Az önce Ted Lasso yu bitirdik. Çok duygusal bir sondu. Dizideki karakterler nerdeyse aileden biri gibi olmuştu bizim için. Keşke devam etseydi. Hayatım da seyrettiğim en iyi birkaç dizi den birisiydi.
Daha önce görmemiştim diziyi, yorumunuzu okuyunca dikkatimi çekti. İzledim ve çok hoşuma gitti, eğlenceli ve bilgilendiriciydi ![]()
Böylesine klişe bir konuyu bu kadar iyi işleyebilmek büyük bir başarı. İlk sezonu aralıksız izleyerek bitirdim. Aynı şekilde bozmadan devam etmeyi başarabilirse son yıllarda izlediğim en iyi dizilerden biri olabilir.
Her sezon birbirinden iyi. İlk sezonu beğendiyseniz muhteşem bölümler sizi bekliyor. ![]()
Twin Peaks’in insanları bu kadar sevdiren yanı nedir?
Kurugusu mu, spirütiel havası mı, karakterleri mi,
Sitcomvari yaratılan kasaba ortami mı? Nedir yani
Her anlamda sevmeyi deneyip bir türlü içine giremediğim, David güzel bir yere bağlar umuduyla 30 bölüm izlediğim bir dizi oldu.
Yer yer (ilk sezonun sonu ikinci sezonun ilk 10 bölümü) keyif alsamda genel olarak sıkıntıdan, bölümlerin boşluğundan (özellikle ikinci sezonun ortaları. Senaryo ve karakterlerden ufak şeyler gösterileceği için harcanan bölümler) 1.5x-2x aralığında izledim.
Bir de bunun üstüne cekim tarzı da yaratılan gerçeklikten sizi çokça uzaklaştırıyor. Sanki David’in yanında sette izliyorum.
Zordur da o gerçekliği yedirtmek, küçük kurgu hatalarından ya da kötü oyunculuklardan hızlıca kopabilirsiniz ama hiçbiri direkt çekimler yüzünden değildir. Bendeki direkt cekimlerden dolayıydi.
Bir de dedektiflik dizisi olarak başlayıp nasıl Stranger Things olarak bitti, hâlâ şaşkınlık icerisindeyim.
David zati “füzyon… füzyon…” vari “Tibet… Tibet” diyerek ve herkesin görü görmesi vs. bunun ayak seslerini veriyordu.
Başlarda ilginç gelsede bu durum (özellikle ilk sezon finalinde) bir yerden sonra baymaya başladı (özellikle dedektiflik kısmından bekleneni alamayınca daha cok).
Kısaca benim için sıkıcıydı.
Sevenleri vardır. Yorumlarınızı merak ediyorum dizi hakkında
Ben severek izledim. Buna rağmen 3. sezona dayanamadım. Birde dizi 2. sezonun ortasından sonra, malum kişinin kim olduğu öğrenildikten sonra biraz yokuş aşağı gidiyor.
Beni kendine çeken şey 90’lı yıllar ve gizemli havasıydı. David Lynch anlaşılması bazen zor olabiliyor ama yinede izlemesi keyifliydi. Bu diziyi özellikle Finlandiya’lılar çok seviyor. Mesela Fin oyun yapımcısı Sam Lake’in yaptığı tüm oyunlarda TP esintisi kesin oluyor. Zaten bu diziyle Alan Wake sayesinde tanıştım.
Bu esinlenme işinde deadly premonition’dan üstünü tanımam, yer yer karakterlerine kadar almışlar.
Sadece o değil, bir yerden sonra ben karakterlere de doydum xjsjsjs
Bu durum normal bence. Karakterler yeterince gelişim göstermiyorlar. Birde dizide niye olduğuna anlam veremediğim karakterler var benim. Mesela Nadine gibi. Alışmakta bayağı zorlanmıştım ben.
Twin Peaks tabiki de çıktığı yılda eşsizdi ama günümüzde eskisi kadar güzel gelmeyebilir. Sonuçta televizyon dizileri 30 yılda çok gelişti. Zaten sevenlerin çoğu nostaljiden seviyor. Arada sırada benim gibi genç izleyicilerden sevende çıkıyor.
Bu oyunu yeni duydum. Twin Peaks esintisi varsa kesin oynarım.
İzlerken beni strese sokup ağzımda kekremsi bir tat bırakan mini dizi. Bir tırtoluk seziyorum, sanki kendini zeki zanneden birinin eli değmiş gibi diyip imdb sayfasına girince Steven Moffat tarafından yazıldığını görünce parçalar yerine oturdu. ![]()
En azından Dracula kadar kötü değildi. Ayrıca David Tennant’ın oyunculuğunu övmeden de geçemeyeceğim. victim blaming gibi olmasın ama Janice korkunç manipülatif bir insan. Kolay dayanılabilecek bir karakter değildi açıkçası.
Üç gündür falan ilaçlarımı almadığım için gergin ve oldukça negatifim. Strese sokmayan dizi önerilerine açığım. (Sitcom hariç)
Ben bu sezonu sevemedim tamamen formüllize edilmiş ödül avcılığı yaptığı için sezonun ilk bölümleri serinin en vasat bölümleri olabilir:
Cidden lanet olsun bu şarkıya… the Bear finalinde yine kitletti kendine
Ahsoka ya başladım. İlk bölüm itibari ile fena değil ama bence müzikler ve giriş sekansındaki klasik kayar yazı olmamış.
Kulüp
İnsan rahatlamak için dizi izler, ben bu dizideki Raşel “Aysel” karakteri sayesinde sinirden ayılıp bayılıyorum maalesef.
Onun dışında 2. sezonda en az 1. sezon kadar güzel ve akıcı. Keyifle izliyorum.
7.5/10
Star Trek The Next Generation 2. sezondayım. Robot/android hakları üzerine şahane bir bölüm var. 2. sezon, 9. bölüm The Mesaure of a Man. Daha önce hiç Star Trek izlememiş olsanız bile bu bölümü izlemenizi mutlaka tavsiye ederim.

Bölümle ilgili bir inceleme yazısı
Castlevania: Nocturne izliyorum 4.bölümdeyim çerezlik niyetine izliyorum.Senaryosu çöp denilebilir karakterlerin güç dengesi yok resmen bir bölüm önce ezik olan diğer bölümde güçleniyor ama bunun bir sebebi yok.SJW ve WOKE bayağı yedirmişler Stereotip kötüler hep beyaz papaz beyaz,çiftlik sahibi beyaz,marki beyaz,zülm eden tipler beyaz…Diğer etnik kökenli kötülere bakıyorsun arka plan hikayesi yada saf kötü ideolijik vs değil.Normal serininde ilk sezonunu sevmiştim ikinci ve üçüncü sezonu senaryo olarak kötüydü.Çizim kalitesi ve aksiyon sahneleri için izlenir.
Aylar sonra selamlar ![]()
Flowers of Evil ve Signal i izleyip beğendim. Signal in finali yarım kalmasa daha iyiydi
Diğerlerine de yavaş yavaş bakacağım. Bir baska arkadaşımın önerisi ile Bloodhounds ı da izledim o da güzeldi ![]()
Biraz şey olacak ama Kızılcık Şerbeti izliyorum ben
‘Guilty pleasure’ mı denir sinir bozukluğu ile karışık bir keyif alıyorum. Bağımlısı oldum resmen ![]()
İnternette kedi öldürdüğü videoları yayınlayan birisi bulmaya çalışan bir grup anonim insan ve kedi öldüren katil hakkında bir belgesel. 3 bölüm, 3 saat biraz uzun geldi bana ama vakit geçirttirdi. İzlerken şu anda benzer bir olay yaşansa çok daha hızlı şekilde bulunurdu herhalde diye düşünmeden edemedim.
Yanlış hatırlamıyorsam zamanında bu sapığı Almanya’da internet kafe işleten ve kanserden vefat eden bir Türk abimiz yakalamıştı.

