Dök İçini Rahatla


(Hiçliğin bekçisi…) #181

Empati kurun. Aynısı size yapılmış olsaydı ve eşiniz size numara yapıyor olsaydı ne hissederdiniz? Kendinize böyle yapılsın istemezdiniz sanırım ve bu durumda yapılması gerekeni de biliyorsunuz. Eşiniz belki önce çok üzülecek, size kızacak, öfkelenecek, bir sürü tepki verebilir, ağlayabilir… Ama ona her şeyi anlatmak ve ayrılmak istemek onun için şu an kötü görünse bile en iyisi. Onun da ileride mutlu olma hakkını gasp etmiş oluyorsunuz şu an. Bu çok kötü… Günler geçtikçe bu boğulmuşluğunuz kırıcı ve incitici bir şekilde dalga dalga geri dönecek ve eşinize daha büyük bir kötülük yapmış olacaksınız. Her gün kavga ve mutsuzluğa dönüşecek. Kendinize olan kızgınlığınız ve zamanında bunu yapmamış olmanın verdiği o pişmanlık sizi asabileştirecek. Aşık olmak, sevmek bunlar utanılacak şeyler değil. Bu olabilir insanız. Severek evlenmiş de olabilirsiniz ama anlaşamıyorsunuzdur. Bazen yolları ayırmak gerekir. Her iki taraf için de en doğrusu bu. Uzun vadede birisi için daha iyi olduğuna inandığım bir eylem varsa benden nefret edecek olsa bile yapmayı tercih ederim. Biraz cesaret… Eşiniz de gelecekte mutlu olacağı birisini tanıyabilir ve çok güzel bir evlilik yaşayabilir yeniden ve siz de mutlu olabilirsiniz. Bugünler zor olacak ama her iki kişinin de selameti için bu yapılmalı.


(Serkan) #182

Yapamıyorum, kıyamıyorum çok hevesli, çok mutlu çünkü aile ve yaşadığı ortamdan kurtuldu, orada çok mutsuzdu ve beni çok seviyor. Mutluluğu elinden çalmak, vicdanım kaldıramaz bunu.


(Hiçliğin bekçisi…) #183

Hayal kırıklığının bir kadın için ne kadar vurucu olabileceğini kendim bizzat yaşadım ve şunu diyebilirim gönül rahatlığı ile yıllar sonra ortaya çıkıp beynimden vurulmuşa dönersem delirirdim fakat şu anda böyle bir şey olsa çok üzülür, kahrolur ama hayatıma bir şekilde devam ederdim.


(Kingebu) #184

Bu konuya karışmak istemiyorum fakat fikir vermek gerekirse kesinlikle yolları ayırmayı düşünme.Gerekirse içinde ki diğer kıza duyduğun ilgiyi neşter gibi kes, at.İlla ki çok acı çekeceksindir fakat bunu yapmazsan daya da büyük acılar çekersin.Size göre söylemesi kolay diyebilirsin, sende doğrunun aslında ne olduğunu biliyorsun o yüzden bile bile yanlışı seçme dostum.


(Serkan) #185

Sevmediğin için bir hayatta nasıl geçer? Boğulurken, mutsuzken. Belki aşık olduğum kişiyle keserim bağlarımı, unuturum ama evime gidince?

Acaba neşter gibi kesersem aşık olduğum kişiye daha farklı bir gözle mi bakabilirim olaya?


(Mustafa Erdem) #186

Evlenmek kadar boşanmakta hayatın gerçeği. @Agape dediğine katılıyorum, bir süre sonra merhamet dediğin şey tam tersi etki yapacak.

Nacizane tavsiyem sakın çocuk yapmayı düşünmeyin.

İş yerindeki kadınla ilişkiyi kessen başkası çıkar. Pişmanlık başlamış bile.


(Kingebu) #187

Durumun kesinlikle normal bir durum değil.Ben böyle söylüyorum fakat herkesin durumu değişkenlik gösterir.Kendi durumunu tart.Tavsiye olarak şunu söyleyim kesinlikle bencilce düşünme.


(Serkan) #188

Durumun normal olmadığını veya şöyle söyleyeyim içinden çıkılması güç bir durum olması @Agape ve @narpal ile sizin yorumlarınızın tamamen farklı zıt fikirler beyan etmenizden anlaşılıyor aslında.

Siz devam edin diyorsunuz, diğer arkadaşlar ilişkiyi kesin. İnanın ne yapacağımı bilmiyorum.

@narpal evet pişmanlık daha en baştan başladı.


(Ezgi ) #190

Bu durum bence her ne kadar şuan haberi olmasa da eşiniz için çok üzücü bence. Sizin tarafınızda pişmanlık başlamışsa geri dönüşü olması yani eşinizi tekrar sevmeniz çok zor. Kendimi eşin yerine koyduğumda ve yıllar sonrasını düşündüğümde resmen kalbim kırılıyor. Şimdi ayrılsanız da üzülecek ama yıllar sonra daha mutlu olacağı birini bulma olasılığı var. Adım atmakta geç kalınmaması her şekilde daha iyi görünüyor gözüme.


(Kingebu) #191

Ben bu konu hakkında son bir yorum yapmak istiyorum.Burada ki arkadaşlardan seni bizzat tanıyan var mı bilmiyorum, fakat çoğumuz seni, eşini ve çevreni tanımıyoruz.Bizim tavsiyelerimiz ile gaza gelmemende fayda var.Ama bence seni çok iyi tanıyan birine ya da bir psikoloğa danışmalısın.Yoksa herkesi dünya görüşü hayata bakış açısı farklı.Her kafadan farklı bir ses çıkar ve karışık olan kafan daha da karışır.


(Serkan) #192

Mantıklı olarak en doğru karar sizin belirttiğiniz. 30 yaşındayım ve hayatım boyunca duygusal kararlarımda hep başarısız oldum. Bu konularda iradem çok zayıf. Altından kalkamayacağım korkusu hep vardır.


(Serkan) #193

Burada paylaşmamın sebebi çevremde bunun bilinmesini pek istememem ve patlayacak noktaya gelmem. Aslında bunu bilen bir iki kişi var. İnsan tanımadığı kişilere daha rahat açılabiliyor. En çokta acaba ben yanlış mı düşünüyorum, yanlış bir yolda mıyım diye buraya yazma ihtiyacı duydum.


(Hiçliğin bekçisi…) #194

Burada size bazı sorular sormak istiyorum. İsterseniz cevap yazmayabilirsiniz. Tartıştığımız konuda bir insanın duyguları mevzu bahis. Verdiğiniz öneri bana göre yanlış çünkü doğru olarak kabul edilmesi çok güç. @Zack diyelim ki kalbinden söküp attı. Aman canım ben öyle sanmışım dedi. Ya da bunlara benzer herhangi bir şey dediğini var sayıyorum. Yine de sizce evine sevmediği bir insana gitmesi ve her gün içten içe eşini kandırdığını bilerek yaşaması doğru mu?

Merak ettiğim konu şu diyelim ki eşiniz bir gün çıkıp size ben aslında zamanın falanca isimli bir adama aşık olmuştum. Seninle de evliydik. O zamanlar seni sevmiyordum ama zamanla seni sevmenin bir yolunu buldum dese, siz de aman canım olur öyle şeyler mi diyeceksiniz? Önerinizin doğru olan şey olduğuna inanıyorsanız bu sizin için normal olmalı çünkü. Ben bunun doğru olduğnu düşünemiyorum ne yazık ki.

Bir insanın temiz duygularına karşı sahte sevgiler yaratıp mecbur hissederek yaşamaya çalışmak bir noktada patlar. O nokta ne kadar ertelenirse sonuçlar da o kadar büyük olur. Toplumumuzda evlilikler sevgi için değil daha çok baskı ve çocuk yapma ihtiyacı ile yapılıyor. Yarın bu hanım arkadaş çocuk istediğinde ne olacak? Hiç sevmediği birisinden bir evladı olacak ve bu çocuk da bu sevmediği kişiden bin türlü iz barındıracak. Belki çocuğuna karşı da soğuk olacak. Bununla yaşamak daha da acı…

Sevdiğim bir sözü de eklemek istiyorum…

46797219_1972925002789931_1273485049711539800_n


(Enver Arman ★) #195

Çok ciddi bir konu. Duruma bu kadar duygusal yaklaşılmasının sizi daha kötü etkilemesinden korkuyorum. @Kingebu ya yorumunda çok katılıyorum.
Sizi tanıyanlardan fikir alın.

Özellikle bir ayrılıklar üzerine kurulmuş yeni ilişkilerin ömrü konusunda şüphelerim var.

İnsan her zaman etrafındakilerden birini sevdiğiniz sanar. Fakat bu vücudun verdiği bir hormonal tepkidir.
İnanın inanılmaz şartlar altında kendinizi imkansız kişilere aşık bulabilirdiniz. Duyguların yanıltıcılığına kapılmayın hemen. Beyin güzel olarak algıladığı karşı cins kişiye karşı vücudu tetikler ve sizi mayhoş duygu sellerine bıraka hormonların saldırısına uğratır. Eğer eşiniz ve aşık olduğunuz kişi arasında güzellik farkı size göre çok gözüküyorsa suçu artık beyninizde bulabilirsiniz. Önemli olanın mutlu bir yuva olduğunu unutmayın.

Sizi, eşinizi, aşık olduğunuz kişiyi ve çevrenizi tanımadan yaptığım bu yorumları hâlâ eşini sevebilecek bir adam olduğunuzu düşünerek sarf ettim. Keşke sizi tanısaydık da daha çok yardımcı olabilseydik.


(Umut Özak) #196

Ben de birkaç şey söylemek istiyorum. Açıkçası başka birini sevmenize rağmen eşinizle evlenerek çok büyük bir kötülük yapmışsınız, bunun sorumluluğu tamamen size ait.

Yapmanız gerekenler konusunda ise hem sizi hem de eşinizi hatta mümkünse aşık olduğunuz kişiyi tanıyan ve samimiyetine inandığınız, anlayışlı birilerine açılın ve durumu anlatın. Hatta mümkünse bir psikolog desteği de alın. Eşinizi karşınıza alın, her şeyi samimiyetle anlatın ve bir karar alınması gerektiğini konuşun. Elbet bir bedeli olacaktır ancak daha geç olmadan ya tamam ya da devam demek zorundasınız. Evliliği aceleye getirmişsiniz bari bu konuyu aceleye getirmeyin, en azında yıllarca ne kendinize ne de başkasına acı çektirmeyin.

Not: Geçen yıl, 1 yıl kadar bir kızın peşinden koştum ve hayatımın 1 yılını kendimi harap ederek geçirdim. Her gün üzüntü, her gün keder yaşadım. Peki şu anda durum ne? Benim için sıradan bir insandan çok da farklı değil. Aynı fakültedeyiz ve göz göze gelince içimde bir burukluk oluşsa da pek bir önemi kalmadı. Aşk denen şey hormonaldir ve beyinde biter. Çok da abartmayın, kendinizi kaptırmayın. Umarım en hayırlı sonuç alınır.


(Serkan) #197

Yaptığınız yorumlar için herkese çok teşekkür ederim.

@Agape Yazdıklarınıza tamamen katılıyorum. O kişiyi kalbimden söksem ki her gün gördüğüm için çok zor, kendi evliliğim deki problemler karşıma çıkıyor. Diyelim ki kabullendim her şeyi ve bu şekilde yaşamaya karar verdim, yıllar sonra artık alışkanlığa döner mi? Bu alışkanlık durumunda artık mutsuzlukla baş edebilir konuma gelebilir miyim? Çünkü kendi anne ve babamdan biliyorum, birbirleriyle görücü usulü ve sevgi olmadan evlendiler, çoğu zaman da boşanma noktasına geldiler ama annemin gideceği bir yeri yoktu ve benim ailesiz büyümemem için katlandı. Ama şimdi(30 yıldan fazla evlilikte) babama bir şey olsa üzülüp başında bekliyor, kıyamayacak duruma geldi.

@Shisubeki Inanın beni kötü etkileyeceğini adım gibi biliyorum. Her zaman mantıklı bir insan olmak istedim. Bu yüzden aileme çok kızgınım. Tek çocuk olmamın yanı sıra beni zorluklarla hiç baş başa bırakmadılar. Ne yazık ki şu an çok duygusal ve bu yüzden de takıntılı, sahip olamayınca kendi kendi yiyen, bencil biri oldum. Evet aşık olduğum kişiye sahip olamamak ve onun başkasıyla da (az çok sevdiği kendimi rahat hissediyorum dediği biri bu) konuştuğunu görmek bende hırs yaratıyor. Hormonel durum var mı evet o da var. Aşık olduğum kişiyi de boğuyorum ve bu yüzden benden kaçıyor. Onu da bir vicdan muhakemesine soktum. Ayrıca benim sevgimden dolayı kendini sorumlu hissediyor ve rahat olamıyor.

@darrow2111 Ne yazık ki utanarak söylüyorum ama o kişiye aşık olmam evlendikten sonra oldu. Önce den ilgim vardı. Her şeyin bir bedeli olacaktır ancak önemli olan bunu göğüsleyebilecek cesarete sahip olmak.


#198

Yıl 2011, 22 Ekim 15-16 yaşlarındayım. Okul çıkışı kız arkadaşımla yürüyoruz, ben giyim-kuşam, kafa yapısı olarak bulunduğum yere ters idim(Van) neyse işte kızın babası bizi gördü ama geçip gitti. Esra’nın rengi kaçmıştı, anladım bişeyler olduğunu. Akşam konuşurken babasıyla tartıştığını, babasının onu biraz tartakladığını falan söyledi. Adama hak vermiştim açıkçası sonuçta evladını bir hippi kılıklıya karşı korumak istemişti, hemde bunu evde yapmış dışarıya taşırmamıştı (o zamanki kafam) Bi kaç saat sonra kuzeninin askerden geldiğini, ertesi gün davetli olduklarını fakat babasına kızgın olduğu için kendisinin gitmeyeceğini söyledi. Bunları yarın konuşuruz deyip konuyu kapattım. Ertesi gün saat öğle 1 civarı deprem oldu büyük depremdi, telefonlar falan çalışmıyordu. Evlerine kadar gittim, bina çökmüştü…

Ertesi gün anca naaşına ulaşıldı, evde tek kalmıştı, ailesi dost ziyaretine gitmişti zira. Beni bayağı sarsan olaydı fakat asıl tokadı henüz yememistim. Naaşı defnedilirken oradaydım, babasını gördüm adam çökmüş, yıkılmıştı. Oradakiler dağılınca adam bana doğru hışımla geldi, bağırıp çağırdı, inanın tek cümlesi dışında hiçbir şey hatırlamıyorum ki o cümle beni allak bullak etti. “Senin yüzünden kızımla küs ayrıldık” dedi bana. Bir baba için kız çocuğu ne demekmiş çevremde gördüklerim, söylenenler sayesinde az çok biliyordum. Eve gitmedim o gün, sigara aldım paketi bitirdim iki saatte (sigaraya o gün başladım.) Çocuk sayıldığım o dönem için çok ağır gelmişti yaşadıklarım. Babam işini kaybetmiş, boşluğa düşmüş, sinirli bir hale bürünmüştü. Evde didişmeler yaşanıyordu, ben de başıboş kalmıştı. Alkole, uyuşturucuya da bulaştım bir süre sonra. Okula uğramaz oldum, o sene herkesi bir üst sınıfa geçirdiler zaten. Ama ben hâlâ toparlamamıstım, lisenin son senesi sınıfta kaldım. İttire ittire bitirttiler liseyi. Sonra Ufuk Abi diye biriyle tanıştım, elimden tuttu toparlanmama yardımcı oldu. Üniversite 2. sınıfta Ufuk Abinin ölüm haberini aldım, işin trajikomik yanıysa ölüm sebebiydi, yüksek dozda uyuşturucu… İç dünyasında neler yaşadığını hiç bilemedim. İnsanlardan uzaklaştım, kafamda hep onları pisliğe çektiğimi düşündüm. Hayatıma girmeye çalışanlara karşı kötü davrandım. Sonra biriyle tanıştım. Hani bir söz vardır ya “bende iyi bir insan olma isteği uyandırıyor” diye, öyle birşeyler yarattı bende. Ama işler biraz ilerleyince ben yine saçma sapan davranarak bitirdim her şeyi. Şimdi başka biri var hayatında, gördükçe duydukça yavaş yavaş eriyorum…


#199

İnsanların ne dertleri var, bir kez daha şahit oluyor, feleğin çemberinden geçmediğimi hatırlayarak iyiden iyiye korkuyorum efendim. Varoluşsal hezeyanlarımın kum tanesi kadar değersiz olduğunu tekrardan anladım. Dert denizinde kaybolanların bir gün karaya varabilmesi dileklerimi iletiyorum herkese.


(Hiçliğin bekçisi…) #202

Yaşadıklarını okuyunca derin bir üzüntü hissettim. Kalbim acıdı… Hatta ilk yazdığında okumuştum ve çok etkilenmiştim. Ben de bir deprem geçirdim. (99 depremi) Van depremini yüreğimde derin acıyla izleyip günlerce ağlamış ve hasta olmuştum. Her neyse…

Yaşadıklarını çok zor şeyler. Seni teselli etmeye çalışmayacağım zaten seneler geçmiş üstünden. Teselliler de böyle konularda oldukça yetersiz ve sinir bozucu oluyor bana göre. Neyse… Belirtmek istediğim bir şey var. Bazen biz insanlar yüreğimizdeki acının ağırlığını kaldıramadığımızda aynı acıdan daha fazlasını başkalarına da vermek isteriz. Benim yüreğim yandı onun da yansın isteriz. Burada babanın durumu da bu. Sen ise on beşinde bir gençsin. Birçok şeye özenilen yaşlar bunlar. Tüm bu yaşananların suçlusu sen değilsin. Mutlaka o yaşlarda bu çok ağır gelmiştir ve bu olayın hezeyanından kurtulmak da zordur. İnsan böyle şeyleri bir ömür yanında taşıyor. Bunları atlatabilenler var ama atlatamayanlar da var. Ben olsam atlatamazdım kardeşim sana yalan söylemeyeceğim ama şöyle bir yol seçerdim: İnsanlar mutlu olsun diye savaşırdım. İnsanları mutlu etmeye ve onlara elimden geldiğince yardımcı olmaya çalışırdım. Kendimi bu yola adardım. Şimdi sen gençliğinin de verdiği acemilikle yanlış yollara sapmışsın. Belki senin de yolun oralardan geçiyordu bunu bilemeyiz ama önünde bir sürü gidilecek yol var. Önemli olan önündeki bu yolda daha sağlam, daha oturaklı ve daha akılcı kararlar vermen. Mutlaka hayatımızda bir sürü hata yapacağız ama bunları en az darbeyi vuracak şekilde yapmanın kendince bir yolunu bulmalısın. Ayağa kalkıp kaybettiklerin için yaşamalı, geçmişinden edindiğin tecrübelerle hem kendin hem de etrafındakiler için güzel günler ekmelisin. Kendini bırakma. Bugünlerre kadar gelecek gücü bulduysan güçlü bir insansın. Mottomuzu biliyorsun. “Yapabilirsin.” Neden yapamayacakmışsın ki? Daralıp bunalırsan bana yaz. Milyon sayfalar boyunca okuyup dinlerim seni. Sevgiler… :blush:


#203

Güzel düşüncelerin için teşekkür ederim ablacığım, yazarım artık ama uyarayım çok kafa şişiririm :joy: