Dök İçini Rahatla


(Hiçliğin bekçisi…) #204

Yaz canım ya. Ben de çok yazarım asıl ona hazır mısın? :joy:


#205

Ne yazdınız? Merak ettim ya :grin:


#206

Evet :muscle: (20 karakter butonu)


#207

@maviadige ve @Howl u özlüyorum. İyi insanları kaybetmek beni üzüyor.


(fatih çetin) #208

Arkadaşlar bir ara forumda aktiflerdi ama uzun zamandır yoklar sanırım. Kaybetmek derken gerçek anlamda kullanmadınız umarım.


#209

Gerçek anlamda kullandım. Nerede olduklarını bilmiyorum.


(fatih çetin) #210

Ben öldüler gibi anladım. O yüzden sormuştum.


(Peren Ercan) #211

Bu konuda insanlar şaşırtıcı derecede farklı düşünüyor ve bu yüzden insan ne düşüneceğini şaşırıyor. Japonların “Her işi yapan insan aslında hiçbir şey yapmıyor demektir.” gibi bir atasözü bile var.


(Buse Yalçın) #212

Savunduğum şey aslında şu: Bir sanatçının kendini sanat dallarında özgürce ifade edebilmesi. Ancak bazıları yazarak, bazıları dans ederek ruhunu yansıtabileceğine inanıyor sadece. Buna da saygı duyuyorum.


#213

Nasıl normal olabilir ki?
Evliliğin yükümlülükleri vardır ve başkasından hoşlanmak söz konusu bile olamaz, eyleme geçmese bile ihanet düşüncede başlar. Eşiniz karşınıza gelip “İş yerimde birisi var ve çok hoşlanıyorum.” diyebilir mi? Bu sizce kabul edilebilir bir durum mudur?

Kandırılan bir insan için böyle sahte bir mutluluğun hiçbir anlamı olamaz. Kendisi ile açıkça konuşup, ortak bir karar vermeniz gerekmektedir.


(Mustafa Erdem) #214

Hoşlanınca gidin flört edin anlamında söylemiyorum. Sonuçta hiçbir insan bir diğeri için mükemmel değil, önemli olan bu duyguları eyleme dökmemek. Evlenince bir anda kalp odunlaşır diyorsan o argümana bir şey diyemem. Bırakın bu ucuz romantikliği gerçekleri konuşacak cesaretiniz olsun.


(Hiçliğin bekçisi…) #215

Eğer insan hayatını birleştirdiği insandan memnunsa neden gözü dışarıda olsun ki? Evlenmenin asıl amacı bana kalırsa eksiğiyle, fazlasıyla, hatalarıyla, doğrularıyla her anlamda karşımızdakini kabul ettiğimiz için atılan bir imza. İmza bana boş geliyor o ayrı mevzu. Neyse… Yani eğer bir insan dışarıdaki adamlara/kadınlara bakıyor ve onlardan hoşlanıp iç geçiriyorsa evde onu memnun etmeyen, idare edemediği, katlanamadığı, onu mutsuz edip daha iyisini aramasına sebep olan bir durum vardır mutlaka. Bu da bana kalırsa evlilik kararının yanlış kişiyle verilmesinden ötürüdür.

Bu gibi durumlarda insanlar -madem doğrucu oluyoruz- evdeki düzeni bozmadan daha iyi alternatifler aramaya başlar. Ne düzenden kopmak ister ne de o evde yaşamak ister. Daha iyisini bulduğu ve emin olduğu an da evdekini bırakıp diğer hayata adım atar. Hiçbirimiz mükemmel değiliz. Hepimizin kusurları var. Sütten çıkma ak kaşık değiliz ki karşımızdakine de kusur bulalım ve onu bir paçavra gibi atalım. Benim de kusurlarım var. Eşimin de kusurları var. Her ikimizde zaman zaman hata yapıyoruz. Bir yerde ortak paydada buluşuyoruz. Buluşamasaydık zaten herkes yolunu ayırıp hatalarıyla ve eksikleriyle ortak paydada buluşacağı başka insanla hayatına devam ederdi.

Bu hayatta öğrendiğim bir şey varsa o da her insanın zor olduğu ve bir insanla yaşamanın da zor olduğudur. Ben şahsen kendi kendimle bile yaşayamazdım. Ben böyleyken ve herkesin de benzer yönleri varken ha öteki olmuş ha beriki olmuş ne fark edecek? İnsan mutlu hissettiği ve karşısındakinin negatif yönlerini canı yürekten kabul edebileceği kişiyle hayatını devam ettirmeli. Eğer bir evde kişilerden biri diğerine katlanıyorsa bu yıllar sonra çığ olarak düşer.


#216

Yalnızca düşlerimizde tamamen özgürüz. Diğer her an bize maaş gerek.

Kimindi bu söz yahu…? :face_with_raised_eyebrow: :grinning: :wink:


(Mustafa Erdem) #217

Ben de bunları savunuyorum zaten farklı bir şey yazmadım.


(Hiçliğin bekçisi…) #218

Ben okuyunca şey gibi geldi:

Evliyken de başkasından hoşlanabilirsiniz. Gayet normal. Eyleme geçmediğiniz sürece hoşlanmaya devam edebilirsiniz gibi görünüyor. :rofl:


(Mustafa Erdem) #219

Hayır tabi canım, bunun savunulacak bir tarafı yok. Yanlış anlaşılmamak için biraz açayım cümlemi.

Kimse kimse için mükemmel değil ve onun eksikleri bir başkasında olabilir. Bunu da karşıdakini uzun uzun süzüp göz gezdirmek anlamında demiyorum.

Birlikte olduğun kişiden pişman değilsen zaten hoşlanma gelir geçer. Zaten bu bilinçli ve planlı bir eylem değildir. Üstteki arkadaşın yazdığı bu yönden de yanlış. Ben duygu diyorum o düşünce diyor ikisi farklı.


#220

Kelime oyunlarına hiç gerek yok, duygunun oluştuğu yer beyindir yani kalp ifadesi de hatalı ona bakarsanız. Duygusal aldatma diye bir tanımdan hiç haberiniz yok galiba ya da ne söylendiğinizin bilincinde değilsiniz. Sizin hoşlanma dediğiniz olay, duygusal aldatmadır. Kadın ve erkek için bu aldatma şekli çok farklı işler çünkü bir kadın, başka bir erkeğe ilgi duymaya başlamışsa eyleme geçmesine gerek yoktur, zaten birlikte olduğu erkeğin hiçbir şansı kalmamış demektir. Siz “Kalbi taş değil, hoşlansın ne var?” derken o kadın için yoksunuzdur artık.

Evlilik ciddi bir karardır, yok öyle “Kalbimiz taş değil!” diye kendini kandırmak, gerçekleri saptıran bizzat sizsiniz.


(Mustafa Erdem) #221

Hala alıntıladığınız cümlelerimin tamamına değil ilk yarısına karşı tezler sunuyorsunuz.

Birlikte olduğun kişiden pişman olmamanız önemli derken zaten onun yerine kimseyi aramadığınız kimseyi onunla değistirmeyi düşünmezsiniz anlamı yok mu?

Zaten duygusal olarak tatmin değilseniz çareyi başkasında ararsınız.


(Halil Oğulcan Karamağara) #222

:smiley: Bu ateşli tartışmaların içine girmek istemiyorum amma velakin canım klavyeme çay döktüm. Bir süre elim bayağı yanmasına rağmen tutmaya çalıştım ama olmadı işte. Neyse ki yedekte bimden çok ucuza aldığım “Gamer” klavyem vardı. Şu an tam bir “Gamer” oldum. Her yanım ışıklı. :smiley: Klavye çok da fena değilmiş bu arada.


(Mustafa Erdem) #223

Bim in gamer klavyeleri bayağı sağlam diyorlar :slight_smile: