En Son İzlediğiniz Film?


(Hakan Tunç) #1

En son izlediğimiz filmlerle alakalı bilgi verebileceğimiz ve kısa yorumlar sunabileceğimiz başlık da tam olarak burası oluyor!


#2

leon the professional, evet biraz geç oldu ama en sonunda bu filmi izleyebildim. Yorum yapmak istemiyorum. İzleyip siz karar verin.


(Pilav Ye, Kadınlara İnan) #3

Yeraltı. Ancak şunu belirtmek gerekiyor ki film, yalnızca kitabın belli başlı kısımlarından esinlenmiş. Maruz kaldığı eleştirilerin çoğunda bir uyarlama olarak ele alındığı için belki biraz haksızlığa uğrayan Demirkubuz filminin, bu küçük ayrıntı atlanmadığında daha sağlıklı ele alinabilineceği kanaatindeyim. Aksi takdirde bence kitap boyunca hissedilen ve sebebi belli olmayan o iç sıkıntı başarılı bir şekilde yansıtılmış ve Engin Günaydın da oyunculuğunun en başarılı örneklerinden birini sergilemiş. Yer yer filme katlanamıyor gibi olsam da aynı hislere kitap boyunca da kapıldığım aklıma gelince bunu film için olumlu bir yanmış gibi ele almak gerekiyormuş gibi geldi bana. İzleyen varsa bu seveni de sevmeyeni de fazlaca olan film hakkındaki düşünceleri neler paylaşırsa ne hoş olur :kr:


(Pilav Ye, Kadınlara İnan) #4

Ayrıca dün başlayıp henüz bitiremediğim Cezanne et Moi’ye de değinmeden geçemeyeceğim. 1800’lerde geçen filmin ana karakterleri Fransız ressam Cezanne ve yazar Emile Zola’nın yanında Maupassant, Vollard, Marguerite ve Manet gibi sanatçıların da yer almasıyla film enfes bir lezzete bürünüyor. O dönemin Fransasına tanık olmak insanın yüzünüze bir gülümseme yerleştiriyor. Ben böyle edebiyatla ve sanatın diğer dallarıyla iç içe geçmiş filmlerden çok hoşlandığım için filme daha şimdiden bayıldım…


(Cem) #5

Alexander Payne’in 2004 tarihli filmi Sideways’i izledim.
İlk başlardaki Paul Giamatti’nin doğal oyunculuğuyla da şekillenen içten anlatımı beğendim. Bariz bir şekilde kişiler arası ilişkilerden karakterlere söylenen oyunculuk tarzına kadar doğal akış amaçlanmış, ancak filmin bütününde bu anlatımı istediği şekilde koruyamıyor, hatta içten olmak isterken yer yer bunu yapamadığından yapmacık oluyor.

Çok farklı konulara sahip filmler olsa bile, doğallık konusunda son dönemlerde çıkmış Manchester by the Sea filmiyle ufak bir karşılaştırma yapabiliriz. Çünkü bu film doğal anlatımını filmin geneline yayılacak şekilde müthiş bir şekilde aktarmıştı ve bunu izleyiciye hissettiriyordu. Özellikle Casey Affleck üst düzey oyunculuğuyla bu anlatımı desteklemişti.

Sonuç olarak izlenebilir ancak orta düzeyde bir film olmuş Sideways.


(xxxxxxxxxxxx) #6

Yeraltı’nı bir ay önce falan izledim ben de, söylediklerinin çoğuna katılıyorum. Engin Günaydın’ın oyunculuğu da fazlasıyla başarılıydı bu film için bana kalırsa. :kr:


(nostaljik portakal 🍊 ) #7

Henüz bitmemiş olsa da Chaplin’in Modern Times’ını izliyorum. Gerçekten de izleyene kadar abartıldığını düşündüğüm, izleyince hem teknik olarak ağzımın açık kaldığı hem de dönemini muhteşem anlatan bir film. Üzerine saatlerce konuşulabilir eğer birazcık o dönemler ve filmin çekiliş macerası araştırılırsa.


#8

En son Arif v 216’yı seyrettim. Genel kanının aksine de çok beğendim. Cem Yılmaz’ın sinema ve sanat anlayışı aslında uzun uzun konuşulabilecek bir konu. Filmi beğenmeyenleri de anlıyorum, beğenenleri de anlıyorum. Ben çok beğendim ama, bi ara gülerken lens kaydı gözümden, o derece :smiley:


#9

Yav sonunda mantıklı konuşan birilerini görmek gözlerimi yaşarttı :roll_eyes:


(oh, hi mark!) #10

The Florida Project

cannes’da prömiyerini yaptığı günden beri bekliyordum, ödül sezonunda da epey konuşuldu, belirli meslek ve eleştirmen birliklerinden de ödüllerle ayrıldı. yüksek ihtimalle de oscar’da en iyi film dalında yer alacak.
filmi bu üst beklentilerle izlememin de etkisiyle beraber, belirli açılardan tatmin edemedi, ancak filmin geneline bakınca, amerikan bağımsız sinemasının takip edilesi yönetmeni sean baker’ın, bir önceki filmi tangerine’de olduğu gibi yine kendine özgü tarzını görebilirsiniz. kullandığı mor-pembe renk paletleri, çocuk oyuncuların performansları ve karakterlerin olaylara karşı gösterdikleri reaksiyonlar filmin modunu yükseltiyor.
7/10


(Hazal Çamur) #11

Seven Sisters (What Happened To Monday?)

Vizyona girmesini heyecanla beklediğim, sinemada izleyemediğim için çok üzüldüğüm ve izleyince de “bu muydu?” dediğim bir yapım oldu. Bir de üzerine çağımızın şartlarına göre çok yanlış bir mesaja sahip :sweat:

Konu çok güzel. Konusuna halen daha çok beğeniyorum. Fakat işleyiş bir aksiyon filmi olmuş. Sorun ilk olarak burada başlıyor. Hollywood aksiyon filmlerinde inanılmaz sıkılırım, çünkü asıl amacı olan izleyiciye adrenalin enjekte etmeyi benim üzerimde başaramıyorlar. Sıkılarak izleyince de filmler iyice yavanlaşıyor.

Aksiyon sahnelerinde bazı mantık hataları olan, kurgusu güzel düşünülmüş ama işlenişte kurgunun güzelliğini öne çıkaramamış bir yapım oldu benim için. Çok çok yanlış mesaj da cabası

Dünyada zaten kaynaklar yetmiyor, insanlar çılgınlar gibi üreyerek dünyaya ait ne tür kaynak ve canlı türü varsa sömürüyor da sömürüyor. Film ne diyor? ÜREYİN! Oohhh, deliler gibi üreyin. Bakın çocuk politikaları tü kaka pistir. Yaşasın özgürce, sorumsuzca üreyebilmek!

Bravo :expressionless:

Son olarak, filmdeki tek cinsellik sahnesinin neden pornografiye döndüğünü çok anlamadım. Eserlerde cinsel içeriğe karşı kayıtsız biriyim. Fakat filmin amacı doğrultusunda bakıldığında epey detaylı bir seks sahnesi izledik. Satış taktiği olabilir mi? Bana biraz ucuz bir oyun gibi geldi.


(oh, hi mark!) #12

Borg McEnroe

björn borg ile john mcenroe arasındaki rekabeti odak noktasında tutan , 1980 wimbledon final maçını ve öncesinde yaşananları sporcuların gözünden aktaran, bir spor draması. rush (2013) tadında bir film olmuş. sporcuların motivasyonlarını, kaygılarını ve aralarındaki geçen rekabeti güzel aktarmışlar. ayrıca bu yıl yapılan bir diğer tenis bio-draması battle of the sexes’dan daha iyi.


#13

Nebraska
Alzheimer hastası Woody Grant karakterinin bir nevi yolculuğunu anlatan Nebraska filmi gerek senaryosu, gerek oyunculukları veya muhteşem çekimi ile kesinlikle izlenmesi gereken film. İzlerken sinematografi kalitesine hayran kaldığım bir film.


(Mustafa Güngören) #14

The Blair Witch Project

Bilirsiniz bir grup meraklı genç ormana gider ve… (severim böyle filmleri kafa dağıtmalık) olanlar olur.
Klasik kurguya sahip ama beni gerim gerim gerdi açıkçası. Film baştan sona el kamerasıyla çekiliyor. Ortada herhangi bir canavar, yaratık falan; aniden çıkmalar ve sesle ürkütmeler yok. Fakat karakterlerin yaşadığı ruhsal bunalım o kadar gerçekçi ki bir süre sonra siz de acaba ben orada olsaydım neler olurdu diyorsunuz ve onların hissettiklerini hissettiğiniz için geriliyorsunuz. Beğendim açıkçası, vakit geçirmek için izlenebilir bir film.


(YAKUP ERTÜRK) #15

dangal
film uluslararası bir turnuvada altın madalya isteğini kendisi başaramayınca oğlunun bunu başarması hayaliyle yaşayan bi adamın hikayesini anlatıyor.gel gör ki adamın erkek evladı olmuyor bir süre sonra kız çocuklarında bu ışığı görünce hayalini gerçekleştirmek için kızlarını eğitmeye başlar.

aamir khan filmlerini severim.3 idiot olsun taare zamaan paare olsun pk olsun güzel filmlerdir. dangal da güzel bir filmdi fakat anlattığı hikayeyi sevsem de işlenişini pek sevmedim.daha doğrusu çok sevmedim. film güzeldi ama ben biraz beklentiyi yüksek tuttum heralde. müzikleri güzeldi.


#16

ARİF V 216 : Samimiyeti ve izleyiciye verdiği değere müthişti…

Söner Yalçın yazmış… Katılmamak ve şaşırmamak ne mümkün!


(at adam) #17

Dün gece Mother filmini izledim oldukça enteresan bir filmdi bolca incilden alıntılar ve anlamını dahi bilmediğim bir çok sembolik unsur var içinde, filmde orman içinde bir evde yaşayan sıkıcı hayatları olan bir çift görüyoruz, ve sonradan fark ediyoruz ki erkek oyuncu Tanrıyı kadın oyuncu ise doğa anayı tasvir ediyor ev ise dünyayı, yönetmen oldukça farklı bir dille yaradılış sürecini ve insanın doğasını ve dünyaya verdiği zararı işlemiş.


(Mert Özden) #18

Film bazı önemli yerleri çok çabuk işleyip geçmeye çalışıyor. Bu çok göze batıyor. Diğer yandan, oyuncuların performansı, müzikler, setler ve dekorlar göz dolduruyor. Birçok yönden The Lord of The Rings izliyormuşsunuz hissine kapılıyorsunuz. Bu çok normal, çünkü yönetmen John Boorman yola, The Lord of The Rings yapmak için çıkmış. Ama stüdyodan yeterli desteği görememiş. Bu yüzden Le Morte d’Arthur’u uyarlamaya karar vermiş. İzlemenizi şiddetle tavsiye ediyorum.

8.5/10


(MerterKrkmz) #19

images

Kitabı okudukdan sonra filmi izlemenizi önermem , bırakın okuduğunuzda hayalinizde canlandığı gibi kalsın herşey…
Atlanılan birçok detay var filmde , şahsen beklediğim sahnelerin neredeyse hiçbiriyle karşılaşmadım.Fakat kitabı okumadan izlenirse belli bir seviyede memnun olabilirsiniz.


(Zeynep) #20

images
Bir çırpıda bitti.Görsel şölen desem yeridir.Sanata aşık bir insanı tekrar aşık edebilir…