En Son İzlediğiniz Film?

Öyle klişe sahnelere rağmen doyuruculuğu yüksek bir film olarak görüyorum Hobbit filmlerini. Filmin başından itibaren her anlamda o evrenin içinde olduğumu hissediyorumm.

3 Beğeni

Konusu güzel, aksiyonu çok iyi ama bilmem ne ne madalyaları olan becerikli bir askerin topladığı takım bir kimyasal silah uzmanı ile başa çıkamıyor. Yani Alcatraz’a giriş nasıl olacak ve nasıl çatışıp olayı çözecekler diye beklerken ucuz birkaç numara ile işi hallederiz demişler.

Her neyse. Yine de rahatlıkla izleyebilirsiniz.

7/10

5 Beğeni

The Hobbit: Smaug’ un Çorak Toprakları

Bir elfin bir cüceye aşık olduğu bölüme geldik. Her şekilde tekrar tekrar izliyoruz yine de. :slight_smile:

3 Beğeni

Sinemada güzel vakit geçirdim. Dünyanın tüm sponsorları buradaymış gibi olmuş. Hikâye konusunda bir şey beklemeyin. Fakat izletiyor kendini.

4 Beğeni

The Hobbit: The Battle Of Five Armies

Genişletilmiş sürümü olsaydı fena olmazdı ama yine de güzeldi. Tekrar izlemek keyifliydi bulduğum tüm kusurlara rağmen. Ayrıca Beorn’ u izlemek de güzeldi. :slight_smile:

NOT: Sonda Yüzük Kardeşliği’ ne bağlanınca tabii bir tüyler diken diken durumu olmadı değil. :slight_smile:

5 Beğeni

D. A. R. Y. L1985

Çocuk filmi olarak görülmesine rağmen, akıcı ve seyir zevki yüksek bir film. Süper insan formuna sahip bir konu ve aile konusunu da işleyen bütünleşik bir yapım. Tavsiye ediyorum.

3 Beğeni

Bullet Train’i daha evvel “hızlı kurgu” filmlerden biri zannedip bırakmıştım, gayet keyifli bir kara komedi olmuş. Brad Pitt yine tadında şahane. “İkizler” yanı sıra, şehla gözlü Shogun’umuz Hiroyuki Sanada bonusumuz. Dublörlükten kamera arkasına geçen yönetmeni, Hal Needham’dan daha başarılı buluyorum.

Megan 2.0 da ilkinden daha iyi olmuş bence. Ama tadında kalmalı. Fazla abartıldı bu seri. Kontrolden çıkan robotumuz da oyuncağımız da var, hakeza koruyucularımız da. Nereden ekmek yiyeceğini şaşırmış bir görüntü sunuyorlar, daha fazla utandırmadan kapıyı kapamak gerek.

Yakın dönem not: Daha bu sene çıkan Companion, Megan serisinden çok daha başarılı. Bu bile fişi çekmek için yeterli olmalı.

3 Beğeni

3 Beğeni

Filmi öğlen kalabalık bir arkadaş gurubuyla izledik. Bence büyük bir fırsatı ellerinin tersiyle itmiş Marvel. İlginç bir istatistiği var bu stüdyonun eğer film 2 saatin altındaysa çok büyük bir oranla filmleri iyi çıkmıyor. Bu da maalesef çok iyi bir film değil fakat işlediği tema yüzünden filme 7/10 verdim. Filmin maalesef tek bir yıldızı var o da Vanessa Kirby. Kadroda bir kimya uyumu yok yetenekli kaşeli oyuncuları toplamışlar insanlar onları görüp filme gider diye ama Pedro’dan ben çok sıkıldım. Tamam adam yaşlılığında şöhreti yakaladı parayı sonradan buldu anlıyorum da her işte yer alma be adam. Çok iyi rol de yapsa bana sanki o kadar da iyi oynamamış hissi verdirtiyor. Bu filmde de ortalama bir oyunculuk sergilemiş. Ben karakteri meh, Johnny Storm karateri yine meh. Johnny kadınları sever, Johnny çapkındır, Johnny geliyor karılarınızı, kızlarınızı saklayın. (Witcher şakası.) Böyle bir şey yok filmde. Film bunu da göstermiyor. Sadece lafta şöylemytmiş böyleymiş diyor. Hatta bir sahnede kendisi de söylüyor bunu ama gösterme işi sıfır.

Film orijin hikayeyi anlatmıyor. Bu güzel bir şey aslında daha fazla şey görebiliriz düşüncesiyle filmi izliyorsunuz fakat tam olarak istediğinizi alamıyorsunuz. Bir takım karakterler dayak yiyor ve buraları saniyeler içinde geçiyorsunuz. Hiçbir öneme sahip olmayan bir karaktere 3-5 dakika ayırmışlar ve gerçekten çok gereksiz bir karakter. Bu karakter yerine daha fazla Shalla-Bal karakterine yoğunlaşmalarını isterdim.

Galactus görkemli gözüküyor cgi’ı gayet başarılı fakat yeterince korkutucu değildi. Son olarak mid ve end credits sahnelerini izleyin mutlaka.

Burası da spoilerlı kısım.

Sue, Galactus’u ışınlayıcıya iterken keşke arkada filmin ortalarında annesinin söylediği sözleri arkadan sesli olarak verselermiş. “Suzzie senin için yeri, göğü yerinden oynatırım.” Çünkü o sahnede Franklini götürmeye çalışıyor ve Sue’de var gücüyle anneliğini yapıyor yavrusunu korumaya çalışıyor. Çok basit şu ekleme olsaydı ben filme belki de 9 bile verirdim. Şu ekleme olmadan millet hüngür hüngür ağladı o sahnede zaten.

7 Beğeni


Sinema tarihinin en önemli bilim kurgu filmlerinden biri olan, efsane yönetmen Stanley Kubrick’in zamansız başyapıtı 2001: Bir Uzay Destanı filmini sonunda izledim.
Filmi izlemeden önce, geçtiğimiz aylarda Arthur C. Clarke’ın aynı adlı romanını okumuştum. Film, gerçekten tüm övgüleri hak eden bir başyapıt. Ancak kitabı okumadan filmi izleseydim, olayları anlamakta ve takip etmekte zorlanabilirdim.
Film ile kitabı kıyaslayacak olursam, bana göre kitap çok daha anlaşılır ve derinlikliydi. Bu yüzden kitabı, filmin önüne koyuyorum.

5 Beğeni

Kitabı ile filmin senaryosu aynı anda yazılıyor. Arthur C. Clarke arada fikir alışverişi yapıyormuş Kubrickle o yüzden direkt filmi de izlenebilir.

2 Beğeni

Genel izleyici kitlesi için film ağır olabilir. Kitap ile ön bilgim olduğu için çok rahat izledim. Final sekansı bence kitapta daha kolay anlaşılır.

1 Beğeni

Film, intihar edenlerin loş ara dünyasıyla açılıyor; ışık düşük, rutin sürüyor ama renk mat. Zia sevgilisinin peşinden kendini gömüp Rus punkçı Eugene’le yola çıkıyor; bahane aşk, mevzu içindeki boşluğu kazmak. Mikal “yanlış geldim” diyerek sistemi delmeye çalışıyor; çöl yolları, kayıp eşyalar, neon kırıntıları boş görünüp içe dokunuyor. Tom Waits’in kampı “mucize yok” derken evren dalgınlıkla bir açık veriyor, gri bir umut sızıyor. Mesaj net: kafa aynıysa yer değiştirsen ne olur; yol = kendinle cebelleşmek, intihar romantize edilmiyor. Final tarafında Zia ve Mikal’in aynı hastanenin floresan ışıkları altında “uyanma” anı yolculuğa ince bir parantez kapatıyor. Indie ruhu + Gogol Bordello gürültüsü + sarı-mat filtre = “eh, yaşıyoruz galiba” hissi; ben filme 7.6 derim. Gerçekten alışıla gelmiş bir film değil. Oldukça özgün bir senaryo.

2 Beğeni

Yılın son Marvel filmini izledim. Keşke sinemada izlemeseydim. Senaryo çok sıradan, kötü adamı yenmeleri desen basit, karakterler birbirleriyle uyumsuz. Bu çekilen 4. fantastik dörtlü filmi oldu. Elde tutulan maalesef iyi bir film yok ki bu da çok üzücü bir durum. Karakterleri sevmek istiyorsun olmuyor filmin içine girmek istiyorsun olmuyor. Yan karakterler filmde yok gibi. Filmde sürekli bir eksiklik sorunu var. Filmin kötüsü Galactus’u da hemen harcadılar. Heybeti ve CGI kullanımı başarıydı. Bir de bu sene Pedro Pascal görmekten bıktım. Seneye bu durum Zendaya içinde geçerli olacak. Tamam iyi oyuncusunuz da şu yüzünüzü hemen eskitmeyin niye her projeye evet dersiniz ki anlamıyorum. 60’ların retro futuristlik ortamını ayrı yıldız vermek gerek çok iyi iş çıkarmışlar. Vanessa Kirby filmin parlayan tek yıldızı. Kısacası potansiyeli harcanan bir başka F4 filmi olmuş. Sinemada izlemeyin dijitale düşmesini bekleyin derim.

7 Beğeni

KÜL

Biraz Alien biraz da The Thing karışımı bir zaman kaybı.

:star:

1 Beğeni

A Cure for Wellness

Verbinski’den 50’ler (ve Vincent Price’la '60-'70’ler) B-filmlerine saygı duruşu niteliğinde bir korku filmi. İspanyolların God’s Crooked Lines’ı ile paralel işlenen sanatoryum macerasında başrolde Spider-man 3’ün "New Goblin"i ile yine 60’larda yaşasa Ingrid Pitt gibi yüzlerin yanına yerleşecek olan Mia Goth var. Film son yarım saatte Devil’s Advocate gibi birden gömlek değiştirip ardı ardına Carrie, Seconds, Soylent Green gibi klasiklere göz kırpıyor, bizzat Price’ın oynadığı Abominable Dr. Phibes ve The Tomb of Ligeia’yı ise “korku” türüne kaydığı “makyaj” ile selamlıyor. Bu tercih olmasa, cahil cühela Shutter Island benzeşmelerine maruz kalacak yapım, cesur tercihle, Verbinski’nin Pirates of the Caribbean sequellerinden daha çok göz dolduruyor, fantastikten korkuya geçiş, Chuck Russell’in Elm Street 3’ten The Mask’e geçişini tersine çevirir biçimde meyvesini veriyor. Şu halde filmi, dolayısıyla yönetmenin başarısını underrated kalmış sayabiliriz, onlarca basmakalıp yapımın övüldüğü günümüz sinemasında. Kimi sahneler izleyiciyi zorlayacak denli rahatsız edici, bunu da belirtmek gerek. Bu minvalde referanslara dişçi koltuğuyla Marathon Man ve A Clockwork Orange’ı da ekleyelim.

Not: Tema müziği tercihi de “lullaby” tarzıyla, Pan’s Labyrinth’ten ziyade, Melissa George’lu Triangle’ı anımsatıyor.

2 Beğeni

D&D Honor Among Thieves’i izledim.

Ben çok değil bir nebze ağırbaşlı bir yapım beklemiştim ama ebeveynler karne alan çocukları ile sinemada izlesin diye çekilen, feci bayık didaktik mesajlar içeren bir sömestr filmi çıktı.

Herşeye rağmen Themberchaud, Displacer Beast, Owlbear, Mimic, Revel’s End vs. vs. vs. gibi sürüyle D&D referansını yüksek kaliteli CGI ile izlemek keyifliydi.

3 Beğeni

Ya bu ne filmdir be arkadaş. Tekrar mı izleteceksiniz, amacınız nedir?

2 Beğeni

İzleyin, izleyin. Muhteşem film.

Oblivion

Dördüncü, beşinci ya da altıncı izleyişim fakat hala aynı zevki veriyor. Özellikle konusu beni çok etkilemişti. Kaliteli bilim kurgu eksikliği çekilen dönemlerde bir doz alınması önerilir. :slight_smile:

:star: :star: :star: + :metal:

5 Beğeni