En Son İzlediğiniz Film?


(Mustafa Erdem) #408

Netflix yapımı değil diye biliyorum. Adult Swim sanırım.


(Hüseyin gök) #409

Ben Netflixte izledim heralde bana öyle geldi, başlarken adult yazıyordu ben onu biraz açık seçik, küfürlü bir yapım diye gösteriyorlar sandım😂


(Mustafa Erdem) #410

Her sezon öncesi baştan tekrar başlıyorum yine sıkmıyor. Son zamanlarda en keyif aldığım iki çizgi filmden birisiydi.


(Merve Aydın) #411

“La Liberator”
Simon Bolivar hakkında bir film. Ha gerçeği yansıtıyor mu? Bunu tartışabiliriz. Lakin yine de izledim ve fena değildi. Yüksek oyunculuk ya da yüksek bir senaryo beklemeden sadece Venezuelalılar nasıl bir şey çekmiş kendi değerleri hakkında diyerek izledim.


#412

Grand Budapest Hotel

Cıvıl cıvıl atmosferi ve renkli karakterleriyle sarıp sarmalayan, yeri gelince güldüren, yeri gelince hüzünlendiren, ama genel yapısı itibariyla insana neşe katan bir film. Ben başroldeki 2 karakteri de çok sevdim. Zaten birisi Voldemort efendimizi de canlandıran Ralph Bey. Diğer arkadaşın da izlediğim ilk filmi oldu. Bu 2 karakterin filmin başından sonuna doğru gelişen dostluğu ve bunun akışındaki doğallık için bile izlemeye değer.


(Yakup Alioğlu) #413

Gerçekten beklentilerimin üzerindeydi. Daha önceden böyle bir filmden haberim olmamamıştı. II. Dünya savaşı ve Nazi Almanyası dönemi filmlerini sevdiğim için film izleme havamda olmasada başladım ve su gibi aktı.
Dünya savası son haftalarında Er Willi Herold’un kaçakken sans seri bulduğu yüzbası üniforması ile gücün tadını alması ve bu gücün yozlasmış savaş ortamında şiddete dönüşüp iktidar, adalet gibi kavramların yanlış ellerde nasıl kötüye kullanılabileceğini izliyoruz.

Daha kötüsü kurgu olarak gördüğümüz şiddettin gerçek hayattan alıntı olması.
https://www.tarihkomplo.com/2018/12/willi-herold-gercek-hikayesi.html


(Doğan) #414

İdealist bir doktorun, ameliyatta kaptığı frengi hastalığının kendisine ve çevresine etkisini konu alan dram. Drunken Angel filmindeki doktor karakterinin “ahlak” kurallarına bağlı hali. Sessiz sakin bir film. Birkaç sahnesi güzel ama o sahneler için izlenir mi emin değilim. Peki ne için izlenir? Kurosawa’nın insan portrelerini seviyorsanız, durağan ama içinde küçük çatışmalar olan filmleri seviyorsanız izlenebilir. Ben pek sevemedim.

Kronolojik olarak Kurosawa külliyatını izlemek için uğraşıyorum. 9 -Seven Samurai dahil- film izledim daha ama Kurosawa izlemek için başlanacak en iyi film Rashomon.


(Berke) #415

Zekice ilerleyen, giz dolu ve bu ilerleyiş sona erdiğinde de, gizlerini simetrik dizilmiş domino taşlarının tek tek yıkılışı gibi çözen klas bir film.

Merak ettirip daha sonrasında saçmalayan bir sürü film var. Jj abrams tarzı, keyif vereceğine, izleyeni aptal yerine koyulmuş hissettiren plot twistlerle biten filmler var. Bu film onlardan değil.


(kerem) #416

Çiçero

Çiçero, yönetmenliğini Serdar Akar’ın gerçekleştirdiği 2019 çıkışlı biyografik drama filmidir. II. Dünya Savaşı öncesinde Nazi Almanyası adına casusluk yapan ve “Çiçero” lakabıyla tanınan Elyesa Bazna isimli Arnavut casusun hayatını anlatan filmin başrolünde Erdal Beşikçioğlu yer almaktadır.


(Hiçliğin bekçisi…) #417

Sevdiğim filmlerden birisidir. Ara sıra açıp izliyorum. Her açıdan gerçekten tatmin eden bir film bana göre.


#418

Ben de yorumunuzdan sonra izledim biraz önce bitti ve vov! Sadece şaşırtıcılığı da değil filmin her sahnesi güzeldi ve içine çekiyordu. Zaman kavramımı yitirmişim gibi oldu bittikten sonra. Tavsiyeniz için teşekkür ederiim.


(fatih çetin) #419

Şehrimdeki sinemalara halen gelmedi. Yaklaşık 3 hafta oldu. Merak ettiğim bir film ama izleyemedim.


(Celalettin Durak) #420

Forumdaki ilk mesajımı bu başlık altında atacağım. Vira bismillah!

Bu akşam ‘‘Allende en su laberinto (2014)’’ filmini izledim. 11 Eylül 1973 tarihinde General Pinochet’in başını çektiği askerî cunta tarafından devrilen eski Şili devlet başkanı Salvador Allende’nin son yedi saatini anlatıyor. Allende’nin amacı demokratik reformlarla Şili’ye sosyalist bir biçim vermekti. 1970’deki seçimde yüzde otuz altılık oy oranı ile başa gelmişti. Amacına ulaşmak için birbiri ardına adımlar atıyordu ki malum darbe gerçekleşti.

Film, Allende’nin danışmanının 11 Eylül 1973 sabahı Allende’nin odasına girerek ona kısmî bir askeri kalkışmanın olduğu haberini vermesiyle başlar. Salvador Allende hazırlanıp La Moneda’ya (Başkanlık Sarayı) gider ve olaylar gelişir. Allende’den taraf ordu içinde bir alay bile yoktur. Elli şahsi koruma muhafızı ile askerlere direnirler fakat nihayetinde Salvador Allende ölü olarak bulunur. Allende’nin nasıl öldüğü filmde gösterilmez. Zaten Allende gerçekte intihar mı etmiştir yoksa darbeciler tarafından mı vurulmuştur bilinmez. Filmde de bu tarihî belirsizliğe sadık kalınması hoşuma giden bir detay oldu.

Güney Amerika + Petrol + Sosyalist Hükümet + Amerika Birleşik Devletleri = Darbe / İç Savaş

Üstteki denklemin günümüzde Venezuela’da yaşandığı gerçeği göz önünde bulundurulursa Şili’de seçimle başa gelmiş sosyalist Allende’nin indirilmesi olayı güncelliğini korumaktadır.

Son olarak eklemek isterim ki film boyunca kafamın içinde Attilâ İlhan’ın ‘‘Allende Allende’’ şiiri kanat vurdu:

‘’…
ne kadar yok etse ölüm vuruşu göklerde yankılanan
kocaman bir yürek kalır şili’nin allende’sinden’’


(Mrs Saturn (Af Bri, Elentâri) " İyi uyu ve Ev'i düşle. ") #421

Tavsiye üzerine dün akşam izleme fırsatı buldum, gerçekten harikaydı. Tavsiye eden arkadaşa epey teşekkür ettim bitirince. :grinning:


(Ahmet Boyraz) #422

Az önce kardeşimle Mortal Engines filmini izledim. Senaristlerin arasında Yüzüklerin Efendisi üclemesinin başında olan Peter Jackson’ın olduğu filmin yönetmenliğini Christian Rivers üstlenmiş. Görsel olarak tatmin edici ve anlatılan geleceğin asıl fikri ise filmi güzel yapan diğer etkenlerdenn birisiydi. İki saatlik filmde akılda ne kaldı derseniz, karakter olarak sadece şu arkadaşımızın resmini koyabilirim buraya.

İzleyen ve izleyecek olan arkadaşların da çoğu bu karaktere hayran kalmıştır/kalacaktır kesinlikle.


(Celalettin Durak) #423

Az evvel Libertador [İng. The Liberator (2013)] filmini bitirdim. Adından da anlaşılacağı üzere ‘‘Kurtarıcı’’ lakaplı Simon Bolivar’ın hayatını işleyen Venezuela yapımı bir film. Sanırım sol tandanslı Güney Amerika filmlerine sardım şu ara. Zira daha önce de Şilili sosyalist başkan Salvador Allende hakkındaki bir filmden bahsetmiştim. Siyasetle öyle ya da böyle ilgilenen biri olarak dünya gündeminden, dolayısıyla Venezuela krizinden etkilenmemem mümkün değil. Belki bu yüzden Güney Amerika’daki devrimci şahsiyetleri konu edinen filmleri izliyor olabilirim. Hülâsa Liberdator’u beğendim.

Film heyecanlı bir giriş sahnesi ile başlayıp Kurtarıcı Simon Bolivar’ın İspanya Krallığı’na başkaldırma sürecini işliyor ve ölümüyle de son buluyor. Savaşlar, başarısızlıklar, kaçışlar, komplolar, ihanetler; kısacası kaderin cilveleriyle yoğrulmuş, insana dair bir film. Milyonlarca aşağılanmışın kendi kuru bedenleriyle inşa edip kanlarıyla sıvadıkları bir kulenin tepesine hürriyet bayrağını dikmektir Bolivar’ın kaderi. Başarır mı? Başarır. Dıştaki düşman galebe çalınmıştır, fakat içteki? İçteki en tehlikeli olandır. Buna dikkat etmek gerekir.

Bolivar’ın filmdeki nutukları etkileyiciydi ve özgürlüğe dair söylevine katıldığımı, bilhassa, eklemek isterim. Ne diyordu Bolivar:

’’…özgürlük arzusu toprağın altında yeşermek için yağmurları bekleyen uykudaki bir tohum gibidir.’'

Bolivar, Tufan vakti yağan o şiddetli yağmur gibi toprağa işlemiş ve Güney Amerikalıları cesaretlendirmiştir.

Ayrıca, Bolivar’ın Yurtsever Kuvvetler ile And Dağları’nı aşmasını betimleyen ve Tito Salas’a ait olan şu tabloyu filmde canlı olarak görmek de hoşuma gitti:


(Merve Aydın) #424

Green Book. İzleyin ve izlettirin diyorum. Aynı anda hem bu kadar eğlenip hem de fazlasıyla üzüldüğüm bir film uzun zamandır olmamıştı. Zamanının siyahi güzergahını gösteren Yeşil Rehber hakkında daha çok bilgi sahibi olmak için linke bakabilirsiniz. https://99percentinvisible.org/episode/the-green-book/


(Emre ) #425

Dune filmini izleyeceğim ama filmde 2-3-4. kitaplarda var mı? Spoiler yer miyim?


(Doğan) #426

Aile Arasında - Yol Arkadaşım

Sanırım son izlediğim filmler bunlardı. Son üç dört yılda birkaç yol komedi filmi izledik. Kara Bela, Limonata, Yol Arkadaşım 1 ve 2. Daha fazladır ama aklıma gelenler bunlar. Yol Arkadaşım’ın güncel komedilerden ayrılan bir tarafı yok gibi. İzlenebilir ama çok bir şey beklememek gerekiyor. Aklıma Due Date filmini getirdi, temel karakter altyapısı dışında pek benzer tarafı yok.

Aile Arasında’da ise Gülse Birsel sevdiği oyuncuları alarak bir aile olmaya çalışan bir aile komedisi sunuyor. Yanlış anlaşılmalar, kandırmalar üzerine kurulmuş olay örgüsü bazı zamanlar sinir bozucu olsa da buna da şükür diyebiliyoruz günümüzde. Yapacak pek bir şey yok.

Hangisini tavsiye edersin derseniz Aile Arasında derim; ama bu iki komediden rahatça sıyrılıp parlayabilecek güzel bir karikatürize aksiyon-komedi için Ölümlü Dünya’yı tavsiye ederim.


#427

Film sadece birinci kitapla ilgili.