Hangi Kitabı Okuyorsunuz? (Detaylı İnceleme)

image

H. G. Wells’in Dr. Moreau’nun Adası isimli kitabının filmini daha önceden izlemiştim ve konusunu da baştan sona biliyordum. Bu sebepten ötürü okurken pek heyecanlandığım veya gerilimi yaşadığım söylenemez. Yine de her şeyini bilmeme rağmen hiçbir yerde sıkılmadım, hatta Moreau’nun kendini ve motivasyonunun açıkladığı sahnede de heyecanlandım. Aslında sırf bu yüzden filmini/dizisini izlediğim kitapları okumuyorum, o kitapları okudum sayıyorum. :slight_smile:

Kitabı okurken aklımda sürekli olarak gerçek hayatta hayvanlara işkence yapanlar vardı, bu yüzden içim sürekli olarak buruktu.

Moreau’nun kayıtsızlığı ilginçti gerçekten. Bilimsel bakış ile etik ve ahlaki değerlerin karşılaşmasında saf bir bilimsel bakış gördük. İnançlardan arındırılmış, etik ve ahlaki değerlerden yoksun bir dehanın, bilimi nerelere taşıyabileceğini gösteriyordu belki de. Bu da bana 2. Dünya Savaşındaki (ismini hatırlayamadığım) Nazi doktorunu hatırlattı. İğrenç işler yapmıştı ama tıbbın ilerlemesine ciddi katkıda bulunmuştu. Burada kendimize belki de sormamız gereken soru şu: Bilim ve etik ahlakı nerede kesişiyor? Nerede durmalıyız?

Kitaba notum 7.5/10. Ben gibi filmlerini izlememiş kişilerin benden çok daha fazla zevk alacağına eminim. O yüzden türün meraklılarına tavsiye ediyorum.

32 Beğeni

18-27-58-images

Her ne kadar bu kitapları okusam da bu kitap serisi benim için bir başucu serisi görevi görecektir. Zira bu kitabı sürekli karıştırmak, bölümlerini tek tek incelemek gerekir diye düşünüyorum. Bertrand Russell’in felsefe tarihini hem basitçe hemde akademik olarak anlattığını düşünüyorum. Felsefeye meraklı veya batı felsefesini merak eden herkese öneriyorum.


16. Yüzyıl casus faaliyetlerini ve casusların yaşamlarını merak ediyorsanız ve tarih ile haşir neşir iseniz tavsiye ederim. Kitabın ismine aldanıp kurgu veya kurgudan hallice bir kitap sanmayın. Yanlış değilsem 10 yıllık titiz bir çalışmanın sonucunda çıkan bir makalenin kitaplaştırılmış ve basitleştirilmiş hali. Dediğim gibi konuya merakı olan kişilerin hayran kalacakları ancak hocanın ismini öyle veya böyle duyup kitabı alanların hayal kırıklığına uğrayacakları bir eser.

18 Beğeni

Belirtmeyi unutmuşum önsözü, sonsöz niyetiyle okursanız daha hoş bir okuma olur.

1 Beğeni

images - 2021-01-03T173936.859
İlk defa Le Guin okuyorum. Yıla benim için yeni bir yazarla başlamak istedim. Tavsiyeler üzerine ilk kitabından başladım. Etkileyici bir evren yaratımı var. Peşinen eleştirimi de yapayım, bence bu evren ve süreç çok daha uzun ve güzelce ele alınabilirdi. İlk romanı olduğundandır büyük ihtimalle. Bildiğim kadarıyla bir seriye de dahilmiş, kronolojik olarak okumaya yıl içinde devam edeceğim zaten.

Kitaba gelirsek, bilimkurgu türüne dahil ama bazı noktalarda fantasik kavramlarla çok iç içe girmiş gibiydi. Sanırım Le Guin’in özel dili bu. Yani kitapta uçanatlar da var, ışık hızında seyahat de. Tabi bunlar bir temel ve arkaplan içerisinde bir araya getirilmiş.

Kısaca konuya değinecek olursam;
Formalhaut gezegeninde yaşayan 3 farklı ırkı araştırmak için gezegene gönderilen Gaveral Rocannon, kitabın başında karşılaştığımız ve Le Guin’in daha öncesinde yazdığı bir öyküde de yer alan Semley ve onun kolyesiyle alakadar olur. Bir süre sonra Faraday ismindeki isyancılar gezegeni istila etmektedir ve Rocannon istilacıları durdurmak için yeniden Semley’in de dahil olduğu Angya’ların lordu olan Hallan Hanedanlığı ile ilişki kurar ve gezegenin kaderi için onlarla beraber savaşır. Uzay gemilerine karşı Rocannon’un elinde sadece bilgisi, sadık dostları ve ona yardım edecek bir gücü vardır.

Kitap hoşuma gitti, yaratılan evren muhteşem. Arkaplanda yatan toplumlara ve gezegenlere ileri medeniyetler tarafından bakış, ortalama üstü bir adam olan Rocannon’un cahil gezegen halkı tarafından tanrı yerine konulması gibi olgularla güzel mesajlar vermekte.

Kitaba puanım 8/10.

25 Beğeni

Akıcı ve keyifli bir kitaptı. Bu kitabı okurken aklıma, yüzüğün Frodo Baggins’e emanet edilmesi olayı geldi. Gwendy de bir nevi yüzük taşıyıcısı gibiydi.

16 Beğeni

Yazarı tarafından iptal edildi. Silinmesini istemiyor, böyle kalsın. Kapladığı yer için özür diliyorum.

18 Beğeni

Yabancı Yayınları herhalde kitaplığımda rafı olan tek yayınevi. Ondan genelde Yabancıdan gidiyorum. Hava Uyanıyor serisine kısa bir ara verdim çünkü hem aynı Dünya sıktı hem de 3.kitap sonunda birşeyler nihayete eriyor ve başka şeyler okumaya izin veriyor.

7 Beğeni

Hainli döngüsünün ilk üç kitabını ben çok kötü hatırlamıyorum ama 4. mü yoksa 5. mi hatırlamıyorum Karanlığın Sol eli muhteşemdi. Sorsan şimdi ne oluyordu diye yeminle hatırlamam ama bana kalırsa serideki Mülksüzler dahil hepsinin en iyisi bile diyebilirim. Devam edip onu da okursanız etiketleyin beni lütfen. Yorumunuzu merak ettim.

3 Beğeni

image

Serideki kitaplar içinde en çok keyif aldığım kitaplardan birisi oldu. Bitirince güncelleme yaparım.

10 Beğeni

Bence Mülksüzleri, Karanlığın Sol Elinden daha çok sevecek. Girelim mi iddiaya xd

5 Beğeni

Girelim. 50 lira altı bir kitabına :thinking: Ama hile yok @kalsedon.okur

3 Beğeni

Nasıl hile yapabilirim ki? Manipülatif bir kişiliğim bile yokken ^^

1 Beğeni

Onu asla bilemeyiz. :grimacing: Türkçe okumadım umarım çevirisi iyidir Left Hand Of Darkness’ın :grimacing::sweat_smile:

2 Beğeni

Olur tabi. Devam edeceğim yıl içinde Hainli Döngüsü’ne. Peşinen söyleyeyim daha fazla bilimkurgu olan daha fazla hoşuma gider. Yine de her an her şey olabilir. :smirk: (Taraf da tutmam zaten ben, bana “giren-çıkan” yok.)

4 Beğeni

Locke Lamora’nın Yalanları. Muhtemelen arkasından Akhilleus’un Şarkısı gelecek.

2 Beğeni

Çok güzel 6 hikayeden oluşan bir taşlama kitabı. Sanırım Jose Saramago’ya Nobel ödülü kazandıran kitapta buymuş. Sadece 6. hikayeyi sevmedim ama ilk 5 hikaye oldukça güzel. Yazar bu kitapta yazım kurallarına uyarak yazmış onu belirteyim. Okurken zorlanmayacağınız ve acayip keyif alacağınız bir kitap.

1.Hikaye Sandalye: Antonio de Oliveira Salazar’ın sandalyeden düşerek ölümünü çok güzel anlatmış.

2.Hikaye Ambargo: Arabası tarafından rehin alınan bir adamın hikayesini okuyoruz.

3.Hikaye Kısırdöngü: Ölüm korkusu olan bir kralın artık ölü görmek istemeyip tek ve büyük bir mezarlık inşa ettirip oraya gömülmesini emreder. Toplumun alışkanlıkları, yaşayız tarzı bu emire göre şekillenir.

4.Hikaye Nesneler: A’dan Z harfine kadar bölünmüş bir toplumsal sınıf düşünün. İnsanların ellerinde harfler var ve o harflere göre itibar görüyorsunuz. Bunun dışında eşyalar isyan ediyor; televizyonlar, apartmanlar, koltuklar, elinize sürdüğünüz ilaçlar, sürahiler, merdivenler… yer değiştiriyor ya da bir bakıyorsunuz artık kaybolmuşlar.

5.Hikaye Sentor: Mitolojik bir hikaye olan At-Adam hikayesini çok güzel anlatıyor.

6.Hikaye Kısas: Bu hikaye çok kısa ve işin açıkçası bir şey anlamadım :smiley:

İlk kez böyle bir yorum yapıyorum umarım spoiler yoktur, varsa hemen uyarın :slight_smile:

26 Beğeni

25815891.SY475

Ivo Andric - Drina Köprüsü

2021 yılı için bir okuma listesi hazırlamadım fakat elimden geldiğince Nobel ödülünü almış yazarlara eğilmeyi planladım. İlk okumam ise Ivo Andric - Drina Köprüsü oldu.

Bu kitap bir başyapıt. İnanılmaz bir eser. 2021’e böyle bir kitapla başlamatan mutluluk duydum. Umarım bütün yıl böyle güzel kitaplarla geçer.

Öncelikle bu kitaptaki dram, psikolojik olarak insanı mahvedebilecek düzeyde. Yani hassas okurlara pek önermiyorum. Özellikle başlarda tansiyon dram anlamında çok çok daha yüksek. Daha 50. sayfalarda bir kazık sekansı var ki, o bölümleri rahat rahat okuyabilmek için insan olmamak lazım.

sokollu-mehmet-paşa

Drina Köprüsü, öyle sürekli karşınıza çıkabilecek kitaplardan değil. Her yönüyle, anlatımı, yoğunluğu, tarihi katmanları, karakterleri, her ama her şeyiyle çok büyük bir kitap. Masallarla bezeli gerçek, tarihten beslenen kurgu, yazarın o inanılmaz betimleme yeteneği… Aman Allah’ım. Uzun zamandır böyle bir kitap okumamıştım. Tüm zamanların en iyi kitapları seçkimde kendine yer edinebildiğini söyleyebilirim. Belki ilk 3-5’e girmez ama mutlaka listeye girer.

1820319_21f1f910d615e6234061946571962c86_640x640

Okuması kolay sayılmaz. Sayfa başına kelime sayısı fazla olan kitaplardan. Yoğun ve boşluksuz satırlarıyla, her devireceğimiz sayfa emek istiyor. Burada çeviriye de değinmek isterim. Hasan Ali Ediz’in muhteşem ve hatasız çevirisi ile basılan bu kitabın dili, sayın Ediz’in tarzından ve yetkinliğinden dolayı genç okuru biraz da olsa zorlayabilir esasen. Kendisinin çeviriye ve cümlelere bakışı tam anlamıyla sanat olsa da çabuk tüketebileceğiniz hafif cümleleri yok. Tıpkı yazar gibi, çevirmen de biraz özen göstermenizi istiyor esere okurken. Kitabın diğer çevirmeni Nuriye Müstakimoğlu’nu da anmazsak ayıp etmiş oluruz. Eser Sırpça aslından çevrilmiş. Gönül rahatlığıyla kitaplığınıza ekleyebilirsiniz.

goodreads

19 Beğeni

Hasan Fehmi Nemli de çok beğendiğim bir çevirmendir ama burada çevirmen Hasan Ali Ediz. Galiba ikisi de Hasan olunca karışmış.

4 Beğeni

Aynen öyle çok özür dilerim düzeltiyorum şimdi. Aslında Hasan Ali Ediz diye düşünüp öyle yazmışım :smile:

Yaşlılık işte.

1 Beğeni

images (1)

Kitabın kahramanlarından Bobbi Anderson ormanda gezerken ayağı bir şeye takılır ve kasabada bulunan insanların hayatı değişmeye başlar.

Stephen King’in bir kasabada geçen kitaplarının özelliklerini taşıyor, başta birbirinden bağımsız olan olaylar yavaş yavaş bir araya geliyor.

Anlatım tarzı yine bildiğimiz Stephen King ama olaylar benzer kitaplara göre daha hızlı gelişiyor. İki günde 400 sayfa okuttu.

Sonu tatmin edici mi bilmiyorum daha bitirmedim ama kitap yarısına kadar gayet güzel ilerledi.

19 Beğeni