“İstediğimizi yapmazsan evini başına yıkarız” şantajitasyon (exploitation gibi oldu) filmlerinde mekan bu sefer lüks bir restoran. Tema ilk buluşma. Hedef flörtümüz. Şüpheli: Bilinmiyor. İstekler: Bitmiyor. Kurgu: Kötü başlıyor. Yan sanayi: İlk vardiyasındaki doğaçlama tiyatrocu garsonumuzun asap bozuculuğu filme büyük zarar veriyor. Gerilimi düşürmek için mizah sosu ekliyorsanız -ki oldukça sevimsiz, neden gerilim senaryosu yazıyorsunuz ki? Üstelik sonradan toparlasa da çok kötü bir girizgah var ve geriye dönüşlerde ne olacağını zaten kestiriyor olduğunuzdan, yaratılan geçmişin sözümona tetikçimizi seçime yaraması dışında hiçbir fonksiyonu yok. Rastgele bir seçim olsa da bu kısımdan kurtulsak çok daha akıcı bir film yaratılabilirdi. Başrol sarışını en son Hilary Swank’la benzer bir karşılaşma yaşayan Betty Gilpin’e benzettim. Ekranı dolduran bir yüzü var (Minnie Driver bu tanımı beğendi). Film yararsa ona yarar. Senariste de yönetmene de “güle güle” diyorum.
Not: Yönetmenin daha önceki işleri arasında Freaky Friday seri katil kara komedisi Freaky de varmış. O filmi daha çok beğenmiştim. Osmanlı’da buna gerileme diyorlar. Zaten 9’dan sonra full gerileyip atomlarına parçalanmışlar. Neyse, o başka fıkranın konusuymuş.
Maddeler fıkralardan ve bentlerden oluşuyorsa, madde bağımlıları fıkralara da mı bağımlıdırlar yoksa onlara bent mi çekmektedirler? İşte filmin insana düşündürdükleri…
