Babam saolsun futbol maçları için almıştı ![]()
83 modelim ben, dinazor sayılmam daha yahu. ![]()
6 sene eklemeyi unutma, herkesin yaşı çıkar meydana. ![]()
Hayat nokta açik hava sineması diyorsun bunu hatirlayan bir sen bir ben birde bizim mahallenin muhtarı kaldı. Gayet donazorsun. Hazir konumuzda Jurassic parkken ![]()
![]()
Hocam kusura bakmazsanız bir şey soracağım. Can Evrenol değilsiniz değil mi? ![]()
Bir aralar yaptım torrent+HDD kayıt işini. VCD koleksiyonuna benzedi sonu, yani devam ettiremedim. Günler boyu indir (Hiç bir zaman hızlı internetim olmadı) altyazı ara, olmadı başkasını indir. Uğraşamadım. Hala hard disklerden birinde duruyor filmler.
Kenzai ye not: “Unforgiven” sevdiğim westernlerden dir.
O listede dinazorlaşmış bir tık.
Ben oy verdim yaşım sizle aynı gözüküyor şimdi. Olmaz ki öyle. Daha önümde 6 sene var sizin av tecrübenize erişmek için. Belki ben o 6 senede bol bol Velociraptor yiyeceğim gelişeceğim…
Hocam o zaman şöyle yapalım…ben “Tak” diye sorayım, siz “Şak” diye çıkartıp masanın üzerine koyun (Ulan bu da çok kötü oldu be. Hınzırlar hemen kötüye yoracak şimdi…Neyse olan oldu)
Bu da kötü düşünenlere gelsin ![]()
BOOOYY
Phantasm-1979
Don Coscarelli nin yokluklar içinde çektiği ama serinin diğer filmlerinde bu başarının devamını getiremediği kült film. Bazı anlatılara göre ekipmanlar ve kamera için yeterli parası olmadığı için geceleri kiralamış ekipmanları, o yüzden filmin çoğu gece çekilmiş. Orası doğrumu bilmem ama ekipmanları cuma günü kiraladığı, bir günlük para ödediği ama hafta sonu da kullanıp pazartesi teslim ettiği doğru.
(Konu “En son izlediğiniz film”, konuya ihanet edemem. O yüzden yarın bir daha seyredeceğim bu filmi)
Filmi “Pat” diye masanın üzerine koyuyorum ![]()
Peki, anlamsızlıkla yüzleşmeye ne dersiniz ? Nasıl ki Franz Kafka’nın metinlerinde karakterler hep bir şeyin içinde ama kendileri neyin içinde olduklarını tam bilemedikleri gibi Phantasm da sizi insan merkezli bir dünya anlayışından derinden sarsacak, çünkü The Tall Man, sadece bir karakter değil, insan kılığına girmiş bir huzusuzluk abidesi. Tekinsizliğe hoş geldiniz !
Bu akşamki DVD keyfinizde “Phantasm” iyi bir seçim olacaktır.
Shutter Island - 2010
Ünlü yönetmen Martin Scorsese nin filmi. Bir amerikan yapımı. Konu, bir hastanın kayboluşunu araştırmak üzere, izole bir ada üzerinde yer alan akıl hastanesine gelen şerif Teddy Daniels ın hikayesi. Konu iyi, senaryo iyi, çekim kalitesi normal, oyunculuklar sıra gelecek, gerilim dozu normal, gizem iyi.
Oyunculuklar iyi ancak özellikle Leonardo DiCaprio ya bir parantez açmak istedim. “Titanic” filmini bitirebilmiş değilim halen. Ne yalan söyleyeyim o filmle başlayan Leonardo DiCaprio antipatim uzun yıllar devam etti (“The Quick and the Dead” in de etkisi oldu tabi). Sonra kendisinin de “zor atlattım” dediği o şımarık halleri geçti ve beğendiğim bir oyuncu halini aldı. Bunu herhalde ilk olarak “Blood Diamond-2006” da fark ettim. Şimdi filmlerini izlerim (Batanic hariç. Ona hala gıcığım)
Film, seyirciyi içine çeken, ardında takip edebilmesi, çözebilmesi için ekmek kırıntıları bırakan senaryosu ile “The Game-1997” den sonra en sevdiğim gizem filmlerinden biri. Bu arada daha önce, Killers of the Flower Moon, The Irishman, Silence, Cape Fear, gibi (Ve ismini şimdi hatırlamadığım pek çok) filmlerini seyrettiğim Martin Scorsese nin hakkını yemek olmaz.
Bazılarına çok yavaş bir film gibi gelecektir ama ben her dakikasını ilgiyle izledim. Sonu da alışıldık bir final değil. Her şeyiyle çok güzel bir film. Oyuncu kadrosu da iyi.
8/10
Can Evrenol’dan etkilenerek; izlemediğim John Carpenter filmlerini izlemeye başladım.
Film, merak uyandırıcı şekilde başlıyor ve aynı şekilde merak duygusunu kamçılayarak da devam ediyor.
Soğuk, sert karakteriyle Kurt Russell başta olmak üzere, tüm oyuncular iyi iş çıkarmış.
Korkutucu, tiksindiren öğeleriyle ve etkileyici sonuyla The Thing, iyi bir kült bilim kurgu filmi olmayı hak etmiş.
Bu da izlediğin filmin öncesini anlatıyor. Ben çok sevdim bu dünyayı ama biraz daha isterim dersen bakabilirsin. İlk film kadar kaliteli değil. Pratik efektler yok vs ama belki hoşuna gider.
Fragmanı izlemeni önermem ama yine de atayım. ![]()
1982 başyapıtının Öncesi ve Sonrası, Özel Seçeneklerinde çıkartılmış sahneler, John Carpenter’ın ve oyuncuların röportajları, tanıklıkları ile DVD versiyonundan izlenmesi şiddetle tavsiye edilir.
Filmden haberim vardı ama remake sanıyordum. Öncesini anlattığını bilmiyordum. İzleyeceğim, teşekkürler…
ivy, sonraki üç klasik korku filmlerimden biriydi. (The Thing, Alien,The Exorcist)
Artorias, öncesini anlattığını söylemeseydiniz iyiydi.
Sev seni se7en i diyorum. Başka bir şey demiyorum. Bunun yanına koyacak olsam The Silence of the Lambs ve The Sixth Sense (Şamaroğlan ın tek eli yüzü düzgün filmi) i koyarım.
Gerçekten hepsi harika filmler.
John Carpenter’a baba deriz.





