Farseer (Spoiler'lı Başlık)

Seriyi okumuş arkadaşlarla ve aramıza katılacaklarını umduğum forum üyeleriyle tartışabileceğimiz bir başlık açmak istiyordum, nihayet serinin finalini de görmüş bulunarak başlığı açmış oldum. Fikirlerimi de belirtmek istiyorum fakat ilk girime yazıp başlığı şişirmek istemiyorum. Yorum olarak atmayı hedefliyorum ama seri üzerine tartışmayı düşünen, akılda kalan soruları, pullarını dökmek isteyenleri de Şahit Taşları’na davet ediyorum.

2 Beğeni

Çok bir şey yazmayacağım, kısa bildireyim. Olay akışı, karakterlerin bazı davranışları bana o kadar
mantıksız gelmişti ki eser bittiğinde bir azıcık sinirliydim. Ama dili o kadar güzel ki… R. Hobb ne yazsa okurum. Öyle güzel anlatılmış, her şeyi o kadar derinden hiss ettiriyor ki. Umarım devam kitapları yakın zamanda basılır, zira tüm sorularımızın cevabını almadık. Yazar da bir az yüzümüzü güldürse güzel olur yani. :slight_smile:

2 Beğeni

Ustam bu konuda bence mantıksız değil de, düpedüz aptalca desek doğru olur gibi geldi. Kastettiğiniz şeyleri sanırım anlıyorum. Ben hiçbir zaman Verity’nin Dağlara gitmesini uygun bulmadım. Hem büyük kumar hem de aptallık. Kettricken gibi toy, körpe, üstüne avel bir kadına koskoca krallık emanet edildi. Verity’nin aşırı İrfan kullanımı da zihnini köreltmişti fakat kral kraldır. İrfan’ın neye mal olduğunu bilip de böyle bir davranışta bulunmasını uygun bulmuyorum. Bu konuda aslında Shrewd’ün de kabahati büyük, ama kastettiğiniz şeylerin saray içindeki Farseer ailesine özgün gerzekliği olup olmadığından emin olmadığım için devam etmeyeyim.

Edit: Soytarı, Kettle ve Regal’in davranışları kastediliyor da olabilir, onların davranışlarının da iyi anlatıldığını düşünüyorum. Aslında karakterlerin anlatımı da bence dili kadar başarılıydı.

Sırf bu yüzden devam kitaplarına dair hevesimi yitirdim. İnsanın huzurunu kaçıran bir seri.

1 Beğeni

Ben seriyi okumadım ama çevirmenin İrfan diye çevirdiği şeyin gerçekte tam olarak anlamı nedir? Sezgi mi, bilgelik mi veya başka bir şey mi?

Direkt olarak ilk kitabın ağzından bir açıklama bırakayım.

Blok-alıntı ''İrfan, en basit anlatımıyla, düşüncenin insandan insana köprülenmesidir. Farklı şekillerde kullanılabilir. Örneğin savaş esnasında komutan, altındaki subaylara basit bilgi ve emirler gönderebilir, elbette bu subaylar onları almak konusunda eğitimlilerse. Güçlü bir şekilde İrfan sahibi biri, yeteneğini eğitilmemiş zihinleri ya da düşmanlarının zihinlerini etkilemek için kullanabilir; onlarda korku, şaşkınlık ya da şüphe uyandırabilir. Böylesi yetenekliler az bulunur.

Tabii dahası da var ama ufak bir pasajdı benimkisi. İrfan kullanmak, kullandıkça İrfan’ın gücüne karşı ihtiras ve açlık duymanı sağlıyor, zihinsel ve fiziksel olarak kişiyi köreltiyor. Hatta daha fazlasını anlatmak, daha derinine inmek gerekiyor fakat okuma ihtimaliniz var ve baltalamak istemem. Aramıza yeni Farseer okuyucularının da eklenmesi lazım. Bu stratejiyi uygulamak zorundayım.

2 Beğeni

Regalin yaptıklarını, hiç de iyi planlanmamış oyunlarını görüp sessiz kalmak mesela. Kim olduğunu bildikleri Galenin takımına güvenmek. Krala olanları araştırmayı bile akıla getirmemek. Regal gibi çok basit, çocuksu bir düşman var, ne yapacağı zaten belli, ona bile karşı koymakta başarısızlar. Adam bana güvenmeyin,ben kötüyüm diye bağırıyor ama ısrarla güvenmekte devam ediyorlar. Evet, aptalca davranışlar ve sunulan açıklamalar beni tatmin etmemişti. Yazar bir az daha düşünüp, daha irdeleyip güzel politik oyunlar sunabilirdi sanki ve eser iki kat güzel olurdu, ya yapamamış ya da kolaya kaçmış.

Hocam bu konuya kısmen katılıyorum. Burada Shrewd’ün kabahati çok büyük. Halkının acısını hissetmemek için sorumluluktan kaçan bir kral var. Oğlunun ihanetini reddeden, daha fazla acı, keder, hüzün hissetmek istemeyen bir kral. Tam hatırlamıyorum fakat Regal mevzusu Verity’nin İrfan yüzünden doğru karar veremediği zamanlardı sanırım. Açıkçası Regal’in neden öldürülmediği konusunda benim de kendimce serzenişim olmuştu. Yazar bazı şeyleri güzelce açıklarken bazılarını ise bize bırakmayı seçmiş. Ben yazarın bu kadar bariz, bu kadar açık bir hatada bulunacağını sanmıyorum.

Mesela Burrich-Vixen birlikteliğinden örnek vereyim; aralarında güçlü bir İzan bağı doğru dürüst ima bile edilmiyor ama bence vardı. Kurdun bu konuda atıfları olmuştu. Yazar açıklamamış olsa bile Burrich’in bu konuda ikiyüzlülük yaptığını düşünüyorum.

Regal serzenişinizde haklısınız. Yazarı da savunmak gibi olacak yine; ben bu kadar bariz bir hata yapılacağını düşünmüyorum. Yanlış hatırlamıyorsam Regal’in ihaneti üstü kapalı gerçekleşiyordu. Bilincinde olunan, ancak ihalenin Galen’a kaldığı, onun üzerinden gerçekleştirdiği gibi bir durum olmuştu. Verity sırf adalet duygusundan ötürü Regal’e el sürmemiş olabilir.

Vixen Kim olduğunu hatırlamıyorum. :slight_smile: Ama Burrich’de izan olduğu belli, veriliyor bu. Regal’in Chivlry’i öldürmesi tam üstü açılmamış olabilir, ama Kettrickenin kardeşinin ölümü, orda yaptığı ihanet hepsi apaçıktı. Regal’in arkasında duran dükleri kaybetmemek için ona dokunmuyorlar süsü vermiş yazar ama bu beni tatmin etmedi. 2 kardeş, gelin, gelinin doğmamış çocuğu, Fitz ve kral. Bunların hepsini öldürmeye çalışan biridir Regal. Kettrickenin kardeşini de zaten öldürüyor, bir prensi öldürüyor ama hiç ceza almıyor yani. İstediğini yapmaya izin veriyorlar, bu normal değil. Tamam, öldürmesinler ama karşı koymak için bir adım bile atmıyorlar. Özellikle Buz ve Ateşin Şarkısı serisinden sonra bu serideki politika çok çocukça duruyor, en azından benim için. Ama dediğim gibi, diğer kitapları umarım yakın zamanda çıkar, alır okurum muhakkak.

1 Beğeni

Regal’e yumuşak davranılmasında Shrewd’in ikinci eşinin yani Regal’in annesinin ölümünün de etkisi var. Shrewd onun hatırasına sahip çıkmak istiyor.

Bence de serinin en zayıf yönü Regal meseleleri.

3 Beğeni

Buna benim için de katılmamak mümkün değil. Zaten serideki siyaseti Asoiaf ile karşılaştırmanın mümkünatı yok. Genel olarak da üst düzey bulmadığımı belirtmeliyim. Sadece davranışların anlamsız olduğu kısmına katılmamıştım.

Regal olayında baş hatalının Shrewd olduğuyla ilgili aynı fikirde olmamıza sevindim. Nedense bu konuda Verity suçlu gibi bir algı var. Evet, o da suçlu. Fakat saray o hale geldiyse sebebi Shrewd’ün bencilliğidir.

1 Beğeni

At koşturur gibi kitapları kıyaslamayı sevmesem de okuduğum eserleri kendimce bir kast sistemine sokuyorum. (SS,S,A,B şeklinde.) SS’te Mervyn Peake, S’te dönemdaşlarından ve öncüllerinden ayrılan, iyi bir fantastik yazar olmanın yanında iyi edebiyat yapan, fantastik edebiyat tarihinde yeri olduğunu veya olması gerektiğini düşündüğüm yazarlar (Susanne Clarke, China Mieville, E.R Eddison, Ursula abla, Patricia A. McKillip vb.) var.

Ne kadar fanı olsam da Robin Hobb’u S’e değil A’ya dahil edyorum. Bu başlığın açılmasını da Robin Hobb’un temel kusurunu tartışmak için istemiştim, sağ olsun @Huseyin_Oz daha ilk giride buna değinmiş. Yabancı forumlarda hep Fitz’in ne kadar ahmak olduğundan dem vuruluyor lakin benim okuma deneyimimde en inandırıcı bulduğum karakter Fitz’di. Hatta serinin fanlarının bu eleştiriye temel savunması olan ‘‘Onlar da insan, insanlar hata yapar.’’ savunmasını Fitz için kabul edebilirim. Öte yandan çoğu karakter Idiotball denen trop’tan muzdarip ve üçüncü kitaba gelince bu dayanılmaz bir hal alıyor. En acı örnekleri ise Chade ve Verity maalesef. Yanlış anlaşılmasın; Chade’in Suikastçı koduna olan bağlılğını, fedakarlığını; Verity üzerinden seçilmiş kişiye getirilen ironik bakış açısını anlıyorum ve takdir ediyorum. Hobb’un en büyük yeteneği ‘‘Kahramanın yolculuğuna’’ kendine has bakış açısını getirirken başarılı karakter portreleri çizmesi ve yan karakterlere gereken ilgiyi gösterebilmesi zaten. Temel problemim olay örügüsünden ziyade karakterlerin buradaki yerleri olsa da seri okunurken zayıf bir kurgu izlenimi vermiyor. Tuhaf kısım da burası zaten: Başta Buckkeep olmak üzere dünyası yaşıyor. Karakterleri gündelik yaşamları, amaçları, sıkıntıları olan gerçek birer insanlar. Yazar bunu gösterirken de yolundan şaşmıyor, hikaye bocalamıyor. İşleyen bir olay örgüsü okuyorsun, daha doğrusu bitirip seriye üçleme olarak bakana kadar. Problem de burada başlıyor:
2. kitaptan itibaren herkes Regal’ın nasıl bir hin olduğunun farkında. Ve hiç kimse en ufak bir önlem almıyor. Evet Regal’a suikast düzenlenemeyeceğini üzerine çok defa duruluyor, ‘‘Önlem’’ sözcüğünü kullanmam da bu yüzden. Regal Fitz’in görevini alenen sabote ediyor ve bunun üzerine en ufak bir ceza almıyor, umursanmıyor. Bunu birinci elden bilen Fitz tarafından bile. Neden? Çünkü Regal favori oğlan. Karakterizasyonun bu kadar inandırıcı yapıldığı bir seride bu ‘‘bahaneye’’ inanmamı beklemeyin lütfen.

Favori kitabım '‘Kraliyet Suikatçısı’'nda işler iyice sarpa sarıyor maalesef. Verity seçilmiş kişi, tüm krallığın kaderi ellerinde, eyvallah. Ancak tüm krallığı, karısını, en büyük tehdit unsurunun ellerine bırakmaktaki mantık nerede? Yine karakterler inanılmayacak derecede aciz, en olmaması gerekenler başta olmak üzere. Chade’den bahsediyorum. Kitapları okuyalı bayağı oldu ancak Chade’in Regal tehtidine karşı en ufak bir önlem aldığını hatırlamıyorum. Evet, suikast yapamazlar; ama karakterin tek görevinin istenmeyen kişileri ortadan kaldırma olmadığı defalarca gösterilmesine rağmen neden en ufak bir önlem alınmıyor? Bahanesi, yanlış hatırlamıyorsam, '‘Regal’i öldürürsek krallık çöküntüye uğrar.’'dı. Bunun yerine eller arkada izlemek çok daha mantıklı bir çözümdü herhalde.

Üçüncü kitap, şahsen RotE evreninde okuduğum 12 kitap arasındanki en zayıf kitaptı. (Kötü değil kesinlikle) Temel problemin yanında dünya yaratımı da bir garipti maalesef, krallıklar arası politikanın zayıflığından tutun Skill’in Skill’likten çıkmasına kadar.

Bu çeşit mikro eleştiri pek yapmam, bu kısımlar da serinin güçlü yönlerinin yanında ufak bir tatsızlık olarak kalıyor… İlerleyen eserler de bu açıdan giderek gelişiyor, Zaten Farseer eşsiz mertebesine üçlemeler üçlemesinin sonunda ulaşıyor.

@driveinthenails Hocam son incelemenizi yeni okudum, seriyi beğenmezinz mutlu etti :slight_smile:. Bu nedenle ufak bir tavsiyem olacak: Fitz’in macerasına devam etmeseniz de Liveship Traders’ı okumanızı öneririm. Biraz cüretkar olacak ama: Liveship’in okuduğum en güçlü kadrolu fantastik seri olduğunu düşünüyorum. Fantastik ebiyat başarılı antagonist’ler konusunda bol olduğundan serinin kötü adamına en diyemem ancak Regal’den fersah fersah başarılı bulduğumu belirtmeliyim.

5 Beğeni

Üçüncü kitap hakkında aynı düşünüyormuşuz ve daha çok görüş bildirerek dökemediğim karmaşık görüşlerimi de benim yerime daha iyi özetlemiş oldunuz. Eleştirimde de hayal kırıklığı dememin sebebi, ikinci kitap arşı görmüşken üçüncü kitabın aynı seviyeyi yakalayamaması oldu. Aslında genel olarak değerlendirilince evet, Regal konusu için bahaneler çok basit. Yazar, okuyucuya karşı Regal’i bence de savunamamış, ama ben daha çok yazılmışın üzerinden gitmek istemiştim. Çünkü genele baktığımızda, fantastik edebiyat odaklı düşündüğümüzde Regal çok zayıf bir antagonist. Yaptığı şeylerin sebebi açıkça üçüncü kitabın sonunda dökülüyor. Bana sorarsanız anlamsız, mantıksız bir durum yok. Tarih, Regal gibi çok kardeş gördü. Regal’in öldürülmeme mevzusunu dediğim gibi; Shrewd’ün hainliğine bağlıyorum. İnanılmaz, gizli bir açıklama yapmak istiyorum: ben kral değilim. Belki Shrewd’ü anlayamıyor olabilirim. Shrewd’ün yaşadıklarına duygusal da bakmaya çalışıyorum, ama yaptığı mantıken hainlik. Hocam acı çekiyorsun diye kendini dumana veremezsin. Sen koskoca bir ulustan sorumlusun. Regal’in hain olduğunu bildiği halde kıyamadı. Yapamadı. Verity, Chivalry’nin gölgesinde yaşayan ve sünepe, geri zekalının da geri zekalısı bir kardeş. Verity’nin vasıfsız kral, prens, olmasının sebebi kurallara bağlı oynaması. Zaten Verity akıllı bir adam olsa, dağın tepesine ejderha aramaya çıkmaz. Onu da geçtim; Verity akıllı olsa saray oyunlarından bihaber, toy, körpe Kettricken’a ve tüm bu karmaşada her zaman bastırılmış, kendini bastıran, aklı bir karış havada Fitz’e sarayı emanet etmezdi. Ben biraz da bu durumu aşırı İrfan kullanımına ve cinkabuğuna bağlamak istiyorum. Ama sonra sorarlar kardeşim onların sana neler yaptığını biliyorsun, veliaht kral olarak bu kadar mı öngörü yoksunusun? Verity’nin savaşarak mağlup olmasını, ejderha aramaya çıkmasına yeğlerim.

Ayrıca Kettricken’ın başarılı bir komutan olduğunu vurgulamak gerek. İyi komutan, kötü kraliçe.

Hocam inanın çok yordu beni bu seri. Yazar öyle acımasız ki aşkları bile müthiş bir trajediyle süslemiş. Bu seride düzgünce kavuşan biri yok arkadaş. Okurken ciddi ciddi başımın ağrıdığını fark ettim. Hobb hanımın bir kitabına bulaşacaksam, iki kere düşüneceğim. Bir süre bu evrenden uzak kalmak istiyorum. İlk defa, uzun bir sürenin ardından bir yazarı çok beğendim; yarattığı kurguyu ve çok çok özellikle söylemek gerekir ki karakter yaratımından bu kadar keyif aldığım çok az yazar vardır. Son kitabı düşününce hala başıma ağrılar giriyor. Ben bu davadan Fitz gibi kaçmak istiyorum. Fitz’i çok iyi anlıyorum.

3 Beğeni

Bir de ayrıca sormak istediğim bir soru vardı: Seriyi okuyanlar Fitz’in baba figürleri (Chade, Burrich, Verity) hakkında ne düşünüyor?

Üçünü yolda görsem, hepsi olur mu emin değilim ama aralarından iki kişiye kafa göz girişeceğim kesin. Bu konu üzerinde genel olarak fikirler karmaşık, zıt, farklı düşünceler mevcut. Bana kalırsa içlerinden herhangi biriyle oturup karşılıklı kahve içmem olası gözükmüyor.

2 Beğeni

Adam gibi adam sadece Verity var.

Hocam açıkçası Verity aralarında en az kırgın olduklarımdan biri. Ama kırgınlık kırgınlıktır. Verity pişmanlık duymasına rağmen her türlü şeyi Fitz’e yapıyor. Bu, Verity’nin Fitz’i kullandığı anlamına gelmez mi? Devletin bekası için yaptığı doğru, ama ikili ilişkiler olarak nitelendirirsek Verity ile Fitz arasındaki bağ, devlet bekası ilişkisinden ibaret gibi geldi bana.

Hikayeye Fitz tarafından baktığımız için Fitz adına konuşmak gerekirse, çocuğun baba figürü olarak gördüğü kim varsa onu kullandı. Ben Verity’i daha çok kötünün iyisi olarak görüyorum.

Chade için Fitz her zaman araçtı.

Burrich… İhanet. Molly’nin yaptığı da ihanet. Fitz’e kalsa onu affedecek, ona geri dönecek kadar saf biri. Molly’nin Burrich’e koşma sahnesi… Ne denir bilemedim. Ben o sahneyi gördükten sonra ikisini de kurda boğdururdum. Belki de Fitz bu konuda benden daha akıllı veya daha salaktır. İkisinin de yaptığı şeyi kesin bir dille ihanet olarak görüyorum. Burrich-Patience-Chivalry mevzusuyla bir tutulmamalı.

1 Beğeni

Öyle. En azından Verity’nin iyi bir amacı vardı ve kendini de feda ettiği için Fitz’i kullanmasına fazla gücenmiyorum.

Aslında Fitz’e en iyi davranan kişi Patience.

3 Beğeni

Seriye yeni başladım diyebilirim. Biri bana izan ve irfan arasındaki farkı söyleyebilir mi? (Spoiler vermeden, zaten gözümü kapatıp buraya yazdım :grin::grin:)

Yukarıda da sorulduğu için şöyle buyurun:

Edit: Hocam İzan bir olay sebebiyle çok iyi bir şekilde açıklanacak. O olay da zaten başlarda yaşanıyor.

1 Beğeni

İrfan insan-insan, izan insan-hayvan.

2 Beğeni

Teşekkür ederim, şimdi oturmaya başladı. O zaman “hadi devam edelim”

1 Beğeni