dini, imamı gibi savunurlar. (Geçen depremde çadır satılmasını savunmaları gibi, mantıklı bir tarafı var mıydı, yoktu. Kendilerini yırtarak savundular ve malum zat çıkıp bu olayı öğrenince çok müteessir oldum demesiyle 180 derece döndüler.) Kohbergin ahlak kuramı var, gibin bir okuyun, bu ülkenin insanı en alt seviyede değilse ben de bir şey bilmiyorum.

Kitap tercihlerinize bayıldım doğrusu, güzel bir kombin yapmışsınız. :heart:

2 Beğeni

Bunlar çok uzun konular ve ben sadece çok küçük bir kısmını görerek bir şeylerin değişmesi gerektiğini düşünüyorsam kim bilir altını eşelediğimizde neler neler çıkar… Bu artık sömürü sistemine döndü. Halkı sömürelim, din diyelim kitap diyelim, her şey iyi diyelim zaten inanırlar. Aman neyse klasik ülkemiz siyaseti işte içi pislik dolu.

Teşekkür ederim, sonrasında her şeyden uzaklaşıp uzun bir Zaman Çarkı serüvenine girişmeyi düşünüyorum :grin:

1 Beğeni

2012 ydi sanırım. Bülent Arınç yanlış hatırlamıyorsam show tv de bir röpotaj da söylemişti.
" Eğitim seviyesi yükseldikçe, oy oranımız düşüyor. Bunu dikkate almalıyız"

dedi ve 10 sene sonunda Milli Eğitim tarikatlara teslim edildi…

3 Beğeni

Ben KONDA araştarmalarının birinde okumuştum onu, seçim dönemi anketlerinde oy oranı ve muhalif diye nitelenen kanalları izleyenlerin eğitim seviyesi diye.

Ama önlemini de herhalde sokak başı ünv, içi boşaltılmış eğitim sistemi ile aldılar.

1 Beğeni

Aslında tam yeri burası mı emin değilim fakat kendi yorumlarım katacağım için buraya yazıyorum.Şu sosyal medyada tek başına Fas tatiline giden kadın konuşuluyor, uzun zamandır gündeme düşen bir şey hakkında yapılan memelere bu kadar gülmemiştim.Yıllardır ortalıkta dolaşan red pillci abilerin anlattığı hikayelerin parodisi resmen.Bu olay uzun bir süre meme olur.

Çok yoruldum. Ne güzel bu yeni yıla girerken yalnız olmayacaktım. Gerçekten çok yoruldum. insanların bu denli dengesiz davranışlarından. Nefes bile aldırmamalarından. Ben her şey için, en başta da onlar için bu kadar çırpınıp dururken üzerine sürekli sorun yaratmalarından öyle çok yoruldum ki. Tek istediğim kendime biraz zaman ayırmaktı halbuki. Duymayı istediğim tek cümle "gününün tadını çıkar,"dı. Neyse. Belki de böyle olması gerekiyordu gerçekten ama bu bir şeyi değiştirmiyor ya da daha iyi yapmıyor. Herkese huzurlu yıllar dilerim.

Yakında 30 olacağım. 30 önemli bir yaş. insan bu yaşına gelene kadar yüzlerce kişi tanıyor. Öyle sanıyorum ki ben de insanlarla pek anlaşamıyorum. Benimle konuşan herkes bunun aksini söylese de sonuç hep hüsran oluyor. Bu gerçeği görüyorum. Ben sadece insanların ne için biraz susup dinlemediklerini, ne için anın ve hayatın, ellerindekilerin tadını çıkarmadıklarını, ne için biraz olsun kendileriyle kalamadıklarını hiç ama hiç anlayamıyorum. Benim kendimle ilgili sorunlarım ve yaşadığım acılar dağlar gibi olsa da bir şeylerin ilacını kendi içimde bulabiliyorum. Bu demek değil ki kimseyle konuşmayalım. insan sosyal bir hayvan diyorlar ama kendi başına kalabilmek de erdemli bir davranış.

işte kafamdakileri biraz yazmak istedim. Üzgünüm ama geçer eninde sonunda. Bunca yıldır hep olduğu gibi. Her şey geçiyor. Yaşlanıyoruz. Saniyeler, dakikalar, saatler ve günler geçip gidiyor. Çoğu insan farkında olmasa bile. Ben onları yakalayıp cebime doldurmak istiyorum sadece. En azından yapabildiğim kadarını. Vakit varken tomurcukları toplamak istiyorum. Çünkü dikkatli dinlerseniz zamanın hâlâ uçup gittiğini net bir şekilde duyabilirsiniz ve bugün gülümseyen bu çiçek yarın ölüyor olabilir.

Özet

Nafile isteyişim geçen saniyeleri;
Akıp gidiyor zaman.
Geceye:‘‘Daha yavaş! ’’ deyişim boş; tan yeri
Ağaracak birazdan.
Sevişmek! Hep sevişmek! akıp giden saatin
Kadrini bilmeliyiz!
İnsan için liman yok, sahil yok zaman için,
O geçer, biz göçeriz!

Nasıl olur kalmasın bir iz avucumuzda?
Nasıl yok olur her şey büsbütün silinerek?
Demek vefasız zaman o demleri bir daha
Geri getirmeyecek?

Alphonse de Lamartin - Göl

5 Beğeni


:smiley: :smiley:

2 Beğeni

Neslimiz gitgide tükeniyor. Bir kelebeğin kanadına, bir çiçeğin toprağına kıyamayanların nesli. Bir sineği bile, acıtmadan penceresinden dışarı çıkartmak için çaba sarf edenlerin nesli… Ve belki de; gece yatağında, kasıtsızca ezdiği karıncaları düşünüp uyuyamayanların nesli…
Yeni ırklar etobur artık. Tıpkı hayatın ta kendisi gibi. Bunlar; 1970’lerde Anadolu Hisarı Vapur’unda ki çocuksu dolandırıcıların kuru gürültüsü değil. Sarmalanmışız hırsızlıklarla, soysuzluklarla ve gaddarlıklarla. Buna rağmen yaşamak oldukça taze ve lezzetli. Her ne kadar, artık sadece nefes almaktan ve beslenmekten ibaret olmasa da. Aslında verdiğimiz savaşlar sağlıyor bu sofranın tadını. Çok mutluluk tüketmek istediğimizde, sindirimi de çok zor… Yalnızlıktan söz ettin ya… Bazen ilaç, bazen hastalığın ta kendisi oluyor maalesef. Tedavilerimi kalabalıklarda arayıp, yalnızlıklarda bulduğum bir çok zamanım oldu. Duygu durumumuz elbette değişir. Gökyüzü her zaman mavi midir? Kararsızlık denizinde de boğulabiliriz zaman zaman. Sonumuzun ne zaman kapımızı çalacağını bilemediğimiz gibi, kederlerimiz de Pandora’nın Kutusuna hapsolmuştur. Her şeye rağmen; kararlı olup, o tomurcukları cebine doldurmaya devam et. Emin ol o zaman, kendini bir yağmur damlası gibi hissedeceksin… ‘‘Her gününün tadını çıkar arkadaşım…’’

3 Beğeni

Yarın 5. senesi dolacak, çok şiddetli soğuk algınlığı + ishal sonrasında başlayan fizyolojik sağlık problemlerinin.

Bu 5 senede IBS ile boğuştum, 2021’de şizo obsesyon tekrardan hortladı, 2023 yazında anksiyete krizleri tekrar başladı veeeee! Final. IBS yetmiyormuş, yeterince canımdan bezdirmiyormuşum gibi onun 10 katı daha beteri idrar problemleri başladı. IBS ile geçirdiğim günler ve yarattığı psikoloji, depresyon, kaygı bunun yanında çocuk oyuncağı geliyor. Gerçek cehennem meğerse buymuş.

Peki bununla biter mi? Ne yazık ki hayır, 2023 Kasım sonunda birden bire göz kapaklarım kontrolünü kaybetmeye başladı ve uyurken gözlerimi kapatamıyordum. Doktor doktor dolaştım, acile gittim vesaire. Kas seğirmeleri vesaire başladı. Göz doktoru Gözlerin sağlıklı stresten oluyor dedi. Psikiyatriye sordum kullandığım ilaçlardan mı yapıyor diye o da strestendir dedi.

Yarın ürodinami diye bir teste gireceğim ve söylenene göre çin işkencesi gibi test imiş. Hem önden hem arkadan uyutmadan hortum sokup işemeni istiyorlar ve her hangi bir anestezi uyutma vesaire yok. Peki bununla bitecek mi? Muhtemelen sistoskopi adında bir test daha isteyecekler, çünkü yanma batma acıma problemleri vesaire de yaşıyorum. Bu da önden çubuk sokuyor penisinize.

Ben bir önce bitsin kurtulayım dedikçe daha fenaları çıkıyor.

Agnostik bir insanım öyle metafiziğe dair bir inancım ve düşüncem yok. Ama ciddi ciddi büyü yapıldığını düşünmeye başladım çünkü ben bir şeye alıştım tamam dedikçe 10 kat beteri başlıyor. Bu kadarı tesadüf olabilir mi?

Ya da muhtemelen 7/24 beynim bana işkence ettiğinden vücut böyle tepki veriyor.

Gavurların dediği gibi, “I’m done.” Ben bittim ve bu saatten sonra acısız bir ölüm benim için en iyi seçenek. İyileşmek, düzelmek istiyorum ama olacağına dair umudum hiç yok.

Bu testleri niye yaptırıyorum? Tamamen takıntılarımı tatmin etmek ve “ben elimden geleni yaptım, olmadı” diyebilmek için.

Normalde bir şey yazmayı planlamıyordum ama madem 5. sene doluyor. Bir şeyler karalayayım dedim.

5 Beğeni