En Son İzlediğiniz Film?


(Emre ) #428

Oh çok iyi sağolun, ben de birinciyi okumuştum sadece.


(Ufuk ) #429

Dün Netflix’te öylesine denk geldim. Kötü senaryo, vasat görsel efektler, sıradan oyunculuk, eksiklerle dolu kurgu, hatırda kalmayan ses ve müzik, komik diyaloglar, saçma bir hikaye…

Geriye kalan şeye sinema derseniz bir göz atıp 15 saniye sonra kapatma tuşuna basmanın dayanılmaz zevkini tadabilirsiniz

Tabi 60 milyon dolar bütçeli filmin 200 milyon dolar gelir elde etmiş olması bu yorumumu boşa çıkartmaya yeter de artar bile… Sinema sanatı ne hallere düştü, yazık valla kimin çocuğuysa…

Ağır gömdüm ama yapacak bir şey yok. Böyle böyle akıllanacak sinema izleyicisi ve gerçek sinemanın ihtişamlı günleri geri gelecek! Geri gelecek, öyle değil mi? Lütfen gelsin çünkü…


(Kaan Aşkın) #430

Üstelik bu bir sequel idi. İyi gömüştü, tiksintine sağlık.


(Doğan) #431

Dogman - Matteo Garrone


Marcello kendi halinde, küçük yapılı, işini, kızını ve arkadaşlarını seven ama suçla da bağı olan bir esnaf; köpek kuaförü veya veteriner -tam çözemedim-. Simone ise haraç kesen, hırsızlık yapan, kavga çıkaran zorba bir adam. Film Marcello ve Simone arasındaki çatışmayı konu alıyor ve bu çatışmadan güzel bir gerilim çıkarıyor. Herşey olağan ama çarpık seyrinde ilerlerken yaşananlar ikisinin de dünyasını değiştiriyor.

Açılış sahnesi filmi özetler nitelikte ve Marcello’nun kişiliğini tek sahnede anlatacak yetkinlikte. Kamera açılarının bazı sahnelerde hikayeye derinlik kattığı oluyor. İtalyan yeni gerçekçiliğinin güncel bir örneği.


#432


Polisiye açlığımın tavan yaptığı şu günlerde biraz olsun bastırmak için öylesine izlemeye başladığım İspanyol polisiyesi The Body (El corpse) ağzımı bayağı bir açık bıraktı. Hatta ağzım açık bön bön ekrana bakma rekorumu kırdırttı. Polisiye seven arkadaşlar muhakkak göz atsınlar.


#433

Bol bol Holywood klişesi olsa da umduğumdan daha iyi bir film çıktı. Film boyunca gözlerim Blazkowicz’i aradı aradı durdu :smile: Ufak tefek birkaç dokunuş ile Wolfenstein filmi olabilirmiş…


#434

Normaldir. Oriol Paulo ile tanışmışsınız sevgili @patriotic ve polisiye için biraz daha olsa diyorsanız şöyle bir şey daha var. :krs:


#435

Kesinlikle biraz daha olsun. :drooling_face: En kısa sürede izleyeceğim, çok teşekkürler.


#436

Siz benim akıl sağlığımı düşünmemişsiniz resmen… Hayatımda izlediğim hiçbir film tüylerimi bu kadar diken diken etmedi. Kendimden geçtim resmen. MUAZZAM. Film için sağ olun. Gerçekten çok teşekkürler. Şimdi uyumaya çalışacağım.


(Doğan) #437

Ohâyo (1959) Yasujiro Ozu


Japonyanın bir şehrinde, birbirine yakın, kendi tarzlarında evlerden birinde iki kardeşin televizyon aldırmak için olan uğraşlarını anlatıyor. Olay bu. Ama değil, tarihsel bir dokuyu gündelik yaşamda yansıtıyor, hüzünlü değil. Eğlenceli ama ardında bilindik bir hüzün de yok değil. Çocukluk hallerini çok iyi resmeden, insanlara dair güzel bir film.

Yönetmen kadrajı doldurmayı ve bunu bütünlüklü olarak yapabilmeyi epey iyi başarıyor. Her ayrıntı çok iyi yerleşmiş. Ben biraz da bu şekilde izlediğim için fark ettim sanırım ama normalde o kadar doğal yapmış ki bunu, Umut Sarıkaya’nın sobalı evde, kapı kirişlerine tırmanan çocuğun, uyuyan babanın olduğu karikatürü gibi. Ben sevdim. Ama sakin filmleri izlemeyi sevenler izlesin. Büyük çatışmalar, ruhsal krizler yok.


(Wifhty Zet) #438
Afişler

contratiempo ve la migliore offerta izledim. Hem de ard arda ! Varın siz düşünün şu an ruh halimi. İzlemek isteyen arkadaşlar da trailer vs. izleyeyim demesin.

bir sozluk yazarı şöyle yazmış film hakkında:
seni beklerken bütün bu kadınları biriktirdim, sense benden gitmekle kalmadın; bana seni bekleme gücünü ve sen umudunu veren kadınları da yanında götürdün.

Bu arada bu çizimin adını nasıl bulabilirim?

portre

edit:

buldum


(Mert) #439

Karanlık Zihinler Filmi gerçekten efsane…
Kitaptan çok farklı oldugunu söylüyorlar ama gerçekten tuttum ben … Harika olmuş ! Oyunculuk olsun ozellikle Ruby çok tatlı maşallah :))) Spoiler vermek istemiyorum… Sadece sunu diyip içimde tutmak istemiyorum. İkinci filmini cıkartın hemen … Bekletmeyin :)))
İki ve ücüncü kitabını aldım. İlk kitabı zaten vardı ama okumamıştım. Şimdi tüm serilerini okuyacagım. Teşekkürler… Alexandra Bracken …


(Feslegeen) #440

Dangal 2016
Güzel flimdi bu adamın butun flimlerini seviyorum bence izlemelisiniz


(Doğan) #441

Organize İşler Sazan Sarmalı Yılmaz Erdoğan

Asım Noyan, geçmişten kalan alışkanlıklarına devam edip çetesiyle hala aynı işi devam ettiriyordur, müstakbel damadının telefon dolandırıcıları tarafından dolandırıldığını öğrenir. Dolandırıcıları bulup parayı geri almaya uğraşırken, başka biri de kendilerini bulup parasını geri alma derdindedir.

Yorum

Filmin büyük sıkıntılarla vizyona girdiğini biliyoruz. Mars ile anlaşmazlıklar yaşadığı için geç girdi. Girdiğindeyse bütün salonları domine ederek, tekele karşı mücadelede başka bir tekel olduğunu gösterdi sağ olsun. Bu konuda kızgındım zaten.

Geçtiğimiz gün ise Netflix’e giriş yaptı ve bilet alan seyircilerini salak yerine koydu. Bu büyük ihtimal geç vizyon bulmasından, Netflix’le ise tarih için erkenden anlaşmış olmalarından kaynaklanıyor. Ancak, sinema izleyicisine biraz da ayıp ediyor. Mars’a güzel darbe, film kendi parasını kazanmıştır ama işte, oradan bize ne. Biz Sazan Sarmalı’ndaki Sazanlar’dan biri olmak istemiyoruz. İkinci kızgınlığın bundan

Kelebeğin Rüyası, Vizontele, Organize İşler ve sayamadığım o kadar güzel işler yapan birinin, o kadar sene geçmesine rağmen böyle bir film yapması garantiye oynaması gibi. Gülüyorsunuz, sizi tatmin ediyor ancak sinema için bunlar yeterli mi emin değilim; hele ki gişesi bu kadar garanti bir filmde o araba kovalama sahnelerinin üzerine uğraşmamak, yine seyirciye saygısızlık. Yılmaz Erdoğan’ın ağlatırken güldürmek şiarını yerine getirmede başarısız. İlk filmden kötü, ancak günümüz komedilerinden elbette ki üstün. Üçüncü kızgınlığın da bundandır.

Genel itibariyle açıp izlenebilecek, kesinlikle güleceğiniz, ama 2 saatin uzun geldiği, Kıvanç’ın iyi oynadığı, Yılmaz Erdoğan’ın ise nedense kötü oynadığı, ki kendisi ortalama üstü oyuncudur, bir film oldu.


(Hiçliğin bekçisi…) #442

Wonder Women

Kardeşim için! Yok böyle olmadı. Neyse, efendim. Kardeşimle gecenin bir yarısı “Split mi yoksa Wonder Woman mı?” kararsızlığının ardından Wonder Woman’da karar kıldık. Abla yüreği işte. (Filmin yarısında uyumasaydı, iyiydi…)

Ben birkaç yerde demişimdir; Hero filmlerinden pek fazla haz etmem diye. Evrenlere fazla hakim olmadığımdan ve kafamda büyük soru isaretleri, mantık arama içgüdüsü sebebiyle pek fazla tat alamıyordum. Bu mevzu kardeşimle uzun bir konuşmaya neden oldu. Oturup üç saat boyunca kafamdaki soruları tek tek yanıtladı. Sonra oturduk izlemeye başladık.

Wonder Woman’ın mimiklerinden pek hoşlanmadım. Bir donukluk, acayip bir şey vardı beni rahatsız eden. Diğer tüm oyunculuklar iyiydi. Rahatsız etmedi. Diğer izlediğim kahraman filmlerine göre daha çok beğendim. Bir daha izlermiyim? Hayır, izlemem. Beklenen savaş sahnesindeki ters köşe hoşuma gitti. Ortalamanın biraz üstündeydi bana göre.

Jungle

Daha önce adını duymuş ama hiç dikkat etmemiştim. Televizyonda rastlayıp “Bu ne ola ki?” diyerekten başladığım, hayatta kalma hikayesi olduğunu kavrayınca gözümü bile kırpmadan izlediğim bir film oldu. Eşimle filmi izlerken tüylerimiz diken diken oldu. Korku kategorisine almışlar ama bana göre daha çok gerilimdi. Korku öğesi yoktu bana göre ama zaten benim korkma konusunda tepkilerim donuktur.

Bazen eşimle aramızda büyük iddialaşmalara sebep olan bir konu vardı. Benim fikrimce Amazon Ormanları’nda yaşayabilmek çok zordu. Hele de tek başına oralarda kalmak gerçekten çok cesaret isteyen bir seydi. Eşime göre de abartılmayacak bir şey. Film öyle güzel ele almış ki bunu resmen yaşadık… Tek kelimeyle harikaydı. Bir ara “Acaba kurgu mu yoksa gerçek hikaye mi?” ikileminde kaldık ve ikimiz de “Kurgudur canım,” diyerek içimizi rahatlatma telaşesine düştük. Hatta bu soruya cevap bulmak için tamı tamına “on dokuz” dakikalık reklamları beklemek zorunda kaldık. İşkence gibiydi… Sonuç olarak hikayenin yaşanmış olduğunu öğrendik.

Bu tarz filmler sevenlere öneririm. Ben çok begendim. Özellikle Daniel Radcliffe’in sakallı halini en sevdiğim oyuncuya benzetince çok daha etkilendim. Peki, bu filmi yeniden izler miyim? Kesinlikle. Hatta onlarca defa daha izleyeceğime eminim. İnsanı sarsan bir film. Belki de ben biraz bu hayatta kalma programlarını (Alone, The Wheel vs.) fazla sevdiğim ve her seferinde kendimi tarttığım için çok hoşuma gitti. Böyle bir film daha vardı: Into the Wild. Bu da çok güzeldi…


(Özgür Kuru) #443

Netflix’e düşmesi ile Organize İşler 2.


(Ömer) #444

Green Book izledim.Mahershala Ali ve Viggo Mortensen’i zaten pek severim.İkisinin başrolü paylaştığı samimiyet dolu bir film olmuş.Sonları ve ortalarında ufak bir yerde bocalama sezsem de izlenesi filmdir.Box Office Blockbuster filmlerinin başta olduğu şu günlerde özellikle günümüz gençlerine izlemelerini tavsiye ederim.


(Ahmet Boyraz) #445

Dün üç kardeş oturduk sabaha karşı yine Yüzüklerin Efendisi Kralın Dönüşünü izledik. Hala ilk günkü gibi keyif veriyor.

Unutamayacağınız, yere göğe sığdıramayacağınız bir film söyle deseler Yüzük üçlemesini söylerdim hiç düşünmeden.

Bu gece de The Hobbit’in Tolkien edit versiyonunu izleyeceğiz bir engel olmazsa. :slight_smile: Lotr hayranının 3 filmi, Hobbit uyarlamasına göre düzenleyerek tek film haline getirdiği bir versiyonmuş. Bakalım hangi sahneler kırpılmış.


(Kenan Ulusoy) #446

The Pianist
2002 yapımlı film. 10 üzerinden 10 veririm. Filmde herhangi bir kesime sıkı sıkıya övgü olmaması çok hoşuma gitti. Szpilman’ın yaşam öyküsü kalplere dokunacak şekilde bizlere aktarılmış.
Daha önce izlemiştim ama tekrardan izlemek ayrı bir keyif veriyor.
İkinci kez dahi olsa izlemenizi tavsiye ederim. Hayatı, ideolojileri sorgulatan cinsten bir film.

Filmin bana en çok dokunan kısmı ise: Yere dökülen yemeği yiyen adamın sahnesi, tabi duvardan geçerken ölen çocukta da duygulandım

Film bittikten sonra şu videoyu izleyin.


(Hüseyin gök) #447

Benim’de çok uzun yıllar önce izlediğim en iyi 2.ci dünya savaşı filmiydi,benim karşıma bu film çıkınca direk ‘nocturne in c sharp minor’ geliyor.