Felsefe Köşesi


(Emre ) #1

Aslında Rıhtım Kamarası var fakat bu başlık oradan ayrılmalı ve karışmamalı.

Bunu aklımıza sorular geldikçe cevap aradığımız kısır döngüye girdiğimizde, burada da paylaşarak fikir alışverişinde bulunabilmemiz için açtım.

Kurallar da şöyle olsun:

Özet

-Herhangi bir soru sorulduktan sonra, soran kişi sorusuna cevap(yorum) alamamışsa 48 saat içerisinde yeni bir soru girdisi yapılamaz.

(Neden: Soran kişinin sorusunun havada kalmaması için.)

-Sorular cevaplarla ilerlemedikçe uzun ve detaya kaçmadan, az ve öz biçimde sorulmalıdır.

(Neden: Anlaşılır olması önemli çünkü anlaşılır olmayan sorular tartışmaya yolaçabilir.)

-Cevaplar soru soran kişiye “Cevapla butonu” kullanılarak atılmalıdır.

(Neden: Karışıklığı önlemek için.)

İlk soruyu izninizle paylaşıyorum:

Başa indirilen sert bir darbe, hem zihni hem bilinci yok edebiliyorken, bilinç ve zihin ne kadar “gerçek”tir?


#2

Bu sanki insanın varoluşundaki madde ve mana birlikteliğyle ilgili. Gözle görülebilen ve görülemeyenlerin birbiriyle olan zorunlu ilişkisi gibi. Biri olmadan diğeri de olamıyor veya birine zarar geldi mi diğeri de bozulmaya uğruyor gibi bir şey olsa gerek. İlk aklıma gelenler bunlar.


(Pelin ) #3

Bu kısım Gürpınar’ın Gulyabani kitabının başlangıcından. Schopenhauer’ın felsefesi daha iyi nasıl anlatılırdı, bilmiyorum. Ben Say Yayınları’ndan çıkan ilk on beş kitabını okuduktan sonra, dünyaya aşırı derecede karamsar baktığımı fark edip bırakmış; hatta öyle ki kitaplığımda görmeye bile dayanamadığım için hepsini satmıştım. Kadın düşmanı olması da etkiliydi tabi.


(Busee) #4

Üzerinden zaman geçmiş hala cevap veriliyor mu bilemedim ama başka soru yok o yüzden sanırım verebilirim.
Sizin sorunuz aklıma şöyle bir düşünceler dizisi getirdi:
-Bir şey eğer gerçekse yok edilebilir mi?
-Cevap hayır ise içinde bulunduğumuz dünya da sanırsam gerçek denilecek pek az şey var. Çünkü bu cevaba göre gerçek yok edildiği anda varlığı da ortadan kalkıyor ve dolayısıyla gerçek dışı oluyor.
-Gene hayır cevabına göre insanların hiçbiri gerçek değildir. Çünkü öldüklerinde bu dünyadan yok olduklarını varsayabiliriz. (Dini konulara pek girmek istemiyorum. Ruhen yaşar, ahiret falan. O yüzden bu dünyayı ele alıyorum sadece.)
Bu düşünceler sonucunda da aklıma şöyle bir şey geldi. Ölen kişinin bedeni zaman içinde toprağa karışır. Toprağa karışan bu karbon, hidrojen, oksijen ve azot atomları bitkiler tarafından kullanılır. Sonra bitkiyi başka canlı yer falan falan sürüp gidiyor. O yüzden de aslında insanlar yok olmuyor sadece form değiştiriyor diyebiliriz. Ama burada gerçek olan insanın bedenidir.
Sizin sorunuzda ise zihinle ilgili pek emin değilim ama bilinç için de buna benzer bir açıklama sanırım getirilebilir. Bir insan bilinci yok olmadan önce sahip olduğu bilinç ile bir şeyler düşünür, fikir üretir ve bunları birileriyle paylaşır belki birilerine bir şeyler öğretir. Bu öğretilen paylaşılan fikirler de o diğer kişinin bilincinin bir parçası olmuştur artık. Tıpkı bitkiye geçen karbonlar oksijenler gibi. Bu sebepten kişinin bilinci yok olsa bile o bilince ait şeyler başka bilinçte varlığını sürdürmeye devam eder. Bu yüzden de aslında bir bilinç yok olmasından bahsedilemez. O yüzden gerçek olduğunu söyleyebiliriz.
Öyleyse bir soru da benden.
Bu durumda dereler kuruyabileceği için gerçek değildir. Kağıt yanabileceği için gerçek değildir. Öyleyse gerçek olan şey kağıt ve dere değil bunların bizim bilinçlerimizdeki bilgisi midir? Çünkü bir dere kurusa bile biz dere diye bir şeyin var olduğunu biliyoruz. Sanırım bir felsefeci buna benzer bir şey sorup cevabını da vermişti lisedeki felsefe dersinden hatırlar gibiyim.

Valla sorunuz güzel ama ben işin içinden çıkamadım. Anca bu kadar. :joy: Umarım çok konuşup kafanızı şişirmedim.