Az önce serinin çıkış tarihine bakınca farkettim bunu
haklısınız.
Öyle bir zorunluluğunuzun olduğunu bilmiyordum. Bir çevirmen olmanızdan tahmin etmeliydim gerçi dile olan saygınızı ![]()
Az önce serinin çıkış tarihine bakınca farkettim bunu
haklısınız.
Öyle bir zorunluluğunuzun olduğunu bilmiyordum. Bir çevirmen olmanızdan tahmin etmeliydim gerçi dile olan saygınızı ![]()
İlk defa Ray Bradbury okuyorum. Açıkçası dili çok farklı. Yazarın zihni sürekli karmaşa halinde ve hızlıca düşünüyor gibi bu da düşündüklerini yazıya geçirmede sıkıntıya düşürmüş. Aynı paragrafta alakasız başka konulara girmesi okuma zevkimi baltalıyor. Akış bana sıkıntılı gibi geldi. Ama bazı noktalarda kendine has betimlemeleri hoşuma gitmedi değil; oldukça özgünler.
Cadılar Bayramı temasını hep sevmişimdir. Ama kitap tam olarak ne anlatıyor çözemedim; üstelik de yarısındayım.
FROM HELL
Essiz bir anlatım tarzına sahip çok güzel bir grafik romandı.Bitirmesi biraz yorucuydu ama bitincede keşke çok daha uzun olsaydı dedim.Kitabın konusu karındeşen jack’ın hikayesini ele almış ama ne ele alma dersiniz içinde masonlar var,kraliyet ailesi var,ingilterenin arka sokakları vs onlarca değişik ve bir o kadar da güzel tema kullanılmış.Kitabı kesinlikle tavsiye ederim.KEŞKE HARD COVER ALSAYDIM 

Gökteki Çakıl Taşı bitmek üzere ve ne yalan söyleyeyim Galaktik İmparatorluk Serisi tam bir hayal kırıklığıydı benim için.Sanırım beklentimi biraz fazla tutmuş oldum.Vakıf serisini çok merak ediyordum ve aldığı ödüllere bakınca dayanamamıştım.Ardından Galaktik İmparatorluk Serisi’ni Vakıf’a hazırlık olsun diye okumaya başladım fakat çok düz ve klişelerle dolu geldi nedense.Tabii yazıldıkları döneme göre yazarın hayal gücünün çok yüksek olduğunu belirtmekte ve sadece bu eserleri okuyarak Asimov’u eleştirmemekte fayda var.
Bu arada sıkılıp yarım bıraktığım Locke Lamora’nın Yalanları’na geri döndüm ve enfes bir geri dönüş oldu.Sanki tam yanlış yerde bırakmışım.Hikaye akıyor,karakterlere alışıyorum,yazarın anlatımı akıcılaştı.Serinin devamını da merakla bekliyorum.
“Yanlışlıkla yeni başladığım” cümlesini kitaba yanlışlıkla başlamışsınız şeklinde anladım başta. ![]()
Son aldığım kitaplar arasında bu da var. Bradbury’nin tarzını severim. Umarım sizin gibi ne okuduğumu bilmeyecek duruma gelmem. Yoksa büyük bir hayal kırıklıği yaşarım.
Shirley Jackson - Biz hep şatoda yaşadık
İlk duyduğum/gördüğüm günden beridir muhteşem bir ismi olduğunu düşündüğüm bu kitabı uzun süredir okumak istiyordum.
Nitekim kitabı elime aldığım ilk andan itibaren özel olduğunu anladım. Geçmişten kopmadan ve geleceği düşünmeden, küçük şeylerden mutlu olarak - ama bazı şeylerden de ölümüne korkarak - yaşayan ve kendilerini bir eve adeta hapsederek, dünyadan soyutlanmış bir şekilde yaşayan iki kız kardeşin hikayesi anlatılıyor. Hikayeyi Mary Katherine Blackwood’un ağzından okuyoruz ki kendisi küçük kardeş oluyor ve ayrıca kendisinin bu güne kadar okuduğum en etkileyici karakterlerden biri olduğunu belirtmeliyim. Tekinsiz, sevimli, vurdumduymaz, ürkütücü ve ve ve …
Çeviri ile ilgili herhangi bir sorun yoktu. Kapak tasarımını da çok beğendiğimi söylemeliyim.
Kitabı puanlamak zorunda olsam sanırım tam puan verirdim.
Uzayda Piknik kitabını okudum.
Bu yazar kardeşlerden okuduğum ilk, Rus bilimkurgu kitaplarında ise okuduğum 2. kitap oldu. Genel anlamda ağır bir roman olmuş. Konu olarak beğendim. Çeviride biraz fazla eksik kısım var gibi geldi ama okumayı zorlaştırmıyor.
Uzaylıların gelip gittikten sonra bırakılan eşyaları araştıran, toplayan Stalker denilen kişilerin hayatlarından kesitler sunuyor. Basit bir konu gibi görünse de insanlığı, evreni ve bürokrasiyi sorgulaması ile basit bir kitap olmaktan çıkıyor. Son bölümünde yazarların kitabı çıkartmak için uğraştıkları, kitabın sansüre uğradığını aktarıyor.
Rus bilimkurgu kitaplarına ilgi duyan kimseler için baş tacı bir eser. Okunmasını öneririm. Puanım 8.5/10.
Jose Mauro De Vasconcelos - Şeker Portakalı
Tavsiye üzerine okuduğum ve iyiki okumuşum dediğim bir kitap oldu. Kitabı çok beğendim. 5 yaşındaki bir çocuğun tertemiz dünyasını, hayallerini, umutlarını, sevgi dolu hikayesini anlatıyor. Çok yaramaz bir çocuk tabi. Zeze’nin bazen gülümseten bazen yüreği burkan, hüzünlendiren hikayesi. Her yaştan okura hitap eden, okurken göz yaşlarınız döküleceği bir kitap.
Küçük Şeyler - Samipaşazade Sezai
Yine, yeniden İş Bankası Türk Edebiyatı Klasikleri.
Küçük Şeyler’i forumdaki tavsiyelere dayanarak aldım. Bu 74 sayfalık kitapta artık sona yaklaşıyorum. Pişman olmadım, iyi ki de okuyorum diyorum.
Kitabı kendi içimde sıradana övgü olarak tanımlıyorum. Her ne kadar yazarın amacı olan, “anlatılan şeyden öte anlatım şekli” düsturu ile hemfikir olmasam da dilinin güzelliğini reddedemem.
Samipaşazade Sezai’nin iyi bir gözlemci olduğunu da eklemek gerek açıkçası. Muazzam dediğim öyküler değiller, ama oldukça tanıdık hepsi. Bu da sanırım onun gerçek güzelliği.
Hocam benim de en son okuduğum kitap Simon Kernick ’ den
Son 10 saniye
Çok akıcı bir polisiye roman olduğunu düşünüyorum. İki ana karakterden ilerleyerek bana farklı bir bakış acısı kazandırdı.
Okumanızı tavsiye ederim.![]()
Naci Bayburt’tan Kan Donduran Anılar’ı okudum.
Otuz yıldır İstanbul Olay Yeri İnceleme ve Kimlik Tespit Şube Müdürlüğü’nde çalışmış bir polis olan Naci Bayburt anılarını anlatıyor. Bu işin hem adaletsizliğini hem kutsallığını çok dürüstçe anlatmış. Sadece işiyle ilgili anıları değil özel hayatından da bazı detaylar paylaşmış. Bildiğimiz birçok dosyada kendisi çalışmış ve içeriden bilgiler veriyor. Kurgu değil, hepsi gerçek hikâyeler.
Kendisi ile bir polis yakınım vasıtasıyla tanıştık. Ankara’da olduğumu bildiğinden çağırdı, Kırıkkale’deki fuarda görüştük. Süper bir adam. Babacan, yardımsever, eğlenceli, adaletli. Hepsinin ötesinde dürüst, şov peşinde değil. Kitabında, otuz yıl boyunca ortalamaya vurunca her güne bir ölü düştüğünü söylüyor. “Naci Abi, uçuruma gereğinden fazla bakıyorsun,” dedim. “Nasıl dayandın bunca sene,” dedim. Gülüp geçti. “Mecbursun,” dedi. Kitabında bir kısımda da özel hayatında yaşadığı ihanetleri anlatıyor. “Bunlar senin kaderin mi Naci Abi,” dedim. “Ben bu dünyaya nankörlerle mücadele etmeye geldim,” dedi. ![]()
Diğer konularda… İçerik iyi ama basımda sınıfta kalmış. Yayınevini beğenmedim. Baskı kalitesi iyi değil. Editörlükte de bazı yerlerin gereğinden fazla kırpıldığı belli oluyor. Yazım hataları da çok. Ama yine de öneririm. Polisiye yazarı/okuru için altın madeni olduğu gibi kendisi de çok iyi bir insan. ![]()
Ek: Her Çarşamba 22:30’da TRT 1’de danışmanlık yaptığı Suç Dosyası serisini de izlemenizi öneririm.
Gerçekten altın değerinde bir paylaşım olmuş. Kıskanmadım değil, keşke benim de bir polis yakınım olsa da böyle insanlarla beni tanıştırabilseydi. Neyse ki bu tarz kitapları en azından buradan öğrenebiliyoruz 

Yine fantastik özlemim baş gösterdi ve ne okusam diye düşünürkene Kara Havadisler Kervanı diğer kitaplar arasından ışıldadı. İlk çıktığından beri bu kitap hakkında olumlu hislerim vardı ve beklediğimden de fazlasını buldum. Arka kapakta yazılanlar epey doğru, tüm öyküler fantastik değil ama şimdiye kadar okuduğum her biri yaratıcı bir fikirle kaleme alınmış. Daha bitirmedim ama şimdiden eminim ki Ayhan Koç’un diğer kitabı olan Sırlıçeşme’yi de okumak istiyorum.
Bitirdiğim zaman burayı güncellerim, bu arada bir şeyi atlamışım. Kitabın adı çok egzotik bence ve kitapta geçen öyküler tam bir kara havadis. Bu ayrıntıya da bayıldım <3
Fuarlar bunun için var Pelin Hanım.
Gidip yazarlarla tanışıp, görüşelim diye. Naci Bayburt’u bir fuarda yakalarsanız mutlaka tanışın. O siz sormadan anlatmaya başlar zaten. 
Kral Fare China Miéville
Garip duygular besliyorum. Basitçe çözülecek bir olay için 320 sayfa çıkarması büyük iş. İyi bir yazar olmasa başaramaz muhtemelen çünkü sizi de bağlayabiliyor. Benim aklıma gelse, bunun çözümü bu kadar basitse neden yazayım derdim.
Miéville’i seviyorum aslında, anlatmak istediklerini de anladığımı düşünüyorum ama bu kitap biraz sinirlendirdi beni. Yani, film izlerken bir karakterin aptal olmadığını ama film ilerlesin diye aptalca hareket ettiğini fark ettiğiniz o anda duyduğunuz sinir, kızgınlık bu. Bilemiyorum. Bence Miéville okuyacaksanız bu kitapla başlamayın hatta isterseniz uğramayın bile.
Yazardan okuduğum ilk kitaptı. Bende neden bu kadar sayfa bunun için deyip aynı duyguları hissetmiştim. Sevmediğim için diğer kitaplarını okumaktan vazgeçmiştim.
Ben düşünen herkese Perdido Sokağı İstasyonu’nu önereyim başlangıç için. Okunaklılık ve akıcılık arıyorsanız da Un Lun Dun iyi bir seçim olur.
Tum Sistemler Coktu’yu okudum. Bir suredir bilimkurgu okumadigimdan dili baslangicta biraz yadirgamis olsam da sonrasinda kendimi hikayeye kaptirmamla birlikte kitap akip gitti. Bilimkurgu bana hep paslanmaz celik soguklugunda gelmistir; buna ragmen Katilbot’a bayildim. Pek cok yeri gulumseyerek okudum. Aldigi odullerin nedeninin de bu oldugunu saniyorum; paslanmaz celik sogugunun insanin icini isitabilecegini gosterdigini dusunuyorum. Devam kitaplari ciktikca hic bekletmeden alip alip okurum.
Allah Mecbur Değil Ki - Ahmadu Kuruma
Kitap, doksanlı yıllarda Fildişi Sahilinde doğup, teyzesini aramak için kocaman bir savaşın ortasında Liberya ve Sierra Leoneye giden bir çocuğun hikayesini anlatıyor. Anlatıcımız, yolculuğu sırasında iki ülkede de çocuk savaşçı olarak savaşa katılmış olan Birahima. Hikaye iç parçalayıcı olsa da çok rahat okunabilecek bir şekilde yazılmış. Yer yer okuyucu ile (Fransızca konuşan beyazlar ve siyahlar asıl hedef) dalga geçiyor. Pek çok yer insana okurken komik gelebiliyor. Yine de, çok feci bir trajediyi anlatıyor. Batı Afrika’nın bitmek bilmeyen savaş ve kaos ortamını.
Afrika hakkında çok şey bilmiyoruz. Ama ülke olarak doksanlardan beri giderek daha fazla dahil oluyoruz. Bunun üstüne Batı Afrika’daki değerli madenlerin ekonomik sistemimizin temellerinden olduğunu eklemek gerek. Batı Afrika trajedisine bir giriş olarak, edebi başarısını da göz ardı etmeden, Birahima’nın sözlerine kulak vermek gerek.