Dune okuduğumdan beri hiçbir fantastik kitaptan beklediğim tadı alamaz oldum. Her şey fazla basit ve tahmin edilebilir geliyor ve daha önce yaşanmışlık hissi veriyor. Ne yapacağım bilmiyorum. 
Bu seriyi okumama olanak sağlayan İTÜ kütüphanesine teşekkür ederim. Bundan 12 yıl önce Kabalcı yayınları basimiyla tanıştım bu seriyle daha sonrasında bilgisayar oyununu da oynama fırsatım oldu. Başucu serisidir çok boyutlu bana göre farklı disiplinleri barındıran bir seridir.tavsiye olunur.

Dost Körpe’nin sorunu nedir acaba?
Bunu ciddi ciddi soruyorum. Herhangi bir dokundurma filan yok. Yani neden olmuyor? Neden defalarca ama defalarca üstünden geçmesine rağmen okuyucu memnun değil? Acaba okuyucu memnun değil diye her seferinde eleştirileri okuyup beğenmeme sendromu filan mı yaşıyor?
Toplumun beğenisine sunulan her ürün eleştirilir. Bazen olmuyorsa da olmuyordur. Zorlamamak lazım. Gerektiğinde bırakmak da bir olgunluktur. Her iki taraf da memnun değilse başka bir çevirmenle devam edilebilir. Neden bu diretme anlamış değilim…
Uzun vadeli bir anlaşma imzalamış olabilir mi yayınevi ve çevirmen? Bu işler nasıl işler bilmiyorum ama bence de en sağlıklısı başka bir çevirmen ile yola devam etmekti.
Kalıbımı basarım ki, filmi bekliyorlar. Bu tamamen şark kurnazlığı. Film zamanı da box set falan… Yazık günah 1 buçuk senedir ne çeviriliyor. Akılçelen bile Oathbringerı daha hızlı çevirdi. Akılçelene gösterilen tepki bunlara gösterilemiyor diye uzattıkça uzattılar ama.
Açıkçası hiç yapmadığım bir şey yaparak ekşi sözlüğe girdim. Önceden iyi miydi? Sonradan mı böyle kötü oldu? İnsanlar ne düşünüyor? Bütün bu düşünceler ve daha fazlası kafamda yankılandı. Edgar Allen Poe, Dune, 451 olmak üzere çevirileri beğenilmemiş. Defalarca üstünden geçmiş ama paylaşılan cümleler gerçekten hayret verici. İthaki’nin bu kadar şikayete rağmen Dost Körpe ile çalışma konusunda inatçı tavrı anlaşılır gibi değil. Başka birisi olsa sanırım çoktan kapıya konulmuştu. Üstelik çevirmen neredeyse her baskıda üstünden geçiyor ama olmuyor. Demek ki olmuyor.
Böyle bir anlaşma şekli olduğunu sanmıyorum açıkçası.
Ben Dune çok eskiden yarım yamalak okumuş bir insanım. Yeni baskı ve düzenlenmiş metinden düzgünce okurum diye düşündüm. Bitince biter diye geçirdim hep aklımdan ve acele de etmedim açıkçası ama görüyorum ki Dost Bey bu işin altından kalkamayacak. Seneler olmuş beşinci kitap yok. Altıncı için de seneler beklemek bana mantıklı gelmiyor. Dune kitaplarına verilen paralara acırdım ama şu an acımıyorum. Her beş senede iki kitap gelecek desek -ki zaten yazarın kendisinin yazmadığı kısmın bkk içine alınacağını da sanmıyorum- ömür dayanmaz. Ciddi anlamda okuyucu da yıpranıyor, çevirmen de yıpranıyor. Üzücü gerçekten.
Ekleme: Ayrıca kendisi İÜ İngiliz Dili ve Edebiyatı okumuş birisi. Neden böyle oluyor acaba? Belki daha klasik eserler kendisinin daha yetkin çeviri yapabileceği eserlerdir. Eğitim görmemiş kimseler daha güzel çevirilere imza atıyor. Birebir çeviriden ziyade ben kendisinin dilimizi yetkin olarak kullanamadığını gözlemliyorum. İngilizce bilmek ve anlamak ile Türkçe olarak bunu ifade etmek aynı şey değil. Türkçe cümle kurma konusunda maalesef zayıf. Sanırım şikayetler de bu sebeple oldukça fazla.
Yeniden çevirse bile son iki kitap çoktan bitmişti. Dost körpe türkiye’de bilim kurgunun içine eden 3-5 adamdan bi tanesi. Çıksa da almam artık.
Dune’nin hakkını verecek çevirmen sayısı kaçtır? Çok iyi bir çevirmen ya da iki çevirmen tuzlu olacağından Dost Körpe’ye yönelmişlerdir. Ben bir de sadece kendi fikrim olarak söz geçirebildikleri, kolay müdahale edebilecekleri bir çevirmenle çalışmak istediklerini düşünüyorum. Yayıncılıktan bağımsız her sektörde bu tarz düşünceleri görebilirsiniz.
Katılıyorum ama filme seriyi bitirip kutulu falan yaparlar bence.
Önce sözlüğe bakılmadan yapılan çeviriden örnekler: s.35’de Battle-lanter : Borda feneri yerine Savaş feneri denmiş; s.63’te “Nice Dini Meclisi” denmiş, nasıl denmiş bilinmez, aslında İznik Konseyi olacak; s.103 Arktik Dairesi denmiş Kuzey Kutbu olacak; s.64 “Homer Junior’ın kırk beş tragedyasına ne olduğu üstüne konuştu” denmiş söz konusu Homer , Genç Homeros olmasın?. S.118’de mekâna denmiş oysa uzaya olacak (space). S.173’te “yatıyorum” denmiş oysa “I lie”, yalan söylüyorum deniyor. S.141’de “ticaret” denmiş ama önemsiz olacak, peddler değil peddling deniyor çünkü. S.250’de “Edebiyatçı dilberlerin” denmiş oysa Belles-lettres edebiyat demektir. S.170’te “topuk üstünde dönmenin” denmiş oysa değil, pirouette , ayak parmakları üzerinde dönmektir. S.167’de “Tanrı’nın her şeye gücü yeter” denmiş oysa omnipotence denmemiş, omnipresence denmiş. S.40’tan gerçekten komik bir alıntı: “her ne kadar yaşamım boyunca antikacılık (abç) yapmış ve Balbec, Tadmore ve Persepolis’teki yıkılmış sütunların gölgelerini, ruhum bir harabeye dönüşene dek içmiş olsam da” diye çevrilmiş. Antika değil antikiteye olacak “antikiteye düşkün olmuşsam da…”. Aynı yanlış s.210’da yineleniyor “antikacılar ne aptal!” denmiş, antikite uzmanları olmalıydı. İnsanın bu kadar da olur mu diyesi geliyor ama ne yazık ki çeviride benzer nitelikte çok hata var… Okunsaymış anlaşılırmış, bu da çok açık: s.41’de “brandalarla yüklü olan gemi bazen denizin üstüne fırlıyor” diye yazılmış branda değil bütün yelkenleri açık olmalıydı. Aynı sayfada [Haritayı inceliyor ve] “Kutup Girdabı’na doğru dört aylık bir sürede akan ve oradan yeryüzünün derinliklerine inen hızlı bir akıntı olarak betimleniyor,” denmiş. Haritada 4 ay gibi bir zamanın neden-nasıl yer aldığını anlayamıyorsunuz. Four mouths yazılmış oysa mounths değil “dört koldan” denmesi gerekir. S.57’de “konuşmalara engel oluyordu” denmiş, özgün metne bakılınca konuşma değil intercourse -ilişki dendiğini görüyorsunuz. S.141’de “her kötülüğün yazarının” denmiş oysa faili (author) denmeliydi. S.74’te “ya şeytanın ya da (…) kendi dehamın (my better genius) bulduğu (esinlediği)”diye çevrilmiş, kendi deham yerine iyilik meleğim denmesi gerekiyor, cümlenin gelişinden bile fark edilebilirdi. S.80’de “hayal meyal anımsıyorum” denmiş orijinalinde “I have a distinct recollection” deniyor (net bir şekilde anımsıyorum). S.243’te “gölgenin gölgesinin (shadow of a shade)” denmiş hayalet gölgesi denmeliydi. S.59’da “Her sabah burnumu birkaç kez çekiştiriyor ve yarım düzine kadar yutkunuyordum” diye geçiyor, orijinalinde cümlenin ikinci kısmı şöyle :“I swallowed half dozen of drams” – “beş altı tek yuvarlıyordum” olabilir mi? S.78’de “pusula (compass), manyetik bir iğne (magnetic needle)” denmiş, karıştırılmış, pergel ve pusula olacak. Çeviride, özgün metinde olmayan katkılar da var elbet. S.136’da “yerlere ve özellikle de mekânlara” denmiş oysa özgün metinde sadece place and time deniyor. Bazı sözcüklerin gündelik dildeki karşılıkları da bilinmiyor ya da üzerinde düşünülmemiş: s.61’de “tek yaptığım bir ressamın dükkânına gitmekti” deniyor, ressamın atölyesi, işliği daha uygun değil mi örneğin? S.195’te “kölelerinden biri” deniyor oysa Vassal köle demek değildir. S.69’da “deli külahı” denmiş o soytarı külahı olmasın?. Yine aylar karıştırılmış, Ekim yerine Kasım (s.177), dikey yerine düşey (s.80) yazıldığı olmuş, önce kilometre sonra mil (s.89) denmiş, rakamlar karıştırılmış… Gerçekten çok sayıda hata, özensizlik ve uydurma var kitapta.
Kaynak: derin hakikatler: Soluk Kesici Poe Çevirileri
İnsan bunları okudukça hayret ediyor. Dost Bey’in İthaki’den çıkan Poe çevirisi.
Ben İthaki’nin filmlere, dizilere çok önem verdiğini sanmıyorum açıkçası. Verselerdi eğer Neil Gaiman ve Terry Pratchett ikilisinin yazdığı Kıyamet Gösterisi de çoktan gelmiş olurdu. Üstelik uzun zamandır baskı bekleyen bir kitap ama gelmedi.
Ben böyle bir durum olduğunu sanmıyorum. Çoğunca editörler zaten her çevirmenin çevirisine gayet müdahale ediyorlar. Özellikle Rıhtım’da benzer durumları epeyce gördük, okuduk. Verilen kitap isminin habersiz değiştirilmesi, çevirmenin seçtiği birçok kelimenin alakasız kelimelerle değiştirilmesi gibi şeyler oldu. Çevirmen elinden çıkınca iş editöre kalıyor daha çok.
Acaba çevirdi de hazırda mı bekletiyorlar? Filmin gazı ile birlikte piyasaya sürerlerse daha çok satacakları kesin. Filmin de kötü olacağını hiç sanmıyorum. Yönetmeni çok iyi, oyuncular deseniz şahane. Şimdi düşününce bana mantıklı geldi.
İMDB den filmin çıkış tarihine bakayım dedim, 18 aralık 2020 olarak gözüküyor. Bu tarihe kadar da bekletmezler, önden 5. kitap sonrasında da filme doğru 6. kitap çıkabilir. Belki de ben çok optimistimdir bilemiyorum.
Ben de buna benzer bir şey bekliyorum.
Arkadaşlar adamın eski çevirisi ile yeni çevirisi arasında devasa bir fark yok. Kitabın çevirmenden beklendiği falan da yok. 6. kitabı filmin çıkış tarihine yakın bir dönemde yayınlayıp filmin çıktığı dönemde de kutulu, ciltli yeniden basım yapacaklar.
@Agape İthaki’nin filmlere, dizilere çok önem vermediğini söylemişsiniz ama; değiştirilmiş karbon, before watchmen, -yanılmıyorsam- bird box ve amerikan tanrıları benim aklıma gelenler.
Aslına bakarsanız bu tutum makul, kabul edilebilir bi pazarlama taktiği. Ama geleneksel hale gelince insanın canı sıkılıyor.
Değiştirilmiş karbon dizi zamanı kutulu çıkmadı diye biliyorum. İkinci sezonla olur mu? Belki olabilir elbet. Watchmen 2016’da ikinci baskısını yapmış. Üçüncü baskı 2019’da olmuş. Dizi de 2019’da gelmiş. Kafes 2015 yılından beri belli zaman aralıklarıyla basılmış. Hatta kitabı varken filmden bahsedilmiyordu. Kimse doğru dürüst duymamıştı bile. Velhasıl, benim bahsettiğim sırf dizisi/filmi geliyor diye bir kitabı çıkartmadıkları. Her zaman aynı şey olmuyor. Kıyamet Gösterisi dizisi geldi, izledik ve ikinci sezon bekliyoruz ama 2012 yılından beri gelmedi. Dizinin geleceği aylar öncesinden belliydi. Her zaman aynı şekilde olmuyor. Hatırlayabildiğim ve bakabildiğim kadarıyla böyle. Dune için zaten herkes kendi başının çaresine baktı. Bu saatten sonra çıksa da çıkmasa da çok bir fark yaratacağını veya kutulu sınacaklarını hiç sanmıyorum. Kutu BKK içinde olan bir seriden bahsedilirse çok saçma durur. Ayrıca yan kitaplarıyla birlikte oldukça geniş bir seri. Yani yan kitaplara doğru devam ederek bunca zamandır çıkartabilirlerdi. Hatta bu da bir satış politikası olurdu. Normalde çok satmayan yan kitapları da pazarlama şansları olurdu böylece. 
Merhaba arkadaşlar.
Dune okumaya başlamak için nereden başlamam gerekir?
Kaç kitabı var, hala devam ediyor mu, hepsi çevrildi mi?
Alttaki 4 parça ile başlayayım mı?
Dune
Dune Tanrı İmparatoru
Dune Çocukları
Dune Mesihi
Ana seriyi bu sırayla okuyabilirsin. Sonrasında ise Cihat ve Haneden üçlemesine başlayabilirsin.
- Dune
- Dune Mesihi
- Dune Çocukları
- Dune Tanrı İmparatoru
- Dune Sapkınları
- Dune Rahibeler Meclisi
İthaki ana seriden ilk 4 kitabı bastı. 5. kitabı 3 senedir bekliyoruz. Bu sene basacaklarını söylüyorlardı en son.
Kabalcı baskısında ise ana seri, cihat ve hanedan üçlemesi olarak 12 kitap basıldı. Biraz uğraşarak 12 kitabı da bulabiliyorsun.
Çok teşekkür ederim.
İthaki neden basmıyor? Vakıf serisi de yarım kaldı.
Cihat ve Hanedan oyunlarda ki dlc mantısı gibi mi?
Ana hikaye ile bağlantılı sanırım.
Neden basmadıklarını bilmiyorum. İthaki’nin dediğine göre çevirmeni bekliyorlarmış. 
6 kitaplık ana seriyi Frank Herbert’in kendisi yazıp yayımladı. Ölümünden sonra oğlu Frank Herbert’in notlarından yola çıkarak Cihat ve Hanedan serisini yayımladı. Cihat ve Hanedan üçlemesini henüz okumadım ama kronolojik olarak ana seriden önceki olayları anlatıyor. Ana seriyi okuduktan sonra eğer daha fazlasını isterseniz bu üçlemelere bakabilirsin. 
