Filmlere ve Dizilere Ait Basmakalıplar (Klişeler)

Nerede bu lanet yer?!
İki blok ötede.

3 Beğeni

Duvara asılı geyik kafasının gerilim, korku filmlerinde dönüşümlü olarak kullanıldığını sanıyorum. (:

5 Beğeni

Karakterin uçurumdan düştüğünü görürsünüz ama hayır düşmemiştir, son anda tek eliyle tutunmuştur hayata mutlaka. :smiley:

8 Beğeni

Sonra eli kaymaya başlar, tam düşecekken biri elinden yakalar düşmesine engel olur.

7 Beğeni

Bir korku filmindeyseniz ve bir koridor varsa o koridorda mutlaka bir lamba bozuk olduğu için yanıp sönüyordur.

8 Beğeni

Babalar sabahlara kadar çalışır, canları çıkar ve bu yüzden çocuklarıyla ilgilenemez ve illa trip yerler. Özellikle tiyatro gösterisine veya beyzbol maçına gelemeyen baba hep horlanır. Yazıktır adama ama hep suçlanır. :smiley:

8 Beğeni

Olaylar bittikten sonra mağdur veya mağdure ambulansın arkasında elinde sıcak kahveyle, sırtında battaniyeyle oturtulur.

12 Beğeni
  • Bu resimdeki adamı tanıyor musun/gördün mü?
  • Hayır hiç görmedim/tanımıyorum.
  • Belki bu fikrini değiştirir.
8 Beğeni
  1. Şehrin göbeğindeki kovalamaca sahnelerinde hiç ya da azıcık trafik olması.
  2. Bombalarda mavi teli mi kırmızı teli mi keselim tartışması, bir kırmızıyı bir maviyi kesermiş gibi üç dört tur yaptıktan sonra birkaç saniye kala bombanın geri sayımını durdurur.
  3. Uzun topuklu ayakkabılarla koşabilen, dövüşebilen hatta yüksekten kedi gibi atlayabilen kadın karakterler.
  4. Konuşmaların tekrara sürüklenmesi.
  • Onu aldım dostum.
  • Ne demek onu aldım?
  • Silahı aldım adamım.
  • Demek silahı aldın?
  1. İçi sağlıklı gıdalarla dolu buzdolabının var olmaması ve dondurucuda mikrodalgalık yiyecekler olması.
  2. Dayak yiyip iltifat almak, sende fena değilsin gibilerinden.
  3. İşinden ayrılanların eşyalarını karton kutuya koymaları ve bu kutuda hiç vazgeçemedikleri bir kupa veya oyuncak olması.
  4. Susturucunun aşırı sessiz olması.
  5. Susturucuyla karından dahi vurulsalar vurulanların sessiz kalmaları.
  6. Susturuculu silahın menzilinin 100 metre olması.
  7. Keskin nişancı tüfeği dürbününün teleskop sanılması.
  8. Mezuniyet balosunda ki dans polemiği.
  9. Papaz dışındaki insanlarında insanlara İsa’ya inanıp inanmadığını sorması.
  10. Kral sofrasından 2 dilim aceleyle bir şeyler tıkınıp kaçarcasına evden çıkmak.
  11. 5-6 satır kodla Top security’ye sahip şirket veya devletlerin hacklenmesi.
  12. Bilgisayar kullananların mouse kullanmaması.
  13. “Burası özgür bir ülke” saçmalığı.
  14. “Amerika fırsatlar ülkesi” repliği.
  15. Dedektiflerin aileleri ve çavuşları ya da teğmenleriyle yaşadığı sürtüşmeler.
  16. Katile uzun uzun yalvarılması ve hünharca ağlanması.
  17. Polisin binaya bodoslama girmesi.
  18. “Ben vergisini ödeyen bir vatandaşım tamam mı?” saçmalığı.
  19. Polise gazetecileri uzak tutun demesi ve güzel gazetecinin bir yolunu bulup dedektife yapışması.
  20. Boğulmaktan korkmayıp 4-5 hapı bir arada içen hastalar.
  21. Arabaların inildikten sonra kitlenmemesi.
  22. Grafiticilerin bere veya kulak üstü kulaklık takma zorunluluğu.
  23. 5-6 katlı binadan dahi düşüp ölünmemesi. Ölmeyi geçtim birkaç kırıkla atlatılması. Bazısının burnu dahi kanamıyor.
  24. Sürekli çirkin yoktur bakımsız insan vardır mesajının verilmesi.
  25. Bazı dizilerde eyaletteki on binlerce polis memuru malum dedektifi tanır.
  26. Birilerinin illa ailesini gururlandırmak istemesi.
  27. 10 kurşuna göğüs gerip kendi başlarına ölemeyenler.
  28. Rehine sahnesi “Onu bırak ve beni al.” söylemi.
  29. Alkolik avukatlar, psikopat eski askerler ve onlara yardımcı olan psikologlar.
  30. Araba anahtarının güneşliğe bırakılması.
  31. Ana karakterin arabada ölememesi.
  32. Sadece kapşonlu, güneş gözlüklüğü ve şapkayla birilerinden kaçmak.
  33. 555 ile başlayan telefon numaraları.
  34. 6-7 rakamlı plaka numaraları.
  35. FBI ajanının polislere posta koyması.
  36. Kıyamet kopmadan önce veya koparken sokakta İncil okuyanlar.
  37. Profesörlerin ya çatlak fizikçi ya dahi doktor ya da yalan dedektörü olması. Ya da erkek edebiyat profesörü.
2 Beğeni

Bir gün çok zengin olursam yapmak istediğim küçük şımarıklıklardan birisi bu. Harika bir kahvaltı sofrası varken portakal suyundan 1 yudum alıp, “Çok işim var, acil çıkmam lazım” diyerek gitmeyi planlıyorum.

Ben de kitlemem arabamı.

Benim numaram da 555 ile başlıyor.

Vay be, ne klişe adammışım ben. :slight_smile:

5 Beğeni

Arabalı takiplerde mutlaka bir başka araba veya özellikle bir kamyonun bizimkilerin önüne çıkması.

Arabalı takip veya kaçışlarda yol hep dar geldiği için illa ki kaldırımda da gidilir.

3 Beğeni

Taze sıkılmış portakal suyundan bir yudum alıp gidecek insan henüz doğmadı. Filmlerdeki portakal suları karton kutudan olduğu için çekip gidiyor adam. Niye, hiç düşündün mü sebebini? Sübliminal mesaj veriyor karısına, taze portakal sık bana, canıma tak etti, diyor. Taze sıkılmış olsa kafasına dikecek bardağı.

3 Beğeni

Sübliminal mesajla uğraşacağına o portakal suyunu BELKO 'dan alsın.:slight_smile:

1 Beğeni

Arabasını kitlemeye üşenen adam BELKO’ya uğrar mı sabah sabah? :grinning_face_with_smiling_eyes:

3 Beğeni

Ben “yan koltuktaki kumandayı almaya üşendiği için saçma sapan bir programı izleyen” adamım, belkoya portakal suyu almaya mı gideceğim? Hem de sabah. :joy:

2 Beğeni

Hakikaten neden bizim çaydanliklar düdük sesi çıkarmıyor?

1 Beğeni

Üzerine demlik koyulmuyor galiba, bu nedenle pek bize hitap etmiyor bu tür çaydanlıklar.

Düzeltme: Merak ettim baktım. :slight_smile: üzerine demlik konulanlarda varmış.

1 Beğeni

Benim demliği ocakta unutup çay ekşitmişliğim var biraz, kaynayınca düdük sesi gelse güzel olurdu.

Aslında bakıyorum artik demli-açık ayrımı yapanı pek göremiyorum, ülkecek biz de mi tek demliğe geçsek.

2 Beğeni

Amerikan filmlerindeki İşinden kovulan kişilerin taşıdıkları kutular. :slight_smile:

5 Beğeni

Aşağıdaki yazı bana ait değil, biraz düzeltme ve düzenleme yaptım sadece…

Amerikan Filmlerindeki 15 Klişe:

1. Kampa gidip teker teker telef olan gençler: Gençler, arkadaşlarıyla, sevgilileriyle bir haftasonu kaçamağı yapmak isterler. Ormana, çayıra bayıra giderler. Ama, o kamp zehir olur onlara. Mutlaka bir yaratık, ruh, hayalet bir şey çıkar, teker teker götürür bizim fukaraları. Ya bir ya da iki kişi kalır geride.

2. Korku filmlerinde şişman ve gözlüklülerin durumu: Eğer bir korku filminde şişman ve gözlüklüysen, kurtuluşun yok demektir. Hele hele bir de zenciysen tamam, filmin ilk beş dakikası içerisinde ölecek olan ilk kurban sensindir.

3. Kurşunu hiç bitmeyen askerler: Özellikle Vietnam konulu filmlerde, Amerikan askerlerinin asla şarjör değiştirme gibi bir derdi olmaz. Ellerine makineliyi alıp kabak gibi ortaya çıkıp etrafı taramaya başlarlar. O silahta kurşun hiç bitmez. Kimse bu kahraman askeri vuramaz, ama o herkesi vurur.

4. Önüne çıkan ilk arabaya el koyan polisler: Kimse de “kardeşim nereye gidiyorsun arabamla?” demez. Kuzu kuzu verirler arabaları. Bir rozet göstermeleri yeterlidir. El konan araba, ya patlar ya kaza yapar. Sahibine zararı ödenir mi ödenmez mi, bilinmez.

5. FBI ve polisler arasındaki diyaloglar: Hep aynıdır. Polisler olay yerine erken gelirler. Şeritleri çekerler, olayı aydınlatmaya çalışırlar. Çat, bu anda FBI gelir. “Bu olayı artık biz devralıyoruz, siz gidebilirsiniz” der. Polisler tabii hoşlanmaz bu durumdan. Ama mecburlardır. Hatta bazı FBI ajanları, polislerden çay kahve bile isterler.

6. Polisin olayı araştırırken mutlaka striptiz kulübüne uğraması: Ortada bir cinayet varsa, mutlaka striptiz kulübüyle bir bağlantısı olmak zorundadır. O kulübe gidilmeden olay kesinlikle çözülmez. Oraya gidilir, birkaç kişi sorguya çekilir ve mevzu yavaş yavaş aydınlanır. Her olayın striptiz kulübüyle bağlantısı vardır.

7. Başrolün, eski takımı toplamak için giriştiği mücadele: Esas karaktere, Amerikan Hükümeti bir görev verir. O da “kendi adamlarım da olmazsa olmaz” der. Bunun üzerine eski ekibi toplamaya koyulur. Ancak bu eski takımın üyeleri, meslek değiştirmişlerdir. Kimisi şoför, kimisi aşçı, kimisi galerici olmuştur. Onları ikna etmek zaman alır.

8. Tüm mevzuyu tek başına çözüp örgütü çökerten emektar polis: Bu polis genelde Steven Seagal’dir. Oynadığı tüm filmlerin senaryosu aynıdır. Bu karakter asi bir polistir. Devamlı üstlerinden fırça yer ama bildiğini okumaktan kaçmaz. Rozeti, silahı elinden alınır, yine de inadından vazgeçmez. Filmin sonunda da mutlaka kötülük çetesini çökertir. Bir sürü dövüş tekniğini, nasıl oluyorsa ezbere bilir. Samuray kılıcı bile kullanır.

9. Bombanın mutlaka 1 saniye kala etkisiz hale gelmesi: Bombanın patlamasına daha 10 dakika vardır. Bunlar, bomba başında bir sürü geyik çevirirler. Yok kırmızı mı, mavi mi, yok vaktimiz kalmadı kaçalım vesaire… Zamanı böyle harcayıp, son saniyede bombayı durdurmayı başarırlar. Ulan madem duracak o bomba, ne diye geriyorsunuz ortamı?

10. Patlamanın önünde yürüme karizması: Her aksiyon filminin vazgeçilmezindendir. Arkada binalar havaya uçar, bombalar yağar, ancak esas kahraman bunlara hiç aldırmaz, patlamaya bakmaz bile. Yoluna devam eder. Atom bombası patlasa yine bir şey olmaz bu adama.

11. İyi adamın, kötü adamla ilk karşılaşmada temiz bir sopa yemesi: İyi adam ve kötü adamın karşılaştığı ilk sahnede, her zaman dayak yiyen taraf, iyi adam olur. Kötü adam, bunu bir güzel döver… İlk dayaktan dersini alan iyi adam, filmin sonundaki final kavgasında kötü adamı yener. Bazen tutuklar, bazen öldürür.

12. Duruşmalarda avukatların resmen şov yapması: Bize, Amerika’daki mahkemelerin gayet eğlenceli yerler olduğunu gösterir. Avukatlar, müvekkillerini savunurken resmen oscarlık oyun sergilerler. Hakimi ve jüriyi rahatlıkla etkileri altına alırlar. Herkes onlara hayran olur. Müvekkil suçlu da olsa, şov sayesinde serbest kalır.

13. Dünyayı uzaylılardan hep Amerika’nın kurtarması: Bu uzaylılar, dünyada başka memleket yokmuş gibi devamlı Amerika’ya inip dururlar. Amerikalılar da durur mu, geldikleri gibi gönderirler adileri… İlk önce bir umutsuzluk hakim olur, sonra da mutlaka bir yolunu bulurlar uzaylıları öldürmenin. Mozart dinleterek bile öldürmüşlükleri var.

14. Her felakette konuşma yapan Amerikan Başkanı: Dünyaya meteor düşecekse Başkan duyurur. Uzaylılar geliyorsa yine Başkan duyurur. Dünyanın başına ne gelecekse Amerikan Başkanı’nın duyurması, konuşma yapması, başlıca vazifesidir. Birlik beraberlik mesajı verir, ancak hiçbir filmde de başkanlar felaketten etkilenmez, filmin sonunda çıkıp bir konuşma daha yaparlar.

15. Her filmde dalgalanan ABD Bayrağı: Filmin türü ve konusu ne olursa olsun, mutlaka filmin bir köşesine bayrak iliştirilir. İster korku ister fantastik ister macera olsun. Her filmde bayrak vardır.

VE 6 KLİŞE SÖZ:

1. “Lanet olası federaller”: Ne zaman federal ajanlar olay yerine gelse, herkesin ağzından bu cümleler dökülür. Kimse bunları sevmez, devamlı bunlara beddua edip dururlar.

2. “Hey dostum senin sorunun ne ha?”: Genelde zenciler tarafından söylenen sözdür. Kendilerine sert davranan polislere veya beklenmedik bir harekette bulunan yabancılara söylerler. Bazen de bu cümle, “Senin tek sorunun ne biliyor musun…” kalıbıyla tamamlanır.

3. “Belki bu, hatırlamana yardımcı olur”: Düşmanını arayan esas oğlan, bir bara gelir. Barmene fotoğraf gösterip “Bu adamı gördün mü?” diye sorar. Barmen “Hayır” der. Kahraman da bir miktar para çıkarıp bu sözleri söyler. O an barmenin hafızası yeniden çalışmaya başlar. Görmedim dediği adamın şeceresini çıkarır.

4. “Oraya 1972’den beri kimse gitmedi”: Kampa giden genç konulu filmlerin en önemli klişelerindendir. Tarih değişebilir. Gençler, varacakları yere ulaşmadan önce yıkık dökük bir evin önünde oturan yaşlı bir amcaya yol sorarlar. Yaşlı amca da bu klişeyi söyleyerek onları uyarır. Ama gençler bu uyarıya aldırmayıp yollarına devam ederler.

5. “Siz gidin, ben onları oyalarım”: Filmlerde genelde yan rolde oynayan adamların söylediği cümledir. Başrol oyuncusunun kankasıdır ve onu kurtarmak için düşmanlarla tek başına savaşmaya çekinmez. Sonuç olarak çok da fazla oyalayamaz tabii, başrol kurtulana kadar idare eder.

6. “Pazar günü seni kilisede göremedim John”: Esas karakterimizin mahallesindeki kilisenin pederi tarafından söylenir. John, geçmişi kirli bir adamdır, ama peder onu yola sokmuştur. Kiliseye bir gün gelmese, hemen eski alışkanlıklarına döndü sanıp endişelenir.

5 Beğeni