Hangi Kitabı Okuyorsunuz? (Detaylı İnceleme)

Dünyayı Değiştiren Kitap - Kütüphane Üçlemesi 2

Yanmayan Kitap’ın çok altında kalan, yine de serinin devamı adına umut ateşimi ayakta tutmaya devam eden bir kitap olmuş. Puanım 2,5 tan 3, üçlemelerin hayal kırıklığı yaratan klişesine uyan 2. kitaplarından biri mi oldu emin değilim. Belki ilk kitabı epey beğendiğimden böyle düşünüyorum ama bu kitabın sorunu orta kitap olmaktan ziyade öncülünden farklı yollar ve tercihler yapması.

Kitabın ilk bölümünde Celcha ile yeni bir ana karakter ve geçmişte geçen hikaye yolunu takip ediyoruz. Aynı zamanda Celcha ve kardeşi Hallet’in türü olan Ganarları tanıyoruz. Kanit ve insanların barış içinde yaşadığı bu zaman diliminde Ganarlar bu ırkların kölesi olmuş. Hallet’in görüp duyabildiği iki hayalet var, Maybe ve Starve. Bu hayaletlerin yönlendirmesi ile iki Ganarın kölelikten kütüphaneye varacak macerasını okuyoruz. Sayfalar ilerledikçe bu zamanı ilk kitapta Evar ve Livira ile ziyaret ettiğimizi, Kanit ve İnsanların beraber yaşadığı ancak herkesin ölü bulunduğu zaman dilimi olduğunu kolaylıkla anlıyoruz.

Mark Lawrence bu hikaye kolu ile ilk kitaptaki zamansal taktiğini tekrar kullanmak istemiş, sonradan ilk kitaptaki ana karakterlerimiz ile yolların kesişeceği bir macera okuduğumuzu ilk bölümden hissediyoruz yani. Ancak bu çabası çok boşa düşüyor, çünkü bu sefer ilk kitaptaki gibi sürpriz elementleri bir türlü kullanamıyor. Biraz dikkatli okurlar zaman dilimlerinde gözüken hayaletlerin Değişim’den geçip gelen gelecekteki kişiler olduğunu hatırlar ve M ve S harfi ile başlayan iki karakterin ilk kitabın sonlarına doğru ayrı bir yol çizdiğini bildiğinden tüm taşları daha en başından yerine oturturlar diye düşünüyorum. Sonradan Lawrence okurun dikkatini farklı yöne çekmeyi deniyor ama nafile bir çaba oluyor. Kısacası hikayede Celcha ile açılan yeni alan aslında hiçbir şey katmıyor, kendi ile bağ da kurduramıyor. Bu serinin tarzı karakter odaklı bir yazım olduğundan yer yer sıkıcı da kalıyor maalesef bu bölümler. Umarım üçüncü kitaptaki rolü bu kadar setup a değer.

Yeni bir plot line açıldığından ve kitabın ciddi bir kısmını aldığından ilk kitaptaki ana karakterlerimizin rolünün azalması da ayrı bir sorun yaratıyor başlangıçta. Arpix gibi yan karakterin rolü artarak ana karaktere dönüşmesi pozitif olsa da ben ara ara Livira’yı unuttum :slight_smile: Sonradan hikayeler birleştikçe bu sorun kalmıyor ancak özellikle kitabın ilk çeyreğine zor girmemde ana etmen oldu bu durum.

Dünyayı Değiştiren Kitap ilk kitaba göre çok farklı bir kitap olmuş. Yanmayan Kitap’ta duyduğumuz heyecan, merak, yenilikler vs bu kitapta yok. Kütüphaneyi artık tanıdık, Değişimi öğrendik, Asistanların işlevini anladık, zamanı kullandık vs. Bu kitapta o duyguları bulamıyoruz, farklı bir atmosferde farklı bir hedefe götürüyor bizi sanki 2. kitap. Bence Lawrence da bunu fark etmiş ki hem bizi şaşırtacak ayrı bir hikaye kolu yazmaya çalışmış, hem de savaş, kölelik, yamyamlık gibi büyük konulara girmiş. Maalesef bunu her denediğinde yüzeysel kalıyor. Hele ki kitabın sonunda kütüphaneyi yaratan tanrı kardeş Irath ve yok etmek isteyen kardeş Jaspeth ile 3 cepheli bir kütüphane savaşı kurgusu ne öncesi ile birleşiyor ne de bir anlama oturuyor. Ancak kitabın tüm amacı aslında bu ideolojik savaşı serinin merkezine koymak. Kütüphane ile tüm bilgiler korunup canlılara nimet olarak sunulmalı mı yoksa bu bilgiler aslında canlılara daha büyük mü zarar veriyor? Ve bu nedenle yok edilmeli?

İki kitapla buraya geldiğimiz yol bence çok uzun oldu, üçüncü kitapta Lawrence’ın çok daha iyi bir kurgu sunması gerek bana kalırsa. Umuyorum daha iyi birleşen, karakter gelişimleri daha parlak olan, tatmin edecek bir üçüncü kitap görürüz.

8 Beğeni