En Son İzlediğiniz Film?

5 Beğeni

(1949) White Heat

Beklediğimden çok daha iyi bir film çıktı. 8/10

2 Beğeni

FilmNoir türünün en önemli örneklerinden birisidir. Aynı zamanda Madonna’nın 1986 yılında çıkardığı ‘‘True Blue’’ albümündeki ‘‘White Heat’’ adlı şarkısı, filmin 1.43. 55 ila 1.44.16 arasındaki James Cagney’in konuşmasıyla başlayarak bir saygı duruşunda bulunulur… Ölmeden önce görülmesi gereken bu filmi izleyin.

2 Beğeni

Kurt Russell, The Thing’te canlandırdığı karaktere benzer bir rolle filmde yerini almış.

Filmi, The Thing kadar beğenmedim ama çekildiği zaman için iyi bir iş olduğu kesin.

Filmin sonundaki eleştirel sahneyi çok beğendim.

6 Beğeni

The Exit 8 (8-ban deguchi)

Metro geçidinde mahsur kalıp çıkmaya çalışan bir adamın hikayesi. 8. Çıkış geçidine her geldiğinde geçitteki anormallikleri farketmeli ve eğer varsa geri dönmeli. Çıkmanın tek yolu bu.

Aynı isimli bir oyundan uyarlamaymış. Filmle ilgili bir bilgim ve doğal olarak beklentim olmadan izledim ve buna rağmen çok beğendim.

7 Beğeni

The Serpent and the Rainbow - 1988

Ünlü yönetmen Wes Craven’in arada kalmış, pek parlayamamış filmi. Bir amerikan filmi. Konusu, dünyanın ücra bölgelerinde, bilinmeyen, yerel ilaçların peşinden koşan antropolog kahramanımızın yolu, Zombifikasyon peşinde Haiti ye düşer. Konu ilginç, senaryo dönemine uygun, oyunculuklar da aynı, görüntü kalitesi ortalama. Tepenin Gözleri, Elm Sokağı Kabusu, Çığlık gibi serilerin yaratıcısı Wes Craven in, “Shocker-1989” ve “The People Under the Stairs-1991” filmleri gibi çok da ses getirememiş, arada kalmış filmi. Alternatif, değişik bir film arayanlar veya Wes Craven filmografisini tamamlamak isteyenler için. Elbette daha önce seyretmiştim, unuttuğum bir çok şeyini hatırlamak için seyrettim. Benim açımdan değdi.

Bu arada film figüranlar ile çekilmemiş te arada kaynayıp film çekmişler gibi. Bu kadar adamı nereden buldunuz hayret. Film Haiti de değil ama aynı adada Dominik tarafında çekilmiş. Bunu da belirteyim dedim.

2 Beğeni

Uzun süre sonra ilk defa sinemaya gittim. Beklediğimden iyiydi. IMAX’te izlemek isterdim, görsel olarak izlemesi ayrı keyifliydi. Bazen ağladım, bazen güldüm. Filmden çıktığımda daha iyi hissediyordum. 7,5/10.

7 Beğeni

The Thing - 1982

Alien - 1979

The Exorcist - 1973

İkinci “Korku Klasikleri” şeysi (Ne diyeceğimi bulamadım. “Üçleme” desem olmaz üçleme değiller, “Dalga” desem ayıp kaçar. Neyse işte). “The Thing” i bir kaç gün önce, “Alien” i dün, “The Exorcist” i de evvelsi gün (Tekrar) seyrettiğim için “En Son İzlediğiniz Film” konusuna girer :disguised_face:

Üçü de benim için gelmiş geçmiş en iyi korku filmlerinden. Üçü de pratik efektleri zamanına göre iyi kullanan (Hele “Şey”), gerek konusu olsun gerek senaryosu gayet iyi, çekim kaliteleri ve oyunculukları ile bu gün bile benim açımdan seyredilebilir filmler. İlk ikisi dışarıda yaşamanın imkansız olduğu, “Kapalı Alan” sayılabilecek bir ortamda geçtiği için, benim “Kapalı Alan Korkusu” olarak (Gerçi “Alien” için “Kozmik Korku” diyenler var da, film uzayda geçiyor diye “Kozmik” olmuyor. O “Kozmik Korku” dan kasıt, insan aklının alamayacağı kadar kudretli ve eski kozmik güçlerin yarattığı korku) gördüğüm, sonuncusu ise dini motif üzerine kurulmuş, yahudiliğin ilk zamanlarına dair “İnanç” korkusu sınıfına soktuğum filmler. Bunlar benim şahsi düşüncelerim ve yine şahsi olarak sevdiğim filmler.

10 Beğeni

Ne acayip bir filmdi bu :distorted_face: Komedi var, yapay zeka var, zaman yolculuğu var, bazı yerleri Black Mirror tarzında. Sevdim.

Good Luck, Have Fun, Don’t Die (2026)

8 Beğeni

Angel Heart - 1987

Kanada, amerika, Hollanda, ingiliz ortak yapımı Gizem/Gerilim. Konusu, 1955 yılında, kayıp bir kişiyi bulması için gizemli bir adam tarafından tutulan özel dedektifin başına gelenler. Konu iyi, senaryo iyi, oyunculuklar iyi, Mickey Rourke buradaki halinden şimdiki durumuna nasıl geldi hayret. Ve tabi ki Robert De Niro, filmdeki karakterinde (Belirli bir karakter bu) gelmiş geçmiş en karizmatik olanlardan birisi bu filmde gerçekleştirdiği. Zamanında seyretmiştim bu gün tekrar seyrettim.

Not: Söylemeyi unutmuşum, aile ile izlenecek film değil.

6 Beğeni

Tesadüf ben de şimdi izledim. 2026 model Matrix diyebilirim. Black Mirror esintileri de var gerçekten. Yapay zekanın iyiden iyiye hayatımızın bir parçası olduğu şu günlerde söyleyeceğini söylüyor. Biraz uzun ama hiç sıkmadı. Çok keyif aldım. Mizahı da aksiyonu da yerindeydi. Ergen zombiler harikaydı. Öneririm.

Spoiler

Prensesin, adamın annesi olduğu ipuçlarını takip edince anlaşılıyor. Finalde çok şaşırmadım o yüzden. Aslında adamın gelecekten gelmediğini annesi öldükten sonra onun da sanal gerçeklik ile oyun oynadığını düşüyorum. Her oyunda yanına alacağı kişileri değiştirip tekrar deniyor gibi. Eve girmeden hemen önce Final Boss’un her seferinde değişmesi gibi ögeler özellikle dev kedi bunu işaret etmek için eklenmiş bence.

3 Beğeni

Nightwatch - 1997

1994 yılında Danimarka da çekilmiş “Nattevagten” isimli filmin, aynı yönetmen (Ole Bornedal) ile ama bu sefer amerika da amerikalı oyuncularla tekrar çekimi. Konu, genç hukuk öğrencisi kahramanımız, adli tıp ta gece bekçisi olarak işe başlar. aynı zamanda dışarıda bir seri katil terör estirmektedir. Konu iyi, senaryo iyi, oyunculuklar iyi, Josh Brolin, Ewan McGregor tamam da asıl Nick Nolte bu filmi ile “mimiklerle düşünce nasıl ifade edilir” dersinde oyunculara seyrettirilmeli. Çekim kalitesi yeterli, gerilim dozu iyi.

Hemen söyleyeyim bu film herkese göre değil. nekrofili içerir. Korku, kan, vahşet, dehşet anlamında değil ama konu olarak beni en rahatsız eden filmlerden biri olmuştur. Bu ikinci seyredişim olduğu için bu sefer o kadar rahatsız etmedi ama belirli konulara (Bunun gibi veya cadı filmlerinde bebeklerin kurban edilip ye… söyleyemiyorum bile o kadar ifrit oluyorum) hassasiyetiniz varsa uzak durun. Onun haricinde artık kendi kuyruğunu kovalayan kedi gibi belirli konuların dışına çıkamayan amerikan gişe sinemasından bıktıysanız belki seyredilebilir.

7 Beğeni

The Dark and The Wicked - 2020

Oddity - 2024

When Evil Lurks - 2023

Bu seferki filmler eskilerden değil. Hepsi 2020 ve sonrasının. Hafta sonunu korku filmleriyle geçirmek isteyenler için üç alternatif. Konularına veya kalitelerine değinmeyeceğim. Sadece son zamanlarda benim farklı bulduğum filmler. Diğer bir özellikleri üçünün de Shudder de yayınlanması. Ben beğendim bu filmleri o kadarını söyleyebilirim. Arjantin yapımı “When Evil Lurks” rahatsız edici görüntüler içerir uyarayım.

Not: Son mesajlarıma baktım da amma çok “Hayret” etmişim, hayret.

6 Beğeni

Simit satın onurlu yaşayın arkadaş. Gecenin bir yarısı eşimle film ararken Amazon’un ana sayfasında denk gelip başladık. Bir serinin ikinci filmi olduğunu bile sonradan farkettik ama çok geçti. Hayatımda çok fazla kötü bilimkurgu, çok fazla kötü felaket filmi izledim ama bu film oyuncu ve bütçe orantılı düşünürsek iki kategoride de listenin tepelerine oynar. Filmde o kadar çok tahmin edilebilirlik, o kadar çok mantık hatası var ki bir noktadan sonra “yok arkadaş, ben bu filmi para verdiğim bir platformdan değil de otobüsten izliyorum” diye düşündüm. Puan bile vermiyorum. O kadar kötü yani.

Koreli kardeşlerimiz sağolsunlar, Metal Gear Solid V: Phantom Pain live action çekmişler, fakat burada konu kurgusal 80’lerde Soğuk Savaş değil de 1998 ekonomik krizi üzerinden kurgulanıyor. 10 üzerinden 9 veriyorum, 10 vermiyorsam tek sebebi sonda Eyes Without A Face yada A Man Who Stole The World değil de bir Elvis şarkısı çalmasıydı.

2 Beğeni

Boğazımda koca bir yumru ile birlikte izledim bütün filmi. Filmin başında bir oturdu oraya, bitince kalkar sandım, yok. Hala orada…

Hiçbir şey anlatmak istemiyorum filmle ilgili. Herkes bomboş bir kafayla izlesin, o yumru boğazınıza takılsın ve orada bir süre kalsın istiyorum.

2 Beğeni