En Son İzlediğiniz Anime?

17471

Aoi Bungaku

İlk olarak en beğendiğim bölümler olan Ningen Shikkaku(İnsanlığımı Yitirirken) ile başlayayım. Uzun zaman sonra sahnelerini tekrar tekrar döneceğim kısımlardı. Yazarı Osamu Dazai’nin adeta intihar notu gibi bir şey olduğu anlatıcı tarafından da söyleniyor. Ana karakter Osamu Dazai’nin adeta yansıması(Son dönemleri için.) hatta yazarın ölüm şekli bile romanda geçen bir şekilde gerçekleşiyor.

Elbette Japon değilim anime hikâyeyi ne derece iyi uyarladı yorum yapamam ama dediğim gibi ara ara bazı sahneleri dönerim gibi. Müzikler, atmosfer, ana karakter çözümlemesi harika bence.

10/10 bu kısımlar.

Sakura no Mori no Mankai no Shita(Korulukta, Serpilmiş Kiraz Çiçeklerinin Altında)

Akiko apla tam bir femme fatale. İşte erkeğini böyle kendine kul köle yapacaksın. Yine başka bir Japon hikâyesi, filmi de varmış araştırınca gördüm. Basitçe dağlarda yaşayan, ama kendince bir ahlak anlayışı olan dağ haydutunun, Akiko aplaya aşık olması ve aşkı için her türlü pis işi yapmasını işliyor. Bir diğer değişle kendini kaybediyor adam. Kul köle oluyor aplaya. Tabii Sakura(Kiraz çiçekleri) önemli bir yer tutuyor hikâyede o spoiler olmasın.

Tabii seri kendince yorumlar da katıyor misal günümüz dünyasından da eklentiler falan var bence gereksiz o kısımlar. Ama müzikal kısımlarını sevdim.

7/10.

Kokoro

Bu bence epey ortalamaydı. Tek özel yanı hikâyeyi orijinalinde olmadığı halde bir de karşı taraftan anlatıyor. Kötü değildi yine de ama çok hoşuma gitmedi bu kısımlar.

Hashire, Melos!(Koş, Melos!)

Yine Osamu Dazai ağabeyin bir başka hikâyesi. Ama Madhouse yine kendi yorumunu katmış, bir de günümüze uygulamış hikâyeyi. O kısımlar bayağı bromance(bir iki tık ötesi hatta.) ama hoş olmuş. Atmosfer yine çok kuvvetli. Sonu duygusal ve İnsanlığımı Yitirirken kadar depresif değil çünkü yazdığı sıralar Osamu ağabeyin kafa biraz daha yerindeymiş.

7/10

Kumo no Ito(Örümcek İpliği)

Bu daha çok bizdeki öğüt vermek amaçlı yazılan kısa öykülere benziyor ki zaten Japonya’da epey çocuklara falan okutulan bir kısa öyküymüş. Hayatı boyunca asan, kesen, öldüren kimseye acımayan soğuk kanlı bir katilin; hayatında yaptığı tek iyi şeyden hemen sonra ölmesi üzerine yazılmış bir öykü.

Jigokuhen

Üstteki yazarın başka bir öyküsü. Bu sefer çok daha karanlık ve sert çünkü yazarının intihara teşebbüs ettiği çok sancılı bir döneminde kaleme almış. Basitçe imparator’un, ülkesinde yaşayan dünyanın en büyük sanatçısına mezarına ülkesinin resmini yaptırmak istemesi. Ama çok yozlaşmış bir yer olduğu için ana karakter buhrana düşüyor ve gördüklerinden sonra karanlık şeyler resmetmeye başlıyor ve dünyanın gerçek halinin karanlıktan başka bir şey olmadığını anlıyor.

Genel olarak bakarsak müzikler, animasyonlar ve hikâye sunuşları gayet güzeldi. Ben tatmin oldum. Özellikle İnsanlığımı Yitirirken şaheserdi bence. 8/10 oynar genel olarak.

Fate-stay_night

Fate Stay Night

Bu izlediğim üçüncü ve son Stay Night rotası oldu. Açıkçası Ufotable kalitesine alıştıktan sonra bu eski animasyonlar sarmaz diyordum ama yanılmışım. Müzikleri tanımlamak gerekirse harika, muhteşem, şaheser. Müzikler ve atmosferi inanılmaz beğendim. HF’de Sakura’ya, UBW’de Rin’e odaklanırken rotada ana kadın karakterimiz Saber. Üçü de iyi işlendi bence üç seride. Animasyonlar gerçekten kötü ama müzikler, atmosfer ve rotanın kendisi güzel olunca sardı gayet.

Genel Fate serileri sıralamam şöyle; HF>>>OG Stay Night>UBW=Zero gibi gibi.

5 Beğeni

Mashle
Harry Potter çakması diyerek küçümsediğim bu animeyi bu kadar çok seveceğimi hiç düşünmezdim. İki sezonunu da çok severek izledim. Harry potter evreninde geçen one punch man gibi bir anime. Ana karakter Mash’ı da çok sevdim.

Dandadan
Hayaletler, uzaylılar, paranormal olaylar ve istemeden güç kazanan karakterler deyince klişe gibi olacak ama tavsiye ederim bu da çok eğlenceli ve bölümlerin nasıl geçtiğini anlamadığımız bir anime olmuş. Haftalık netflixte yayınlanıyor.
Bu arada 7. Bölüm animenin eğlenceli haline büyük bir tezatla yüreklerimizi dağladı. Fena bir bölümdü.

5 Beğeni

Bocchi the Rock!
“Meh işte” seviyesinde, atlaya atlaya izlediğim ama izlerken de keyif aldığım bir animeydi.

Puanım: 6/10

Id: Invaded
Hayal gücü geniş kimselerce oluşturulmuş, buna karşın ayakları yere basan, insanı düşünmeye sevk eden, muhteşem bir anime.

Animenin; bilimkurgu, polisiye ve psikolojik yönleri birbirini çok iyi dengeliyor.

Serinin finali, geri kalanına yakışmayacak ölçüde, yalın olduğu için puanım: 9/10.

3 Beğeni

Sousou no Frieren

Aslında bu tarzda içeriklere çok doyduğumdan izlemeyi planlamıyordum ancak izleyecek bir şey bulamadığımdan başlamış bulundum.

Seriyle ilgili en dikkatimi çeken ve sevdiğim şeylerden biri karakterlerin olaylara verdiği tepkiler oldu. Özellikle Fern’in tepkileri çok sevimli. Yine çok sevdiğim başka bir şey de karakterlerin birbirleriyle olan ilişkisi, bağı. Hani bazı serilerde yaratıcı karakterler arasındaki bağı çok kuvvetli olarak nitelese de izlerken ya da okurken hissedemeyebiliyorsunuz. Bence Frieren bu konuda çok başarılı.

Hikâye zaten asıl olaylar olup bittikten sonrasını anlattığından çok kuvvetli bir merak unsuru, sürükleyiciliği yok. Ancak buna rağmen bir sonraki bölümü açmak istiyorsunuz. İki karakter küstüğünde birbiriyle barışma çabaları bile çok hoş geliyor.

Battle yönüyle çok öne çıkmasa da bence büyü sistemi falan da gayet iyi olmuş.

Bu tarz karakterin içsel yolculuğu, anlam arama çabası, yalnızlığı vb. hayata yönelik içeriklerden çok farklı bir şey yaptığını düşünmemekle birlikte yapmak istediği şeyi çok iyi yaptığını düşünüyorum.

Ayriyetten mangasının çizimleri de çok güzel, anime bu kadar kaliteli olmasa mangaya da geçilebilirdi.

Ben memnun ayrıldım seriden, ikinci sezonu da büyük bir keyifle takip edeceğimi düşünüyorum çıktığında.

5 Beğeni

Inuyashiki
Gantz’ ın da yazarı olan Hiroya Oku’ nun animesi. 10 cilt Gantz okuduğum için çizimdeki benzerlikler hemen göze çarpıyor.

3 Beğeni

77356

FLCL - Furi-kuri

Aslında bu tarz hikâye anlatımına sahip serileri pek sevmesem de, tıpkı Evangelion gibi istisna oldu benim açımdan. Tıpkı onun gibi asıl olayı yaşattığı duygular ve atmosferi çünkü. Arkadaki büyük-evreni ilgilendiren- olaylar sadece motif olarak kalıyor.

Komik, enerjik, absürt ama bir o kadar da depresif. Çok özgün bir eser gerçekten. Animasyon tarzı, müzikleri -özellikle müzikleri şaheser- çok hoş. Biraz Tengen Toppa Guren Lagann’ı da andırmadı değil. Tabii onun gibi saf mecha değil ama. Karakter tiplemeleri klasik olsa da işlenişleri eşsiz. Özellikle Mamimi’ye bayıldım.

Özellikle rock müzikle haşır neşir olan ve mecha seven insanların çok sevecebileceğini düşünüyorum.

Hikâye anlatımı tarzım olmasa da gerçekten çok sevdim bu animeyi. 93/100.

5 Beğeni

En son Uzumaki’yi bitirdim, keşke film olarak çıkarsalarmış. Çoğu hayranın beklentisini karşılayamadı.

2 Beğeni

Bu tarz oyunları oynayan birisi olarak çok beğendim. Sabah başlayıp akşama iki sezonu hemen bitirdim. Çok sürükleyiciydi. Çok da güzel entegre etmişler gerçek dünyaya. Pantheon ve Matrix tarzı bir sonu farklı bir şekilde bitirirlerse bayağı sevilecektir.

8/10

4 Beğeni

2 Beğeni

2 Beğeni

Dan Da Dan’a başladım. İnanılmaz hoşuma gitti.

Çizim tarzı ilk başta hiç hoşuma gitmemişti fakat biraz izledikten sonra alıştım. Gayet iyi gidiyor. :smile:

4 Beğeni

Sıradan Bir Köylü Hünerli Bir Kılıç Ustası Oluyor.

İçinde kılıç ve büyü var diye başladım. Şimdilik pek bir numarası yok ama eğlenceli gibi duruyor.

2 Beğeni


Serial Experiments Lain

Piyasada ne kadar ruh hastası seri var izlemeye okumaya yemin etmiş biri olarak, eksiklerimizden biriydi.

Olabilecek en soyut anlatımlardan biri var, kendince çok yaratıcı bir de konsepti var. Bugünlerin internet teknolojisini o günlerden görmüş.

Ancak serinin hikâyesi, bilim kurgu arka planı sadece motif. Tıpkı Evangelion ve FLCL’de olduğu gibi. Hissizlik, yabancılaşma, toplumdan kopukluk gibi hisleri izleyiciye aktarmak buradaki mesele. Yani detaylara çok hakim olunmasa da sıkıntı yok çünkü kimse bu serileri hikâyesi için izlemiyor. Depresif yanını doyuruyorsa sen mesajı almışsın zaten.

Ha, elbette arka planda takip etmen gereken şeyler var ama ana odak farklı.

Sanal dünya “Wired” ile gerçek dünya arasındaki çizginin silikleşmesi, kablolar ile insanların giderek iç içe geçmesi olabilecek en depresif şekilde aktarılıyor. Tam benim kalemim mesela. :smirk:

images

Lain’in ayı pijamaları çok tatlı bu arada almak lazım bir tane.

87/100 diyelim.


Don’t toy with me Nagatoro-san 2. sezon

İlk sezonu izlemiş ve burada epey gömmüştüm. İnsanların böyle bir shitfest’i nasıl sevdiğini de hiç anlamlandıramamıştım.

Ancak ikinci sezonu öylesine açıp izlediğimde seriye olan bakış açım ve duygularım değişti. Çünkü ikinci sezon bayağı olmuş.

Çok tatlı bir romcom’a evrilmiş seri, ilk sezonda toksik gelen ilişki bu sezon epey rayına oturmuş. Bir kızın, dört göz bir oğlana zorbalık yapmasını ilk sezonda ne kadar irrite edici işlemişlerse bu sezon gayet hoş ve tatlı bir şekilde işlemişler. Nagatoro ve senpai’nin ilişkisi bu sezon fazlasıyla oturmuş.

İlk sezona 3 vermiştim sanırım, bu sezona ise 6 verdim. İlk sezon da bu kafada olsa romcomlar arasındaki yeri çok daha sağlam olurdu diye düşünüyorum.

4 Beğeni

Bu başlıkla adı özdeşleşmiş @GkiraraJ vardı. Hiç sesi çıkmıyor. En son askere gitti ondan sonra kayboldu. Nerelerdesin ?

2 Beğeni

Henüz iki bölüm izledim. İyi ya da kötü diyemem duygular nötr, en azından sıkılmadım diyebilirim. Fakat bazı basit şeyleri çok hızlı atlayarak ilerlemişler. Noveli bilmeyen kişiler de boşlukları doldurabilir ama izleyici kitlesi casual şeyleri fikir yürüterek halledebilir mi emin değilim. Bir yandan da aslında hoşuma gitti, anime olarak cüretkar bir yaklaşım çünkü her şeyin aptala anlatılır gibi anlatıldığı bir alan animeler.

4 Beğeni


3 Beğeni

Sakamoto Days
Dünyanın gelmiş geçmiş en iyi tetikçisi Taro Sakamoto bir gün aşık olur ve aşk uğruna tetikçiliği bırakıp evlenip çoluğa çocuğa karışır. Yıllar sonra market işletirken ve kilo almış bir şekilde görürüz onu ve bela yine peşini bırakmaz. Diğer tetikçiler arasında bir efsanedir ve sürekli onu öldürüp isim yapmak isteyenlerin saldırılarına uğrar. Yanında çıraklarıyla birlikte onlara saldıranlara karşı mücadelesini ve yaşadıklarını baya eğlenceli bir şekilde izliyoruz. Gayet keyifli, bazen bana Gintama’yı hatırlatan (Sakamoto’yu Gintoki’nin seiyusu seslendiriyor) eğlenceli bir anime. İkinci sezonu da çıkmış ama ona daha başlamadım.

Kijin Gentōshō (Sword of the Demon Hunter)
Son zamanlarda çıkan animelerin içerisinde bu anime kadar değeri bilinmemiş başka bir anime daha görmedim sanırım.
Animemiz Edo dönemi Japonya’sında geçiyor. Jinta ve kızkardeşi evden kaçtıkları sırada bir samuray tarafından kurtarılıyor ve evlat ediniliyor.
Artık o samuray ve kızıyla birlikte Kadono köyünde kalmaya başlıyorlar. O köy de katanalarıyla meşhur bir köy, özellikle iblislere karşı etkili olan katanalar üretirler. Yıllar sonra Jinta büyür ve köydeki iblislere karşı koruyucu özelliği olan tapınağın ve içindeki tapınak kızının koruyucusu olur. Sonra olaylar gelişiyor (baya spoiler) ve Jinta köyün efsanevi kılıcını da alarak ülkeyi dolaşıp iblis avlamaya başlıyor.
Her bölümü dolu dolu bir anime. İzlerken Demon Slayer gibi bir anime beklemeyin bu onun ciddilisi ve daha güzeli.
Bazı bölümleri aksiyonu az ve ağır gelebilir ama Dororo ve Mushishi gibi animeleri sevenlerin beğeneceğini düşünüyorum.

Takopi no Genzai

Mutluluk gezegeninden gelen Takopi isimli ahtapotumsu pembiş uzaylının amacı dünyada karşılaştığı insanların yardım ederek onları mutlu etmektir. Bu amaçla bir gün Shizuka isimli kızla tanışır. Onu mutlu etmek ve güldürmek için bazı şeyler yapar ama olaylar bambaşka bir şeye dönüşür. Tam anlatamıyorum ama afişine vs aldanmayıp, çocuk animesi mi bu diye düşünmeyip mutlaka izlemenizi tavsiye ediyorum. Henüz 3 bölüm izledim ve özellikle ilk bölümü olmak üzere her bölümü aşırı vurucu ve şok edici. Eşim bunu önerdiğinde ama bak biraz dram diye uyarmıştı. Birinci bölümün sonunda BİRAZ MI? diye kızmıştım :d.
Son aylarda izlediğim en iyi anime olduğunu daha bitirmeden iddia ediyorum. Zaten toplamda 6 bölümlük bir anime. Myanimelist puani 8,88.

6 Beğeni

Güncel olarak One Piece’i zaten izliyorum. Fakat uzun zamandır anime izlemiyordum onun dışında. Şöyle bir bakayım ne var ne yok dedim. Her yerde Takopi konuşuluyor. Zaten kısa izleyeyim dedim. Kahretti beni, gerçekten o duyguyu geçirdi bana. Bence de son zamanların en iyilerinden.

En kötü yanı ise kısalığından dolayı anime hakkında kimseye bir şey anlatamıyor oluşunuz. Neresinden tutsan spoiler oluyor.

3 Beğeni

Büyük bir Digimon fanı olarak izlerken ağladım çocukken izlediğim karakterlerin benimle birlikte yaşlanması çok garip hissetirdi. Pokemon animesinde yada filmlerinde asla işlenemeyecek konuları işlemelerini seviyorum.

5 Beğeni

Anime: Petshop of Horrors

Bölüm: 4

Tür: Fantastik, Psikolojik

Yapım Yılı: 1999

Konusu: Kont D isimli egzantrik bir adam, sıradışı ve epey nadir bulunan hayvanlara sahip bir petshop’un sahibidir. Trajediler yaşamış müşterilerine sevgi ve rüya satıyorum diyerek nadide hayvanlar satmaktadır. Hikayemiz de petshop müşterilerinin yaşadıkları gizemli olaylar etrafında dönüyor. Olaylara Leon isimli bir dedektif de dahil oluyor.

İlk bölümünü zayıf bulsam da diğer bölümleri severek izledim. Başta korku türünden bir şeyler bekledim ama daha çok psikolojik yönleri ağır basan fanfastik bir yapımdı. Eski yapımları daha çok sevdiğimi fark ettim. Çizimleri de hoştu. Farklı birşeyler izlemek isteyenlere tavsiye ederim… :slight_smile:

5 Beğeni