Hangi Kitabı Okuyorsunuz? (Detaylı İnceleme)

Dune Çocukları bitti. Başlarda zorlanmıştım okurken ama sonradan açıldı kitap. Yazarın tarzına iyice alıştım diyebilirim. Sadece kitapların içinde geçen “aldığı eğitim sayesinde, aldığı eğitim sonucunda” vs bu tarz cümlelerin tekrarlanması sıkıyor biraz. Onun dışında merakla okuduğum bir kitap oldu. Sırada Dune Tanrı İmparatoru var. Onu da bir an önce okumaya başlayacağım. Herbert’in oğlunun yazdığı üçlemeleri de okumamı önerir misiniz yoksa hiç bulaşma mı dersiniz?

2 Beğeni

İblis Döngüsü – 2. Cilt = Çöl Mızrağı — Peter V. Brett

Serinin ilk kitabı Dövmeli Adam’da ilk 150 sayfa hayal kırıklığı olarak ilerlemiştim. Kitap ise ortalarına doğru çok güzel hamleler yaparak açılmış ve beni kendisine fazlasıyla bağlamıştı. Neticede ilk kitabın kapağını kapatmamla birlikte bir hışımla 2. cilde daldım.

İkinci Cilt farklı karakterlerin gözünden olaylara bakmamızı sağlıyor ama onların hikayesi de heyecanı son derece diri tutuyor. Bu açıdan yazar 2. ciltle birlikte üzerine koymuş diyebilirim.

Yazarın sevdiğim bir yönü de karakterlerine çok acımaması. Yeri geliyor tecavüze uğruyorlar, yeri geliyor ölmekten beter hale geliyorlar.

Geceleri iblislerin dolaştığı ve insanların yaşam alanlarında rehin kaldığı bir dünyada hoş bir epik fantezi-gerilim yaşamak isteyen arkadaşlara önerebileceğim bir seri.

7 Beğeni

Diğer kitapları boşver! Asıl dune ilk üç kitapta ve sonraki üç kitapta biraz evreni tamamlamak için… gerisi ise bana para tuzağı gibi geliyor.

Aralarından bir tek cihat üçlemesi gözüme hoş geliyor.

4 Beğeni

Bende hanedanlık üçlemesi var ama sırf Paul’dan önceki olayları merak ettiğim için almıştım yani beklentim yok. Yazarın oğlunun kitaplarını pek kimse beğenmiyor zayıf bulunuyor genelde. Geçmişteki olayları merak ediyorsan al ama öteki türlü gereksiz kitaplar epey pahalı zaten.

2 Beğeni

Son zamanlarda okuduğum kitaplar bir türlü beni kendine çekmedi malesef. Otostopçunun Galaksi Rehberi de bunlardan biriydi. Okuyorum okuyorum bi yere varamıyorum konuya bir türlü giremiyorum hissi verdi bana. Her sayfayı tamam bu sefer girecek zemini oturacak kitabın diye çevirdim ama zor bitirdim desem yeridir.
Forumda şevkle okuyan arkadaşları gördükçe çok hevesleniyordum. Belki de çok beklentiye girdiğimden oldu bilmiyorum. Devam kitaplarını okuyacağımı sanmıyorum en azından yakın gelecekte.

3 Beğeni

Şu an okumayı ben de deniyorum. Aynısı bana da oldu 50 sayfa okuyup iki gün sonra en baştan bir kere daha başlayayım dedim. Araya Zweig kitapları felan da soktum ama yine olmadı.

4 Beğeni

Ben de ikici kitabın yarısında bıraktım. Kitabın içine giremedim gitti. İlk kitap çok güzeldi. Biraz ara verip devam ederim artık.

2 Beğeni

Tek olmadığıma sevindim 70 sayfa okudum. eee falan modundan çıkamadım bi türlü. Galiba tarzı bana hitap etmedi sarmayınca bidaha açmamak üzere kapattım. Zaten çok kitap var okuyacak olmuyorsa zorlamaya gerek yok diye düşünüyorum.

2 Beğeni

Hocam son zamanlarda demişsiniz ama yine de yazmak istedim. Bu biraz Otostopçunun Galaksi Rehberi’nden kaynaklı bir durum olabilir. Bir oturuşta oh amma okudum denilen bir kitap değil maalesef. Ben de anca 20-30 sayfa okuyabiliyordum en fazla. Kabalcı basım küçük fontlu basımdı benimki, yani normal font olarak düşününce 40-50 sayfa oluyor en fazla. İlk iki kitaptan sonra daha da zorlaşıyor kitap. Forumlarda övülmesi sadece buraya mahsus değil her yerde övülüyor fakat ben de abartıldığını düşünüyorum biraz. Ben son kitaba geçtim ama başlayamadım bir türlü. Araya başka kitaplar sokuyorum.

2 Beğeni

@AeroKnight-sama @Pennywise @Ufuk @galeme
Arkadaşlar asıl ben tek olmadığıma sevindim :grin:. Bi ara açtım baktım bile acaba yanlış kitaptan mı başladım ve ya yanlış bir yol mu izledim diye kendimden şüphe ettim :sweat_smile:
Her neyse her kitap her okuyucu birbirine uyacak diye birşey yok. Demek ki biz birbirimize uygun değilmişiz.

6 Beğeni

Valla ben sizden daha önce mesaj atmıştım Otostopçu konusunda ve ilk defa sizleri görünce ben de sevindim ne yalan diyeyim.
Bu seriyi sevmenin yolu, kurguya fazla takılmadan mizahın keyfine vararak öylesine okumak. Yani seri kendisini ne kadar ciddiye alıyor ki ben de ciddiye alayım? Böyle düşününce daha güzel oluyor.

5 Beğeni

İstemeden -yoksa isteyerek mi- kulak misafiri oldum.Bence fena değildi…

1 Beğeni

@CHALLENGE_TV
@AeroKnight-sama

Teşekkürler. Hemen bakıyorum bu kitaplara.

1 Beğeni

Psikonet’in Psikoloji kitaplarına başladım. Bu kitaplar aslında kişisel gelişimin bir parçası yani doğal olarak da “psikoloji”. “Kişisel gelişim okumam ben ya ıyk, mıyk” yapan insanların bunları okuyup kendilerini kandırmaları çok tuhaf. Hayatta her şey kişisel gelişimin bir parçasıdır. Hayatta yaptığınız çoğu şeyde başka birinin, başka zamanda yaptığı aktivitenin özentisi sonucu oluşmuştur. Bunlara da “özenti” kelimesi hakaret olarak gelir mesela.

Neyse kitaplar Bilişsel Davranışçı Terapi alanında cidden başarılı özellikle David Burns’un yazdığı kitaplar. Psikolojinin bu alanının insanların gerçek hayatında uygulamasına daha uygun ve entegre olduğunu düşünüyorum. En azından hepimizin gerçek hayatta zaten bildiği şifreleri, uzmanlardan duyarak neyin ne olduğunu öğreniyorsunuz.

4 Beğeni

Lejyon 2 / Kayıp Cesedin Peşinde

İlk kitabı okuyup da tam doyamamışken dayanamayıp ikinciyi de aradan çıkarttım. Bir elimde süpürge bir elimde kitap cesetlerin peşine Lejyonla birlikte düşüverdim. Büyük punto ile basıldığı için sayfa sayısının yanıltıcı olacağını söylemek isterim. Bir çırpıda okunup yine sizi ortada damdazlak bırakıyor. Biraz Sherlock gibi bir yapısı olsa da özünde olayları çözümleme sistemi oldukça akıl dışı. Daha önce de belirtmiştim zaten bir çeşit psikolojik rahatsızlığı kendi lehine çevirebilmiş birisi Lejyon ama gelin görün ki insanın beyninde o kadar çok insan olunca bazen işler karışmıyor değil. Yine keyifliydi. Keşke bazı sorulara yanıt verseydi…

Bu kitapla alakalı kafamda deli sorular var. Ne olacak şimdi o kadının eşi? Nereden çıktı? Üstelik ilk kitaptaki J.C.'nin yaptığı şeyin bir açıklamasını bu kitapta bulmayı ummuştum ama bulamadım. Üçüncüyü yana yakıla bekleyeceğim mecbur.

Genelde arka kapak yazısı paylaşırım ama bunu koymayacağım. Hiç merakı kalmıyor. Arka kapak yazılarındaki bu esaslı spoiler sorunu ne zaman çözülecek bilmiyorum. Sırf insanların dikkatini çeksin diye olur olmaz her şeyi yazıyorlar.

Daisy Miller

Klasikleri Bordo Siyah’dan okumayı severim. Bu yüzden de ne zaman rastlasam mümkün olduğunca almaya çabalarım. Bundan on üç sene önce Uğultulu Tepeleri okuduğumdan beri en sevdiğim yayınlardan birisidir. Çevirilerinde bugüne dek bir sorunlar karşılaşmadım. Belki bilenleriniz vardır. Yoksa da tavsiye edebilirim. Üstelik sahaflarda oldukça temiz olarak 5 tl gibi bir fiyatla veriyorlar genelde fuarlarda. Tabi tatsız bir sürprizle karşılaşmamak için içini iyice kontrol etmenizde fayda var.

Gelelim içeriğe… Toplumların kadın erkek ilişkilerine bakış açısını sessiz bir dille eleştiren bir kitap. Amerikalı olan Daisy Miller’in Avrupa seyahatlerinde sergilediği fazla serbest tavır diğer toplumlarca ayıplanmasını ve genç bir adamın Daisy’e olan ilgisini konu alıyor. Zengin kız fakir oğlandan ziyade, çok zengin ve elit bir ailenin çocuğu olan Winterbourne ile daha az zengin bir ailenin kızı olan Daisy Miller arasındaki imkansızlığı konu alıyor. 19. yy Avrupa’sına farklı bir gözle yaklaşmanızı sağlayan bir eser. Ortamlar ve mekanlar gerçeklerinden esinlenilmiş. Ben betimlemeyi merak edip internetten araştırıp bakmıştım.

Kitabın girişinde yazara ait oldukça geniş bir biyografi bulunmakta. Burada bütün eserleri de belirtilmiş. Aslında iyi de olmuş. Kendisini ilk kez okuduğum ve hoşuma gittiği için eserlerini rahatlıkla not alıp listeme ekleyebilirim. Önsöz kısmını ise beğenmedim. Biraz sıkıcı olmakla birlikte kitaba dair olan merakı da biraz örseliyordu. Beni rahatsız eden tek şey karakterlerin yersiz yüksek sesli konuşmalarıydı. Kafamın içinde bangır bangır bağırmaları hoşuma gitmedi ama bu kitabın ruhuna uygun. Sonuçta çevrelerindeki insanlar duysun diye bilinçli yapılan bir hareketti.

Arka Kapak Yazısı:

Henry James, ayrı sosyal katmanlara ait iki insan arasındaki ürkek, temkinli ilişkinin görünmez, ama sert duvarlara çarpmasını, alt sınıfı hor gören Amerikan aristokrasisinin eleştirisine dönüştürüyor. Sessiz bir eleştiri bu; tıpkı İsviçre’nin sakin gölleri gibi durgun; gürültüsüz bir dünyada ritüellere bağlanmış insan ilişkileri gibi. Bu ortamdan kaçan Daisy Miller Roma’da, Collosium’un sivrisinekleri gibi üzerine üşüşen İtalyan erkeklerinde de aradığı aşkı bulamayacaktır.

5 Beğeni

Lejyon’un çevirisi nasıl?

Sanderson çevirilerinden nefret ediyorum da :slight_smile:

2 Beğeni

Birinci ve ikinci kitap arasında bir tutarsızlık yok. Birinci tekil şahıs anlatımı olması dışında bir sorun göremedim. (Bana göre bir sorundur bu anlatım biçimi) Yazım ve noktalama hatasızdı. Zaten asıl ölçülerde düşünülürse çok ince bir kitap bence ama yine de tereddüt ediyorsanız ve ingilizceniz varsa okuyabilirsiniz. Çok zorlayıcı bir dili olduğunu düşünmüyorum. Oldukça sade bir anlatımı var Lejyon’un.

4 Beğeni

J. D. Barker - 4. Mayumun’u bitirdim. Bu kadar beğeneceğimi tahmin etmiyordum :sweat_smile:

En genel şekli ile “Dedektiflerin kendisini ve kurbanlarını bulması için arkasında sürekli ip uçları bırakarak kendisini bulmaya çalışan dedektifler ile oyun oynayan bir seri katil hikayesi” diyebilirim. Seri katilin dedektiflerle oynadığı gibi J. D. Barker da okuyucu ile oynuyor :smile: Okuyucuyu istediği gibi sürüklüyor, istediği gibi düşünmeye itiyor, istediği köşeye yatırıyor.

Günümüzde olan kriminal olaylar ve katilin çocukluğunda yaşadıkları iki koldan ilerliyor. İki farklı hikayede kendi içinde fazlasıyla sürükleyici. Bir kolu okurken diğerinde ne olacak diye merak ediyorsunuz.

Sonuda çok vurucu şekilde bitti :hushed: Devam kitabı olan “5. Cinayet” Nemesis’den daha bu ay çıktı. Araya birkaç Poe hikayesi serpiştirip en kısa zamanda 5. Cinayet’e başlamayı düşünüyorum.

5 Beğeni

Katip Bartleby - Herman Melville

Uzun süredir adıyla kafamı kurcalayan bir kitaptı. En sonunda beynimde daha fazla yer işgal etmesin dedim. Çeviriyi İlknur Özdemir yapmış. Yazım, imla ve anlatımda herhangi bir kusur yoktu.

Bir avukatın yazıhanesinde işe giren Kâtip Bartleby önceleri çok çalışkan bir tutum sergiliyor. (Yazma konusunda.) Gelin görün ki ilk başlarda yazma harici her şeyi “yapmamayı tercih ediyor.” Aradan biraz zaman geçiyor ve yazma işini de “yapmamayı tercih ediyor.” Bunun üzerine zaten dolmuş olan avukat baştaki merhametli yaklaşımını kaybetmeye başlıyor. Diğer yandan yazıhanedeki diğer üç isim - Hindi, Kerpeten, Zencefil- de pek normal sayılmazlar. Açıkçası iş yeri tam bir tımarhane. Hindi sabahları tatlı mı tatlı olurken öğleden sonra zıvanadan çıkıyor. Kerpeten ise sabahları zıvanadan çıkmış oluyor ama öğleden sonraları mülayim birisi. Zencefil de getir-götür işini yapan küçük bir çocuk. Bir de üstüne hiçbir şey yapmamayı tercih eden bir adam düşünün.

Trajikomik bir hikaye aslında. Aynı anda hem sinirleriniz bozuluyor hem üzülüyor hem de kendinizi gülerken buluyorsunuz. Bartleby’in o durağan tavrı bir noktadan sonra çıldırtıyor. Bir yandan anlıyor gibi oluyor ve hak veriyorsunuz bir yandan da sabrınız taşıyor.

Okurken düşündüm acaba ben olsam böyle mi yapardım? Ben olsam ne yapardım? Merhametli ve iyilikçi yaklaşımımı sürdürebilir miydim? Onu anlamaya çalışabilir miydim? Birçok şey sorguladım bir yandan ama sonunda çok üzüldüm. İçimde garip bir keşmekeş oluştu bittikten sonra.

Arka Kapak Yazısı:

“ Wall Street’te, bir avukatın yazıhanesinde katip olan Bartleby ise bir tür alçakgönüllü inatçılıkla çalışmayı reddetmektedir.

Melville, yarım yüzyılı aşkın bir süre önce, yalnızca tüm mantık kurallarına aykırı hareket etmekle kalmayıp aynı zamanda çevresindekileri şaşkın suç ortakları olmak zorunda bırakan Bartleby’nin tuhaf davasını işlemiştir.

Bartleby, ustalığın ya da düşsel imgelemenin uçarılığının ötesindedir; her şeyden önce evrenin gündelik ironilerinden biri olan gerçek faydasızlığı gösteren üzücü ve gerçek bir kitaptır.”

  • Jorge Luis Borges
7 Beğeni

Dune serisi 4.kitap Dune Tanrı İmparatoru okuyorum. Aslında bu kitabı da beğendim ama sanki serinin devamını değil de başka bir kitabı okuyormuşum gibi hissediyorum. Kitaba tam olarak bağlanamadım ama serinin ilk 3 kitabında olduğu gibi bunun da değişik, mistik bir havası var. Sadece yazar bazı konularda tekrara gidiyor, bu bana sıkıntılı geldi. Onun dışında severek okuyorum diyebilirim.

4 Beğeni