Gelenekselciyim ben. E-kitaplardan okurken zerre keyif almıyorum, zaten ekonomik olarak bir ucuzluğu da yok. Ekonomik olarak da bir ucuzluğu yokken neden kendime eziyet edeyim. Kısacası geleneksel mis gibi fiziki kitap diyorum. Sesli kitaplar ise bence e-kitaplardan daha kullanışlı ama yine de bir fiziksel kitap değil. Elin okumasıyla kendi okuman bir değil, zevkli değil. Yine de keyif alan için olumlu bir alternatif.
Açıkçası Türkiye’deyken kitaplar hakkında en büyük hayalim, Amazon’un Türkiye’ye geldiğinde Kindle’ı da peşinde getirmesi. Aylık abonelik sistemini (Sanırım adı Kindle Unlimited’dı) birkaç yayınevi ile anlaşıp, bu topraklara getirmesiydi. En azından diyelim ki Metis’in bir kitabı çıkacak. O kitabı kargo beklemeden (Ki kendi durumumu saymıyorum bile), yeni baskı beklemeden, istediğiniz bir fontla ve istediğiniz puntoda okumak çok iyi olurdu. Ama maalesef böyle bir Edebiyat Ütopyasına ne yayınevleri yanaştı, ne herhangi bir aracı firma yanaştı, ne de okur yanaştı. Şimdi bana Storytel var ya diyebilirsiniz, evet Storytel de kendince deniyor bunu ama gerek E-Kitap okuma arayüzleri, gerek telefon uygulamasında kısıtlı kalması gerek de büyük yoğunluğun E-Kitap yerine sesli kitaba verilmesi onu benim hayalimden uzaklaştırıyor…
Belki bir gün, daha güzel bir Türkiye’de.
Kesinlikle priskolojiyle alakalı. Bence de basılı kitap okumanın duygusu çok yoğun. Diğer türlü pdf de okuyabiliyorum kitap da. İkisi de sanki aynıymış gibi. Basılı kitap candır.
