Bir de bu iktidarın eline idam gelsin falan diyorlardı. Katillerin asılacağını sanmaları komedi. Muhalif gazetecileri aynı böyle poşetleyip çöpe attıracaklar zorla.
Allah, kitap dediler! Biz müslümanız dediler! Ülkenin fişini çektiler!
Madem Allah’tan korkuyorsunuz, bu görüntüler ne? Katiller niye korunuyor, masum canlar niye ölmeye devam ediyor. Her Güne Yeni Bir Kelime konusunu değiştirip HER GÜNE YENİ BİR VAHŞET yapalım… Çünkü her gün yeni bir işkenceye uyanıyoruz. Gündeme bakmadım birkaç saat, girdiğimde karşıma çıkan manzara bu. Bıktık.
Bilerek blur falan koymadım ki yaşı büyük küçük kim varsa, bu yasayı çıkaranların da destekleyenlerin de nasıl sözde insanlar olduğunu iyice görmeleri ki seçim yaparken iki kere düşünsünler. Bunları aman çocuğmuz gördü aman psikolojimiz bozuluyor diye gizleyerek toplum hafızasından silmeye çalışmak her zaman için daha beterlerini doğurdu ve doğurmaya da devam ediyor. Yetkim olsa bunları bir broşüre basar bütün okullarda, bütün camilerin cuma namazı çıkışlarında dağıtırım.
Bu konudaki görüşümü daha önce rıhtımda “Bu işin çok hassas bir şekilde , bilimsel yöntemler izlenerek yürütülmesi gerekiyor ancak ülkemizde bunun pek olası gözükmediğini düşünüyorum.” gibi sözlerle paylaşmıştım. Şimdi o gönderiyi bulamadım ancak belli oluyor ki bilimden vs. bihaberler… Bir ülkede her şey ama her şey yolunda gitmez mi ya?
Geldi…
Not: Çürümüş vicdanlar rahatlatıldığına göre sırada bu katil güruhu haklı çıkarabilmek için ne hikmetse aylardır görmediğimiz “başıboş sokak köpekleri çocuklara işte böyle saldırdı, çocuk kaçarken yola böyle atladı” haberlerini ortaya atıp gündeme getirmek var. Malum yandaş medya şu an harıl harıl bunun üstünde çalışıyordur, bir kaç gün içinde görmeye başlarız.
Limiti 100 bin TL olmayan kredi kartı mı kaldı, kabul edilirse bir sonrası aldığımız nefes sayısı, attığımız adım sayısı vergilendirilsin.
AKP’nin yurttaşın cebini hedef alan politikaları devam ediyor. TBMM Başkanlığı’na sunulan yeni kanun teklifine göre limiti 100 bin TL ve üzerinde olan kredi kartı kullanıcılarından ‘Savunma Sanayi Fonu’ için yıllık 750 lira ‘katılma payı’ alınacak.
Aynen aynen öyle olmuştur.
Demek hastaymış, demek trafik kazasına kurban gitmişler, demek böyleymiş, demek şöyleymiş… Gerçekler videoda görünüyor, sapasağlam hayvanı iğneyle öldürüp poşetliyor!
Gebze belediyesi çalışanları, hayvanları sadist duygularını tatmin etmek için mi öldürmüşler?
Toplum sağlığını korumak için (burası tartışılır) yok edilen hayvanların acısızca(?) öldürülmesi niçin ahlaka aykırı olsun?
Kafası kesilerek öldürülmüş bir canlıyı parçalayarak yemek (bugün kıymalı musakka yedim) canilik mi?
Yazılanları okurken şaşırıyorum, hayvan sadece bir hayvan değil midir? Onlara fazla anlam yüklüyor olabilir misiniz?
Not: Bu yazıyı, canlılara eziyet etmekten zevk alan ruh hastalarını hariç tutarak ederek yazdım.
Her şeyin doğal bir akışı var. İnsanlık tarihi boyunca bazı hayvanlar besin kaynağı, bazı hayvanlar dost olarak hayatımızda yer edinmiş. Bunu ayırt etmenin aslında çok basit olduğunu düşünüyorum.
Küçüklüğümüzden beri ailemiz yememiz için önümüze tavuk eti, dana eti koyuyor ve evcil hayvan olarak eve kedi, köpek alıyor.
Sonuçta hayatımıza dost olarak giren canlıların katledilmesinin daha çok canımızı yakması ve daha geniş bir kesim tarafından tepki toplaması çok normal değil mi?
Bu mevzu tartışılırken konunun hep tavuğa, ineğe getirilmesi bana çok tuhaf geliyor.
Bence yoldaş olarak hayatımızın içinde olan kedi ve köpeklere sadece hayvan diyip geçilmemeli.
Toplumun sağlığını ve güvenliğini tehdit eden başka -iki ayaklı- hayvanlar olduğunu düşünüyorum.
Kedi ve köpek benim için yoldaş değiller ki, şehirleşmeyle beraber var oluş amacı ortadan kalkmış gereksiz canlılar.
Tartışma, yoldaş yerine hayvan, can gibi kavramlar üzerine kurulduğu için konuyu ahlaki kaygı olmaksızın yenilen hayvanlara getiriyorum.
Toplum sağlığını tehdit eden insanların varlığı, toplum sağlığını tehdit eden hayvanlardan bağımsız bir sorun.
Not: Muhtemelen evcil hayvanı olmayan bir ailede yetiştiğim için bu tür konularda evcil hayvan sahipleri kadar duyarlı olamıyorum.
Yine de verilen tepkinin fazla olduğu kanaatindeyim.
Kaç kere sağlık bakanlığı bile açıklama yaptı, doktorlar açıklama yaptı, yaralama, ölüm ve daha pek çok sağlık sorunu var ayrıca belediyeler resmen kara para aklama aracı olarak bu hayvanları ve bizim paramızı kullanıyor. Uyutulması gereken hayvanlar bile zorla hayatta tutulup dilendiriliyor. Bu hayvanlara bakmanın hicbir faydası olmaması gibi zararlarıda var. Kaç tane insan haftada ısırılma sebebiyle kuduz oluyor, hangi ülkede kaç insan kuduz nedeniyle ölüyor. Küçük çocuklar ve yaşlılar, hamileler vb. gruptan insanlar nasıl kocaman çoban köpeği kırması sürülerle başa çıkacak? Çıkamayacak.
Sırf bir şeyi sevmeniz ve desteklemeniz onun diğer insanların özgürlüğünü kısıtlamanıza, hayatlarını tümden etkileyecek sonuçlar almanızla sonuçlanamaz. Bence sağlık kişiler ve iyi bir vatandaş böyle bir şeyin olmasını kabul edemez.
Bunu destekleyen yayınevlerini ise kendi cins hayvanları ile mutluluklar diliyorum. Tatlı tatlı sosyal medyalara attığınız fotolardaki gibi olmuyor pek çok şey. Bu hayvanların şu anki devlet bütçeleri ile bile uyutulması çok büyük yükken ve bizim cebimizden çıkıyorken hâlâ bu geri kafalı ittaparlarla uğraşmak cidden ayrı yorucu. Bu kadar sosyal farkındalığa sahiplerse önce işcilerinin maaşlarını düzenli yatırıp, düzgün ön okuma bile yapılmamış gazete kağıdından hallice baskılara dünyanın parasını istemesinler.
Sizi vicdanınızla baş başa bırakıyorum, istatistikleri de tekrar gözden geçirmenizi öneririm.
Benim vicdanım çok rahat peki siz sokakta köpekler tarafından parçalanarak ölen fatihteki vatandaşa bu savunmayı yaparken rahat mısınız? Bu köpekler sırf doğaları gereği birbirlerini Ankara Altındağ’da parçalarken rahat mısınız? Bu köpeklerin ölüsünü hayvan mezarlığına gömen belediye ekiplerine köpeği ikiye bölerek öldürmüşler diye algı yaparak kendi çıkarlarını umursayan hayvan derneklerinin çıkarlarına sebep olacak bi destekte bulunarak bunu kendilerinde yapacak cesareti bulmarından, vicdanınız rahat mı?
Tarlada öldürülen bu teyzemizin ölmesinden vicdanınız rahat mı?
Birçok ülkenin Türkiye için kuduz ve hayvanlardan bulaşıcı hastalık uyarısı yapmanıza vicdanınız gerçekten rahat ki bana bunu diyebiliyorsunuz… İnsanların içinden böyle Kist Hidatik – Doç Dr Orhan Yücel hastalıkların olmasını destekliyorsunuz…
Asıl ben sizi vicdanınızla bırakıyorum.
Evet, benim vicdanım gayet rahat. Bahsettiğiniz olayların temelde yine insanların sorumsuzluğu ve vicdansızlığı yüzünden yaşandığı bilincine sahibim neyse ki. Uzun uzun açıklayıp boş yere kendimi tekrarlamaya da hiç niyetim yok, aynı konu daha önce de forumda konuşulmuştu.
