Monte Cristo Kontu - Alexandre Dumas
Alexandre Dumas(1802- 1870), doğum adıyla Dumas Davy de la Pailleterie, Fransız oyun yazarı ve romancıdır. Alexandre Dumas Pere olarak da bilinir. Kendisi gibi yazar olan Alexandre Dumas Fils, onun gayri meşru oğludur.
Bazı eserlerinin yazarlığı tartışmalıdır.
Kendi zamanının birçok eleştirmeni, Dumas’ın Auguste Maquet olmak üzere gölge yazarlara başvurmasından şüphelenmiştir. Çağdaş araştırmalara göre Dumas, 1844- 1850 yıllarındaki başyapıtlarının tamamını Auguste Maquet ile işbirliği içinde yazmıştır. Dumas, genel temayı, karakterleri seçmeye özen göstermiş ve Maquet’in eskizlerini daha dinamik hale getirecek şekilde değiştirmiştir.
Yazar, çağdaşları tarafından melez ve Afrika kökenli ataları nedeniyle ırkçılığa maruz kalmıştır. Babası (Bir Fransız kolonisinde Kreol Generali) Thomas - Alexandre Dumas, Fransız bir asilzadenin ve Afrika kökenli bir köle veya azat edilmiş kadının oğluydu…
Kitabın konusu ise şöyle; bir denizci olan Edmond Dantés genç ve saf yürekli, 19 yaşında bir oğlandır. Sırf saf kalbi ve iyi niyetleri nedeniyle insanların çirkin yüzünü göremez. İftiraya uğrar, en korkunç suçları işleyenlerin kapatıldığı bir yer olan İf şatosuna atılır. Özgürlüğünden, babasından, sevdiği kızdan olur ama onun esas hikayesi tam bu noktadan sonra başlar. Bu adaletin, intikamın, umudun, aşkın ve merhametin hikayesidir.
Toplamda 1552 sayfa olan bu eseri okuduğum için mutluyum, bitmesini hiç istemediğim bir okuma oldu. Kitabın bu kadar uzun olması sizleri korkutmasın. Anlatımı çok sürükleyici, olayları, karakterleri canlı. Kitaptaki karakterlerin her birinin hikayesi eksiksiz bir şekilde tamamlanıyor. Kitabın bir bölümünde yer alan Başrahip Faria ise gerçekten yaşamış ve İf Şatosuna girmiş birisidir. Ancak kurgusal rahibin kısmen tarihi kişilikle benzer olduğu söyleniyor.
Monte Cristo, İsa Dağı anlamına gelen bir sözcük. Burada adeta yeniden bir doğuş oluyor. Okurken kendimi ana karakterin bazı sözleri nedeniyle delirip delirmediğini düşünürken buldum ama o, delirmemiş, sadece haklı ve kaçınılmaz olarak değişmişti…
Kitaptan fark ettiğim bir şey var, kötülerin evlatları da kötü olur veya bir ebeveyni iyiyse o evlat iyidir, böyle bir durum varmış gibiydi ya da sadece bana öyle geldi…
Kitaptan beğendiğim birkaç alıntı:
“İntikam almaya karar verdiğim gün yüreğimi söküp atmadığıma göre, aklımı kaçırmış olmalıyım,”
“Ey insanlık!” diye mırıldandı d’Avrigny. “Hayvanların en bencili, tüm yaratıkların en benmerkezlisi, dünyanın sadece kendisi için döndüğüne, güneşin sadece kendisi için parladığına, ölümün sadece kendisini yok edeceğine inanır…”
"Bir hukuk deyişi, suçtan kimin yararlanacağını araştır, der…
Sevgili Kont, sizin yanınızdayken yaşanmıyor, düş görülüyor.
