Gündem

Onunda hakkını verebildiklerini düşünmüyorum. Sporcu beslenmesindeki genel prensiplerle uyuşmayan reklamlarda oynamaları da ikiyüzlülük.

Şu tepki 4 milyar dolar kaybettirmişti.

O sıralarda bizimkiler:

McDonald’s ve Filenin Sultanları bir arada! #DoyasıyaMilli #MilliBurger - YouTube Doyasıya Milli Takım, Doyasıya Milli Burger! - YouTube

Ve geçen hafta bizimkiler; Dünya şampiyonası şerefine herkese bizden bi’ dünya bedava! - YouTube

1 Beğeni

Doğruysa doğru olmasın!

Şu reklam konusu millî takım için çok ciddi bir probleme dönüştü son zamanlarda. Dünyanın her yerinde büyük ve önemli bir turnuva yaklaştığında takımlar antrenmanlarda ve diğer hazırlıklarda vites yükseltir. Oyuncular reklamlarda oynuyorlarsa bile bunu abartmadan yaparlar.

Bizdeyse büyük turnuva yaklaşınca oyuncular reklamlarda vites yükseltiyorlar. O reklam senin, bu reklam benim, stüdyolar arasında mekik dokuyorlar. Bu oyuncuların reklamlara ve magazine ayırdıkları zaman dışarıdan hiç de az görünmüyor.

Voleybol Federasyonu Türkiye’nin en büyük reklam yıldızı ajansıdır bence. Biraz ünlü olan, millî takıma seçilen bir voleybolcu ya TV’de yayınlanan 10 tane reklama çıkıyor ya da Instagram hesabında çeşit çeşit reklam yayınlıyor.

Anlıyorum, sponsorlara da ihtiyaç var. Fakat bir şirket millî takıma sponsor olduğunda oyuncular da onun reklamlarına çıkmak zorunda değillerdir, zorundalarsa da bu değişmelidir.

Burada reklam konusunda söylediklerim sadece kadın voleybol millî takımı için geçerli değil. Diğer spor dallarında da, özellikle de basketbol ve futbolda millî takım, kırk yılın başında bir başarı elde edip Avrupa Şampiyonası, Dünya Kupası ya da Olimpiyatlara katılacak olsa bir anda onlar da sporcu olmaktan çıkıp reklam yıldızına dönüşüyor.

Sizin verdiğiniz örnek, bence son derece yerinde bir örnektir. Voleybolcuların reklamında oynadıkları yiyecek, sadece sporcuların değil aslında hiçbir insanın beslenmesinde yer almaması gereken, diyetisyenlerin nadiren tüketilmesini ve hatta mümkünse hiç tüketilmemesini tavsiye ettikleri bir yiyecek.

Christiano Ronaldo’nun o hareketi çok güzel bir hareketti. Sağlığa fazlasıyla zararlı bir içeceğin üreticisinin spor organizasyonlarına sponsor olmasının çelişkisine dikkat çekmişti. Bizdeki sporcular ise gelen her reklam teklifine evet demeye hazır görünüyorlar.

Bugün bir sporcunun sigara içtiği görülse herkes tarafından kınanır. Sporcunun sigara reklamı yapması ise hayal bile edilemez. Fakat sağlığa zararı belki de sigara kadar olan gıdaların reklamında oynamalarında sakınca görülmez. Hatta o reklamlar izleyicinin bilinç altına “şu profesyonel sporcular şunları yiyip içiyor ve hiçbir sorun yaşamıyorlar, kilo da almıyorlar” şeklinde zararlı ve yanıltıcı mesajı da aşılar.

Ben voleybol millî takımı oyuncularının bu kadar çok reklamda oynamak yerine sahada kendisini geliştirmesini beklerim. Fakat bunu görmüyorum. Oyuncuların önemli bir kısmında hiçbir teknik ya da mental ilerleme yok, hatta bazılarında gerileme var.

Kadın voleybol millî takımı (filenin sultanları ismini kullanmaktan hoşlanmıyorum) haklı bir popülerliğe sahip. Fakat bu popülerlik, millî takımın içine düştüğü bir tuzağa dönüştü. Onları bu konuda eleştirmeyen, hatta eleştirene karşı can siperane bir şekilde savunan toplum da suçlu. Bu aslında toplumun da oyunculara ne gözle baktığını gösteriyor. Onları sporcular olarak görmüyoruz. Magazin ünlüsü olarak görüyoruz. Onların sportif yaşamlarından çok spor dışındaki yaşamlarını merak ediyoruz. Hangi reklamda oynadılar, kiminle sevgili oldular, sosyal medyada ne paylaştılar gibi şeyleri merak ediyoruz. Bir maçı sunan bir spikerin, bir oyuncu sahaya çıkarken onun istatistiklerinden ve yeteneklerinden değil de Instagram’daki takipçi sayısından söz ettiğini, isminin ne anlama geldiğini duydu bu kulaklar. (Ben spikerin canlı yayında aşkını ilan etmesini de beklerdim ama henüz bunu yapmadı. Belki bir gün bunu da görürüz.)

Bu arada hep oyuncuları eleştirdik ama asıl eleştirilmesi gerekenler Voleybol Federasyonu ve millî takımın teknik kadrosu. Özellikle de Giovanni Guidetti. Kendisi Türkiye’de kadın voleybolunun gelişmesinde ciddi rol oynuyor diyorlar ama bence aynı anda hem Türkiye ligindeki bir kulübü hem de de millî takımı yönetmesi millî takıma zarar veriyor, çünkü iki iş birbiriyle çelişiyor. Çünkü kulüpte yabancı oyuncular as oyuncular olarak iyi bir form yakalıyor ve gelişiyor, yerli oyuncular ise yedekte çürüyor. Sonra millî maçlar başlıyor ve o yerli oyuncuların o yabancı oyunculara karşı oynayıp başarı elde etmeleri bekleniyor.

2 Beğeni

Hocam bence çok yanlış yere takılmışsınız :smiley: Tartışmak için yazmıyorum yanlış anlamayın, düşündüğünüz performans sorununun nedeni reklamlarda oynamak ya da odak kaybı gibi bir durum değil bence. Özellikle son 4-5 yılda miktarları artan aşırı yoğun maç programları diye düşünüyorum ben.

Bu maç program ve sayılarının artma nedeni de net bir şekilde bahis bence :smiley: Artan dijitalleşme ile herkesin cebinden çat diye ulaştığı bir sektör oldu. Ne kadar fazla maç, o kadar fazla para şeklinde bakmaya başladı tüm organizatörler. Avrupa için futbolda bu şu an bir tık daha az ama Basketbol, Voleybol vs gibi diğer branşlarda iş inanılmaz hale geldi.

Özellikle milli takımlara dahil olan oyuncular 8-9 aylık yoğun bir sezonu 2 günde bir maç yaparak geçirdikten sonra çok az bir tatil sonrasında tüm yaz periyodunu milli maçlar ile geçirir oldular. Bir milli maç programı bitiyor, öbürü başlıyor. Çünkü federasyonlar da ne kadar çok organizasyon yaparsa o kadar maç satıyorlar ve para kazanıyorlar. Ellerindeki en kontrollü varlıkları da milli takımlar :smiley:

Futbolda şu uluslar ligi muhabbetinin çıkmasının nedeni bu mesela.

Kadın Voleybol takımı ana konusuyla muhabbet başlamış diye şu an milli takım faaliyet programını açtım mesela şimdi, 31 mayısla beraber Kadın Milletler Ligi 1. Hafta bir başlıyor sonra tüm yaz koştur koştur devam ediyorlar :smiley: Bu turnuva niye var mesela? Ev sahibiydik, trt yayınladı, bol maç kazandık vs diye kimse sorgulamıyor :smiley:

17 Temmuz a kadar birer hafta arayla tam 4 hafta milletler ligi oynanıyor, arada bir de Akdeniz oyunları varmış ( 25 haziran - 5 Temmuz ) :joy: Milletler ligi bitmiş, İslami dayanışma oyunları gelmiş. O da bittikten sonra 1 aylık bir ara olmuş sonunda ama onun da ne kadarını tatil yapabilmiştir bu oyuncular, ne kadarında bireysel çalışabilmiştir. Yoğun bir sezona ne kadar kondisyon depolayabilmiştir soru işareti. Sporlarda yaz dönemi bireysel hazırlık ve kondisyon açısından tek gerçek fırsattır, sezon başlaması ile takım antrenmanları ile fln fiziksel hazırlık bir yere kadar. Bir yerden sonra taktik ağırlığa dönüşür her zaman antrenmanlar.

Basketbolda da aynı sıkıntı mevcut, ülkelerin kendi lig maçları + ülke içi kupa maçları zaten standart. Euroleague normal sezon oldu 38 maç mesela :smiley: + playofflar. Bunun altı Eurocup var. Euroleague ve FIBA anlaşamıyor diye FIBA nın düzenlediği Şampiyonlar Ligi ve Europe Cup var. 4 Major turnuva yüzünden milli turnuvaların eleme maçları çakışıyor, üst düzey takımlar oyuncularını milli maçlara göndermiyor vs. Euroleague de playoff sonrasına kalan takımların yıllık toplam maç sayısı NBA de 82 maçlık normal lig oynayan takımları geçiyor mesela son 2 yıldır.

Sonra bu oyuncular lig biter bitmez milli takım kampına; önce Dünya Kupası eleme maçları oradan da Avrupa şampiyonasına geçiyorlar. Bizim gibi dar kadro ile oynayan ya da tek yıldızın önce çıktığı favori takımlar eleniyor :smiley: Geniş kadro kullanabilen İspanya/Fransa final oynuyor, çünkü diğerlerinin enerji bitik :smiley: Ama dur dinlen yapamıyorlar yine, elenen takımın oyuncusu hemen kendi kulüp takımının kampına geçiyor çünkü turnuva devam ederken diğerleri çoktan yeni sezon hazırlığına başlamıştı bile…

Neyse mesaj çok uzamış ama temel sıkıntı bence bu, takip ettiğim birkaç sporda da durum bu hale evriliyor 4-5 yıldır. Oyuncular birliğinin aşırı güçlü olduğu NBA de bile heyecan artsın, para bassın diye play-in diye sistem geldi :smiley: Mecbur kabul ediyor oyuncular da. Bu reklamlar yarım günlük, bir günlük çekim günleridir en fazla hocam. Buradan bir performans kaybı olmaz, boş gün programına bir şekil entegre edilir ama bu insanlarda 2-2.5 aylık yaz dönemini aldılar artık 2 hafta bile boşluk buluyorlarsa şaşarım. Onda da nişan-düğün falan yapıp tatile çıkıyorlar gördüğüm :smiley: Kondisyon depolama ve sezona bireysel hazırlanma kalmayınca bu tabloları görmeye çok devam edeceğiz.

7 Beğeni

Hocam reklam konusuna çok gereksiz yere takılmışsınız.
Voleybol konusuna ne kadar hakimsiniz bilemem ama kendi açımdan açıklamam gerekirse aktif olarak takip ettiğim tek spor dalı.
Günümüz iletişim çağında reklamlar ister istemez hayatımızda yer alıyor. Şu anda Kadın Voleybol takımı bu kadar ön plandayken tabii ki reklamlarda kullanılmak isteniyor. Çünkü bu takımda ki bireyler kız çocukları için hepsi güzel birer örnek.

Ayrıca yukarıda ki eleştiriniz çok haksız ve yersizdir. 10 tane reklama çıkan yok toplasanız hepi topu 5 sporcu 5 reklamda anca oynuyordur. Ayrıca reklama çıktıklarında olayı sadece marka reklamı olarak düşünmemek lazım aynı zamanda milli takım da reklamı olmuş oluyor.
Bu konuyu size şöyle açıklayabilirim geçen sene ki olimpiyat oyunlarından sonra klüpleri voleybol spor okullarına da %200’ün üstünde kayıt artışı olmuştur. Bu aslında bir açıdan başarının geldiğini göstermiş oluyor.

Ayrıca şunu söylemek istiyorum bu kızlar öyle kılıksız futbolcuların aldığı kadar çok yüksek meblağlarda maaşlar alıp öyle deli paralar kazanmıyorlar.
Hiç bir başarıya imza atamayan kılıksız futbolcular ise bu kızlardan kat be kat fazla para kazanıyor.
Durumu bir örnekle size şöyle anlatayım. VakıfbankSk’ne bu sene gelecek olan Egonu isimli voleybolcu için 1.5 milyon civarında olduğu söyleniyor ki karşılığında bizde Haak’ı aynı takıma gönderdik.
Ayrıca kulislerde dönen konuşmalara göre en zengin voleybolcunun Tijana Bošković olduğu söyleniyor ki onun bile serveti 40 milyon dolar. Bakın bu bahsettiğim dünyanın en iyi oyuncularından biri olarak adı geçiyor.

Sporcuların spor yaşamı dışında ki yaşamının merak edilmesi maalesef ülkemizde ki dedikodu ve magazin merakından kaynaklanıyor. Sağ olsun medyamız da böyle konuları çok sever sizde bilirsiniz. Şahsım adına söyleyebilirim ki hiç bir zaman spor yaşantıları dışında ilgimi çeken başka bir şey olmadı.
Spiker konusunda ismini hatırlamadığım bir futbol spikeri var ve hiç bir şey anlamamasına rağmen sunduğu maçları izlemekten nefret ediyorum. Dediğiniz şeylerden bahsetmesi çok normal çünkü adamın voleybol konusunda hiç bir bilgisi yok. Çok sevdiğim bir kaç spiker var ki maç izlerken dinlemeye doyamıyorum.

Oynadıkları reklamlarda ise sporcu ve insan beslenmesiyle olan görüşlerinize tamamen katılıyorum.

Son olarak Guidetti konusuna gelecek olursak. Guidetti’yi bazı oyuncuları gereksiz kesiyor vs diye eleştirebilirsiniz ama

Şu yazdığınız bile bu konudan ne kadar uzak olduğunuzu anlamaya yetiyor. Hocam bu olay futbol değil bir çok antrenör hem takım hem de milli takımda çalışıyor. Bu yurt dışında da bu şekilde. Mesela Eczacıbaşı’nın antrenörü Ferhat Akbaş aynı zamanda Hırvatistan milli takımı antrenörü, bunun gibi bir sürür örnek var.
Ayrıca bu iş al oynat ile olmuyor voleybolda oyuncu değişikliği çok başka bir kafa, eğer oyun mantalitesine çok hakim değilseniz ve futbol mantığı ile yaklaşırsanız anlaşılması biraz zor.

Ayrıca daha dün ki maçla ilgili yazdığınız şeyler için.
Evet yenilmeleri biraz ağır oldu ama Tayland bu senenin süpriz takımlarında ve Asya voleybolu savunma ve hücumuyla çok farklı bir yapıda. Asya takımları bütün takımlar için her zaman zorlu ve resmen süpriz yumurta maçlardır ki.
Dün ki maçta Taylan pasörü 3.5 set takımı izledi ve o andan sonra takıma öyle bir oyun oynattı ki hiç bir şekilde blok yerleştiremedik ve sonuçta maalesef ortada. Tabii son anlarda ki saçma oyuncu değişiklikleri ise başka bir konu.

4 Beğeni

@Vordue ve @Korgi yanıtlarınız için teşekkür ederim.

Reklamlar konusunda sizinle aynı fikirde değilim. Fakat olası bir yanlış anlaşılmaya karşı bir şey söylemek istiyorum: Reklamların millî takım ve oyuncularla ilgili sorunların tek kaynağı olduğunu ileri sürmüyorum. Onlardan sadece bir tanesi olduğunu düşünüyorum.

Reklam ve magazine konu olmak konusunda şunu da belirtmek istiyorum: Bu işler oyuncunun antrenmana hazırlanmasındaki zamandan çalmasa bile oyuncunun mental olarak zamanını çaldığını düşünüyorum. Çünkü bedenen yapılan antrenman hazırlığın bir parçasıdır. Bir de mental hazırlık var ve bence oyuncularımız bu konuda yeterli değiller.

Tayland maçına bakarsak bunu görürüz bence. Oyuncularımız fizik, kondüsyon, istatistik, teknik vb. konularda Taylandlı oyunculardan üstün olsa da mental olarak aynı seviyede değillerdi. Taylandlı oyuncular gerideyken bile oldukça rahatlardı, sürekli neşelilerdi, ne kadar geriye düşseler de maçı bırakmadılar. Bu bizim millî takımın bir türlü başaramadığı bir şey bence. Tecrübesizleri geçtim, yıllardır millî takımda, Türkiye liginde ve Avrupa kupalarında oynayan oyuncular bile stresli zamanlarda performans kaybı yaşıyorlar, soğuk kanlı davranamıyorlar, daha çok hata yapıyorlar. Bence bizim oyuncularımızın kafası yeterince voleybolda değil.

@Korgi yukarıdaki mesajlarımda dediğim gibi Tayland maçı ile ilgili asıl sorun maçın kaybedilmesi değil. Her takım her maçı kazanamaz ne de olsa. Ve bazı takımlar Tayland örneğinde olduğu gibi sürprizler de yapabilir. Asıl sorun, bence bazı oyuncuların kendilerini yeterince geliştirmemesi, mental olarak da hazırlıksız olması.

Voleybolcuların futbolcular kadar para kazanmaması konusunda söylediklerinize sonuna kadar katılıyorum. Pek çok futbolcu hak ettiğinden çok fazla kazanırken pek çok voleybolcu hak ettiğinden çok az kazanıyor. Ben de oyuncuların reklamlarda bulunmasına tamamen karşı değilim. Fakat ölçüyü kaçırmamak gerektiğini ama ne yazık ki kaçırıldığını düşünüyorum sadece. (Siz ve @Vordue ise kaçırılmadığını düşünüyorsunuz gördüğüm kadarıyla)

@Vordue evet, spor endüstrileştikçe maç programı yoğunlaşıyor ve sporcuları limitlerine kadar zorluyor. Ne kadar yorucu olduğunun farkındayım ve bence bu düzenin değişmesi gerek. Fakat Türkiye’nin kadın millî voleybol takımının, performansındaki sorunların kaynağının, maç programın yoğunluğu olduğunu söylemek doğru olsa da eksik olacaktır bence. Çünkü sadece Türkiye değil, pek çok ülke için program yoğun. Fakat programın yoğunluğu her ülke takımını aynı derecede zorlamıyorsa burada başka sorunlar da olmalı diye düşünüyorum.

@Korgi bir de Guidetti konusu var. Basketbol, voleybol ve diğer bazı sporlarda bir hocanın hem millî takım hem de kulüp yönettiğinin bilincindeyim. Hatta bunun yaygın olduğu da söylenebilir. Bence konuya yeterince aşina olmadığım hususunda yanılıyorsunuz. Buradaki mesele bunun ne şekilde yapıldığıdır. Bir hocanın aynı anda iki takım yönetmesinin ne şekilde yönetildiğidir. Ferhat Akbaş’ınkinin Türk voleybolu için bir sorun çıkardığını düşünmüyorum ama Guidetti’nin yaptığının sorun olduğunu düşünüyorum.

Elbette voleyboldaki ve basketboldaki oyuncu değişikliği konusuna futboldaki gibi yaklaşmamız mümkün değil. Futbolda oyuncu değişikliği hakkı çok az sayıdadır. Basketbol ve voleybolda ise sınırsızdır. Antrenörler de bu sınırsızlıktan taktik gereği faydalanırlar. Giovanni Guidetti’nin işte bunu yapamadığını düşünüyorum. Aslında eleştirdiğim şey tam olarak Guidetti’nin bazı oyuncuları gereksiz kesmesi ve kendisinin hem millî takım hocası hem de Türkiye’deki kadın voleybolunun dominant takımının hocası olması nedeniyle bu kararlarının tüm voleybol sistemimiz için soruna dönüşmesi.

2 Beğeni

En son söylediklerinizin bazı kısımlarına katılıyorum hocam. Mesela Gizem Örge gibi bir savunma canavarı varken neden illa Ayça’da bu kadar ısrar ediyor. Maalesef Guidetti bazı konularda kişisel anlaşmazlıklarının yanılgısına düşüyor.
Tabi birde ülke ve takım olarak en büyük eksiğimiz pasör çaprazı var ki sormayın gitsin.
Ebrar’la maalesef bir yere kadar gidebiliyoruz ve yorulduğu zaman ki boşluğu Meryem yeteri kadar dolduramıyor ve bizde oyunda Ebrar’nın eksikliğini çokça hissediyoruz.
Hazır Dünya Şampiyonası varken bir başlık mı açsak ne yapsak. :relaxed:

2 Beğeni

Bence de başlık açılabilir. Hatta forumda bir Voleybol Sevenler Cemiyeti kurulmasının zamanı geldi bence.

1 Beğeni

Hipodrom hakkında Yüksek Mimar ve Restoratör Seda Hn. tweetlerini buraya bırayım. İdeolojik ve siyasi açıdan duygusal değerlendirmeler bir yana düzgün bir biçimde neden restore edilemeyeceğini (bunun amaçlamayacağını) açıklamış kendisi.

3 Beğeni

Aklınla Verimli Yaşa Birazcık Enflasyon Var da…

PDF

3 Beğeni

Hep bizim bu akılsızlığımız yüzünden faturalar böyle yüksek geliyor. Yoksa niye yuksek gelsin ki?

Ben en iyisi evimin güney cephesine bir ağaç dikeyim bari. Belki faturada azalma olur

2 Beğeni

:no_mouth:

3 Beğeni

Bu olayın faillerini elektrikli sandalye ile infaz edip leşlerini de kurda kuşa yem edeceksin. Aksi hâlde
içeride senelerce it gibi beslenecekler. Yazıklar olsun.

9 Beğeni

İki çocuğu varmış bir de… Çok üzücü…

5 Beğeni

Seneye dışardalar.

7 Beğeni
1 Beğeni

Seneye mi? Valla ilk ifadelerine bakılırsa “din, iman, vatan, Sakarya” edebiyatıyla bir sene bile sürmez.

2 Beğeni

Haberlerde göremedim. Sanırım yakında haberlere düşer bunlar.

Japonya’da hava saldırı sirenleri

Japonya-Kuzey Kore savaş ihtimali

Etme yigenim bu yürek daha kaldırmaz :slight_smile:

1 Beğeni