En Son İzlediğiniz Film?


#21

Yamyam sineması diye adlandırabileceğimiz bir sektör olsaydı bu film baş sıralarda olurdu. Alt metni olmasına rağmen izlenmesini tavsiye etmem zira pek hoş sahneler barındırmıyor. Filmin yönetmeninin zamanın da, filim de oyuncuların gerçekten öldürüldüğüyle ilgili bir idda ile mahkemeye verildiğini de söylemeden geçmeyeyim.


(at adam) #22

Yaklaşık yirmi, otuz dakika önce Nolan’nın Dunkirk filmini bitirdim genel görüntü olarak gözümü doyurmayı başarabildi genel planları güzeldi, gayet izlenilebilir bir film fakat kurgu olarak beğenmedim sıradan bir düzene sahip olmayan değişik bir kurgu yapmışlar takdir ediyorum ama ben bunun anlatıma zarar verdiğini düşünüyorum.


(k) #23

Ben de Loving Vincent’i yazmak için gelmiştim.

Görsel şölen desem yeridir.

Görsel ve işitsel bir şölendi. 2 kere izledim, doyamadım.


(Dedektif Sunay Kanmaz) #24

American History X

Bu filmi geç izledim ama ne derler bilirsiniz; geç olsun güç olmasın :slight_smile: Film hakkında ne diyeceğimi bilmiyorum… Aslında konu çok klasik (BUNDAN SONRA SPOILER OLABİLİR) Sert yapılı, lider ruhlu ana karakterimiz, inandığı yol uğruna cinayet işler ve hapise düşer… İçeride yaşadıği olaylar yüzüne bambaşka bir insan olarak çıkar dışarı; gerçekten klasik bir konu ama hikaye iyi kurgulandığı için bu detay pek kafanıza takılmıyor. Film ırkçılık üzerinden birçok ders çıkarmanızı sağlıyor. İzlemeyen varsa tavsiye ederim


#25

Az önce yeniden Esaretin Bedeli’ni izledim. Muhteşem bir şey.


#26

The Hateful Eight, müthiş!.
:metal:


(Nisa) #27

Kayhan ( hıh) çok saçma bi filmdi verdiğim paraya yazık.Ama "Cebimdeki Yabancı"ya gitmeyi çok istiyorum.


#28

Groundhog Day’i ikinci kez bayılarak izledim. Valla tüm sıkıntımı sildi süpürdü :slight_smile:


(Bird of Hermes) #29

Red’in son sanhede pasifiğe nazır, arkadaşına yürümesi insanın içini özgürlükle dolduruyor ya o sahne için bile izlenir bütün film, diğer kısımların da ayrı kalır bir yanı yok gerçi.


(Onur Uslu) #30

Bu filmi benim bile midem kaldırmamıştı o zamanlar ki Cannibal Corpse falan dinliyordum. Dexter sayesinde bakış açım biraz değişmişti şiddet içeren filmlere karşı ama o film bayağı aşırı geldi =)

Bu arada en son Phantom Thread’i seyrettim. Çoğu kişi sıkıcı bulabilir ama her Paul Thomas Anderson filminde olduğu gibi sabrederseniz karşılığını bir şekilde alıyorsunuz. Bu filmin verdiği mesaj büyüleyici geldi bana. Aslında hiç inandırıcı bulmamıştım filmin anlatmak istediğini ama tuhaf bir şekilde film ilerlerken sarmış etrafımı. Daniel Day-Lewis diğer aktörlerden bayağı bir şekilde ayırdı kendini bu arada. Bambaşka bir insan rolüne bürünebilme de kesinlikle üstüne yok! Tom Hanks kapışıyor gerçi bu sıra ama yine de… =)


#31

jim jarmusch - stranger than paradise


(Onur Uslu) #32

The Ritual potansiyeli yüksek ama harcanan bir film olmuş. Sonlarında filmin bitmesini bekledim adeta.


(nostaljik portakal 🍊 ) #33

Yılmaz Güney’in Sürü’sünü izledim. Filmde tek bir saniyeliğine bile sıkılmadım. Hâlbuki başından sonuna memleketin derdini anlatan bir film. Tarımın gelmesiyle biten hayvancılığı anlatıyor; kimi solcuların kaldırımlarda öldüğünü anlatıyor; rüşvetin makinistinden istasyon şefine kadar nasıl alındığını anlatıyor; kan davasının şiddetini; bir adamın sevgiyle sınanmasını anlatıyor. Genel olarak güneydoğu panoraması çizmiş. Tuncel Kurtiz’le Tarık Akan oyunculukta devleşmişler. Sosyal gerçekçiliği seven herkese Güney’i öneririm. Ne olduğu fark etmez. Sadece açıp biraz seyredin.

Filmdeki bir müziği de buraya bırakıyorum, çünkü müthiş:


(oh, hi mark!) #34

geçen sene Berlin’de Golden Bear ödülünü kazanan Macar filmi Teströl és lélekröl ve Fin yönetmen Aki Kaurismaki’ye Silver Bear’ı kazandıran Toivon tuolla puolen’ı izledim.

Toivon tuolla puolen’ı ne kadar sevdiysem Teströl és lélekröl’den o derece nefret ettim. Aki Kaurismäki mülteci sorununu, Finlandiya’ya sığınmaya çalışan bir Suriyeli ile doğup, büyüdüğü ülkede kendi iç bunalımını yaşayan bir adamın hayatlarının kesişmesi üzerinden anlatmış. Toivon tuolla puolen yaşadığımız döneme ışık tutan bir film olmuş, Kaurismäki gereksiz dramatize etmeden mülteci sorununu sade bir dille aktarmış. Yer yer mizahın da filmin içerisine girmesiyle beraber iyi bir uyum yakalanmış.
Teströl és lélekröl’i ise hikayeye ve karakterlere uyum sağlayamamamın etkisiyle beraber baygınlık geçirerek izledim.


#35

Akinin bu filmini zayıf bulmulmuştum, üstelik sinemada izlemiştim :flushed:Beklentim yüksekti heralde. Akiden Leningrad Kovboylarını öneririm izlemediyseniz.


#36

Daha.
Hakan Günday’ın romanından uyarlanmış, kitabı okumadım. Filmin bazı yerlerine dayanmak zor, bana sert geldi, filmle değil benle ilgili. İyi film.


(Can) #37

Sinemaya olan ilgim, yazdığı yazıları ve (kadınlar için olanlar hariç) düşüncelerini sevdiğim için Tarkovski’nin Stalker filmini izledim. Çok zor dayandım. Her şey iyi ama hikayeyi anlatış şekli beni bir türlü bağlayamadı. Bir de seslerle ilgili sorun vardı sanırım. Bu deneyimi unutana kadar Tarkovski denemeyeceğim sanırım.


(Barışcan Bozkurt) #38

Justice League

Kahraman filmlerine olan ilgim o kadar azaldı ki, filmi de bu yüzden geç izledim. Artık bu tarz filmlerde “Aklı kapatıp izle,” muhabbetinden de sıkıldım ama Justice League’de öyle bir film. BvS’in devamı olarak ele aldığımızda filmde çok fazla çelişki oluşuyor. Hatta daha ilk dakikadan kendini gösteriyor ama yapacak bir şey yok. Ana kötü karakterin çok başarısız olması, hatta neredeyse hiç yazılmamış olması, özel efektlerin filmin bütçesini yansıtmaması gibi sıkıntılar da mevcut. Ama buna rağmen en azından giriş, gelişme ve sonuca sahip bir film. 2 saatte olabileceği kadarıyla takım oluşturulmuş ve hepsinin gerekli olduğunu hissettiren sahneler verilmiş. Fakat Superman girdikten sonra Justice League’i unuttum bile. Takımın bir anlamı kalmadı. Zaten filmde anlamlı pek bir şey yok. Filmdeki birçok olay ciddiye alınmaya değer olmadığından zaman zaman dalıp kendimi başka şeyler düşünürken buldum. Çok kötü bir film değil, ikinci yarısının akıcı olduğunu söyleyebilirim fakat devam filmleri için umut vermiyor.


#39

Ölümlü Dünya.
Ali Atay’ın filmi, kendisinin Limonata adlı filmine gül gül ölmüştüm. Şimdi bir yenisini ekledim. Mutluyum. Gerçekten çok güzel. Ana akım film olacaksa tam da böyle olmalı işte. Düşündükçe gülüyorum hihohhaahuuuhııha :joy::joy::joy::rofl::joy::joy::joy::joy::grin::sunglasses::face_with_raised_eyebrow:

(Böyle film yorumuna da lanet olsun :joy:)


#40

It’s Kind Of A Funny Story

Üzerine çok düşünmeyeceğiniz, sizi mutlu edecek bir film arıyorsanız öneririm. İntihar ve depresyon konularını gayet yerinde işleyip, film içerisine tatlı bir mesaj yedirebilen bir yapım olmuş. Boş zamanınız varsa ve biraz da mutsuz hissediyorsanız bakın, gününüz biraz daha iyiye gitsin.